{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1059 Esas<br>KARAR NO: 2023/1514 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/1334 Esas - 2020/636 Karar<br>TARİH 13/10/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/10/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, Müvekkili ... Ltd. Şti. tarafından davalı .. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 30.783,84-TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından; dosyaya ibraz edilen itiraz dilekçesi ile yetkiye, davacı müvekkili firmaya herhangi bir borcunun bulunmadığından bahisle, borca ve ferilerine itiraz edildiğini, haksız ve mesnetsiz bu itirazın iptali için işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu,  başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itiraz ederek, hakdüşürücü süre içerisinde davanın açılmadığını, esas yönünden ise, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olup, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı taraf, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olup, dava dilekçesinde ve icra dosyasında  delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç biri usul kuralları çerçevesinde dosyalar ekinde dosyaya sunulmadığını, kaldı ki iddia edilen cari hesap ve faturaların davalıya hiç ulaşmadığını, davalıya hiçbir aşamada ulaşmayan dayanak belge olduğu iddia edilen faturaların ve diğer belgelerin bilirkişi aşamasında dosyaya sunulacağının beyan edildiğini, bu halde var olduğu iddia edilen fatura ve diğer belgelerin davalıdan saklanmakta, davalının incelemesinden kaçırıldığını, dayanak belgelerin dosyaya usul ve yasaya uygun halde sunulması aksi halde delil olarak değerlendirilemeyeceğinin  açık olduğunu, İcra takip dosyasına itiraz edildiği üzere; müvekkili şirketin icra takip dayanağı cari hesap ve dosyaya sunulmayan ve davalıya tebliğ edilemeyen iddia edilen faturalara  ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir hesap mutabakatının da bulunmadığını, takip dayanağı cari hesap ve faturalar ile fatura içeriği davacı ... Ltd. Şti. tarafından teslim edilmediğini, fatura ve diğer belge içeriklerine ilişkin mal veya hizmetler in müvekkili tarafından  teslim  alınmadığını, teslim alınmayan bir mal veya hizmet içinde herhangi bir ödemenin yapılmasının da mümkün olmadığını, Davacı şirket ile icra takibinden sonra hesap mutabakatının yapıldığını, bakiye 1.093,26.-TL.nin 03.07.2017 tarihinde ödenerek borcun kapatıldığını, mutabakatın davacı şirket yetkilisi ... tarafından 20.06.2017 tarihinde gönderilen e-posta ile gerçekleştirildiğini ve ödemesi yapılarak ödemenin bitirildiğini, mutabakat talebi davalı tarafından yapılan alış verişe ve  ticari defterlerine uygun olduğu için kabul edildiğini, taraflar arasındaki tüm alış veriş yapılan mutabakat ve sonucunda yapılan 1.093,26.-TL ödeme ile sıfırlandığını, bunun dışında başkaca bir alış veriş bulunmadığını beyan ederek davanın reddine, icra takibinin iptali ile davacının haksız icra takibi nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/10/2020 tarih 2018/1334 Esas 2020/636 Karar sayılı kararında;\"....Bilirkişi SMMM ... tarafından dosyaya kazandırılan ve mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 04.02.2020 havale  tarihli bilirkişi raporunda özetle;Her iki tarafın 2018 yılı yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerinin delil oluşturulabilecek nitelikte olduğunu, taraflar arasında k dosyaya esas teşkil edecek alacağın cng akaryakıt ticaretinden kaynaklandığını, davalının hesap ekstrelerinde ... seri no lu 15.09.2018 tarihli 14.458,63-TL tutarlı  ve ... Seri no'lu 12.09.2018 tarihli 14.137,01-TL tutarlı toplam tutarı 28.595,64-TL olan faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın defterlerine göre davacının davalıdan  28.595,64-TL alacaklı olduğu kanaatini bildirir rapor tanzim etmiştir.Elde edilen deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğnde; davacının 28.595,64 TL alacağın tahsili talebiyle takibe giriştiği, yapılan yargılama sonunda takip sonrası talep edilen faiz tür ve miktarında vs fazlalık ve hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının bu miktardaki likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla  davanın kabulüne ve borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. davanın kabulüne karar verilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur....