{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2488 <br>KARAR NO: 2023/2507<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/07/2023<br>NUMARASI: 2023/412 2023/445<br>Taraflar arasında görülen dava sırasında  davalılardan ....AŞ. vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur. Ret  talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi  davalılardan .....AŞ. vekili tarafından istenilmiş olmakla,  süresi içerisinde verilen istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R Taraflar arasında görülen  dava sırasında   davalılardan .....AŞ. vekili tarafından sunulan ret dilekçesinde özetle; Reddi hakim talebinde bulunan davalılardan .....AŞ. vekilinin  02/06/2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi kurulunun kanunen yasal yeterliliğe sahip olmadığını, kendilerine verilen görevlerini aşarak tespitlerde bulunduklarını, karar oluşturulmasına yardımı olmayacağı açık olan rapor sunduklarını, bu raporun  kendilerine henüz tebliğ dahi edilmeden mahkeme heyeti tarafından yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığına karar verildiğini, müvekkili ... A.Ş.'nin savunma ve adil yargılanma hakkının elinden alındığını, bundan böyle mahkeme heyeti tarafından verilecek kararlara şüphe ve gölge düşürülmüş olduğunu, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 36/2 gereğince mahkeme heyetinin reddi ile haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraflara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ... AŞ.vekili 22/06/2023 tarihli dilekçesi ile 11/05/2023 tarihli duruşmada mahkeme heyetinin tarafsızlığından şüphe uyandıracak olayların vuku bulduğunu, mahkeme dosyasına sunulan 13/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun müvekkiline 22/02/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, süresinde bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, raporun 2 kişiden oluşan bilirkişi kurulunca tanzim edildiğini, bilirkişilerin HMK 266 ve 279 maddelerine aykırı olarak hukuki değerlendirme yaptıklarını, usul yönünden itirazları olduğunu, davacıların hisse devir bedeli yönünden hiçbir alacağı olmadığını, davacılara fazla ödeme yapıldığını, bilirkişilerce hisse bedellerinin doğru hesaplanmadığını, cari hesaplar, huzur hakkı ve ihtarnamelerin esası yönünden ayrıca ve açıkça itirazları  bulunduğunu, mahkemenin 11/05/2023 tarihli duruşmada taraf vekillerine söz verilmeden yargılamanın geldiği aşama ve toplanan deliller çerçevesinde itirazlar ve bilirkişi raporu incelendiğinde yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığına, maddi donelerin toplandığına hukuki yorumun mahkemeye ait olduğuna dair karar verdiğini, kendilerine rapora itirazlarını açıklamak üzere söz verilmediğini, bu ara kararın diğer davalı henüz duruşmaya katılmadan verildiğini, celsenin devamında bahsi geçen diğer davalı vekilinin duruşmaya katılarak bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediğini beyan ettiğini, buna rağmen mahkemenin yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına veya ek rapor alınmasına gerek bulunmadığı yönündeki kararının görüşünü tartışmaya kapattığı anlamında olduğunu, bunun mahkeme heyetinin önyargısız şekilde karar veremeyeceği tehlikesinin sübut bulduğunun göstergesi olduğunu iddia ederek  HMK 36 ve devamı maddeleri uyarınca mahkeme heyetinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.  Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup,  HMK 36.maddesi hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde  taraflardan birinin hakimi reddedebileceğini, hakimin de bizzat çekilebileceğini hükme bağlamıştır. Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye  kanunen gerekmediği helde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen red sebepleri sınırlı olmayıp, HMK 36.maddesinde belirtilmeyen ancak hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren başka sebeplerin de hakimin reddini gerektireceği açıktır. Dosya kapsamına göre, somut olayda  HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen hakimin reddi  ve çekilmesini  gerektirecek sebeplerinin  bulunmadığı; reddeden davalı ... A.Ş tarafından bozma sonrası alınan bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmemesine rağmen   duruşmada taraflara tebliğ edildiği yönünde  tespit yapılıp itirazların reddine karar verildiği,  raporun tebliğ edilmeyerek savunma hakkının elinden alındığı ve yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı yönündeki ara karar ile görüş beyan edildiği,  adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin sebepler ile; diğer davalı ....A.Ş tarafından alınan raporlara yapılan itirazların göz ardı edilerek taraflar dinlenmeden yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığına yönelik karar alındığı,  hakimin görüşünü açıkladığı, diğer davalıya raporun tebliği yapılmadan  karar alındığı,  heyetin tarafsız davranmadığı yönünde kanaat oluştuğu ve adil yargılanma hakların ihlal edildiği  ve  diğer red sebebi olarak ileri sürülen hususların bir kısmının işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilmeyeceği,  tahkikatın yürütülmesi delillerin toplanması gibi hususlar bakımından mahkeme hakimin taktir hakkı bulunduğu, bir kısım iddiaların soyut nitelikte kaldığı  yönündeki merci değerlendirmesi yerindedir.Bu itibarla ilk derece mahkemesinin reddi hakim talebinin reddine ilişkin kararı hukuka uygundur. İlk derece mahkemesince HMK'nın 42/4 maddesi gereğince davalılar  aleyhine  para cezasına hükmedilmişse de, tüm dosya kapsamına göre davalılar  red talebini kötü niyetle yaptığına ilişkin bir olgu veya bilgi söz konusu olmadığından davalılara  para cezası ile tecziyesi yasaya uygun değildir.  Bu husus yeniden yargılamayı gerektiren bir eksiklik olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında aşagıdaki şekilde yeniden hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca;  İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  2023/412 D.İŞ Esas  2023/445 D.İş Karar  sayılı kararının  KALDIRILMASINA,2-Davalıların reddi hakim talebinin   reddine, 3-HMK’nın 42/4 maddesinde öngörülen koşullar mevcut olmadığından  davalılar  hakkında disiplin para cezası tayinine yer olmadığına,4-Davalılar tarafından yapılan istinaf giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 06/10/2023  tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>KANUN YOLU: Kesin olmak üzere </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb03b6d40aad5104","SID":"b211d14072486ada"}}