{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2021/829 Esas 2023/1189  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/829 <br>KARAR NO\t: 2023/1189<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 27/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/213 Esas 2021/29 Karar<br>DAVACI \t:<br>VELİSİ\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVA\t: Şirket Hisse Devrinin İptali, Hisse Payının Tescili<br>DAVA TARİHİ\t: 12/11/2018<br><br>KARAR TARİHİ\t: 21/09/2023 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 22/09/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki hisse devrinin iptali, hisse payının tescili istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Şirketi'nin kurucu ortağı olan ...'nın mirasçısı olduğu, şirket hissesinin murisin vefatının ardından müvekkiline ve müvekkilinin annesi olan ...'ya kalmamasını isteyen muris ve ailesinin muvazaalı işlemler yaptığını, murisin vefat edeceğinin anlaşılması üzerine murisin şirketteki %20 hissesine denk gelen 40 adet payının murisin kardeşi olan davalıya devredildiğini, bu devrin muvazaalı olduğunu, gerçek bir satış işlemi olmadığını, devredilen şirket hissesinin gerçek bedelinin devre konu bedelin çok üzerinde olduğunu, hisse devrinden sonra murisin şirkette aktif rol alarak şirket ortağı gibi hareket etmeye devam ettiğini, şirkete müdürler kurulu başkanı olarak atandığını, şirkette sermaye artırımlarının gerçekleştirildiğini, yapılan işlemin muris muvazaası niteliğinde olduğunu, müvekkilinin miras hakkının çiğnendiğini, işlemin usulüne uygun olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek murisin ... Şirketi'ndeki 40 adet payını kardeşi davalıya devretmesini içeren 03/11/2017 tarihli işlemin iptaline, hissenin murisin tek mirasçısı olan müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı, kesin yetki kuralının oluşup oluşmadığı, kesin hüküm bulunup bulunmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini, davanın zaman aşımına uğradığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, avacının murisi ...'nın dava dışı ... Şirketinin ortağı olduğu, muris ...'nın 30/08/2018 tarihinde vefat ettiği, davacının tek mirasçı olduğu, davacının vasisi ...'nun 20/05/2015 tarihinde boşanma davası açtığı, 08/06/2016 tarihinde ... ile ...'nun boşanmalarına karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, tarafların müşterek çocukları olan davacının velayetinin anne ...'ya verildiği, boşanma kararı verildikten karar henüz kesinleşmeden önce murisin 31/10/2017 tarihinde şirket hisselerini kız kardeşi olan davalıya devrettiği, bu süreçte murisin rahatsız olduğu, 30/08/2018 tarihinde vefat ettiği, murisin rahatsızlığı ve boşanma davası sürecinde hisselerini kız kardeşine devir işleminin gerçek bir devir işlemi olmadığı, muvazaalı bir işlem olduğu, öte yandan bahse konu devir işlemi için bir para alış verişi yaşanmadığı, bir para alış verişi olduğu kabul edilse dahi söz konusu şirketin ve hisselerinin gerçek bedeli ile devre konu bedel arasında aşırı fark bulunduğu, devir işleminin 40.000,00 TL üzerinden yapıldığı, bilirkişi raporuna göre devir tarihindeki bedelin 387.184,28 TL olması gerektiği, murisin bahse konu satışı yapmayı gerektirecek bir durumunun olmadığı, devre konu hisselerin gerçekte bağışlanmak istendiği, davaya konu olayda esasen bir bağış söz konusu iken görünürde bir satış işlemi yapıldığı, görünürdeki satış işleminin muvazaalı olduğundan gizlenen bağış işleminin resmi olarak yapılmadığından geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava dışı ... Şirketinin ortaklarından davalı ...'nın 100.000,00 TL tutarındaki şirket sermayesinin 40.000,00 TL'lik tutara ve 40 adet hisseye tekabül eden hissesinin