{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/1621 <br>KARAR NO: 2023/1467 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 18/05/2023 ( Ara Karar Tarihi) <br>DOSYA NUMARASI: 2023/334 Esas (Derdest Dava Dosyası) <br>DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)  <br>KARAR TARİHİ: 05/10/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde ihtiyati tedbir istemine ilişkin olarak özetle; davalı ... Limited Şirketinde ve davalı şirketin kuruluş amacının ve tek işinin tedarik sağlama olduğunu, grup şirketlerdeki usulsüzlükler ve buna benzer bir takım hususlar olduğunu, bu grup şirketlerden ... şirketlerine denetim ve onay kayyımı atandığını ancak usulsüzlüklerin devam ettiğini ve denetim ve onay kayyımının yetersiz kaldığını, işbu davadaki gibi yöneticilerin azli için dava açıldığını ve bu davada da tedbiren yönetim kayyımı atanmasının talep edildiğini, bunun üzerine ... için açılan davada İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2023/331 Esas sayılı, 12/05/2023 tarihli davada kayyım atanmasına karar verildiğini, işbu davada da davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasını talep etmiş olduğu görüldü. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  18/05/2023 tarih ve 2023/334 Esas sayılı Ara Kararı ile; \" TTK.nunda şirkete kayyum atanması ile ilgili açık bir düzenleme bulunmamaktadır, ancak bir şirkete yönetim kayyumu atanabilmesi için öncelikle şirketin organlarının eksik olup olmadığına bakmak gerekir, dava dilekçesi ve dosyadaki deliller kapsamında davalı şirketin organsız olmadığı anlaşılmaktadır. Limited şirketlerde yönetim organı yerine kayyım atanmasını gerektirir bir diğer  durum da organın yokluğunun veya yönetim boşluğunun olması veya  şirket yöneticilerinin görevi kötüye kullandığının kuvvetle muhtemel görülmesidir. Her ne kadar davacı davalı şirket yöneticisi ... hakkında terör örgütü suçlaması nedeniyle soruşturma olduğunu ve şirketi zarara sokarak şirket üzerinden kendilerine fayda sağladığını iddia etmekte ise de; bu hususlar yargılamayı gerektirmekte olup, HMK 390/3 maddesi gereğince haklılığın yaklaşık olarak ispatının gerçekleşmemiş olduğu nazara alınarak;davanın yöneticinin azli davası olduğu da nazara alındığında davanın sonunda elde edilebilecek durumun tedbiren yaratılması usule de aykırı olacağından davacının, davalı şirkete yönetim yada denetim kayyumu atanması taleplerinin bu aşamada reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacı vekilinin, davalı ...'ne tedbiren yönetim veya denetim kayyımı atanması talebinin REDDİNE, ...  \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece tedbir taleplerinin reddine ilişkin verilen istinaf konusu kararda yalnızca “TTK.nunda şirkete kayyum atanması ile ilgili açık bir düzenleme bulunmamaktadır, ancak bir şirkete yönetim kayyumu atanabilmesi için öncelikle şirketin organlarının eksik olup olmadığına bakmak gerekir, dava dilekçesi ve dosyadaki deliller kapsamında davalı şirketin organsız olmadığı anlaşılmaktadır. Limited şirketlerde yönetim organı yerine kayyım atanmasını gerektirir bir diğerdurum da organın yokluğunun veya yönetim boşluğunun olması veyaşirket yöneticilerinin görevi kötüye kullandığının kuvvetle muhtemel görülmesidir. Her ne kadar davacı davalı şirket yöneticisi ... hakkında terör örgütü suçlaması nedeniyle soruşturma olduğunu ve şirketi zarara sokarak şirket üzerinden kendilerine fayda sağladığını iddia etmekte ise de; bu hususlar yargılamayı gerektirmekte olup, HMK 390/3 maddesi gereğince haklılığın yaklaşık olarak ispatının gerçekleşmemiş olduğu nazara alınarak; davanın yöneticinin azli davası olduğu da nazara alındığında davanın sonunda elde edilebilecek durumun tedbiren yaratılması usule de aykırı olacağından davacının, davalı şirkete yönetim yada denetim kayyumu atanması taleplerinin bu aşamada reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” şeklinde hukuka aykırı ve yanlış tespitler içeren gerekçeler gösterilmiş olduğunu, bu gerekçelerin haksız olduğunu, Bir şirkete tedbiren kayyım atanması kararı verilebilmesi için şirket organlarının eksik olması gibi bir zorunluluk bulunmadığını, Yerel Mahkeme gerekçesinde her ne kadar yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin organlarının eksik olması gerektiği belirtilmişse de hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla organ eksikliğinin, yargılamanın sonucunda yöneticilerin azledilmesi halinde ortaya çıkabilecek bir durum olduğunu, yargılama devam ederken \" tedbiren \" istenilen yönetim kayyımının değerlendirilmesinde