{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/924 - 2023/530<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/924 <br>KARAR NO\t: 2023/530<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2016/330 Esas 2021/40 Karar<br><br>DAVACI\t:\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 21/09/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 13/10/2023<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 19.12.2015 tarihinde, davalı ... Sigorta AŞ’ye Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonla davacı yayaya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince 1.500 TL sürekli, 500 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 10.12.2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik talebini 146.723,19 TL’ye, geçici işgöremezlik talebini 11.651,30 TL’ye yükseltmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili, kazaya karışan aracın 11.05.2015-11.05.2016 tarihleri arasında davalı şirkete 290.000 TL limitle ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, tarafların kusur oranı ve davacının maluliyeti yönünden ATK’dan, TRH 2010, 1.8 teknik faiz kullanılarak aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, geçici işgöremezlik talebinin teminat dışı olup bu zararın SGK tarafından karşılanması gerektiğini, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece davanın trafik kazası nedeni ile davacının uğradığı cismani zarardan dolayı maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporlarına göre; davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile kayıtlı bulunan ... plakalı aracın dava dışı sürücüsünün sevk ve idaresinde iken yaya durumundaki davacıya çarpması neticesinde meydana gelen kaza neticesinde davacının yaralandığı ve Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 14.02.2018 tarihli maluliyet raporuna göre; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda yapılan değerlendirme neticesinde çalışma gücünden % 13,1 oranında kaybettiği ve 9 ay süre ile iş gücü kaybı yaşadığının belirlenmiş olduğu, mahkemece aldırılan ve dosya kapsamına ve denetime uygun olmakla hükmün tesisinde esas alınan Karayolları Fen Heyetinden emekli 3 kişilik bilirkişi kurulu raporuna göre; gerçekleşen kazada davacının %25 oranında kusurlu, davalı sigorta şirketine araç sürücüsünün ise %75 oranında kusurlu olduğu, davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle uğradığı maluliyet oranı ve kusur oranı göz önünde bulundurularak aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada; 80.469,86TL sürekli iş göremezlik zararı ve 8.724,08TL geçici iş göremezlik zararı belirlendiği, buna göre davalı ZMMS sigorta şirketinin araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olmak üzere, davacının oluşan bu zararını gidermekle yükümlü olduğu ;davaya konu trafik kazasının gerçekleşme tarihi 19.12.2015 olsa da, poliçesinin düzenlenme tarihinin 11.05.2015 tarihi olması nedeni ile aktüer hesaplamada PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alındığı, kaza tarihi itibariyle sigortalının sorumluluğunun 6704 Sayılı Yasanın 3. Maddesi ile değişik 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesi hükmü gereğince kanun ve Genel Şartlardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiş ve 01/06/2015 tarihli Genel Şartlarda da sürekli sakatlık açısından raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınması gerektiği belirtildiğinden raporun ilgili yönetmelik gereğince alınması gerekmekte ise de, 2918 Sayılı Yasanın 90. ve 92. Maddelerinde 6704 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerin, Anayasa aykırı olduğu iddiası ile itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurusunda; Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve E.: 2019/40, K.: 2020/40 sayılı 09/10/2020 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90 maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, Yüksek Mahkemenin iptal gerekçesinde ''getirilen düzenlemenin TBK hükümlerine göre belirlenecek \"gerçek zarar\"ın karşılanamamasına yol açabileceğinin belirtilmiş olduğu'', Anayasa Mahkemesi kararlarının, Anayasanın 153. Maddesi gereğince yürürlüğe girdiği tarihten itibaren devam eden uyuşmazlıklarda uygulanması anayasal bir zorunluluk olduğundan, 2918 Sayılı Yasada 6704 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik dönemi içerisinde gerçekleşen kazalar nedeniyle açılan tazminat davalarında, iptal kararından önce dava neticelenmemiş ise Anayasa Mahkemesinin iptali nazara alınarak, gerçek zararın belirlenmesine ilişkin TBK hükümleri ve Yargıtay'ın tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeleri çerçevesinde karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, bu nedenle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle sigortanın sorumluluğunun belirlenmesinde, sürücü ve işletenin sorumluluğunun belirlemesine ilişkin yöntemden farklı bir yöntemin Genel Şartlarda Sigorta yönünden kabul edilmesinin, TBK hükümleri, 2918 Sayılı Yasanın 90, 91 ve 92. Maddesine aykırı olacağından Genel Şartlardaki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin belirlenmesine ilişkin düzenlemenin de, Yüksek Yargıtay tarafından kabul edilen gerçek zararın belirlenmesi ilişkin ilke ve kurallara aykırı olduğu kanaatine varıldığından hükmün tesisinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 14.02.2018 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliği'ne göre belirlenen iş gücü kaybı oranları ve sürelerinin dikkate alındığı, davacı tarafından dava açılmadan evvel sigorta şirketine usulüne uygun olarak bir başvuru yapılmadığı anlaşılmakla, davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğü,  kazaya neden olan aracın ticari olduğu nazara alınarak; avans faizine hükmedilebileceği kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulü ile; 80.469,86 TL kalıcı maluliyet, 8.724,08 TL geçici maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 89.193,94 TL’nin dava tarihi olan 06.