{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/878 - 2023/1017<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ<br>\t\t\t            (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>(Başvurunun Esastan Reddi / HMK m. 353/1-b.1)<br>DOSYA NO\t: 2023/878  Esas<br>KARAR NO\t: 2023/1017 <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/360 Esas-2023/480 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/09/2023<br><br>\tTaraflar arasında yargılaması yapılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında  mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>\t\t\t\t\t\t\tDavacı vekili; Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için açıkça düzenlenmiş yada tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş olması gerektiğini, davacının öncelikle talebi tapu iptal ve tescile yönelik olduğunu, ancak mevcut tapu kaydını iptali ve davacı adına tescili talep olunan ... nolu dükkan vasıflı bağımsız bölüm davalı müvekkil adına kayıtlı olmadığını, davacının 09.03.2020 tarihli sözleşmenin 4. maddesine dayandırdığı tapu iptal ve tescil talebi esas itibariyle gayrimenkul satış vaadine dayalı bir talep olduğunu, davacının alacak iddiası konusunda ise davacının davalı müvekkilden talep edebileceği hiçbir alacak bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri tamamen yerine getirdiğini ileri sürmüş ise de bu iddia gerçek dışı olduğunu, sözleşmede yapımı öngörülen işlerden 14. sırada yer alan çevre düzenlemesi alınanın aydınlatılması için yeteri kadar aplik/spot işi ise halen daha hiç yapılmamış olduğunu, tamamen eksik olduğunu, davalının müvekkilinin sözleşme çerçevesinde davacıya ödeme yaptığını ödemenin toplam tutarının 187.675,00 TL olduğunu, ödeme belgelerini bilahare sunacaklarını, sözleşmeye göre işin yapımına 11.03.2020 tarihinde başlanacak ve işin 30.05.2020 tarihinde tamamlanıp teslim edileceğini, davacının gerçekleştirdiği işin bedelinden fazla fazlasına tekabül eden tutarda ödeme almış durumda olduğunu, sözleşme gereğince işi 30.05.2020 tarihinde tamamlayıp teslim etmesi gereken davacı-karşı davalı alt yüklenici, işi süresinde tamamlamadığı gibi iş sahasını da 2020 Ağustos ayının sonunda terk ettiğini belirterek davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi oranında faizi ile karşı davalıdan alınarak davacıya müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t\t\t\t\tDavalı vekili; davalı taraf 17.10.2022 tarihli dilekçesi ile davaya cevap ve karşı dava dilekçesi sunduğunu beyan ettiğini, ancak davalı tarafın cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesi yasal süreden sonra sunulmuş olup taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, davalı tarafın sunmuş olduğu dilekçeyi kabul anlamına gelmemekle birlikte 17.10.2022 tarihli dilekçe içeriğindeki iddialara ilişkin cevap zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı yanın konusu 41 nolu dükkan vasıflı taşınmazın davalı adına kayıtlı olmadığını bu nedenle taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini iddia ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalı taraf A Blok 41 nolu bağımsız bölümü müvekkil adına devredeceğini taahhüt ettiğini, müvekkil tarafından sözleşme uyarınca A, B, C blokların imalatlarının tamamlanarak Enerjisa onayına uygun hale getirilmesi akabinde dava konusu A Blok 41 nolu dükkan vasıflı taşınmazın adına tescili talep edildiğini, davalı taraf sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, taraflarınca terditli ikame edildiğini, öncelikle A Blok 41 nolu taşınmazın davalı adına kayıtlı olması halinde müvekkil adına tesciline, bu mümkün görülmez ise değerinin müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep edildiğini, bu kapsamda davalı tarafın husumet itirazının yersiz olduğunun izahtan vares olduğunu belirterek, yasal süresinde sonra açmış olduğu karşı dava tefrik edilmiş olup söz konusu davanın süresinde açılmamış olması ve dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğu başvurulmamış olması sebebiyle davanın usulden reddine, bu mümkün görülmez ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>\t\t\t\t\t\t\tMahkemece; HMK 133 maddesi gereği karşı davanın cevap süresi içinde açılması gerektiği, ancak eldeki davada  cevap dilekçesinin süresinde verilmediği,  karşı dava açılma koşullarının gerçekleşmediği, mahkemece  açılan davanın tefriki ile ayrı esasa kaydının yapıldığı, bu aşamada  ise  karşı dava  niteliği taşımaması nedeniyle öncelikle arabuluculuğa gidilme şartının yerine getirilmediği hususunun ortaya çıktığı, karşı davanın süresinde açılması halinde arabuluculuk koşulunun aranmayacağının yasa gereği ise de;  bağımsız bir dava olarak ele alınması durumunda Arabuluculuk ön şartının gerçekleşmesi zaruretinin ortaya çıktığını, her ne kadar  uygulamada görevsizlik kararı sonrası görevli mahkemede dava görülmeye başlanmadan giderilen  arabuluculukta eksikliğin giderilmiş olduğu kabul edilmekte ise de;  eldeki davada eksikliğin giderildiği iddiasında bulunulmadığı gibi,  tefrik edilen asıl davada davacı tarafça yerine getirilen Arabuluculukta karşı davadaki taleple ilgili bir  değerlendirme  olmadığından arabuluculuk koşulunun  yerine getirildiğinin  kabulünden söz edilemeyeceği gözetilerek;  davanın Zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, TTK 5/a ve HMK 1. maddesi ile 6325 sayılı Arabuluculuk  Kanunu 18/ a maddesi uyarınca dava açılmadan önce  Zorunlu Arabuluculuğa gidilmemiş olması nedeniyle   HMK 114/2 ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan  karar verildiği, hükmün  davacı vekilince istinaf edilmesi sonucu, verilen  karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 25.4.2023 gün 2023/417 esas,2023/545 sayılı ilamı ile davalının tacir olup olmadığının araştırılması gereğine değinilerek kaldırıldığı, eldeki davanın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/795 sayılı dosyasında cevap süresi geçirildikten sonra karşı dava olarak açıldığı, asıl davada ...'nın tacir olduğuna ilişkin tespitin yapılarak davaya bakıldığı görülmüş olup Ticaret Sicil kaydı yeniden çıkartılarak davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf kararı tartışılmadan karar verildiğini, mahkemece tacir araştırması yapılmadığını, tefrik kararının usule aykırı olduğunu, tefrik halinde asıl davaya karşı açılan karşı davada arabuluculuk şartının aranmayacağını, duruşma mazeretlerinin haksız olarak reddedilerek karar verildiğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, maktu vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken tam ücrete karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE :<br>\tDava, Eser Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk  Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİlk derece Mahkemesinin 2022/795 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararının Dairemizin 25/04/2023 tarih, 2023/417 Esas, 2023/545 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine Mahkemece Dairemiz kararı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden karar verilmiştir. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu,  davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;                       <br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı tarafından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile hazineye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından  yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına, artan avansların karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere  26/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br><br> <br>Başkan<br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Katip <br>  ✍e-imzalıdır<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f6fcd0c281037122","SID":"c8e2c9792e7e5a9e"}}