ise organ eksikliği şartını aramak tedbir kurumunun amacıyla bağdaşmadığını, tedbir ile amaçlananın, yargılama devam ederken azli istenen yöneticilerin davalı şirkete daha fazla zarar vermesinin önüne geçilmesi olduğunu, aksi takdirde işbu dava devam ederken azli istenen yöneticilerin görevine devam etmesi halinde aleyhlerine dava açılan yöneticiler tarafından kasıtlı bir şekilde şirkete zarar vermeye devam edilme ihtimalinin yüksek olduğunu, yargılamaların uzunluğu da nazara alındığında tedbir kararının gecikmeksizin verilmesi gerektiğini, nitekim bu hususun öğretide ... tarafından şu şekilde ifade edilmiş olduğunu (EK-1): “...Ancak TTK 630/II’deki kuralın uygulanmasında bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Çünkü haklı sebeplerin varlığı durumunda, müdürün yetkilerinin elinden alınabilmesi için çok hızlı hareket etmek gerekir. Oysa TTK 630/II çerçevesinde mahkemeden karar alana kadar epey zaman geçebilecektir. Kanaatimce bu sakıncalı durum, özellikle müdürün yetkilerinin ihtiyati tedbir vasıtasıyla elinden alınarak, dava süresince ortaklığa bir idare kayyımı atamak suretiyle giderilebilir. Mahkemeler bu durumda çok dikkatli olmalıdırlar. Çünkü ihtiyati tedbir kararı verilerek, idare kayyımı atanmazsa, dava süresince görevde kalan müdür, ortaklığa önemli zararlar verebilir...” (..., ...) Tedbirin kapsamının HMK m.391 ile belirlenmiş olup mahkeme kararının aksine tedbir kararının verilebilmesi için tedbir istenen konunun yargılamayı gerektirmesi ya da nihai sonuçla elde edilecek duruma ilişkin olup olmamasının önemli olmadığını, burada önemli olanın ihtiyati tedbir koşullarının oluşması olduğunu, a) İhtiyati tedbir kararı verilirken durumun yargılamayı gerektirip gerektirmemesi gibi bir şartın kanunda bulunmadığını, yöneticilerin azli davalarında yönetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için haklı nedenin yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli olduğunu, İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin şartlarının HMK m.389’da ihtiyati tedbirin şartlarının \" MADDE 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. \" şeklinde ifade edilmiş olduğunu, kanun metninde açıkça görüldüğü üzere ihtiyati tedbir karar verilmesinin şartları arasında yargılamayı gerektirmemesi gibi bir şart yer almamakta olup, gecikme sebebiyle sakıncanın ya da ciddi bir zarar doğma endişesi durumlarının tek başına yeterli olduğunu, Bu kapsamda, halihazırda dosyadaki belgeler ile davalı şirkete yöneticiler tarafından verilen zararın somutlaştırılması karşısında, davalı şirketin daha fazla zarar riski ile karşı karşıya olduğunu, bu açıdan yöneticilerin azli davasında haklı nedenin yaklaşık olarak ispat edilmiş olup, ihtiyati tedbir koşullarının da oluşmuş olduğunu, Öğretide haklı nedenin;  “Ortaklar tarafından haklı sebep olarak ileri sürülen nedenler dikkate alındığında, artık müdürün görevini doğru bir şekilde gerçekleştirmesi kendisinden beklenemiyorsa, azil veya yetki sınırlandırması için haklı sebep mevcut demektir... Ortaklıkta kasa açığı olması, muhasebesinin iyi tutulmaması, müdürlerin kusurları nedeniyle ortaklık zararlarının ortaya çıkması da müdürlerin azli bakımından haklı sebep teşkil eden davranışlardır.” (Oruç Hami Şener, Yeni TTK Döneminde Anonim ve Limited Ortaklıklara İlişkin Verilen Yargıtay Emsal Kararlarının Değerlendirilmesi, s.883) (EK-2). \" şeklinde ifade edildiğini, Bu nedenlerle kanun uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken kanunun açık düzenlemesine aykırı bir gerekçeyle reddedilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, b) İhtiyati Tedbir Kararının İçeriğinin “Davanın Sonunda Elde Edilebilecek Duruma İlişkin Olup Olmama” gibi bir kriterle sınırlandırılmadığını, aksine kanunda her türlü tedbirin verilebileceğinin düzenlenmiş olduğunu, ancak kabul anlamına gelmemek kaydıyla işbu davanın sonunda elde edilmesi istenilen asli durumun yönetim kayyımı atanması değil, yöneticilerin azli olduğunu, yönetim kayyımı atanmasının tali talep olduğunu, İhtiyati tedbir kararının içeriğinin HMK m.391’de \" İhtiyati tedbir kararı MADDE 391- (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. \" şeklinde ifade edilmiş olduğunu, kanun metninde açıkça görüldüğü üzere sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceğini, Durum böyle olmasına karşın, Mahkemece kanuna açıkça aykırı bir şekilde yeni bir gerekçe yaratıldığını ve bu gerekçe gerçekleşmediği için de talebin reddine karar verilmiş olduğunu, Mahkemelerin karar verirken kanunları, kanunların düzenleniş