\"gerekçesi ile, 1-Davanın KABULÜ ile davalı/borçlunun Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen takip konusu 28.595,64-TL'lik borcun dava konusu edilen  28.595,64-TL'lik  kısmına  vaki itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, Takip konusu  asıl alacağa - davacının talebi aşılmamak üzere- takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4489 Sayılı Kanun ile değişik 2.md gereğince  T.C. Merkez Bankası tarafından  kısa vadeli  avans kredilerine  uygulanan faiz oranları  dikkate alınarak  değişen oranlarda basit usulde (3095 S.K. Md 3.) temerrüt faizi uygulanmasına, 2-Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen  icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, somut uyuşmazlıkta; taleple ve dosya içeriği ile örtüşmeyen başka bir dava dosyasına ait kararın sehven kopyalandığını, tashih/tavzih talebinin dosyaya sunulduğunu ancak talep yönünden değerlendirme yapılmadığını,Bakırköy .... İcra ... E. dosya nezdinde 30.783,84-TL tutarında asıl alacak talebi ile başlatıldığını ancak gerekçeli kararda; \"... Davacı alacaklının 30.11.2018 tarihinde ( Yetkisiz İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası üzerinden) 28.595,64 TL asıl alacak üzerinden cari hesap ekstresi dayanak gösterilerek icra takibi yaptığı, ödeme emrinin borçluya 01.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından 05.03.2019 tarihinde ve süresi içerisinde borca, faiz oranına, işlemiş faize ve tüm ferilerine borçlu olmadığı gerekçesiyle itiraz ettiği, İİK 66 madde gereği takibin durdurulduğu görüldü. Bilirkişi SMMM ...  tarafından dosyaya kazandırılan ve mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 04.02.2020 havale  tarihli bilirkişi raporunda özetle; her iki tarafın 2018 yılı yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerinin delil oluşturulabilecek nitelikte olduğunu, taraflar arasında k dosyaya esas teşkil edecek alacağın cng akaryakıt ticaretinden kaynaklandığını, davalının hesap ekstrelerinde ... seri no lu 15.09.2018 tarihli 14.458,63-TL tutarlı ve ... Seri no'lu 12.09.2018 tarihli 14.137,01-TL tutarlı toplam tutarı 28.595,64-TL olan faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın defterlerine göre davacının davalıdan  28.595,64-TL alacaklı olduğu kanaatini bildirir rapor tanzim etmiştir. Elde edilen deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğnde; davacının 28.595,64 TL alacağın tahsili talebiyle takibe giriştiği, yapılan yargılama sonunda takip sonrası talep edilen faiz tür ve miktarında vs fazlalık ve hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının bu miktardaki likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla davanın kabulüne ve borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. davanın kabulüne karar verilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.\" denildiğini, Dava konusu icra dosyası ile gerekçeli kararda yer alan icra dosyasının asıl alacak miktarlarının farklılık gösterdiğini, dosyada rapor tanzim eden bilirkişinin ... olduğunu ancak gerekçeli kararda ... olarak yazıldığı, burdan da anlaşılacağı üzere başka bir gerekçeli kararın işbu karara kopyalandığını,Kararın hüküm kısmında .\"..Dair, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye  vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzereDavacı vekili Av. ... ile  Davalı vekili Av. ... yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.\" şeklinde yazılarak sisteme yüklendiğini, gerekçeli kararın işbu dava nezdinde yazılmadığı, açıklama ve hüküm kısmında açıkça belli olduğunu,Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağını, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerektiğini, (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/3290 E., 2017/4729 K. sayılı kararı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2015/1088 E., 2015/5294 K. Sayılı kararı)İleri sürülerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, itirazın üzerinden 2 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra itirazın iptalien ilişkin dava açıldığını, icra dosyasının işlemden kaldırıldığını, dosyanın yenilenmediğini, davanın yasal süre içinde açılmadığnı, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini,Müvekkilinin tebligat adresinin ... Mah. ... Sok. No:... .... Apt. D:.. Pendik/İstanbul olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri olduğunu,Davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun olup; somut bir delile dayanmadığını, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olup, dava dilekçesinde ve icra dosyasında  delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin dosya ekine sunulmadığını,İcra takip dosyasına itiraz edildiği üzere; müvekkili şirketin icra takip dayanağı cari hesap ve dosyaya sunulmayan  faturalara  ilişkin herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında talep edilen alacak miktarını içeren herhangi bir hesap mutabakatı da bulunmadığını, fatura ve diğer belge içeriklerine ilişkin mal veya hizmetlerin müvekkili tarafından  teslim  alınmadığını, teslime ilişkin imzalı fatura, imzalı sevk irsaliyesi veya başkaca herhangi imzalı bir belgenin dosyaya sunulmadığını, Davacı faturaları e-fatura olarak e posta yolu ile  gönderildiğini ancak fatura içeriklerinin teslim edilmediğini, davalıya mal teslimi yapılmadığını, icra dosyasına yapılan 23.12.2016 tarihli itiraz dilekçesinde de bu hususun açıkça ifade edildiğini, Fatura içeriklerinin teslim edilip edilmediğinin yerel mahkemece araştırılmadığını, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, Teslim alınmayan bir mal veya hizmet içinde herhangi bir ödemenin yapılmasının mümkün olmadığını, davalıya mal iadesine ilişkin herhangi bir mal veya hizmet iade edilmediğini, likit bir alacağın bulunmadığını,Davacı şirket ile icra takibinden sonra hesap mutabakatı yapıldığını, bakiye 1.093,26.