{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi  2022/37  Esas 2023/1262  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/37 <br>KARAR NO\t: 2023/1262<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ... ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 29/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/544 Esas  2021/443 Karar <br>DAVACI \t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 07/10/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 28/09/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 29/09/2023<br><br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirketin eski ortaklarından birisinin eşi olduğunu, davalıyı temsilen şirket tarafından yapılan ödemeler ile borçların ödenmediğini, kayıtlara göre toplam borcun 893.332,66 TL olduğunu; müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin bir kısmının ise davalının konut kredisinin müvekkili şirket tarafından borç olarak ödenmesinden kaynaklanan rücu davası olduğunu, alacağın tahsili için davalı hakkında Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2019/9699 E. sayılı dosyasından ilâmsız icra takibi yapıldığını ve davalının itiraz ettiğini, bu sebeple, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07/10/2005 tarihinden şirket hisselerinin devredildiği tarihe kadar davacı şirketin hissedarı olduğunu, boşanmak üzere olan eşinin müvekkilinin hisselerini kandırarak elinden aldığını, yapılan ödemelerin borç olduğunun bildirilmediğini, bu sebeple, davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olup, anlan yetki kuralı kesin yetki kuralı olduğundan mahkemece re'sen nazara alınması gerektiği, dolayısıyla; davacı şirketin merkezinin bulunduğu yerin Polatlı olduğu ve HMK’nın 14/2. maddesine göre özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak kaydıyla ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın ya da üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davaları için ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olması sebebiyle; yetkili mahkemenin Polatlı Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi olduğu, bu nedenlerle mahkemenin yetkisizliğine ve yetkili ve görevli mahkemenin Polatlı Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi olduğuna karar  verilmiştir<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin davalının şahsi harcamalarının olduğu, davalıya ait trafik cezaları, sosyal harcamalar gibi davalının kişisel harcamalarının müvekkili şirket tarafından ödendiği görüldüğünü, ayrıca davalının talebi üzerine kendisine borç verilerek kendi banka hesabına çeşitli ödemeler yapıldığını, müvekkili şirket tüm bu ödemeleri, davalının şirkete geri ödemesi şartıyla yaptığını, müvekkili şirketin alacaklarının bir kısmı ise davalının konut kredisinin müvekkili şirket tarafından ödenmesinden kaynaklı rücu alacağı olduğunu, yapılan ödemelerin niteliği banka işlem açıklamalarından açıkça görüldüğünü, davalının doğrudan kendi banka hesabına konut kredisinin ödenmesi için müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığının sabit olduğunu, tüm bunlara rağmen davalı, müvekkili şirkete borçlarını ödemediği gibi borca ve ferilerine itiraz etmiş takibin haksız yere durmasına sebep olduğunu, açıklanan sebeplerle, toplam 893.332,66 TL’lik borca yapılan itirazın kaldırılarak takibin devamına karar verilmesini talep etmelerinin zorunlu olduğunu, davaya konu alacak davacı müvekkili ile davalı arasında şirket ortaklığı/üyelik ilişkisinden kaynaklı bir alacak olmadığını, davalı, müvekkili şirketin ortağı da olmadığını, davacının müvekkili şirket tarafından, davalı aleyhine Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2019/9699 e. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine konu 893.332,55 TL tutarındaki asıl alacak, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davalıya ve davalıyı temsilen üçüncü kişilere yapılan borç niteliğindeki ödemelerden kaynaklandığını, bu doğrultuda ilgili kanun maddesinin uygulanması mümkün olmadığını, Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi değiştirildiğini ve yeni yargı çevresi ankara ilinin mülki sınırlarını kapsayacak şekilde genişletildiğini, bu anlamda ilgili karara göre, Polatlı’da Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığından, ilgili dava Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde değil, doğrudan Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görüleceğini, bu nedenlerle, istinaf başvurularının kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yerel mahkemenin yetkili mahkeme olarak kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, şirket eski ortağı olan davalıya şirket hesabından ödenen  alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tDavacı şirket ticaret sicil kayıtları, Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2019/9699 sayılı takip dosyası sureti dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavacı yan,davalının, davacı şirketin eski ortaklarından birisinin eşi olduğunu, davalı adına şirket tarafından  ödemeler yapıldığını, kredi borcunun ödendiğini  ancak davalının borcu ödemediğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda şirket merkezinin Polatlı  olduğu, HMK'nun 14/2. maddesi uyarınca Polatlı Ticaret Mahkemesinin kesin yetkili bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı  ... A.