amaçlarını göz önünde bulundurmak zorunda olduğunu, Son olarak, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işbu davanın açılmasının nedeninin davalı ... zarara uğratan yöneticilerin azledilerek görevden alınması olduğunu, Davalı şirkete yönetim kayyımı atanması taleplerinin ise, yöneticilerin azli sonucunda doğacak durumun doğal bir sonucu ve tali talepleri olduğunu, bu nedenlerle mahkemenin gerekçesinin bu yönüyle de haksız olduğunu, Yukarıdaki beyanları saklı kalmak kaydıyla; bir şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması için şirket organlarının eksik olması/ toplanamaması ZORUNlu olmasa da davalı şirket ile grup şirket olan ve davalı şirketle aynı ortaklık yapısına sahip, aynı şekilde, aynı kişiler ve aile tarafından yönetilen ... Şirketinin 05.06.2023 tarihinde yapılması planlanan olağanüstü genel kurul toplantısında yaşanan vahşi saldırıdan sonra şirketin en temel organı olan genel kurulun güvenli bir şekilde toplanamadığı, şirketin yönetimi için tarafsız, azınlık ortak olan müvekkilin de haklarını koruyacak bir yönetim kayyımının varlığına ihtiyaç duyulduğu hususunun ortada olduğunu, aksi halde şirket organlarından en önemlisi olan genel kurulun hiçbir zaman işlerlik kazanmayacağını, 05.06.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yaşanılanları açıklamak gerekirse; a)05.06.2023 tarihinde yapılması planlanan ve Kartal ... Noterliği ... yevmiye numaralı 22.05.2023 tarihli çağrı (EK-3) ile davet edildikleri genel kurul toplantısına katılmak için müvekkil adına vekilleri olarak şahsı ve ...'ın, Üsküdar ... Noterliği' nin 02.06.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı özel yetkili vekaletnameye (EK-4) istinaden şirket merkezinde hazır bulunduklarını, Söz konusu vekaletname ile hem şahsı hem de müvekkilin oğlu ...'ın spesifik olarak 05.06.2023 tarihli genel kurula katılmak üzere vekil olarak atanmış olduklarını, b)Genel kurul yapılması için toplantı odasına geçtiklerinde şirketin hâkim ortağı ...’un oğulları ... ve ...’un ... tarafından yetkilendirildiğine dair vekaletnameleri olmaksızın genel kurula katılmak istediklerini görerek, işbu hukuka aykırı duruma itiraz etmeleri üzerine müvekkilin yetkili vekillerinden ...'ın, hâkim ortak ...’un oğulları ... ve ... tarafından vahşice darp edilmiş, dakikalarca üstüne çullanmak suretiyle darp ederek ve başına sert bir cisimle defalarca vurularak ...’ın başının, burnunun ve sair yerlerinin ağır kanamaya yol açmasına sebep olunduğunu, ... tarafından vekil ...’a sinkaflı sözler edildiğini, bu sözlere karşılık vermeden yalnızca vekaletnamenin genel kurula katılmak için gerekli olduğunu belirten ...’a ... ve ... tarafından vahşice fiziki saldırı düzenlenmiş olduğunu, bu kişilerin ...’ı yere yatırarak sırtına, yüzüne, burnuna tekme ve yumruklarla saldırdıklarını ve hatta ... tarafından vahşetin dozunun daha da arttırıldığını, sert bir cisimle ...’ı kafasından defalarca darp ettiğini, müvekkil vekili ...'ın tüm korkunç fiziki saldırı sonrasında kanlar içerisinde kaldığını, sonrasında da ... ve ... tarafından hakarette bulunulmaya devam edildiğini, müvekkil vekili ...'ın saldırıdan sonra şirkette, hastanede ve karakolda çekilmiş fotoğraflarının ekte sunulmuş olduğunu (EK-5), ekte yer alan bu fotoğraflarda da görüldüğü üzere müvekkil vekiline ciddi bir saldırı gerçekleşmiş olduğunu, uğradığı bu saldırı sonucunda, darp edildiğine ve başına, alnına, gözüne ve sırtına darbe aldığına, kanaması olduğuna ve diğer hususlara ilişkin Hastane Raporu, söz konusu saldırı nedeniyle müvekkil vekilinin 7 gün istirahat etmesi gerektiğine ilişkin 05.06.2023 tarihli Sağlık Raporu ve 13.06.2023 tarihli Sağlık Raporu düzenlenmiş olduğunu (EK-6), c)İşbu olay esnasında toplantı odasında ve şirkette müvekkil ...’ı temsilen yalnızca şahsı ve ... bulunurken, şirket tarafında ise ...’ın canına kast eden ... ve ... ile şirket ve ... Ailesi avukatı Av. ... ve şirketin mali müşaviri ..., ayrıca şirket binasında ..., ..., şirket çalışanları gibi onlarca kişi bulunmakta olduğun, kendilerinin şirket binasında azınlık konumunda olup, ...'ın canına kastedilirken şahsı tarafından çok defa odanın dışına doğru bağırarak yardım talep edilmesine, güvenlik  çağırılmasına ve danışmaya da güvenliğin çağırılması konusunda defalarca uyarıda bulunulmasına rağmen hiçbir şekilde güvenlik gelmemesi ve müdahalede bulunulmaması durumlarının, saldırının planlı ve organize yapıldığı şüphelerini de kuvvetlendirdiğini, ç)Tarafsız ve güvenli bir şekilde yönetme yükümlülüğü olan ve her genel kurul öncesi kendilerinin yetkili vekaletnamesini sorgulayan Av. ...'