-TL 03.07.2017 tarihinde ödenerek borcun kapatıldığını, mutabakat davacı şirket yetkilisi ... tarafından 20.06.2017 tarihinde gönderilen e-posta ile gerçekleştirildiğini ve ödemesi yapılarak ödemenin bitirildiğini, davacı şirket icra takibi ve huzurdaki dava ile çelişecek şekilde mutabakat yapma talebinde bulunduğunu, mutabakat talebi davalı tarafından yapılan alışverişe ve ticari defterlerine uygun olduğu için kabul edildiğini taraflar arasındaki tüm alışveriş yapılan mutabakat ve sonucunda yapılan 1.093,26.-TL ödemenin sıfırlandığını, bunun dışında başkaca bir alışveriş bulunmadığını,  İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini, davanın BAM'da görünmesi yerine dosyanın bozularak yerel mahkemesine iade edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisine dayalı bakiye açık hesap (cari hesap ) alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>DAVACI VEKİLİNİN İSTİNAF SEBEPLERİ İNCELENDİĞİNDE;  6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.Somut olayda davacı dava dilekçesi ile, davalı aleyhinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından; dosyaya ibraz edilen itiraz dilekçesi ile yetkiye, borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek davalı borçlunun haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece tarafların ticari Defter ve belgeleri ile incelenmek suretiyle SMM ...'den rapor alındığı ve alınan rapor doğrultusunda  13/10/2020 tarihli duruşmada; Davanın kabulü ile davalı/borçlunun Bakırköy ...  İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen takip konusu  30.783,84-TL'lik borca  vaki itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; davanın kabulü ile davalı/borçlunun Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen takip konusu 28.595,64-TL'lik borcun dava konusu edilen  28.595,64-TL'lik  kısmına  vaki itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, şeklinde karar verildiği, gerekçeli kararın gerekçesinin ve hüküm fıkrasının da kısa karar ile çeliştiği  görülmekle; Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir. Bu nedenlerle, mahkemece verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 297, 298/2 maddelerinde belirtilen zorunlu unsurların hiç birisini taşımadığından davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.<br>DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF SEBEPLERİ İNCELENDİĞİNDE; Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı sabittir. Davacı da, davalı ile aralarında TTK.'nun 89. Maddesinde düzenlenen yazılı cari hesap sözleşmesinin bulunduğuna dair bir iddiada bulunmamaktadır. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapor incelendiğinde; tarafların 2016 yılı ticari defter ve kayıtları incelenerek takip tarihi itibariyle davacının ticari defterlerine göre davalıdan 30.783,84 TL. Alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre ise takip tarihi itibariyle davacıya 33.926,87 TL. borçlu bulunduğunun tesbit edildiği belirtilmiştir.Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde, davacı şirket ile icra takibinden sonra hesap mutabakatı yapıldığını, bakiye 1.093,26.-TL. borcun 03.07.2017 tarihinde ödenerek borcun kapatıldığı ileri sürüldüğü halde mahkemece, davalının bu savunması üzerinde durularak taraflar arasındaki cari hesabın başlangıcından bitimine kadar ki tüm ticari defter ve kayıtları ile dosyaya davacı tarafça ibraz edilen sözleşmelerde  mali müşavir ve sektör uzmanından oluşan bilirkişi heyetine inceletilmek suretiyle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı miktarı ve takip tarihinden sonra davalı tarafça davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının tesbit edilerek, ödeme yapılmışsa dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı yönünden istinaf denetimine elverişli  rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik ve yetersiz inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 298, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının KABULÜ ile;  Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2020 tarih ve 2018/1334 Esas - 2020/636 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 298, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/10/2023 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.\t\t\t   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c89d33dc9b37fd9","SID":"7e6521db3590ea25"}}