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davacı ...'un 19.12.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ağır şekilde yaralanması sebebiyle geçici ve sürekli iş göremezliği ile bakıcı ihtiyacı doğup doğmadığının tespiti amacıyla Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan 30 Mart 2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik uyarınca tanzim edilen 07.09.2018 tarihli adli tıp raporu ve yine Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği hükümleri uyarınca tanzim edilen 14.02.2018 tarihli adli tıp raporu aldırıldığını,  maddi zararının hesaplanması amacıyla ise 26.03.2020 tarihli aktüer raporunda hesaplama yapılırken PMF-1938 Tablosu ve %10 arttırma %10 eksiltme yöntemi kullanılarak davacının maluliyetine ilişkin olarak aldırılan her iki adli tıp raporunda belirtilen maluliyet oranları dikkate alınarak terditli hesaplama yapıldığını,  mahkeme dosyası kapsamında Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 30 Mart 2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik uyarınca tanzim edilen 07.09.2018 tarihli adli tıp raporunda belirtilen %24 maluliyet oranı ve 12 ay geçici iş göremezlik süresi esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde çıkan miktarlar doğrultusunda 10.12.2020 tarihli dilekçe ile talep arttırımında bulunduklarını,  19.01.2021 tarihli celse, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği hükümleri uyarınca tanzim edilen 14.02.2018 tarihli Adli Tıp raporunda belirtilen %13,1 sürekli iş göremezlik oranı ve 9 ay geçici iş göremezlik süresi esas alınarak yapılan hesap neticesinde çıkan miktarlar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de kararın haksız ve hatalı olduğunu,  26.03.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarlarının hüküm gününe kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretleri doğrudan doğruya dikkate alarak güncellenmesi amacıyla aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve akabinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, güncel veriler gözetilmeksizin ve aktüer bilirkişiden ek rapor alınmaksızın dosyada hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu,  tazminat hesaplarında, olay gününden başlayarak hüküm verilmesine en yakın güne kadar bilinen kazanç unsurları üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini, buna uygulamada \"gerçek belli iken varsayımlara dayanılamaz\" kuralı dendiğini, tazminat hesaplama yönteminde, asgari ücretler birim alındığı halde, haksız eylemin işlendiği olay gününden başlanarak, hüküm verilinceye kadar yürürlüğe konulan tüm asgari ücretlerin hesaplamada gözetilmesinde hukuki zorunluk bulunduğunu, bu halde, hüküm gününe kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretleri doğrudan doğruya dikkate alarak, bilirkişiden (son asgari ücret unsurlarına göre) ek rapor alınarak hükmü işbu hesaplamaya göre tesis edilmesinde hukuki zorunluluk bulunduğunu, asgari ücretteki artışlar kamu düzenine ilişkin olduğundan, davacı tarafından bu yön ileri sürülmese dahi, mahkemece doğrudan gözönünde tutulması gerektiğini (21.HD.15.02.2000, 1077-1095), gerçek zarar hesabının tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmasını, gerçek zarar hesaplanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiğini,  işçinin gerçek zararının tespit edilebilmesi için, gerçek ücretin esas alınmasını, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılmasının esas olduğunu, bu amaçla gerçek zararın hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanmasının kabul edildiğini, söz konusu hesaplama yapılırken hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretteki artış miktarı nazara alınarak işçinin gerçek zararının belirlenmesi gerektiğini, ayrıca işçinin belli olan net ücreti ile asgari ücret kıyaslanarak asgari ücretin üzerindeki oran belirlenmek suretiyle zarar ve tazminat hesabının yapılmasını, asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olduğundan davanın her aşamasında uygulanmasının zorunlu olduğunu, bozmadan sonra dahi asgari ücrette artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerektiğini, hâkimin, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlü olduğunu, davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağını (Çelik, A.Ç.: Ölüm Nedeniyle Destekten Yoksunluk, 2. Baskı, Ankara 2016, s. 223), asgari ücretin artışının, yargılamanın her aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğunun kabulü hâlinde bunun usuli kazanılmış haktan söz edilip sınırlandırılabileceğini ileri sürmenin asgari ücretin kamu düzeni amacının boşa çıkarılmasına neden olacağını, bu hususların Yargıtay tarafından kararlıkla uygulandığını (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.1996 tarihli ve 1995/21-1059 E., 1996/104 K., 17.09.1997 tarihli ve 1997/10-474 E., 1997/653 K., 17.12.1997 tarihli ve 1997/10-820 E., 1997/1074 K., 09.07.2003 tarihli ve 2003/21-465 E., 2003/472 K. sayılı kararları),yerleşik içtihat ile de sabit olduğu üzere güncel verilerin ve asgari ücretteki güncel artışların aktüeryal hesaplamada ve hüküm tesisinde dikkate alınmasında hukuki zorunluk bulunduğunu bu nedenle Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.01.2021 tarih, 2016/330 E. ve 2021/140 K. Sayılı kararı Sayılı kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda esas hakkında yeni bir hüküm kurulması gerektiğini,  <br>Gerekçeli karar ile 26.03.