ın, haklı itirazlarına rağmen toplantıyı hukuka aykırı bir şekilde genel kurula katılmaya çalışan ... ve ...’u toplantı odasından uzaklaştırmadığını, ayrıca toplantı güvenliğini sağlayamadığını, öyle ki giriş katta yapılan toplantıda 10-15 metre mesafedeki güvenlik görevlilerinin, kendileri tarafından defalarca çağrılmasına rağmen dakikalarca olaya müdahale etmediğini ve vekillerden ...'ın dakikalarca fiziki saldırıya uğramasının önüne geçmediğini, toplantı güvenliğini sağlamakla yükümlü lan ve aynı zamanda ...'un şahsi avukatı olan Av. ...'ın, toplantı güvenliğini sağlayamadığı gibi, vekaletnamesiz ve toplantıya katılmaya yetkisiz olan şahısların (...’un oğulları ... ve ...’un) toplantıya katılmasına sebebiyet vererek tarafsızlığını da tamamen yitirmiş olduğunu, ...’ın ne muhatap şirkette ne de grup şirketlerin herhangi birinde toplantı başkanlığı yapmasının usul ve yasaya aykırı hale gelmiş olduğunu,d)Sonuç itibariyle genel kurulun, tüm taraflarca hazır bulunulmasına rağmen, planlanan 05.06.2023 tarihinde yapılamadığını, şirketin genel kurul organını toplayamamış olup, mevcut güvenlik sorunlarıyla bu aşamadan sonra da toplanmasının mümkün görünmediğini, toplantı başkanı Av. ... tarafından genel kurulun saldırı nedeniyle yapılamadığına ilişkin tutanak tutulmamışsa da, kendileri tarafından olay yerinde buna ilişkin tutanak tutulmuş olduğunu, her ne kadar 22.05.2023 tarihli çağrı ile 05.06.2023 tarihinde yapılması planlanan genel kurul toplantısı korkunç ve vahşice fiziki saldırı sebebiyle yapılamadığından, yeni toplantı günü belirlenmeli ve yeni bir çağrı yapılmalıysa da işbu ihtarnamede özellikle belirttikleri üzere tarafsızlığını koruyamayan Av. ...'ın da dahil olduğu bu süreçte toplantı güvenliğinin hiçbir şekilde sağlanamadığını, yeni bir toplantı günü belirlenerek yeni bir çağrı yapılsa dahi yaşanan bu vahşi saldırıdan sonra ... Ailesi mensuplarının ortaklığına karşı şirkette azınlık ortak olarak can güvenliklerinden oldukça endişe etmekte olduklarından, genel kurulun sağlıklı ve güvenlikli bir şekilde yapılması ihtimali kalmadığını, e)Saldırıdan sonra sığındıkları yan toplantı odasında, saldırıyı gerçekleştiren şahısların babası ve şirketin hakim ortağı ...'un da geldiğini ve 1 ay önce FETÖ üyeliği iddiasıyla tutuklanmasından müvekkil ...'ı sorumlu tuttuğunu, nitekim kardeşi ve diğer ortak ...'un, bu şirkete kendileri tarafından gelinmemesi gerektiğini, ...'a hitaben “sen bu şirkete neden geliyorsun ki şerefsiz” şeklinde sözlerle ifade etmiş olduğunu, gerek ...'un gerekse oğullarının ve gerekse ... Ailesi mensuplarının, ...’un 1 ay önce FETÖ üyeliği nedeniyle tutuklanmasının nedeninin müvekkilin şikayetleri olduğunu iddia ederek müvekkile ve ailesine karşı kin beslemesi ve planlı bir saldırı gerçekleştirmiş olması durumlarının kuvvetle muhtemel olup, bu ihtimallerin kendilerinin şikayeti üzerine (EK-7: Şikayet Tutanakları) açılan soruşturma dosyasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulacak ve aydınlatılacak olduğunu, soruşturma numarası belli olduktan sonra soruşturma numarasının bildirilecek olduğunu, aynı şekilde soruşturma dosyasında olaya ilişkin kamera kayıtlarının da istenmesinin talep edilmiş olup, soruşturma dosyası ile birlikte kamera kayıtlarının da celp edilmesi talepleri bulunduğunu, Şirket genel kurulunun güvenli bir şekilde toplanmasının sağlanamadığını ve hatta bu durumun şirket tarafından tutanak altına dahi alınmadığını, tutanağın dahi kendileri tarafından kendi imkanları ile tutulduğunu, nitekim konuya ilişkin kendileri tarafından grup ... şirketine Beyoğlu ... Noterliği' nin 06.06.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin (EK-8) gönderilmiş olduğunu, Bu aşamada bir sonraki toplantıda, davalı şirket de dahil olmak üzere diğer tüm grup şirketlerin toplantılarında yeni ve daha vahşi bir saldırının gerçekleşme ve bu saldırıya da kimsenin müdahale etmeme olasılığının yüksek olduğunu, tüm bu nedenlerle yukarıda izah edilen tüm hususların, şirketin genel kurulunun toplanmasını engelleyen hususlar olup, dosyaya sunulu dilekçelerinde yer alan tüm beyan ve sundukları tüm deliller de nazara alınarak şirket yönetiminin taraflı ve düzeni koruyamayacak düzeyde olması nedeniyle davalı şirkete tedbiren yönetim kayımı atanmasının büyük önem arz etmekte olduğunu, Yargı kararları ile yöneticinin azli davalarında şirketlere kayyım atanmasına karar verilmekte olduğunu, Yöneticinin azli davası ile ilgili bir istinaf kararında dosyaya sunulan savcılık dosya ve