{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                   T.C.<br>               SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1417 <br>KARAR NO\t: 2023/1456<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t: ...         (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 23/02/2022<br>NUMARASI\t: 2021/192 Esas - 2022/174 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t: SES DAYANIKLI TÜKETİM MALLARI GIDA İNŞAAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 19/03/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 28/09/2023<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 09/10/2023<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin vefat eden eski eşi ... (T.C. ...)'ın keşideci borçlu, müvekkilin ise avalist olarak gözükmekte olduğu ve T.C. Gebze İcra Müdürlüğü 2018/25881 Esas sayılı icra takibine konu olan; 10/03/2008 tanzim tarihli 1.500,00 TL miktarlı, (12 adet senet'i) ...'nın borçlu sıfatı ile imzaladığını ancak avalist olarak gözüken müvekkil adına atılan imzaların müvekkilden sadır olmadığını, imzaların müvekkil tarafından atılmadığını, vefat eden eski eşi tarafından atıldığını düşündüklerini,  dolayısıyla kendisine işbu senetlerden dolayı haksız icra takibinde bulunulduğunu, müvekkilinin anılan senetlerde imzasının taklit edilmesi ile ilgili olarak Adli Tıp Kurumundan yada başka kişilerce  imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini ayrıca başlatılan takip ile ilgili olarak müteveffa ...'ın sağlığında alacaklı vekili Av. ... ile görüşerek borcunun taksitler halinde ödenmesi hususunda anlaştığını ve 23/12/2014 tarihinde T.C. Gebze İcra Müdürlüğü 2018/25881 Esas sayılı icra dosyasına resmi icra taahhüdünde bulunduğunu, müteveffanın resmi icra taahhüdü verdikten sonraki süreçte Ziraat Bankası veya Akbank Sefaköy Şubesinden (Ödemelerin üzerinden uzun zaman geçmesi ve ödemeyi yapanın vefat etmesinden dolayı diğer asıl borçlunun ödemelerin hangi bankadan yapıldığın tam net bilinmediğini ancak alacaklı vekilinin yapılan görüşmelerde 26.000,00 TL ödeme yapıldığını kabul ve ikrar etmesine rağmen, bu tahsilatları icra dosyasına bildirmediğini,  harcını yatırmadığını, bu şekilde alacaklının hem devleti harç kaybına uğratmakta hemde suç işleyerek  müvekkilinin bütün borçtan sorumlu tutarak cebri icraya devam ettiğini,  diğer borçlu ... tarafından  davalı alacaklı şirket hesabına farklı tarihlerde toplamda yaklaşık olarak 26.000,00 TL ödemede bulunulduğunu, yapılan ödemelere ilişkin banka dökümanlarını ve gerekmesi halinde BDDK'dan davalı şirketin tüm hesaplarının olduğu bankaların tespit edilerek gerekli hesap hareketlerinin celbini de talep ettiklerini, müteveffa tarafından ödemelerde bulunulmasına rağmen ödemelerin alacaklı veya vekili tarafından  anılan icra dosyasına bildirilmediğini, bu husus hakkında hem alacaklı hem vekili hakkında idari, mali ve cezai şikayet haklarımızı saklı tuttuklarını, açılan icra takibinde müvekkil adına olan ... plaka sayılı araca 16/03/2021 tarihinde yakalama şerhi işlendiğini, müvekkilin haksız icra takibinden dolayı şahsi olarak kullandığı aracını kullanamadığını, bu sebeple dava sonuna kadar araçtaki haciz şerhinin baki kalmak kaydıyla sadece yakalama şerhinin kaldırılmasını talep ettiklerini, mahkemeden teminatsız olarak veya aksi kanaat oluşur ise belirlenecek uygun bir teminat karşılığında davaya konu senetler hakkında açılan icra takibinin durdurulmasını, bunun mümkün olmaması halinde icra dosyasına yatırılan toplam borçtan ödememin yapıldığı tarihlere göre hesaplanarak icra dosyasında gözüken borçtan mahsubunu talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın Kabulüne, Davacının TC. Gebze İcra Müdürlüğünün 2018/25881 takip sayılı dosyasında takibe konulan bonolar sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"Dava dosyasında alınan rapora itiraz edilmiş olup bu noktada dava dosyasında Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gerekirken dosyaya aynı rapor sunulmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından verilen karara esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme neticesinde düzenlendiği itiraz dilekçesinde belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece iş bu somut gerçeklikten uzak bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir. Bu şekilde verilen kararın kabulü mümkün olmayıp mahkeme kararı bu hali ile müvekkil şirketin hak mahrumiyetine sebep olacaktır\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılması talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"davalının, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarının eksik inceleme ile düzenlendiğine ve somut gerçekliği yansıtmadığına, ilk rapora itirazları üzerine ikinci kez alınan raporun ilki ile aynı olduğuna dair iddiaları tamamen yersiz ve hukuk dışıdır. Hukuk temeli olmayan, soyut ve davayı uzatmaya yöneliktir ayrıca 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 36.maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle, icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınabileceği öngörüldüğünden, davalı vekilinin tehiri icra talebinin reddi gerekmektedir\" beyanı ile davalı yanın istinaf taleplerinin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2022 tarih, 2021/192 Esas - 2022/174 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br><br>Dosyanın incelemesinde davacının eski eşi ve müteveffa ...'ın keşidecisi, davacının ise avalist  olduğu ve T.C. Gebze İcra Müdürlüğü 2018/25881 Esas sayılı icra takibine konu olan; 10/03/2008 tanzim tarihli 1.500,00 TL miktarlı, (12 adet senet'i) ...'nın borçlu sıfatı ile imzaladığı senetlerden dolayı borçlu olmadığı, takibe konu edilen senetlerin altındaki imzaların davacının eli ürünü olmadığı belirtilerek, takibe ve davaya konu senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.  Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).<br>Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).<br>Dosya arasına alınan 01/10/2021 Tarihli ATK Fizik İhtisas Dairesi raporunda özetle;  İnceleme konusu senetlerde ... adına atılı (altta bulunan imzalar) basit tersimli imzalar ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Eldeki davada; davacının  iddiaları ve davalının savunmaları karşısında; dosya arasına alınan 01/10/2021 Tarihli ATK Fizik İhtisas Dairesi Raporunda belirtilen görüş çerçevesinde, takibe konu edilen alacağın dayanağının bono olması bononun kambiyo senetlerinden olması ve kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit davalarında ispat yükünün davacıda olacağı şeklindeki genel uygulama da dikkate alındığında davacının davasını ispatladığı anlaşılmakla, tüm bu neden ve gerekçelerle ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davalının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.692,24 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 423,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 1268,54 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/09/2023<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b1225cb7ca57640b","SID":"dd82d601e074726f"}}