{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                    İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t<br>ESAS NO\t   : 2023/1389<br>KARAR NO\t   : 2023/1318<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br> <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO \t: 2021/692<br>DAVA TARİHİ\t: 19/10/2021<br>ARA KARAR TARİHİ: 14/02/2023<br><br>DAVA\t: Tapu İptali Ve Tescil, Taşınmaz Bedelinin Tahsili İstemli (Satış<br>\t  Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir, Davalı Şerhi Konulması<br>KARAR TARİHİ                  : 22/09/2023<br>KARARIN YAZ. TARİHİ   : 22/09/2023<br><br>Karşıyaka 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/692 Esas sayılı dosyasından verilen 14/02/2022 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İDDİA VE İSTEK:<br>Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; \"davacı şirket ile davalı ...  A.Ş. arasındaki eser sözleşmeleri gereğince; ... İli, ... İlçesi, ...  Mahallesi, ...  ada ...   parsel sayılı taşınmaz üzerinde planlanan '...  Projesi'ne göre davacının yüklenici olarak inşaatı yapıp edimini yerine getirdiğini, sözleşmeler gereği götürü bedel olarak kararlaştırılan hak edişin karşılığı olarak 6 adet bağımsız bölüm verilmesinin taahhüt edildiğini, ancak bu bağımsız bölümlerin verilmediğini, daha sonra inşaat projesinin önce ...  A.Ş'ye sonra ... A.Ş'ye son olarak da ...  A.Ş'ye devredildiğini projeyi devralan şirketler  ve iş sahibi olan şirket ile çeşitli görüşmeler olduğu,  yazışmalar ve ihtarlar yapıldığı ve arabuluculuğa gidildiği halde davacı yüklenicinin hak ettiği bağımsız bölümlerdeki tapu devirlerinin yapılmadığını\"  iddia ederek, dava konusu 6 adet bağımsız bölümün (dava dilekçesinde bilgileri yazılı) arsa payları üzerine tapu iptali ve tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde rayiç değerlerinin tespit ve tahsiline, ayrıca taşınmazların üçüncü kişilere  devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.<br> SAVUNMA:<br>Davalı ...  A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: \"Müvekkili şirket ile ...  A.Ş. Arasında alt yüklenicilik sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmenin daha sonra taraflarca karşılıklı olarak feshedildiğini, bu nedenle davada taraf sıfatının bulunmadığını\" savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir. <br>İHTİYATİ TEDBİR KARARI:<br>Mahkemece; 14/02/2023 tarihli ara karar ile; \"davadaki iddia ve taleplerin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada dosyada toplanan delillerin dava konusu bağımsız bölümler üzerine talep edilen konularda yaklaşık ispat verilerinin bulunmadığı\" gerekçesi ile, davacı tarafın ihtiyati tedbir isteğinin reddine, davalılar adına kayıtlı bağımsız bölümler üzerine davalıdır şerhi konulmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: \"dava ile ilgili yaklaşık ispatın bulunduğunu ve ihtiyati tedbir yasal koşullarının oluştuğunu\" ifade ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>DEĞERLENDİRME:<br>İlk derece mahkemesince verilen \"ihtiyati tedbir isteğinin reddi\" kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:<br>Dava, eser sözleşmesi gereğince tapu iptali, tescil ve alacak ile ihtiyati tedbir isteklerine ilişkindir. <br>Esasa ilişkin uyuşmazlık; sözleşme gereğince davacı yükleniciye verilmesi gerektiği iddia olunan bağımsız bölümler ile ilgili olarak tapu iptali, tescil ve alacak yasal koşullarının oluşup oluşmadığı hakkındadır.<br>Geçici hukuki korumaya ilişkin uyuşmazlık ise; \"mahkemece verilen ihtiyati tedbir isteğinin reddi  kararının, esasa ilişkin uyuşmazlık ve taraflarca sunulan deliller çerçevesinde HMK.'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen yasal koşullara ve usule uygun olup olmadığı\" hakkındadır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. Maddesinde: \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" Hükmü düzenlenmiştir.