raporları da nazara alınarak şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğinin tespit edildiğini ve şirket menfaatlerinin korunması gerektiğinin ifade edilerek tedbir talebini reddeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığını, İstanbul BAM 14. HD., E. 2019/2636 K. 2020/171 T. 13.2.2020 (EK-9) “... Asıl ve karşı dava hukuki nitelikleri itibariyle TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması istemine ilişkindir... HMK'nın 390/3. maddesinde, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu aranmıştır. Ancak, bu ispat koşulunun mutlak bir ispat olarak anlaşılmaması gerekir... Taraflarına iddialarını ispat etmek üzere internet çıktıları, özel bir firma tarafından hazırlanmış bulunan iç denetim raporu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/95751 esas sayılı dosyası kapsamında verilmiş bulunan 01.11.2019 tarihli bilirkişi raporu ibraz etmişlerdir... Tarafların karşılıklı beyanlarından, aralarında ciddi tartışma ve uyuşmazlıklar bulunduğu, ortakların karşılıklı güvenlerinin zedelendiği anlaşılmaktadır. Bu tespitlere ve dosya kapsamına göre, DAVANIN DEVAMI SÜRESİNCE ORTAKLARIN BİR ARAYA GELEREK ŞİRKETİN İŞLEYİŞİNİ SAĞLAMAYA YÖNELİK HUKUKİ İŞLEMLERDE BULUNMALARININ MÜMKÜN GÖRÜLMEDİĞİ, ŞİRKETİN YÖNETİLEMEZ HALE GELDİĞİ, bu durumun ortaya çıkmasında hangi tarafın sorumlu olduğu hususu YARGILAMA SONUNDA BELİRLENECEK OLUP BU AŞAMADA ŞİRKETİN VE HER İKİ TARAFIN HAK VE MENFAATLERİNİN KORUNMASI İÇİN ŞİRKETE KAYYIM ATANARAK YÖNETİMİN SAĞLANMASININ ZORUNLU HALE GELDİĞİ KANAATİNE VARILMIŞTIR... Sonuç olarak, İLK DERECE MAHKEMESİNİN, İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİ KARARI USULE AYKIRI BULUNDUĞUNDAN, bu ret kararının kaldırılması ve her iki tarafın da şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılarak söz konusu yetkilerin kullanılması açısından bir yönetim kayyımının atanması suretiyle, talep edilen geçici hukuki korumanın sağlanması gerektiği kanaatine varılmıştır.” TTK m. 630 kapsamında görülen davalarda aynı yöndeki benzer bir kısım kararların da şu şekilde olduğunu: İstanbul BAM, 14. HD., E. 2017/90 K. 2017/118 T. 22.3.2017 (EK-10) “...Davacı vekili... davalının yönetim ve temsil ilzam yetkisini kötüye kullandığını bildirerek davalının yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasını dava konusu yaparak yargılama sonuçlanıncaya kadar şirketin devamının sağlanması ve mal varlığının korunması amacıyla şirkete tedbiren yönetim kayyımının atanmasını talep etmiştir ... Aralarında ciddi uyuşmazlık bulunan iki şirket ortağından birisinin, DAVANIN DEVAMI SIRASINDA TEMSİL VE İLZAM YETKİSİNİ TEK BAŞINA KULLANMASI, DAVACI AÇISINDAN ÖNEMLİ ZARARLARA SEBEBİYET VERİLECEĞİ ENDİŞESİNİ YARATABİLİR. Tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerekir. DAVALININ TEMSİL YETKİSİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI KESİN OLARAK KANITLANMAMIŞ OLMAKLA BİRLİKTE, BUNA DELALET EDEN BAZI BELGELER SUNULMUŞTUR. TARAFLARIN KARŞILIKLI BEYANLARINDAN, ARALARINDA CİDDİ TARTIŞMA VE UYUŞMAZLIKLAR BULUNDUĞU, ORTAKLARIN KARŞILIKLI GÜVENLERİNİN ZEDELENDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR. Bu nedenle, şirketin yönetimiyle ilgili olarak geçici hukuki koruma sağlanması için şartların bulunduğu kanaatine varılmıştır... ilk derece mahkemesinin, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı hukuka aykırı bulunduğundan, bu ret kararının kaldırılması ve davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanması suretiyle, davacının talep ettiği geçici hukuki korumanın sağlanması gerektiği kanaatine varılmıştır...” Davalı şirketin en önemli imza yetkilisi ... hakkında FETÖ terör örgütüne üye olmaktan halihazırda ciddi ve çok sayıda ihbarlar bulunması, dava açılması ve tutuklu yargılanmakta olması karşısında müvekkilin davalı şirkette bulunan hisselerinin yönetimini ciddi bir tehlikeyle baş başa bırakmakta olduğunu, ... hakkında, FETÖ terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan soruşturma sonucunda İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2023/148 E. sayılı dosyası ile dava açılmış olduğunu, iddianamede belirtildiği ve ekteki (EK-11) evraklarda görüldüğü üzere; ...’un FETÖ üyesi olduğuna ilişkin en az 44 ihbar bulunmakta olduğunu, en önemli ihbarların şu şekilde olduğunu: - İhbar 5- (... numaralı 10/09/2018 tarihli CİMER İhbar Formu) “Sayın Cumhurbaşkanım, ... marketler zinciri sahibi azılı fetöcü ... ile ilgili hiçbir gelişme olmadı. Bu vatan haini zat hala fetöcü ve hala zatınıza ağır hakaret etmekte hala fetö terör örgütü