{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2022/374 Esas<br>KARAR NO\t: 2023/523<br><br>DAVA\t: Tanıma Ve Tenfiz<br>DAVA TARİHİ\t: 28/05/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 30/05/2023<br>K.YAZIM TARİHİ\t: 23/06/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, bu ilişkinden kaynaklanan alacaklarının davalı tarafından ödenmediğini, Romanya ... Mahkemesi .... dosya numaralı davada davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle alacak kalemlerinin davalı tarafından ödenmesine karar verildiğini, bu nedenle 5718 sayılı Milletler arası Özel hukuk ve Usule İlişkin Kanun'un 50 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler çerçevesinde ....  Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Romanya mahkemelerinde görülen davanın yokluklarında yürütüldüğünü, usulüne uygun çağrı yapılmadığı, yokluklarında karar verildiğini müvekkilinin davadan hiç haberinin olmadığını, bu nedenle kararın tanınmasının mümkün olmadığını, tarafların ödemenin 30/01/2020'ye ertelenmesi konusunda anlaştığını ancak davacının 30/12/2019'da kötü niyetli olarak ödeme emri keşide ettiğini, covid19 sebebiyle ödeme güçlüğü çekildiğini, müvekkilinin de salgın sebebiyle ticaret yapamadığını, bu nedenle işlerinin kötüye gittiğini bu nedenle haberinin olmadığı bir mahkemede yargılandığınından dolayı sorumlu tutulmamasının gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER VE GEREKÇE:<br>Mahkememizce verilen ... E. ve ... K. sayılı karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin E. ..., K. .... sayılı kararı ile ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce BAM ortadan kaldırma kararı uyarınca eksiklikler giderilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.<br>Dosyaya sunulan 05/04/2023 tarihli ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; Tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararının Türkiye Cumhuriyeti ile Romanya Arasında Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması m.17 kapsamında kesin karar olma ve m. 18/2 kapsamında kendisine mahkeme önüne çıkmak için usulüne uygun şekilde tebligat yapılması şartlarını sağlamadığı hususları tespit edilmiştir. <br>Dava 5718 sayılı yasanın 53 ve 58. maddeleri uyarınca açılan yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfizi istemine ilişkindir.<br>Tanıma ve tenfizi istenilen 10.650 USD ana borç, 17/02/2020 tarihine kadar hesaplanan ve anapara borcunun fiili ödemesine kadar hesaplanan günlük %1 gecikme cezaları için 11.608,50 USD, yasal faiz olarak 196,03 EUR, masraf ve giderler için 7.392,58 Lei'nin borçlu tarafından alacaklıya ödenmesine yönelik Romanya .... Mahkemesi'nin ... dosya numaralı 17/02/2021 tarihli kararının apostil şerhli olduğu ve kesin olmak üzere verildiği görülmüştür. <br>Tanıma, yabancı mahkeme kararına kesin delil veya kesin hüküm vasfını kazandırır (MÖHUK m. 58). Yabancı mahkeme kararının kesin delil veya kesin hüküm  olarak kabul edilmesi  yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır (MÖHUK m. 58). Yabancı mahkeme kararının tanınması istemli davada, karşı taraf ancak tenfiz şartlarının mevcut olmadığı öne sürerek isteğe karşı koyabilir (MÖHUK m. 55/2). 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un tenfiz kararı verilebilmesinin koşullarının düzenleyen 54. maddesinin (ç) bendi gereğince; “O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesinde itiraz etmemiş olması” şarttır. Bu koşul, yabancı mahkeme ilamının tanınmasında da aranır (MÖHUK. m.58). Buna  göre yabancı mahkemece, hüküm kendisine karşı tenfiz ve tanıma istenen kişinin yokluğunda verilmiş ise bu kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrılmış olması veya o mahkemede temsil edilmiş olması bunun da kararda belirtilmiş bulunması zorunludur. Bunun dışında bir itiraz sebebi yasada kabul edilmemiştir.