{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2022/943 <br>KARAR NO\t: 2023/463<br><br>ASIL DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>ASIL DAVA TARİHİ\t: 25/10/2022<br><br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY .. ASLİYE TİCARET <br>MAHKEMESİ'NİN ....  ESAS SAYILI DOSYASI<br><br>BİRLEŞEN DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ\t: 30/12/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 11/05/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 04/06/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli),  davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVADA;<br>İDDİA:<br>Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu 25/10/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkillerinin, davalı şirket ...'nin pay sahibi olduklarını, ... için 1.879.350,00 Türk lirası, ... için 1.127.650,00 Türk lirası, ... için 281.900,00 Türk lirası, ... için 281.900,00 Türk lirası, ... için 281.900,00 Türk lirası olduğunu, müvekkillerinin paylarının toplam itibari değeri 3.852.700,00 TL olup davalı şirketin toplam sermayesinin ise 37.587.350,00 TL olduğunu, müvekkillerinin paylarının toplam sermayeye oranının %10,25 olduğunu, müvekkillerinin birlikte azınlık haklarını kullanmaya muktedir olduklarını, davalı şirketin daha önce 30.12.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında da sermaye artışına ilişkin karar aldığını, fakat aşağıda detaylıca açıklandığı üzere bu kararın da içinde olduğu diğer genel kurul kararlarının butlanının tespiti/iptali talepli dava açıldığını ve bu kararların yürütmesinin kesinleşmiş mahkeme ilamı ile durdurulduğunu, davalı tarafın sırf kanunu dolanmak amacıyla ve tamamen dürüstlük kuralına aykırı şekilde bu defa tamamen aynı içerikteki hukuksuz sermaye artışı kararını alabilmek için olağanüstü genel kurul toplantısına çağrıda bulunarak 19.10.2022 tarihinde, sermaye artışına ilişkin olarak olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirdiğini, bu toplantıda da sermaye artırımı yönünde karar alındığını, azlığın TTK m. 420 uyarınca erteleme talebinde bulunmasına ve alınan karar bu talepten bağımsız olarak dahi kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmasına rağmen çoğunluğun bu gücünü bir kez daha kötüye kullandığını ve olağanüstü genel kurul yapılarak sermaye artışını bir kez daha karara bağladığını, müvekkilleri tarafından TTK m. 420'ye göre erteleme talepleri toplantı başkanlığına iletilmesine, sermaye artışına ilişkin geçersizlik nedenleri ve kanunun dolanıldığı açıkça belirtilmesine ve haklı muhalefetlerinin tutanağa şerh düşülmesine rağmen çoğunluk tarafından bu uyarıların göz ardı edildiğini, davalı şirketin daha önce 30.12.2021 tarihinde 2019 ve 2020 yıllarına ait olağan genel kurul bu toplantıda olağan toplantı gündemine ek olarak sermaye toplantısını gerçekleştirdiğin artırımı ve rüçhan hakkının kullandırılması yönünde de karar alındığını, azlığın TTK m. 420 uyarınca erteleme talebinde bulunması ve alınan kararların bu talepten bağımsız olarak dahi kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle 30.12.2021 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan (sermaye artışına ilişkin karar da dahil olmak üzere) 3,4,5,6, 7,8,9, 10 ve TI numaralı gündem maddelerinin/kararların butlanının tespitiyle iptali için İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, işbu davada ayrıca davaya konu 30.12.2021 tarihli genel kurul kararları yönünden tedbiren kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiğini, işbu ihtiyati tedbir talepleri ilk derece mahkemesince ön inceleme duruşmasında reddedilmişse de istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 15.09.2022 tarih ve .... E., ... K. sayılı ilamı ile istinaf başvurularının kabulü ile TTK'nın 449. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı verilmesi yönünden yaklaşık ispat şartının sağlandığının anlaşıldığı gerekçesiyle 30.12.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 numaralı gündem maddelerinin yürütmelerinin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verildiğini, işbu dava dosyası halihazırda derdest olup sermaye artışına ilişkin alınan karar da dahil olmak üzere alınan tüm kararların yürütmesinin kesinleşmiş mahkeme ilamı ile durdurulmuş olduğunu, davalı tarafın ise, kararın yürürlüğü durdurulduğu için sermaye artışını tescil ettiremediğinden 19.10.