{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/44 - 2023/1869<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/44 <br>KARAR NO\t: 2023/1869<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t:<br>ÜYE\t:<br>KATİP\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/10/2021<br>NUMARASI\t: 2018/... Esas, 2021/... Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1-<br>\t: 2- <br>\t 3-<br>VEKİLİ\t: Av.<br>DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av.<br>\t Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: <br><br>Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih ve 2018/... Esas,  2021/... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.06.2017 tarihinde sürücü ...' ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken oradan geçmekte olan olan müvekkil ...' e çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, söz konusu trafik kazasında müvekkili ...'in sakatlandığı ve kısmi olarak iş göremez duruma geldiği, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/... Sor. Sayılı dosyası ve içindeki ifade tutanakları ile kaza tespit tutanağı  sürücü ...'ın  kazaya sebebiyet verdiği için tam kusurlu olduğu, Kazaya karışan ... plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet sigortası ... poliçe numarası ile davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yapıldığı, 22/03/2011 doğumlu müvekkilinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda sağ humerus kırığı oluştuğu ve kaza neticesinde müvekkili küçüğün safra kesesinin alındığı, söz konusu yaralanmalar neticesinde müvekkil çocuğun kalıcı olarak maluliyet yaşadığı, bu nedenlerle öncelikle davanın kabulü ile 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğu, bu poliçedeki kişi başı sakatlık ve  ölüm teminatları ise kaza tarihi itibariyle kişi başına poliçe limiyle sınırlı olduğu,  kaza Tespit Tutanağında sigortalı araçlarının bu kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğu, asli kusurun davacı yayaya verildiği, bu sebeple davanın müvekkili şirketin sigortalısının kusursuz olması gerekçesiyle reddi gerektiği, davacının maluliyetinin tespitinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılmasının gerektiği, tazminata hükmedilecekse aktüer sıfatına haiz bilirkişilerce hesaplanın yapılmasının gerektiği, öncelikle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, açılan davanın kabulü ile,71.521,08 TL maddi tazminatın 11/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olmasının ve hesaplamanın TRH 2010 1,8 tenkik faiz tablosu ve ödeme tarihindeki verilerin esas alınarak yapılması gerektiğini, aksi durum başvuranın sebebpsiz zenginleşmesine mahal vereceğini, hatalı hesaplama kriterleri ile oluşturulan hesap raporunun hükme esas teşkil etmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından mağdurun 19 yaşına kadar dönemsel agisiz asgari ücretler üzerinden, 19 yaşından sonra ise agi dahil asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, oysa ki  mağdurun 18 yaşında gelir elde etmeye başlayacağı varsayımı ile, 18 yaşından itibaren hesaplama yapılmasının gerektiğini, bilirkişi tarafından mağdurun 61 yaşında pasif döneme geçeceği varsayıldığını, oysa ki 60 yaşında pasif döneme geçeceği varsayılmasının gerektiğini, bilirkişi tarafından 1 aylık süre için brüt asgari ücret üzerinden bakıcı gideri hesaplamasının yapıldığını, oysa ki müvekkili şirketin bakıcı gideri, geçici iş göremezlik giderlerinden sorumluluğunun bulunmadığını, maluliyete dayalı tazminat hesaplarının aktüeryal metodlarla yapılmasının gerektiğini, bu nedenle bilirkişi incelemesinin hazineye kayıtlı aktüerler aracılığı ile yapılmasını talep ettiklerini, hesaplamanın TRH 2010 ve 1.8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, maluliyete dayalı tazminat hesaplarının aktüeryal metodlarla yapılması gerektiğini, bu nedenle bilirkişi incelemesinin hazineye kayıtlı aktüerler aracılığı ile yapılmasını talep ettiklerini, raporda bildirilen ve hesaplaması yapılan tıbbi iyileşme süresi, medikal harcamalar, tedavi gideri, mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresi poliçe kapsamı dışında olduğunu, mağdur şahsın çocuk olması sebebiyle çalışmadığı gibi geçici iş göremezliğe ilişkin de hak edişi bulunmadığını, bu sebeple yerel mahkeme tarafından geçici iş göremezliğe de hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, müvekkili kurumun yalnızca başvuru tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Davalı vekilinin bilirkişinin sıfatına yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davacı vekili zarar hesabının aktuer siciline kayıtlı bir bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de hükme esas bilirkişi raporunu hazırlayan ... ve ...'in Adana Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişi Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan bilirkişi listesinde kayıtlı olduğu anlaşıldığından bu bilirkişiler tarafından zarar hesabı yapılmış olmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu yönüyle istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin hesaplama yöntemine ilişkin istinaf başvurusuna yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusu incelemesinde;<br>Davalı vekili hükme esas alınan hesap raporunda prograsif rant yöntemi kullanılmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, <br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan;  “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…”  şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki  “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) <br>İlk derece mahkemesince hükme esas alınan hükme esas alınan 12.04.2021 tarihli aktüer raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak davacının zararının TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile belirlenmiş olduğu anlaşılmıştır.  Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, davalının hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin davacının 18 yaşından küçük olması nedeniyle zarar hesabının 18 yaşından itibaren yapılması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusuna yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusu incelemesinde;<br>Yargıtay\t4. HD'nin 16.06.2022 tarih 2021/13625 E. 2022/8912\tK.sayılı ilamına göre;\"\tDavacı taraf, davacının davaya konu kazada yaralanıp daimi maluliyete uğradığı iddiası ile maddi tazminat isteminde bulunmuş; Hakem Heyetince, davacının 18 yaşını doldurduğu tarihten itibaren daimi maluliyetin hesaplanmasında dair oluşturulan ara karar gereğince alınan hesap bilirkişi raporu ile belirlenen miktar hüküm altına alınmıştır. Ancak, karara esas alınan raporda yapılan hesaplama yerinde değildir.<br>\tSorumluluğu doğuran olayın zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali, 6098 sayılı TBK m. 54'de (BK m. 46/1) özel olarak hükme bağlanmıştır.<br>\tSorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda mal varlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin mal varlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin mal varlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>\tÇalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713). <br>\tBununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya mal varlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de, bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb. gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarf etmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak görülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğu kabul edilmelidir.<br>\tSomut olayda, karara esas alınan bilirkişi raporunda, kaza tarihinde 14 yaşında olan beden gücü kaybına uğrayan davacı Veysel'in 18 yaşından itibaren kazanç sağlamaya başlayacağı kabul edilerek bu yaştan itibaren zarar hesabı yapılmış ise de, yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde tutularak davacının sürekli çalışma gücünü yitirdiği tarihten itibaren zararın oluşacağı kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğinden yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir..\" şeklinde belirtilmiştir.<br>Bu itibarla; kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan çocukların uğradığı zarar miktarının hesaplanmasında 18 yaş öncesi dönem için efor kaybı hesabının yapılması , iyileşme süresi için de, zarar gören davacının tespit edilen maluliyet oranına göre hesaplama yapılarak kaza tarihinden itibaren hesaplama yapılması Yargıtay 4. H.D'nin yerleşik uygulamaları ile de kabul edilmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2022 tarih 2021/27196 E. 2022/9433\tK. Sayılı ilamı) buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının 18 yaşına kadar süreçte efor kaybına bağlı olarak zarar hesabı yapıldığı dikkate alındığında davalının bu yöndeki istinafının reddi gerekmiştir.<br>Davacının pasif dönem hesabının hatalı belirlendiğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; davacının dosya içerisindeki nüfus kayıt örneğine göre 22/03/2011 olduğu 60 yaşının sonuna kadar çalışma hayatının süreceği bu tarih itibariyle pasif döneme başlayacağı anlaşılmakla bilirkişi tarafından 2071 yılının aktif dönem sonu olarak kabul edilmiş olması ve buna göre hesaplama yapılmış olmasında bir yanlışlık olmadığından bu yöndeki istinafın reddi gerekmiştir.<br>Davalının bakıcı giderine yönelik yapılan istinaf başvurusu incelemesinde;<br>Davacı vekilinin mahkemesine sunduğu dava dilekçesi incelendiğinde davacının sadece 500,00 TL kalıcı işgöremezlik ve 500,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri tazminatı talebinde bulunduğu görülmüştür. Davacının dava dilekçesinde bakıcı gideri zararına ilişkin olarak her hangi bir talebi bulunmamaktadır. <br>Bilindiği üzere ıslah yoluyla önceki talebin tamamen değiştirilmesi veya genişletilmesi mümkün olmakla birlikte, ıslah yoluyla dava dilekçesinde bulunmayan yeni bir talebin eklenmesi olanağı yoktur. <br>6100 Sayılı HMK.nın 297. maddesinde verilen hükümde, iddia ve savunma yönünden toplanan deliller, delillerin tartışması, varılan sonuçla ilgili hukuki nedenler, taraflara  Yüklenen borç ve sağlanan hakların kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması gerektiği belirtilmiştir. HMK.nın 26. maddesine göre Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br>HUMK.'nun 83. ve devam maddelerinde(6100 