{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1204 - 2023/1043<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1204 <br>KARAR NO\t: 2023/1043<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/07/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/206 E.  -  2020/208 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t:  YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/07/2020 Tarih ve 2019/206 Esas - 2020/208 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:  Davacı vekili,  müvekkili Şirketin  2017/101161 sayılı, “...” ve  2017/101152 sayılı, “...” ibareli marka başvurularının, davalı Şirketin itiraz üzerine  Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiğini, bu kararlara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararları ile reddedildiğini,  oysa  şeklen reddedilmesi gereken itiraza değer verilip, bu itiraz kapsamında başvurularının reddedildiğini, itiraz dilekçesinde ve dilekçeye ek olarak sunulan belgelerde ... adlarında iki ayrı tüzel kişi adına itiraz edildiğini, dilekçelerin iki ayrı tüzel kişi tarafından imzalandığını, bu şekliyle hangi delil ve gerekçelerin hangi tüzel kişi bakımından ileri sürüldüğünün belli olmadığını, YİDK’ın itiraz dilekçesinde yazılı iki ayrı itiraz sahibini değil de, çevrimiçi başvuru formunda yer alan itiraz sahibini dikkate alarak inceleme yaptığını, oysa ki çevrimiçi başvuru formunda iki ayrı tüzel kişiliğin kaydına sistemin izin vermediği de dikkate alındığında, çevrimiçi formunun değil de, bu form ile birlikte kuruma sunulan itiraz dilekçesi ve eklerin bütünü dikkate alınarak inceleme yapılması gerektiğini, diğer taraftan YİDK’ın müvekkili ve başvuruyu kötü niyetli kabul etmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, itiraz edenin markası tanınmış marka niteliğinde olmamasına rağmen YİDK’nın bu markayı adeta tanınmış marka olarak kabul edip, müvekkilinin online satışlarda kullanıldığı ileri sürülen markalardan yararlanmaya çalıştığını kabul ettiğini, Türkiye’de kullanılmayan ve tanınmış marka statüsü de taşımayan bir markanın karara gerekçe yapılmasının ülkesellik ilkesine açıkça aykırı bulunduğunu, dava konusu başvuruların müvekkilinin 2016/21028 sayılı markasının serisi mahiyetinde olduğunu, kullanım ispatı taleplerinin incelenmediğini, dava konusu marka başvuruları ile itiraza dayanak davalı markalarının benzer olmadıklarını ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek YİDK'ın 2019-M-1980  ve 2019-M-3354 sayılı kararlarının iptaline, başvurularının tüm mal ve hizmetler yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini  talep ve dava  etmiştir.<br>\tDavalı... vekili, müvekkili Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gibi  dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı Şirket davaya cevap vermemiştir.<br><br>  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:\tMahkemece, davacının  2017/101161 sayılı, “...” ve  2017/101152 sayılı, “...” ibareli  marka başvuruları ile davalının \"...\" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik bulunmakla  beraber 34. sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35. Sınıf hizmetler dışında emtia benzerliğinin oluşmadığı, ancak davacının dava konusu marka başvurularının kötü niyetli bulunduğu, zira davalı Şirket markalarının  birçok ülkede tescilli olduğu, tütün ürünlerine yönelik dünya çapında tanınmışlığının bulunduğu, dava konusu markalar ile davalıya ait markaların tertip tarzlarının da çok benzer olduğu, davacının tütün, tütün ürünleri ve benzeri ürünleri kapsamında bulunduran tanınmış “...” ibareli davalı Şirket markalarından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığı, davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ortada geçerli bir itiraz olmadığını, davalı muteriz tarafından yapıldığı kabul edilen itirazın şekil bakımından 6769 sayılı Kanuna ve Uygulama Yönetmenliğine aykırı olduğunun dikkate alınmadığını, ayrıca davalı Kurumca itiraz ettiği kabul edilen Fransız uyruklu ... firmasının değil, muteriz olarak kabul edilmeyen  Amerikan uyruklu ...  adlı firmaya ait delillerin, karara gerekçe yapılmasının da doğru bulunmadığını, bu konudaki taleplerinin ve itirazlarının karşılanmadığını, dava konusu başvuruda  müvekkilinin kötü niyetli  kabul edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, markalar arasında iltibas bulunmadığı gibi müvekkilinin önceki tescilli markasının serisi mahiyetinde bulunan dava konusu başvuruların  kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceğini,  davalı markasının tanınmış olmadığını ve  kullanıldığına dair  delil de sunulmadığını, buna rağmen müvekkilinin dava konusu başvurularının kötü niyetli kabul edilmesinin  hukuka aykırı bulunduğunu, bütünsel açıdan markalar arasında iltibas tehlikesinin de olmadığını, müvekkili Şirket yararına müktesep hak koşullarının da gerçekleştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br> <br>GEREKÇE\t: Dava,  marka başvurularının reddine dair YİDK kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, gerek Markalar Dairesi Başkanlığı, gerekse de YİDK tarafından davalı Şirket'in itirazlarının değerlendirilerek karar verildiği, anılan Şirket tarafından da davacının dava konusu marka başvurularına yapılan itirazlarının usulüne uygun bulunduğu, dolayısıyla davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, \"...\" ve \"...\" ibareli marka başvuruları ile redde mesnet 2013/62799 ve 2013/91784 sayılı \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 34. sınıf mallarla bu malların satışına özgü 35/5. sınıf  mağazacılık hizmetleri yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira markaların asli unsurlarının \"...\" ibaresinden oluştuğu, redde mesnet markaların tescil tarihleri gözetildiğinde kullanım ispatının da aranamayacağı, öte yandan davacının, sistematik biçimde \"...\" asıl unsurlu marka başvuruları yaptığı ve mahkemece benimsenerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere özgün biçimde oluşturulmuş \"...\" ibareli markayı tercihinin nedenine dair bir açıklamada da bulunmadığı, redde mesnet markaların sahibi olan davalı Şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren davacının bu markayı tesadüfen seçtiğinin söylenemeyeceği, bu nedenlerle dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu, bu yöne ilişkin davacı istinaflarının da yerinde bulunmadığı, son olarak davacı adına tescilli 2016/21028 sayılı markanın, dava konusu başvuruların yapıldığı tarih itibariyle uzun süreli kullanım şartını sağlamadığından, dava konusu başvurular yönünden davacıya müktesep hak sağlamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 215,45-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/09/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2023  \t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c48e80d3afd61d3e","SID":"652ac5732629fc83"}}