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında tam olarak açıkça kanunu dolanmak ve kötüniyetini ayan beyan ortaya koymak suretiyle, daha önce kesinleşmiş mahkeme kararı ile yü durdurulan sermaye artırım kararı ile aynı içerikte karar aldığını, davalının bu girişimine ilişkin olarak öncelikle azlık olarak erteleme talepleri de dahil olmak üzere her türlü  hukuki itirazları toplantı tutanağına şerh düşülmüş olmasına rağmen davalı şirketin bu hukuksuz kararı aldığını, kesinleşmiş mahkeme ilamı ile yürütülmesinin durdurulmasına karar verilen bir konuda aynı yönde karar alınmak istenmesinin, bu vesileyle de ortaklar için sürekli olarak dava açılmak zorunda bırakılmış olmasının açıkça hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 420. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılabileceğini, ertelemenin, 414 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirileceğini ve internet sitesinde yayımlanacağını, izleyen toplantı için genel kurulun, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılacağını, Daha önceki 30.12.2021 tarihli olağan genel kurulda da erteleme taleplerinin birtakım hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle reddedildiğini, buna ilişkin açılan davadaki haklılıklarının ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesinin ortaya çıkması akabinde bu defa da açıkça sermaye artışının finansal tablo görüşülmesi gündemine dahil olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak sermaye artışının TTK'daki açık ifadesiyle bilanço ile finansal tabloların  görüşülmesi ve buna bağlı konular gündemine dahil olduğunu, müvekkillerinin erteleme talebi sonrasında toplantının ertelenmesi gerektiğini, devam kararının Türk Ticaret Kanunu'na açıkça aykırı, batıl bir karar olduğunu, genel kurul gündeminde davalı şirketin sermayesinin 37.587.350,00 TL'den 100.000.000,00 TL'ye çıkarılması yönünde karar alındığını, artıran miktarın neredeyse yarısının (29.826.610,84 TL) çoğunluk pay sahiplerinin şirketten olan alacaklarının karşılığı olarak gösterildiğini, bu karar -ertelenmemiş olduğu için- zaten geçersiz olmakla beraber, ayrıca şu yönlerden de kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, her şeyden önce, müvekkillerinin şirketten olan alacaklarının dikkate alınmamasının yanı sıra çoğunluk pay sahiplerinin bu derece yüklü bir alacak sahibi olmasının 2020 yılı sonu bilançosuyla örtüşmediğini, bu nedenle 30.12.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında bu alacaklara ilişkin 24.11.2021 tarih ve ... sayılı SMM raporu talep edildiğini, rapor incelendiğinde alacağın gerçek olmadığı yönündeki şüpheleri arttığı gibi rapor denetime elverişsiz olduğundan bu alacağın gerçek olup olmadığının anlaşılamadığını, Şirketin alacak ve borç kalemlerinin gerçekliğinden şüphe duyulduğu gibi, yine şirketin teknik iflas durumunda olduğunun ve bu durumun yönetim kurulu tarafından gizlendiğinin anlaşıldığını, sermayeye eklenmesi planlanan alacakların gerçek birer alacak olmadığını, en iyi ihtimalde fiktif bir alacak olduğunu, bu alacakların sermayeye eklenebilecek fonlardan olmadığını, bu şartlar altında yapılan sermaye artırımının, sermayenin korunması ilkesine açıkça aykırı olduğunu, Sermayenin - 100.000.000,00 Türk Jirasına artırıldığı noktada davalı şirketin finansal durumunun tam bir bilinmez içinde olduğunu, döviz borçlanması yüksek oranda olan davalı şirketin özkaynaklarının belli bir kısmını ya da hepsini kaybetmiş olabileceğini, bu hâlde TTK m. 376/3 gereğince işlem yapılması gerektiğini, Müvekkilleri ile paylaşılan finansal tablonun, 31.12.2020 tarihli durumu gösteren bilanço olduğunu ve bu bilançonun üzerinden ciddi kur krizlerinin yaşandığı tam yıllar geçtiğini, bu nedenle şirketin gerçek mali durumu bir tek yönetim kurulu tarafından bilinmekte iken ve bu durum pay sahipleriyle paylaşılmadan sermaye artırımına gidilmesinin hem yönetim kurulunun özen ve bağlılık yükümlüğüne hem de dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 30.12.2021 tarihli genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin mahkeme ilamı yönetim kurulunun seçimine ilişkin kararı da kapsadığından, teknik hukuk bakımından davalı Şirket'in usulüne uygun olarak belirlenmiş bir yönetim kurulu dahi bulunmadığını, sermaye artırımının davacı müvekkillerini zor durumda bırakacak şartlar altında yapıldığını ve bu nedenle dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, pay sahiplerinden ...'in vesayet altında olduğunu, bu nedenle herhangi bir sermaye artırımına