{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2022/1089 <br>KARAR NO\t: 2023/585<br><br>DAVA\t: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 17/12/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 14/06/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile Müvekkilinin davalıların ... - ... - ... - .. - ... - ... ve ... nolu aboneleri olduğunu, davalıların müvekkiline yansıttığı faturalarda haklı olmadığı halde kayıp-kaçak bedeli, dağıtım sistemi kullanım bedeli, iletim sistemi kullanım bedeli, perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma bedeli adı altında haksız paraları faturalandırıp tahsil ettiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin elektrik hizmetinden mahrum kalmamak için bu bedelleri ödemek zorunda kaldığını, söz konusu haksız kalemlerin yanında aktif tüketim içine gizlenen kayıp kaçak bedeli için TRT payı, Enerji Fon Bedeli ve Belediye Tüketim Vergisinin de ve bu paralar için KDV de alındığını, elektrik enerjisi üretimi, iletimi, dağıtımı ve tüketiminin kamu yararı gözetilerek ele alınması gerektiğini, kayıp kaçak bedeli adı altında elektrik abonesinden para alınmasının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, 2011 yılında EPDK Kayıp kaçak bedelini ayrı bir kalemde gösterip bununla ilgili bir duyuru yayınladığını, EPDK'nın belirlemiş olduğu perakende satış fiyatı üzerinden dağıtım şirketlerinin zaten bir karı bulunduğunu, kayıp kaçak bedelinin abonelerden tahsil edilmemesi gerektiğini, faturalarını düzenli olarak ödeyen abonelere haksız bir ceza niteliği taşıdığını, iletim sistemi kullanım bedeli, dağıtım sistemi kullanım bedeli, perakende hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli adı altında elektrik abonesinden para alınmasının yasal dayanağının bulunmadığını, yine TRT payının matrahını aktif tüketim bedelini oluşturduğunu, bu sebeple aktif tüketim bedeli içinde gizlenen kayıp kaçak bedeli içinde alınan TRT payının ve aktif tüketim bedeli içinde gizlenen enerji fonu ve belediye tüketim vergisinin de müvekkiline iadesinin gerektiğini, tüm bedeller açısından elektrik tedarik edildiği dönem için Eren Elektrik haricindeki diğer davalıların her halükarda sorumlu olduğunu, eğer bu davalılar tarafından haksız bedeller diğer davalılara ödenmiş ise bu takdirde özel şirketin yanında diğer davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, özel şirketlerden elektrik tedarik edilmesinden daha önceki ve sonraki dönemler açısından davalı .... AŞ ve .. AŞ 'nin birlikte sorumlu olduklarını bildirerek dava tarihinden geriye doğru son 10 yılda müvekkilinden tüm abonelikleri için her ne ad altında olursa olsun faturalandırılarak gizliden ya da açıktan haksız olarak tahsil ettikleri miktarların müştereken ve mütelselsil veya münferiden sorumlu olunan dönem ve miktarların tespiti ile davalılardan her birinden ayrı ayrı olmak üzere 3.500,00 'er TL olmak üzere toplam 10.500,00 TL'nin tahsilat tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile  Davacının TRT payının iadesini talep ettiğinden davanın TRT'ye ihbarını talep ettiklerini, müvekkili şirketin adresinin İstanbul Yenibosna'da olup, yetkili mahkemelerin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı taraf ile akdedilen elektrik sözleşmesinde yetkili mahkemelerin İstanbul Bakırköy İlçesi Mahkemelerinin olacağının belirtildiğini, davanın belirsiz alacak davası açılmasına uygun mahiyette olmadığını, müvekkili şirketin dağıtım şirketi olmayıp özel sektör mensubu elektrik satış şirketi olduğunu, bu nedenle kendi adına tahsil etmediği kayıp, dağıtım, iletim bedellerinin müvekkilinden talep ve tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sadece üretim yaptığını, elektrikteki kayıp ve kaçakta sorumluluğunun bulunmadığını, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp kaçak, dağıtım ve iletim bedellerinin mevzuat gereğince ve kapsamında tahsil edildiğini, keyfi bir uygulama olmadığını, kayıp bedelinin elektrik sistem alt yapı ve üretimi esnasında doğan kayıpların telafisi anlamına geldiğini, davacının sözleşme ile yükümlendiği taahhüdü ifadan kaçınmasının mümkün olamayacağını, davacının tacir olup söz konusu faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğinden fatura ve içeriğini kabul etmiş olduğunu, davacının aldığı hizmetlerin bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, faiz talep hakkının bulunmadığını bildirerek davanın tefriki ile Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.<br>İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.11.2020 tarih ... Esas, .... Karar Sayılı yetkisizlik kararı ile dosya mahkememize tevzi edilmiştir.<br>\"....Yargıtay ... Hukuk dairesinin ... esas, ....karar, sayılı ve 15/05/2019  tarihli ilamı ile;  dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yeni Yasa nedeni ile konusuz kalan dava hakkında, karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulması gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmediği, ayrıca davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Daire kararları gereği içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın  kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı gözetilerek, konusuz kalan davada esas  hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacı yararına yargılama gideri ve maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği  gerekçesi ile  (davalı ....'ın tüm temyiz itirazları reddedilerek, davacının temyiz talebinin bu yönlerden kabulü ile)  bozulması üzerine, Dairemizce uyulan bozma ilamı doğrultusunda,  HMK.nun 353/1-b-2 maddesine göre  ,ilk derece mahkemesi kararının  bozma ilamında işaret edilen yönlerden  düzeltilmesiyle ,yeniden  esas hakkında aşağıdaki gibi hüküm kurulması gerekmiştir...\" T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  .... Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar.<br>Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; öncelikle davalının usule dair husumete ilişkin itirazları yönünden  davalının tedarikçi sıfatını haiz olduğu,  yasa değişikliği nedeniyle hesaplama yapılmasının sonuca etkisinin kalmadığı, davacıdan  tahsil edilen kayıp- kaçak bedelinin iadesi bakımından somut olayda davalının pasif husumet ehliyeti bulunduğu, husumet itirazının yerinde değildir. Esasa ilişkin ise, dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun yada Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Bu durumda, mahkemenin, bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi gerekmektedir.yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Diğer bir anlatımla, geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle dava konusuz kalmış olması nedeni ile bu yönde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>KONUSUZ KALAN DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>1-Harçlar Kanunu  gereğince hesaplanan 179,90 TL karar ve ilam harcının peşin  alınan 179,32 TL harçtan eksik alınan 0,58 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>2-Davacı tarafından yapılan tebligat müzekkere gideri toplamı 85,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Ücret Tarifesinin 6.maddesine göre  9.200,00-TL davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>5-Davalı taraflar  lehine vekalet ücreti ve masraf takdirine  takdirine yer olmadığına ,<br>Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/06/2023     <br><br><br>Katip ...<br>    ¸ <br> <br> <br>Hakim ....<br>    ¸ <br><br><br>\"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır.\"<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7024699d6aa7bd48","SID":"6d4fce3d70832855"}}