devir işleminin iptali ile iptal edilen hissenin dava dışı ... Şirketi pay defterine davacı adına kaydedilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki eksiklik giderilmeden karar verildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esastan çözülebilmesi için ticari sözleşmeler alanında uzman bir adet hukukçu bilirkişinin de heyete dahil edilmesi davanın esasının çözümü için zorunlu olduğunu, bu devrin Türk Ticaret Kanunu'nun şirket pay devrine ilişkin düzenlemelerine uygun olarak yapıldığını, davaya konu pay devrinin noterde yapıldığını, ve sözleşmenin kesin delil niteliğinde olduğunu, aksinin ancak aynı nitelikteki başka bir resmi belge ile ispat edilebileceğini, davacı tarafından bu yönlü bir belge yada delil sunulmuş olmamasına rağmen kabul kararı verildiğini, oysa taşınmazlara ilişkin düzenlemelerden ayrık olarak, hisse devrinde muris muvazaasına dayanılmasının hukuken mümkün olmadığını, müteveffa ile davacı velisi ... arasında görülen ve kesinleşen boşanma kararına göre murisin ekonomik sosyal durumu '....davalının ise metal işleme işinde aylık 3.000 TL maaşla çalıştığı, kirada oturduğu anlaşılmıştır.' denilmek suretiyle tespit edildiğini, kesinleşen mahkeme kararına göre murisin kirada oturan ve sabit gelire sahip bir kimse olduğunu, mahkeme kararının 08/06/2016 tarihinde kurulduğunu, pay devrinin ise 26/10/2017 tarihinde yapıldığını, murisin gelirinin bir kaç ay içerisinde astronomik olarak artmasının söz konusu olamayacağını, mahkeme kararı ile birlikte muris aleyhine, davacı lehine 350,00 TL tedbir nafakasına,davacı velisi lehine 650,00 TL tedbir, 20.000,00 TL maddi,15.000,00 TL manevi tazminata, yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedildiğini, murisin kredi kartlarının borcunu dahi ödemekte zorlandığını, müvekkilinden destek aldığını, vefattan sonra müvekkilinin anne ve babası, davacı küçüğün velisi ...'ya karşı çocukla kişisel ilişki kurulması davasının ikame edildiğini, bu davanın açılmasından sonra davacı velisinin karşı adım olarak müvekkili ailesinin, bu taleplerinden vazgeçmesini sağlamak adına, işbu davanın açıldığını, davacı velisinin kötü niyetli olduğunu, karar gerekçesinde diğer mahkeme kararlarına hiç yer verilmediğini, kesinleşen mahkeme kararındaki murisin ekonomik ve sosyal durumunun görmezden gelindiğini, müvekkilinin ...'nin hali hazırda tek erkek evladı olduğunu, tek erkek evladın mirastan mahrum edilmesinin söz konusu olamayacağını, murisin vefatından sonra adına banka hesabında bulunan paranın müvekkilin ailesi tarafından davacıya bildirilmesi üzerine davacı velisi tarafından bilahare çekildiğini, kabulün aksine murisin amacının pay devri yaparak kendi öz oğlunu mirasından mahrum etmek olsa idi; bu taktirde bankada nakit para bırakmayacağını, bu yöndeki itirazlarının nazara alınmadığını, mahkemece, noter devir sözleşmesinde gösterilen nominal değer ile gerçek değer arasında fark bulunduğu ve bunun muvazaanın kanıtı olduğu kabul edilerek karar verildiğini, bu kabulün ülke uygulamasında karşılıksız kaldığını, yapılan işlemin geçerli olduğunu, ticari örf ve adette, uygulamada, kabulü teyit etmediğini, Yargıtay uygulamasında da bedelin düşük gösterilmesinin tek başına sözleşmenin geçersizliğinin ve muvazaanın delili olarak kabul edilmediğini, müvekkilinin ekonomik ve sosyal durumunun dahi devir bedelini ödeyecek nitelikte olduğunu, hisse bedelinin noter huzurunda ödendiğini, devrin  yapıldığını, resmi belgenin aksi yönlü gerekçenin isabetsiz olduğunu, taşınır malların zilyetliğin devri konusunda bir geçerlilik şartı öngörülmediğinden ve dava konusu hissenin taşınır hükmünde sayıldığından bağışlanması ya da bağış amacıyla bedelsiz olarak devrinin dahi geçerli olduğunu, bu