<br>Gaziantep .... Hukuk Dairesi'nin .. E., .. K., ve Antalya .... Hukuk Dairesi'nin ... E., ... K. Sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere tanıma ve tenfiz davalarında arabuluculuk dava şartı bulunmadığından mahkememizce yargılama yapılmıştır. <br>Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin kararı doğrultusunda davacı vekilince yabancı mahkeme kararının tebliğine ilişkin evraklar dosyamıza sunulduktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararının Türkiye Cumhuriyeti ile Romanya Arasında Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması m.17 kapsamında kesin karar olma ve m. 18/2 kapsamında kendisine mahkeme önüne çıkmak için usulüne uygun şekilde tebligat yapılması şartlarını sağlamadığı hususları tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere Türkiye ile Romanya arasında Hukuki Konularda Adli Yardım Anlaşması yürürlükte olup dosyaya istinabe yoluyla alınan kanun hükümlerinin incelenmesi neticesinde Romanya'da yürürlükte bulunan tebligata ilişkin kanun hükümlerinin Romanya'nın taraf olduğu ikili veya çok taraflı sözleşmeleri etkilemediği; adli belgelerin uluslararası tebligatı için öncelikle Romanya'nın ülkemizle olan iki veya çok taraflı anlaşma hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Taraflar arasında imzalanan Adli Yardım Anlaşması'nda tebligata dair herhangi bir düzenleme bulunmadığından tebligata ilişkin her iki ülkenin de taraf olduğu Lahey Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Sözleşmenin 10. maddesine göre belgelerin çıkış memleketinin kanununa göre devletin resmi makamına talepname göndermesi; talepnameyi alan resmi makamın sözleşme hükümlerine uygun olacak şekilde evrakı tebliğ etmesi gerekir. Sözleşme, ancak talep edilen devletin itiraz etmemesi halinde adli belgenin doğrudan posta yoluyla gönderilmesine olanak sağlamaktadır. Romanya'da yürürlükte bulunan kanunun 5/2. Maddesinde belgelerin yurt dışına tebliği düzenlenmiştir. Bu madde ile uluslararası tebligatların, öncelikli olarak eğer varsa uluslararası bir sözleşmenin varlığına veya hükümlerine göre gönderilmesi gerektiği belirtilerek tebligatların hangi yollarla gönderilebileceği düzenlenmiştir. Her ne kadar söz konusu kanunda tebligatın posta yoluyla doğrudan muhataba gönderilebileceği düzenlenmiş ise de Türkiye ve Romanya'nın taraf olduğu Lahey Sözleşmesi, tebliğ edilecek evrakın doğrudan muhataba posta yoluyla gönderilmesine olanak vermemektedir. Bu nedenlerle Romanya mahkemesi tarafından verilen kararın Romanya Adalet Bakanlığı'na başvurulmadan posta yoluyla davalıya gönderilmesinin gerek 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'ne gerek Romanya'da yürürlükte bulunan 189 sayılı kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiği açıktır. Her ne kadar davacı tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilerek yeni bir bilirkişiden rapor alınması talep edilmiş ise de dosyada mübrez bilirkişi raporunun incelenmesinde davacının itirazlarına yönelik olarak yeterince açıklama yapılmış olması ve bilirkişi raporunun tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olması karşısında davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle kararın verildiği akit devlet hukuku uyarınca kesin ve icra edilebilir bir kararın varlığı söz konusu olmadığından ve yine 02/07/2020 tarihli davetiyenin usulüne uygun olarak davalıya gönderilmediğinden davalının savunma haklarından yoksun bırakılmış olduğunun kabulü ile şartları oluşmayan tanıma ve tenfiz talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 179,90 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 59,30 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 120,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından sarf olunan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı tarafından yapılan 72,00 TL yargılama gideri posta masrafının davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,<br>5-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>6-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine yürürlükte bulunan Avukatlık  Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/05/2023<br><br><br>Katip ...<br>e-imzalı <br> <br> <br>Hakim ...<br> e-imzalı<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bfd020cd872bfb0a","SID":"c44c018d28586934"}}