sayılı HMK 176. ve devamı maddeleri) düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Bu hale göre  yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmadığı gibi, ıslahla  dava dilekçesinde talep edilmeyen geçici işgöremezlik tazminatı istenemeyecektir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2015/13133 esas  2018/7216 karar sayılı kararı  benzer yönde Yargıtay\t13. Hukuk Dairesinin 2016/108 esas  2018/9096 karar numaralı kararı) <br> Buna göre davacının dava dilekçesinde talep etmemiş olduğu bakıcı gideri yönünden usulüne uygun olarak harcı yatırılmak suretiyle açılmış bir dava bulunmadığından davacının 08/09/2021 günlü ıslah dilekçesiyle talep etmiş olduğu, bakıcı giderine ilişkin talep yönünden karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hükümde hüküm kurulması gerektiği halde bu talep yönünden kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Bu yönüyle davalının istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.<br>Yine davacı vekilinin dava dilekçesinde 500,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya arasında bulunan bilirkişi roporlarına göre SGK tarafından karışlanmayan tedavi giderinin 1.100,00 TL olduğu davalı sigortanın ise sigortalı araç sürücüsünün kusuruna göre bu miktarın 330,00 TL'lik kısmı ile sorumlu olduğu belirlenmiştir. Şu halde davacı vekilinin 500,00 TL'lik tedavi gideri talebinin 330,00 TL'lik kısmının kabulü ile bakiye 170,00 TL'lik talebin reddine karar verilmesi gerektiği halde bu talebin tümüyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.  Bu yönüyle davalının istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.<br>Davalı vekilinin tedavi giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf başvurusu yönünden;<br>Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil, ancak sözkonusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderlerleri, 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalının belgeli olmayan tedavi giderleri yönünden belirlenen zararın teminat dışında olduğuna yönelik istinaf başvurusunun reddi gereklidir.<br>Davalı vekilinin faiz tarihine yönelik istinaf başvurusu yönünden;<br>  Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde ya da başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.<br>Somut olayda davalı sigorta şirketine davadan önce yapılan başvuru üzerine 26/12/2017 tarihinde hasar dosyasının açıldığı başvurunun ulaşması tarihinden itibaren 8. İş gününün 11/01/2018 tarihine denk geldiği anlaşılmakla sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinin doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>HMK 353/1-b-2 maddesine göre\" Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı, davalının istinaf başvurusunun kısmen haklı görülmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmek üzere yeniden hüküm kurulmak suretiyle HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile,<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca  düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih ve 2018/... Esas,  2021/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında  karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; <br>2-Davanın  KISMEN KABULÜ İLE,<br>-70.990,08 TL maddi tazminatın 11/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>-Bakıcı giderine ilişkin talep yönünden Karar Verilmesine Yer Olmadığına,<br>3-a-)Karar tarihi itibariyle alınması gereken 4.849,33\tnisbi karar ve ilam harcından peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 276,9‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.572,43 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>b-)İlk derece mahkemesince 13/10/2021 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, <br> c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen  bakiye harçtan mahsup edilmesine, fazla yatan kısmın iadesine,<br>4-Davacı vekili tarafından yatırılan toplam 276,90 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak 17.900,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davalı vekille temsil edildiğinden red olunan kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak 170,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br><br>7-Davacı vekili tarafından sarf edilen tebligat gideri, müzekkere gideri,  bilirkişi gideri, Adli Tıp Gideri olmak üzere toplam 3.867,60 TL'nin kabul red oranına göre 3.838,89 TL ücretin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>8-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, <br>İstinaf giderleri açısından;<br>9-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep  halinde iadesine,<br>10-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br>11-Davalı tarafından yapılan 80,60 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>12-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>13-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, İstinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.17/10/2023<br>\t\t\t\t<br>  <br>  Başkan-                 Üye-                    Üye-               Katip-<br>       İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f9b68a8148a8ac95","SID":"d0bf3fcb58fd74cb"}}