katılabilmesinin mahkemeye başvuru gerektireceğinin ve artırımın zamansal olarak buna imkân tanıyacak şekilde organize edilmesi gerektiğinin  belirtildiğini, yönetim kurulu üyelerinin bu taleplerini dikkate almadığını, Olağanüstü genel kurul toplantısında 24.11.2021 tarih ve ... sayılı serbest muhasebeci mali müşavir raporuna konu edilen alacakların gerçek birer alacak teşkil edip etmediği, bu anlamda sermayeye eklenip eklenemeyeceği hususunda özel denetim yaptırılmasının talep edildiğini, bu taleplerinin kabul edildiğini, özel denetim yapılmasına ilişkin kararın icrası için de ayrıca hukuki vollara başvurulacağını, neticede; Öncelikle davaya konu genel kurul kararı (19.10.2022 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan 3 numaralı karar) ile aynı yönde kesin mahkeme kararı bulunduğu da dikkate alınarak ivedi şekilde bu kararın yürütülmesinin TTK m. 449 uyarınca geri bırakılmasına, bu  kararın davalı şirkete ve ticaret siciline tebliğine, davanın kabulüne, davalı ...'nin 19.10.2022 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 3 numaralı kararın butlanının tespitine, Terditli şekilde mahkemece bu kararın butlan yaptırımına tabi olmadığına kanaat getirirse mezkür kararın TTK m. 445 vd. hükümleri uyarınca iptal edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMA : <br>Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 16/11/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği sektör olan AVM işletmeciliğinin Covid-19 döneminde en yüksek giderlerin söz konusu olduğu ve en fazla faaliyetten uzak tutulan sektör olması sebebiyle, şirket için sermaye artırımının elzem olduğunu, sermaye artırımı kararının şirketin lehine olup azınlık haklarını da hiçbir şekilde ihlal etme amacı ihtiva etmediğini, tarafların rüçhan hakkının korunmakta olduğunu, hiçbir pay sahibinin artışa katılmaya zorlanmadığını, Davacı tarafın, TTK m. 420'ye göre erteleme talebinin toplantı başkanlığına iletilmesine rağmen sermaye artışı kararı alındığından bahisle dava açtığını, ancak TTK m. 420'nin finansal tabloların müzakeresiyle ilgili olduğunu ve TTK m. 420'nin öne sürülmesinin sadece şirketin lehine olan sermaye artırımını sürüncemede bırakma gayesi taşıdığını, TTK m. 420'nin finansal tabloların müzakeresini düzenlediğini, davalı tarafın erteleme talebinin finansal tabloların müzakeresi olsun olmasın her türlü kararı ihtiva ettiğini, şirketin mali durumuyla ilgili raporların zaten öncesinde davacı tarafça incelendiğini, 19.10.2022 tarihli olağanüstü genel kurulunda da 24.11.2021 tarih ve ... sayılı SMM raporunda ele alınan alacaklar bakımından özel denetçi talebinde bulunduklarını ve bu taleplerinin kabul edildiğini, Davacı taraf genel kurul gündeminde davalı şirketin sermayesinin 37.587.350,00 TL'den 100.000.000,00 TL'ye çıkarılması yönünde karar alındığı, 29.826.610,84 TL'nin çoğunluk pay sahiplerinin şirketten olan alacaklarının karşılığı olarak gösterildiğini, çoğunluk pay sahiplerinin bu derece yüklü bir alacak sahibi olmasının 2020 yılı sonu bilançosuyla örtüşmediğini, bu nedenle 30.12.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında bu alacaklara ilişkin 24.11.2021 tarih ve ... sayılı SMM raporu talep edildiğini, bu raporun tarafları ile paylaşıldığını belirttiğini ve rapor incelendiğinde alacağın gerçek olmadığı yönündeki şüpheleri arttığı gibi rapor denetime elverişsiz olduğundan bu alacağın gerçek olup olmadığı anlaşılamamıştır” dediğini, davacı tarafın raporda aleyhe net bir bulgu tespit edemediğini, bu nedenle alacağın gerçek olup olmadığı anlaşılamamıştır” şeklinde muğlak bir iddia ortaya sürdüğünü, 24.11.2021 tarih ve 2021/1 sayılı, serbest muhasebeci mali müşavir tarafından düzenlenen, sermayenin ödendiğinin tespitine ait raporda 26.01.2021 tarih 31346 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6102 sayılı TTK 376. Maddenin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ' ile güncellenen 18.09.2018 tarih ve 30536 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan *6102 sayılı TTK 376. Maddenin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in geçici 1. maddesinde; 01.01.2023 tarihine kadar kanunun 376. Md kapsamında sermaye kaybı. veya borca batık olma durumuna - ilişkin yapılan hesaplamalarda henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı dikkate alınmayabilir \"denildiğini, söz konusu raporun 3. sayfasının 5. fıkrasında yer alan “İncelemeler” bölümünde öz varlık hesaplamasının eksik yapılmış