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporunda Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği hükümleri uyarınca tanzim edilen 14.02.2018 tarihli adli tıp raporunda belirlenen sürekli iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi esas alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesine gerekçe olarak; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 Tarih Ve 2019/40 E.-2020/40 K. Sayılı kararı gösterilmişse de bu hususun usul ve yasaya aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını,  Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 Tarih Ve 2019/40 E.-2020/40 K. Sayılı iptal kararının 14.05.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırmamakta olup yalnızca 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun tazminatın kapsamı ve hesaplanması yönünden genel şartlara atıf yapan cümlesinin iptaline ilişkin olduğunu, bununla birlikte Genel şartlar Ek (3)’te sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasına ilişkin kurallar düzenlenmiş olmakla Ek (3) işbu incelendiğinde açıkça görüleceği üzere yalnızca hesaplama yapılırken esas alınması gereken ölüm tablosunu kullanılacak formülün ve uygulanacak iskonto oranı hakkında düzenlemeler yer almakta olup hesaplamaya esas alınması gereken maluliyet raporunun yönetmeliği hususunda bir hüküm içermediğini, işbu iptal kararının hesaplamaya esas alınması gereken maluliyet raporunun yönetmeliği hususunda değil yalnızca hesaplama yöntemine ilişkin olduğu ortada olup yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 Tarih Ve 2019/40 E.-2020/40 K. Sayılı kararı gerekçe gösterilerek Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği hükümleri uyarınca tanzim edilen 14.02.2018 tarihli adli tıp raporunda belirtilen sürekli iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi esas alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  güncel tarihli Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/11295 E. 2021/180 K. Sayılı kararı ile;\"somut olayda, uyuşmazlık hakem heyetince davalı sigorta şirketi tarafından davacının hakem heyetine başvuru öncesi ödemesindeki hesaba esas alınan Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 17.10.2019 tarihli %8 maluliyetinin hesap raporunda esas alınması gerektiği kabul edilmiş ancak maluliyet oranı tespit edilirken hangi yönetmeliğin esas alındığı raporda belirtilmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.Kaza tarihinde 09.03.2018 yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde alınan ve dosyada mevcut Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 09.09.2019 tarihli maluliyet raporu esas alınarak aktüer raporu alınıp,  sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı..\"denilmekle karara esasa alınacak olan maluliyet raporunun tanzim edilirken esas alınması gereken yönetmelik hükümlerinin kaza tarihi itibari ile geçerli olan yönetmelik hükümleri olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, yargılama konu trafik kazasının 19.12.2015 tarihinde meydana geldiği gözetildiğinde, kaza tarihi itibariyle 30 Mart 2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinin yürürlükte olduğunu, bu sebeple yerel mahkemece Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 30 Mart 2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik uyarınca tanzim edilen 07.09.2018 tarihli adli tıp raporunda belirlenen %24 sürekli iş göremezlik oranı ve 12 ay geçici iş göremezlik süresi esas alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliğine göre alınan 14.02.2018 tarihli adli tıp raporunda belirtilen sürekli iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi doğrultusunda yapılan hesaplamaya göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>Yerel mahkeme tarafından verilen kararın \" hüküm\" kısmının (5) nolu bendi ile; \"29,20 TL başvurma harcı, tebligat-müzekkere ücreti, bilirkişi masrafı 4.100,00 TL olmak üzere toplam 4.129,20 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 835,56 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine\" karar verildiğini,  dosyası kapsamında 22.10.2019 tarihinde 750 TL, 10.01.2019 tarihinde 428 TL, 19.03.2019 tarihinde 1.800 TL, 25.01.2019 tarihinde 100 TL, 10.01.2019 tarihinde 280 TL, 10.01.2019 tarihinde 337 TL, 05.04.2018 tarihinde 950 TL, 06.04.2016 tarihinde 575 TL gider avansı, 06.04.2016 tarihinde 29,2 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.762,00-TL yatırılmış olup, dosyada kalan gider avansı miktarı 75 TL olmakla; toplam 4.746,2 TL gider avansının davacı tarafından karşılandığını, yine dosyası kapsamında davacının sevk edildiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından tanzim edilen 19.02.2018 tarihli adli tıp kurumu raporunun ücreti olan 350-TL'nin ödendiğine ilişkin dekont, 05.04.2018 tarihli dilekçe ekinde dosya kapsamına sunulduğu, bu sebeple 19.01.2021 tarihli gerekçeli kararın hüküm kısmının yargılama giderine ilişkin olan paragrafında belirtilen yargılama gideri