nedenle taşınır mal, hak ve alacaklarda bağış işleminin resmi şekilde yapılmadığından bahisle geçerli olmadığının kabulünün isabetli olmadığını, ispat yükü davacı üzerinde olup muvazaa iddialarını ispata dair hiçbir belge ve bilgi sunulmadığını, tanık gösterilemediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; muris muvazaasına dayalı limited şirket hisse devrinin iptali, hisse payının davacı adına tescili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemenin 2018/299 Esas 2019/112 Karar sayılı görevi ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararın kesinleşmesi ve davacı vekilinin süresinde gönderme talep etmesi üzerine dosya Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br>\t... Şirketi'nin ticaret sicil kayıtları, Kahramankazan Vergi Dairesi müzekkere cevapları, muris ...'ya ilişkin mirasçılık belgesi, limited şirket pay devri sözleşmesi, hisse devrinin kabulüne ilişkin şirket genel kurul kararı, Ankara 5. Aile Mahkemesinin 2015/866 Esas 2016/1012 Karar sayılı karar sureti, yargılama aşamasında makine mühendisi, muhasebeci bilirkişi heyetinden alınan  01/06/2020 tarihli kök, 14/10/2020 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavacı yan ... Şirketi'nin hissedarı olan muris ...'nın vefatından önce şirketteki hisselerini, mirasçısı olan davacıya kalmaması için kardeşi olan davalıya devrettiğini, devir bedelinin hisselerin gerçek değerinin çok altında bir değer olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise hisse devrinin muvazaalı olmadığını, şirket hisselerini devraldığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne, limited şirket hisse devir işleminin iptaline, iptal edilen hissenin ... Şirketi pay defterine davacı adına kaydına karar verilmiştir. <br>\tDava konusu limited şirket pay devri sözleşmesi davacının murisi ... ile davalı arasında noterde akdedilmiş olup, muris ... Şirketi'ndeki 40 adet payını davalıya devretmiştir. <br>\tAnılan hisse devri ... Şirketi'nin 30/10/2017 tarihli genel kurul kararıyla kabul edilerek 200.000,00 TL sermayeli ve 5 ortaklı şirketin her bir ortak 40 pay sahibi olmak üzere şirket ortaklarının davalı ..., dava dışı ... olduğu görülmüştür. <br>\tİşbu davada davacı yan muris muvazaasına dayalı olarak murisi ile davalı arasında yapılan hisse devrinin iptaliyle murisin hisse payının kendi adına tescil edilmesini talep etmiştir. Anılan talep gözetildiğinde, dava konusu hisse devrinin kabulüne ilişkin genel kurul kararı alan ve yargılama sonunda hisseye ilişkin kayıt ve tescil işlemlerini yapacak olan şirketin de davada taraf olması gerekir. Bu bakımdan davacı tarafa, şirkete de husumet yönelterek dava açmak üzere süre verilmesi, dava açılması halinde eldeki dava ile birleştirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin sadece hisse devri yapılan davalıya karşı yöneltilen davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/6791 Esas 2013/23032 Karar sayılı ilamı).<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı yana şirkete de husumet yönelterek dava açmak üzere süre verilerek, dava açılması halinde eldeki dava ile birleştirilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-a.4 maddesi gereğince KABULÜNE, <br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2021 tarih ve 2019/213 Esas 2021/29 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t3-Davalı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, <br>\t4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/09/2023<br><br>Başkan - ...           Üye - ...                     Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...      ...       ...        ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76533199b3063fd0","SID":"a526338917e52cd1"}}