Ş. 'nin ticaret sicil kayıtlarıyla şirket adresinin ...olduğu ,davalının şirketin eski  ortağı olup,09.05.2015 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketteki hisselerini eşine devrettiği sabittir.<br>\tYargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda,dava konusu borcun davalının şirket ortaklığından ayrıldığı tarihten sonraki 2018-2019 yıllarına ilişkin olduğu belirtilmiş ise de,davalının cevap dilekçesinde davacı şirketten alacağı olan kar payı ve huzur hakkının tespit edilerek ödenmesini talep ettiği anlaşıldığından somut uyuşmazlıkta HMK 14/2.maddesinin uygulanması gerekir. <br>\tHMK'nun 14/2. maddesi uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık ve üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak kaydıyla bir ortağın diğer ortaklara veya üyesine karşı açacağı davalarda tüzel kişinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu belirtilmiştir. <br>\tKesin yetki ise HMK'nun 114/1.ç maddesinde dava şartı olarak sayıldığından, HMK'nun 115/1. maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir.<br>\t  HMK'nın 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi benimsenmiş olup; uyuşmazlıkların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözümü amaçlanmıştır. Dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak \"dava öncesi ortaklık sıfatı sona eren\" kişinin, daha sonra ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki ilişkilere dayalı uyuşmazlık nedeni ile ortak veya ortaklığa ya da devir alan kişiye karşı dava açılması durumunda ilgili şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili sayılması; iddia ve savunmanın kanıtlanması, uyuşmazlığa ilişkin belgelerin şirketten ya da şirketin kayıtlı olduğu Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden celbi ya da gerektiğinde şirket merkezinde yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerektiğinde şirket temsilcisinin isticvabı gibi hususlar bakımından usul ekonomisi ilkesine daha uygun olacaktır.<br>\tBu itibarla dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak \"dava öncesi ortaklık sıfatı sona eren\" kişinin, daha sonra ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlık nedeni ile ortak veya ortaklığa dava açması ya da bu kişiye dava açılması durumunda HMK’nın 14/2. maddesinde düzenlenen kesin yetki kuralının uygulanması gerekir.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı merkez adresinin Polatlı  olduğu, işbu davada HMK'nun 14/2. maddesi uyarınca  şirketin merkezinin bulunduğu  Polatlı Asliye Ticaret   mahkemelerinin kesin yetkili olduğu, kesin yetkinin HMK'nun 114/1.ç maddesi uyarınca dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek davanın kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 11.Hukuk Darisenin 25.03.2022 tarih  2021/9104 Esas 2022/2412 Karar sayılı ilamı)<br><br>\tHer ne kadar davacı vekili istinaf başvurusunda,Hakimler  ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 608 sayılı ve 07/07/2021 tarihli  kararı uyarınca Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin değiştirildiği ve yeni yargı çevresinin Ankara ilinin mülki sınırlarını kapsayacak şekilde genişletildiğini  ilgili karara göre, Polatlı’da Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığından, ilgili davanın Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde değil,  Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini belirtmiş ise de,somut uyuşmuzlıkta dava tarihi 07.10.2019 olup ,Hakimler  ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 608 sayılı ve 07/07/2021 tarihli kararının 01.09.2021 tarihinden itibaren uygulanacağı dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf nedenlerine itibar edilmemiştir.<br> <br>\tT<br>üm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı  vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55  TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t<br>\t3-Davacı  tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti \ttaktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.28/09/2023<br>   Başkan- ...             Üye - ...                Üye - ...\t            Zabıt Katibi -...<br>   ...             ...          ...             ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8278ad35e54c2627","SID":"2ab127ee53c51972"}}