miktarına dosya kapsamında mevcut dekontlar ve yatırılan gider avansları uyarınca toplam 5.096.2-TL olarak düzeltilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, 19.12.2015 tarihinde, davalıya Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı ...’in sevk ve idaresindeki kamyonla davacı yayaya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş; mahkemece davacının tali kusurlu (%25), sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu (%75) olması, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 14.02.2018 tarihli maluliyet raporuna göre; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliği doğrultusunda davacının özür oranının % 13,1 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği gözönüne alınarak PMF yaşam tablosu ve asgari ücret üzerinden; 80.469,86 TL kalıcı maluliyet, 8.724,08 TL geçici maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 89.193,94 TL’nin dava tarihi olan 06.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>Hükme dayanak alınan 26.03.2020 tarihli aktüerya bilirkişi raporu, PMF Yaşam Tablosu ve prograsif rant yöntemi uygulanarak ( Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 07.09.2018 tarihli maluliyet raporuna göre; Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği doğrultusunda davacının özür oranının % 24 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde; 146.723,19 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 11.651,30 TL geçici iş göremezlik zararı; Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 14.02.2018 tarihli maluliyet raporuna göre; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliği doğrultusunda davacının özür oranının % 13,1 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde; 80.469,86 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 8.724,08 TL geçici iş göremezlik zararı hesaplanmıştır) olasılıklı düzenlenmiş; davacı vekili Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği doğrultusunda davacının özür oranının % 24 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde; 146.723,19 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 11.651,30 TL geçici iş göremezlik zararı üzerinden dava değeri arttırmıştır.<br>Davacı vekili maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı sigorta şirketi vekili de cevap dilekçesinde davacının maluliyetinin belirlenmesinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin esas alınması gerektiğini savunmuştur.\t<br>Yerleşik Yargıtay uygulamasında çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplara ilişkin zararın varlığı ve oranın belirlenmesinde, 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik 11.10.2008 tarihinden önceki kazalarda Sağlık İşlemleri Tüzüğü ve ekindeki cetvelin esas alınması gerektiği, 11.10.2008 tarihinden sonra meydana gelen kazalarda Sağlık İşlemleri Tüzüğü yürürlükten kalktığından, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.<br>Somut olayda dava konusu kaza 19.12.2015 tarihinde meydana geldiğinden mahkemece davalı yan şirket vekilinin talebi de gözetilerek Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince belirlenen (Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 07.09.2018 tarihli maluliyet raporuna göre; Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği doğrultusunda davacının özür oranının % 24 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği) maluliyet raporunun esas alınması gerekirken,  11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gereğince belirlenen maluliyet oranının esas alınması doğru görülmemiştir. <br>Esasen, tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna ve tatbik edilen esaslara açık itirazları olmasa dahi TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, hak sahibi davacının olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca’da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. <br>Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir. (Yargıtay 17.HD 22.12.2020 tarih, 2019/5206 E. – 2020/8874 K. sayılı ilamı, 14.01.2021 tarih 2020/2598 E.-2021/34 K. sayılı ilamı) Bu itibarla, tazminatların belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesap yapılması gerekirken, yazılı olduğu gibi progresif rant yönteminin kullanılmış olmasına rağmen PMF yaşam tablosuna göre tazminat hesabı yapılması doğru olmadığından, denetime elverişli olmayan tazminat raporuna itibar edilerek karar verilmesi de doğru görülmemiştir.<br> Bu durumda mahkemece davacının geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı yönünden davalının da talebi dikkate alınarak Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 07.09.2018 tarihli maluliyet raporuna göre; Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği doğrultusunda davacının özür oranının % 24 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği kabul edilerek,  TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılarak rapor tarihi itibarıyla bilinen verilere göre hesap yapılması için bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin anılan yönlere ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda yeniden inceleme yapılarak ve sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına,<br>2-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>4-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.09.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>\t\t\t<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"154c234a664274e7","SID":"dbd9654aa700ba64"}}