<br>Aynı kanunun 392/1. Maddesinde ise: \"İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlananın teminat göstermesi gerekmez.\" Hükmü düzenlenmiştir.<br>Anılan yasal düzenlemelere göre; hukuki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce ya da dava sırasında geçici hukuki koruma olarak istenen ihtiyati tedbir kararının yasal koşulları olarak; \"hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğması\" olasılıkları belirtilmiştir. <br>Hak iddia eden kişinin, bu olasılıkları ifade ederek geçici hukuki koruma istemesi halinde, iddia ettiği vakıaları tam olarak kanıtlaması kendisinden beklenmez. Çünkü, adı üstünde; \"geçici hukuki koruma ve olasılık\" bunu gerektirir. İstek sahibinin, iddialarını yaklaşık olarak kanıtlaması, bunun için en azından iddiaya ilişkin bazı verileri mahkemeye sunması gerekir. Bu durumda mahkemece, iddiacı hak sahibinin muhtemel zararlarını önlemek adına tedbir kararı verilmelidir. Uygulamada genellikle tedbir istekleri mahkemelerce olumlu karşılanmakta olup, yerleşik yargı kararlarında da bunun için yaklaşık ispatın yeterli olduğu yaklaşımı mevcuttur.<br>Ancak; tedbir kararı verilirken, dava sonunda haksız olunduğu takdirde karşı tarafın veya üçüncü kişilerin uğraması olası zararların da mahkemece dikkate alınarak, istek sahibinden uygun bir teminat göstermesi istenmelidir. Kural bu olmakla birlikte, istisnaen bazı özel durumlarda hâkim takdiri ile teminat aranmayabilir. Teminatın niteliği ve miktarı da hâkim tarafından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine ve hakkaniyet dengesine göre uygun ve makul bir şekilde takdir edilmesi gerekir.<br>Ayrıca; bir davada, uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi, kesinleşmiş mahkeme kararının infazını engeller şekilde de tedbire hükmolunmamalıdır.<br>  Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya gelince:<br>Eldeki davada; davacı şirket ile davalı ...  A.Ş. arasındaki eser sözleşmesi gereğince davacı yüklenicinin edimini yerine getirdiği ve kendisine verilmesi gereken 6 adet bağımsız bölümün devrinin yapılmadığı, inşaat projesinin ise diğer davalı şirketlere devredildiği iddia olunarak, tapu iptali ve tescil ile taşınmazların üçüncü kişilere devrinin ve her türlü tasarrufun önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir istenmektedir.<br>Dava konusu bağımsız bölümler yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesine göre fiilen inşa edilmiş iseler de, dosyada tapu kayıtlarının bulunmadığı, dolayısıyla kat irtifakı kurulumu ve kayden bağımsız bölüm oluşumunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belli olmadığı, dava dilekçesindeki isteğin de \"arsa payları üzerine tedbir konulması\" yönünde olduğu, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi içinse arsa paylarının belirlenmesi gerektiği ve tedbir isteğinin ancak bu belirlemeden sonra değerlendirilebileceği, bu arada iddia olunan hususların da yargılamayı gerektirdiği, buna göre bu aşamada ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, ilk derece mahkemesinin isteğin reddine yönelik kararında bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b/1. Maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/692 E. Sayılı dosyasında verilen 14/02/2023 tarihli \"ihtiyati tedbir isteğinin reddi\" yönündeki ara kararına karşı istinaf  başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b/1.maddesi gereğince ESASTAN  REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle alınması gerekli  444,60 TL tedbir harcından, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 363,90 TL harç bedelinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde  bırakılmasına,<br><br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 394/(5) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca kesin olmak üzere, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0522ccce5b5eef92","SID":"55c58f870735209a"}}