fetöcü yapıya destek vermektedir.” (EK-11, 7. sayfa) - İhbar 8- (... numaralı 27/02/2019 tarihli CİMER İhbar Formu) \"Defalarca yazdım ancak sonuç alamadım. Pendik’in ...dan sonra en büyük FETÖCÜ alçağı ... Şirketler grubu başkanı ... ile ilgili hala bir işlem yapılmaması beni derinden üzmüştür. Pendik’in vicdanı rahat değil çünkü fetöcü mali baronu elini koluna sallayarak geziyor.” (EK-11, 7. sayfa) -İhbar 9- (... numaralı 05/05/2017 tarihli CİMER İhbar Formu) \"Bana göre azılı fetöcü terörist ... ve ... gıdanın hakim ortağı ..., 2015 haziran seçimlerinden sonra  Cumhurbaşkanına hakaret ettiği için kendisi ile kavga ettim. Alçak büyük bir cesaretle beni tehdit etti ama karşılığını da aldı. Lakin bu alçağı ihbar edilmesine rağmen hala dışarda tutanlar var. Kimse bunlar asıl hain bunlardır. Bu alçak fetö için tüm alçaklıkları alenen yapmıştır. Bu şahıs ve işbirlikçileri ele alınırsa büyük bir ihanet şebekesi çökecektir.\" (EK-11, 7. sayfa) - İhbar 10 - (... numaralı 07/11/2017 tarihli CİMER İhbar Formu) \"Pendik ... Marketleri sahibi ... FETÖ Terör Örgütünün gizli kasasıdır. Fetö örgütüne yıllık 2-3 trilyon destek, ayrıca burs ayrı firmalardan kurban da 600 büyük baş hayvan desteği vermekteydi. Ben bu şirkette en üst düzeyde görev yaptım. Ve 15 Temmuz olaylarından sonra ayrıldım. ... isimli şahıs Cumhurbaşkanımıza ve hükümete karşı ciddi hakaretler ediyor. ... Üniversitesi için 300 milyarlık çek verdiği aşikar. Bu şirkette 6 tane fetöcü abilerini barındırmıştır. Bu gibi vatan hainlerinin ticari ülkenin güvenliğine tehdit oluşturmaktadır.\" (EK-11, 7-8. sayfa) - İhbar 40- (... numaralı 12/08/2016 tarihli E-Posta ihbar formu) \"... marketleri ve ... firmalarının sahipleri hakkında ramazan ayında bir iftar sofrasında bizzat firmanın üst düzey yöneticilerinden almış olduğum duyumu ihbar etmek istiyorum. Firma sahibi ramazan ayında 300.000 $ Fetö örgütüne himmet adı altında yardım ettiğini ve yeni doğan çocuğuna gülen tarafından isim verildiğini duydum.\" (EK-11, 11. sayfa) - İhbar 41- (... numaralı 27/07/2017 tarihli E-Posta ihbar formu) \"450 şubesi bulunan ...; eski bir üst düzey çalışanı olarak fetöcü olduklarını ve hala devam ettiklerini rahatlıkla çözersiniz. @... isimli kişinin tweet beğenilerini, takip ettiklerine bakın olayı çözersiniz. Çalışanlara sorun anlatacaklardır. Satın alma müdürüdür kendisi, patronun sağ koludur. Pelsilvanyaya gitmek için vize başvurusu yapmış ancak reddedilmiştir. Patron ..., kardeşi ... Pelsilvanyaya gidip el öpmüşlerdir. Referandum sürecinde çalışanlarına Hayır verin diye baskı yapmışlardır.\" (EK-11, 11. sayfa) İddianamede ayrıca ...’un FETÖ örgütüyle bağlantılı olduğunu gösterir birçok yazışma bulunmakta olduğunu, bu yazışmaların dilekçeleri ekinde yer alan belgede de görülmekte olduğunu, Söz konusu yazışmaların 2022 yılına kadar yapıldığı da nazara alındığında, imza yetkilisi kişinin, gerek terör örgütüyle iltisaklı olduğunu gösterir bu tip yazışmalarının olması gerekse hakkında bu kadar önemli ihbarlar yapılan, tutuklu bir şahıs olmasının, müvekkilin şirketteki hisselerinin yönetimine ilişkin önemli şüpheler doğurmakta olduğunu, tüm bu durumlar karşısında müvekkilin haklı olarak davalı şirketteki hisselerinin akıbeti konusunda endişeye düşmekte olduğunu, şirketin kayyım eliyle yönetilmesi ile şirketin ve pek tabii müvekkilin hisselerinin de güvenliğinin sağlanmış olacağını, tüm bu nedenlerle davalı şirkete gecikmeksizin tedbiren yönetim kayyımı atanması gerektiğini, ...' un, grup şirketlerden ...'nın bir inşaat şirketindeki hisselerini kendi şahsi mal varlığına usulsüz bir şekilde geçirdiğini, bu sebeple hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dava açıldığını, İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/474 E. sayılı ceza davasında hakkında 7 yıla kadar hapis istenmekte olduğunu, azil için haklı sebep oluştuğunu, Müvekkilin ortağı olduğu grup şirketlerden ...'nın, ... adlı inşaat iştirakinde yüzde 50 pay sahibi iken, ...'nın hisseleri o dönemde münferiden imza yetkisine sahip ortak ... tarafından hakim ortak ...'a gizlice, hiçbir GK kararı alınmaksızın, faaliyet raporunda işlenmeksizin, müvekkile herhangi bir bilgi dahi verilmeksizin usulsüz bir şekilde devredilmiş olduğunu, hisse bedeli olarak sadece 500.000-TL+KDV ödenmiş olduğunu, ... şirketinin zarara uğratılmış olduğunu, ... ( ... ) hisselerini kendi şahsı üzerine geçirmesi sebebiyle, İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/474 E. sayılı dosya kapsamında müvekkilin şikayeti üzerine hâkim ortak ve müdür ... ve diğer ortak ... hakkında “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan ceza davası açıldığını ve iddianamede (Dava dilekçesinin 12. ekinde sunulmuş olduğunu) ...'un ...’ya ait olan ... San. Tic. A.