{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2416 <br>KARAR NO: 2023/2506<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/07/2023<br>NUMARASI: 2023/49 2023/96<br>DAVANIN KONUSU: Reddi Hakim/Hakimin Çekinmesi İncelemesi<br>Taraflar arasında görülen dava sırasında Davalı/Karşı Davacı - Birleşen Davada Davalı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur. Ret  talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi  Davalı/Karşı Davacı - Birleşen Davada Davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla,  süresi içerisinde verilen istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R Davalı karşı davacı birleşen davada davalı ... Vekili Av. ...'ın 24/03/2023 tarihli Redd-i Hakim Talepli Dilekçesinden Özetle : Davalı Karşı Davacı Birleşen Davada Davalı vekili  24/03/2023 tarihli dilekçesinde özetle: HMK ve SMK'nın ilgili hükümleri uyarınca ihtiyati tedbirin şartlarının düzenlendiğini, buna göre mevcut durumda yaşanacak bir gecikme nedeniyle ciddi bir zararın meydana gelebileceği durumlarda tedbir kararı verilebileceğini, tedbir kararının gerekçeli ve kapsamının tereddütte mahal bırakmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğini, ancak mahkemece verilen tedbir kararında müvekkilinin marka haklarının üçüncü kişilere karşı kullanmasının engellendiğini, bu durumun müvekkilinin kötü niyetli kişilere karşı dahi hukuki haklarını kullanmasına engel olduğunu, 100.000,00 TL teminat tutarının da çok düşük miktar olduğunu, mahkeme hakiminin tarafsızlığını yitirdiğini, ayrıca mahkeme hakimi hakkında CİMER nezdinde şikayette bulunulduğunu, dolayısıyla mahkeme hakimi ile müvekkili arasında husumet oluştuğunu, HMK m.36 ve m.38 de belirtilen hakimin reddi sebeplerinin mevcut olduğunu belirterek hakimin çekilmesine ve başka bir hakimin görevlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup,  HMK 36.maddesi hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde  taraflardan birinin hakimi reddedebileceğini, hakimin de bizzat çekilebileceğini hükme bağlamıştır. Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye  kanunen gerekmediği helde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen red sebepleri sınırlı olmayıp, HMK 36.maddesinde belirtilmeyen ancak hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren başka sebeplerin de hakimin reddini gerektireceği açıktır.HMK 41.maddesi  red sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemiş ise red talebinin, reddi istenen hakim tarafından geri çevrileceğini düzenlemiş olup, hakimin reddini talep eden tarafın  red sebebine ilişkin mutlak bir ispat vasıtası olarak delil göstermesi zorunlu olmayıp, red sebebine ilişkin emareler de yeterlidir. Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa m.9) Hakimler görevlerinde bağımsızdır. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları kanuni çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hakim bir olay ile ilgili kuracağı hükümle tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp hedefleyerek çalışmalı, kanunlardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hakim tarafların geçerli ve kanuni delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, aksine hakimlerin yansız ve kanunlardan aldığı güçle adaleti sağlamaya çalıştığını davanın taraflarına inandırmalıdır. Yargılama sırasında, taraflardan birinin mahkeme hakimi hakkında şikayette bulunması veya aleyhine dava açması veya mahkeme hakiminin davanın taraflarından biri hakkında şikayette bulunması (suç duyurusunda bulunması) HMK.nın 36/1-d maddesindeki \"davalı olmak\" anlamında yorumlanamaz. Suç duyurusunda bulunulması hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebep olarak da düşünülemez. Dosya kapsamına göre reddeden davalı - karşı davacı tarafından mahkeme hakiminin  emredici hükümleri uygulamayarak savunma hakkını ihlal  ettiği, adil yargılanma hakkının zedelendiği,  tedbir kararı ile   dava konusu hakkın  davanın başında davacıya teslim edildiği, gerekçesiz şekilde tedbire itirazın reddedildiği, hakimin tarafsızlığından şüphe duyulduğu, nihai kararda verilmesi gereken hakkın tedbir kararı ile verildiği,  teminat miktarının çok düşük olduğu ve  diğer red sebebi olarak ileri sürülen hususların işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilmeyeceği, tedbir değerlendirilmesi, teminat taktiri, tahkikatın yürütülmesi ve delillerin toplanması bakımından mahkeme hakimin taktir hakkı bulunduğu, tedbir değerlendirme gibi hususlarda alınan ara karar gerekçesinin ihsası rey niteliğinde olmadığı,  hakimin reddine ilişkin diğer iddiaları bakımından dosyada somut delil olmadığı, yargılama sırasında  HSK'ya ve diğer birimlere şikayette bulunulmasının HMK'nın 36/1-d maddesi uyarınca davalı olarak yorumlanamayacağı, mercice verilen ret  kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu hususa ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. İlk derece mahkemesince HMK'nın 42/4 maddesi gereğince davalı - karşı davacı aleyhine  para cezasına hükmedilmişse de, tüm dosya kapsamına göre davalı - karşı davacı  red talebini kötü niyetle yaptığına ilişkin bir olgu veya bilgi söz konusu olmadığından davalı - karşı davacı  para cezası ile tecziyesi yasaya uygun değildir.  Bu husus yeniden yargılamayı gerektiren bir eksiklik olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında aşagıdaki şekilde yeniden hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca;  İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 2023/49 D.İş Esas  2023/96 D.iş Karar  sayılı kararının  KALDIRILMASINA,2-Davalının reddi hakim talebinin reddine, 3-HMK’nın 42/4 maddesinde öngörülen koşullar mevcut olmadığından  davalı  hakkında disiplin para cezası tayinine yer olmadığına,4-Davalı tarafından yapılan istinaf giderinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 06/10/2023  tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>KANUN YOLU: Kesin olmak üzere</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04847dbae4a9633b","SID":"5bcab8b92c6fb087"}}