Ş. hisselerinin tamamını şahsi malvarlığına geçirmekle suçlandığını, Şirket muhasebesinden sorumlu hakim ortak ...'un, kendi talimatı ile muhasebe birimine müvekkilden gizli bir şekilde ikinci ve gayriresmi kasa tutulması talimatı verdiğini, ortaklar hakkında vergi ceza soruşturması ve davası açılmasına sebebiyet verdiğini ve şirketin ...'un usulsüzlükleri sebebiyle vergi cezası yediğini, azil için haklı sebep oluşmuş olduğunu, Vergi usulsüzlüğü kapsamında müvekkilin şikayeti üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu ...sayılı soruşturma dosyasının açıldığını, Soruşturma dosyası kapsamında tanıkların ifadelerinin alındığını, ifadesi alınan ilk tanık ...'ın ...’ta 2004-2020 yılları arasında kasa sorumlusu olarak çalışmış olduğunu, ...'ın Samıştır. ... Savcılığa 2 defa ifade verdiğini: ...'ın, Savcılığa 19.09.2020 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ifadede (Dava dilekçesinin 26. ekinde sunulmuş olduğunu): “... bu şirketlerin yanında başka şirketler de açtı. Ancak ortaklardan ...’ın bunlardan haberi olmadı. ... yaklaşık beş-altı yıl önce şirket çalışanlarına ve bana talimat vererek şirket hesaplarını iki ayrı hesapta tutmamızı istediğini söyledi. Burada gayri resmi bir hesap oluşturdu, gayri resmi harcamalar yapmak için böyle bir yol izledi.” şeklindeki ifadesinde çift kasa talimatını kimin verdiğini açıkça beyan etmekte olduğunu, savcılık tarafından alınan 18.05.2022 tarihli ifadesinde (Dava dilekçesinin 27. ekinde sunulmuş olduğunu) ...'ın “Ben ...  isimli firmada 2004-2020 yılları arasında kasa sorumlusu olarak çalıştım.  ... şirketin ortaklarındandır. MALİ VE İKTİSADİ KONULARDA TEK YETKİLİ ...’TUR. Mal alım satımı faturalar kesildiğinde sadece ...’a bilgi verilir. ... BU KONULARLA İLGİLENMEZ. İÇLERİNDEKİ HİYERARŞİ VE İŞ BÖLÜMÜ BU ŞEKİLDEDİR. BİLDİĞİM KADARIYLA ... GIDADA DIŞ İLİŞKİLER VE KURUMSAL İLİŞKİLERDEN SORUMLUDUR. Yine burada ticari ve mali işlerle hiçbir ilgisi yoktur.Sadece ... Bey ve ... Bey’in olmadığı imza gerektiği zamanlarda imza atmaya giderdik ve imzasını alırdık.” şeklinde beyanda bulunmuş olduğunu, Yine ... Sorumlusu ...'ın, savcılık tarafından alınan 18.05.2022 tarihli ifadesinde (Dava dilekçesinin 28. ekinde sunulmuş olduğunu): “Ben ... isimli firmada iç denetim sorumlusu olarak yaklaşık 12 yıldır görev yapmaktayım. BU ŞİRKETİN TEK YETKİLİSİ ...’TUR. BEN BÜTÜN HESABI ONA VERİRDİM. ...’ın da şirketin ortaklarından olduğunu duymuştum. Ancak kendisi ile görüşmüşlüğüm olmadı. BİLDİĞİM KADARIYLA ...’IN ŞİRKETİN MALİ VE FİNANS KONULARINDA HİÇBİR YETKİSİ YOKTU. Ben şirketin mali ve finans konularından da sorumlu olduğum için yaptığım denetimlerde herhangi bir eksiklik ve sıkıntı gördüğümde sadece ...’a bildirirdim. Kendisi bana bu konularda sadece bana bilgi vereceksin derdi.” şeklinde beyanda bulunmuş olduğunu, Sonuç olarak, hakim ortak ...’un vergisel anlamda usulsüz işlemleri sebebiyle tüm ortaklar hakkında İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2023/661 E. sayılı dosyası ile ceza davası açılmış olup hem şirketin hem de ortakların azli istenen ... yüzünden zarara uğradığını ve uğramaya devam etmekte olduğunu, Tüm bu nedenlerle, davalı şirkete kayyım atanması için yaklaşık ispat şartının gerçekleşmiş olup, yönetim kayyımının somut durumda oldukça ölçülü bir yol olduğunu, Müvekkilinin, işbu aşamada tedbiren kayyım atanmasını talep ettiği davalı şirkette ortak olup, imza yetkisinin alınması için dava açtığı davalılardan ...'un, FETÖ'den tutuklu olduğunu, gelinen bu aşamada şahsın imza yetkisinin alınması ve hükmen azledilmesi hususunda yaklaşık ispatın sağlanmış olduğunu, Nitekim İstanbul BAM 14. HD., E. 2017/90 K. 2017/118 T. 22.3.2017 (EK-10) kararda belirtildiği gibi, davalı ... ve kardeşlerinin temsil yetkisini kötüye kullandığının kesin olarak kanıtlanmış olup olmadığına bakılmasına bu aşamada gerek olmadığından, dosyaya sunulan belgeler ile kötü yönetim dolayısıyla şirketin zarara uğradığı, ortaklar hakkında davalar açıldığı, müvekkil ve ... arasındaki ortaklar arası uyuşmazlıkların gittikçe şiddetli bir hale geldiği, müvekkilin şirkette temsil ve yönetim yetkisi olmayan tek muhalif ortak durumunda olduğuna delalet eden önemli belgelerin klasörler halinde sunulmuş olduğunu, tarafların karşılıklı beyanlarından, aralarında ciddi tartışma ve uyuşmazlıklar bulunduğu, bu durumun genel kurulun dahi olaysız toplanamamasına sebebiyet verdiği ve grup şirkette müvekkil vekilinin vahşi bir saldırıya uğramasına neden olduğu, ortakların karşılıklı güvenlerinin zedelendiği hususlarının anlaşılmakta olduğunu, diğer yöneticiler hakkında da aynı soruşturmanın yürütüldüğü de nazara alındığında, davalı şahısların imza yetkilerinin dava boyunca şirketten mal kaçırılmasının önüne geçilmesi için tedbiren alınması ve davalı şirkete kayyım atanması hususlarının, davalı şirketin menfaati için zorunlu olduğunu, bu kapsamda kayyım kararının, şirkete hiçbir zarar vermeyen ölçülü bir yöntem olduğunu, Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin usul ve yasalara aykırı kararının kaldırılması gerektiğini beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlere dayalı olarak; - İstinaf başvurularının kabulüne, - İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/334 E. sayılı ve 18.05.2023 tarihli kararının  kaldırılarak, yargılama boyunca davalı şirketin zarara uğramasını önlemek ve telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek için; davalı şirkete ihtiyati tedbir olarak, yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; TTK'nın 630/2 maddesine dayanan davalı şirketin müdürlerinin haklı sebeple azli davasında tedbiren yönetim kayyımı atanması talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılması ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebine ilişkindir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Aynı maddenin 3. fıkrasında yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut davada; davacı vekili,  ... ve diğer müdür ve ortaklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve terör (FETÖ) suçlarından soruşturma yürütüldüğü, yürütülen soruşturma kapsamında davacı dışındaki şirket ortak ve müdürlerinin gözaltına alındığı ve hakim ortak ve müdür ...'un tutuklandığı, hakim ortak ve müdür ... tarafından davalı ... borçlandırıcı ve usulsüz birçok işlem ve tasarrufta bulunulduğu, bu işlem ve tasarruflarla davacının hisse sahibi olduğu şirketler zarara uğratılarak elde edilen kazancın terör örgütüne aktarılma ihtimalinin de bulunduğu, 06.07.2022 tarihli ymm uzman raporu'nda davalı ... şirketlerınin özvarlığına oranla yüksek miktarda borçlandırıcı ve malvarlığını fiktif işlemlerle azaltıcı işlemlerin yapıldığının tespit edildiği, şirket denetim mekanizmasının ... ve ... tarafından kendi lehlerine bozulduğu ve denetlenmeden birçok işlem yaptığı, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/213 E. sayılı dosyasına sunulu bilirkişi raporu ile ... şirketine özel denetçi atanması gerektiğinin tespit edildiği, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/202 E. sayılı dosyasına sunulu bilirkişi raporu ile grup ... şirketine özel denetçi atanması gerektiğinin tespit edildiği, Grup şirket taşınmazlarının bir kısmının üzerinde tedbir şerhi olsa da bu taşınmazlarda dahi yüksek miktarlarda ipotek olduğu, tedbir talebi reddedilen taşınmazlara da fahiş bedelli ipotekler işlenmeye devam edildiği, şirket ve alt şirket kaynaklarının usulsüz bir şekilde ... ve akrabaları tarafından kurulan şirketlere aktarıldığı, ... şirketine özel denetçi atandığı, ... şirketinde denetim şirketi olarak atanan ... bağımsız denetim şirketinin doğrudan davalı şirketin mali müşaviri ... ve ... ile bağlantısı olduğu, bu nedenle bağımsız olmadığı, davalı müdürlerin bu eylemleri sebebiyle şirketin zarara uğradığı ve uğramaya devam ettiği gerekçesi ile şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. Ancak tek başına şirket müdürleri hakkında soruşturma olması, tutuklanmaları, davacı vekili tarafından sunulan belgeler şirketin kötü yönetildiği ve davacının iddiaları yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat eder nitelikte değildir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Davalı şirkette organ boşluğu olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Bu sebeple davalı şirkete yönetim kayyımı atanması şartları bu aşamada oluşmamıştır. Ayrıca davalı şirkete tarafların arasındaki diğer uyuşmazlık dosyalarında denetim ve onay kayyımı atanmıştır. Dolayısıyla davacı vekilinin iddia ettiği zararların ve sakıncanın doğması tehlikesi bu aşamada bulunmamaktadır. Talep  ve ara karar tarihi itibariyle mevcut delillere göre davacının iddiaları yönünden yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ve değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözönünde bulundurulduğunda; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef876bf11979fe16","SID":"b78c9ef79f0e62b6"}}