olduğunun görüldüğünü ve bu öz varlık hesaplamasının yeniden yapılarak raporun bu sayfasının değiştirildiğini, öz varlıkların 1.023.402,78 TL artıya çıktığını, davalı taraflara ... sayı ve 24.11.2021 tarihli SMM raporunda bahsedilen (ortakların şirketten alacaklarının sermayeye ilave edilecek tutarının tespiti) raporun 5. maddesinde “Hesap İncelemeleri” başlığı altında yer alan sermayeye ilave edilecek ortak alacaklarının tespiti yapılan incelemede 24/11/2021 itibariyle şirketin ortağı olan Beyaz Rusya mukimi ... vergi nolu ...'den aldığı nakit borcun toplamının 80.626.863,74 kuruş olduğunun, diğer ortak Beyaz Rusya mukimi ... vergi nolu ....'den aldığı borcun ise 2.082.110,84 TL olduğunun belirtildiğini, şirket ortaklarının şirketten nakit alacaklarının çok daha fazla olmasına rağmen sadece hisselere düşen miktar kadarını sermayeye ilave ettiklerini, herhangi bir ortağın hakkı gasp edilmediği gibi iddia edildiği üzere şirketin sermaye artışının şirkete bir katkı ya da fayda sağlamayacağı görüşüne katılmadıklarını, şirket sermayesine ilave edilen 62.412.650 TL'nin 29.826.610,84 TL'sinin ortak alacağından, kalan 32.586.039,16 TL'sinin de nakden ortaklar tarafından taahhüt edildiğini, Şirketin mali tabloları ve ilgili bilgi ve belgelerini her ortağın şirketten isteme hakkı olduğunu (TTK 437), müvekkiline bugüne kadar böyle bir talebin ulaşmadığını, ulaşması durumunda şirketin herhangi bir bilgi ve belge paylaşımından imtina etmediğini, davacı tarafın, sermaye artışına ihtiyaç olup olmadığını sorguladığını, bunu sorgularken aynı zamanda 376'ya göre işlem yapılabileceğini ileri sürdüğünü, hiçbir çözüm önerisi sunmayıp kötü niyetli olarak davalı şirketin bulunduğu durumdan daha iyi duruma getirebilmek için nakit ihtiyacı olduğunun ortada olduğunu, ortaklardan sermaye artırımına katılmalarını istemek ve şirkete nakit para girişi sağlamak suretiyle şirketin mali durumunda ciddi düzelmeler olacağını, küçük hissedarların haklarının kısıtlanması iddiasına karşılık böyle bir art niyet olsaydı şirket sermayesinin artırılan kısmının tamamının büyük hissedarların şirketteki alacaklarından karşılanması yoluna gidileceğini, artırımın kötü niyetli olduğunun ve azınlığın bu yolda ezilmesinin sağlanması amacına yönelik yapıldığının kanıtlanması durumunda ancak iptalinin mümkün olduğunu, davalı şirketin ekonomik ve ticari durumu dikkate alındığında alınan sermaye artırım kararının dürüstlük kuralına aykırı şekilde alındığı iddiasını kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunu, neticede; davaya konu genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddi ile, devamında davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVADA : <br>İDDİA:<br>Davacılar vekilinin Bakırköy nöbetçi  Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 30/12/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkillerinin davalı şirketin pay sahipleri olduğunu, toplam paylarının sermayeye oranının %10,25 olduğunu, davalı şirketin 30/12/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında sermaye artışı, yönetim kurulu seçimi ile yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi mali hakların belirlenmesi, TTK md. 395 ve 306 uyarınca izin verilmesi hakkında karar aldığını, fakat bu kararın da içinde olduğu diğer genel kurul kararlarının butlanının tespiti amacıyla dava açıldığını ve bu kararların yürütmesinin kesinleşmiş mahkeme kararı ile durdurulduğundan dava tarafın sır kanunu dolanmak amacıyla ve tamamen dürüstlük kuralına aykırı olarak hukuksuz sermaye artışı kararı alabilmek için olağanüstü genel kurul toplantısına çağrıda bulunarak 19/10/2022 tarihinde sermaye artışına ilişkin olarak olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirdiğini, bu toplantıda da sermaye artırımı yönünde karar alındığını, bu genel kurul kararının da iptali için dava açıldığını ve mahkemece bu kararın da yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verildiğini, davalı şirketin gerek 30/12/2021 tarihli gerekse de 19/10/2022 tarihli genel kurul kararlarının iptali istemi ile açılan her iki davada da genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi üzerine halihazırda yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın da yürütülmesinin geri bırakılmasına kesin olarak karar verildiğinden organsız olan davalı şirketin bu defada hem yeniden yönetim kurulu seçebilmek hem de hukuksuz bir şekilde sermaye artışı yapabilmek için üçüncü defa aynı kararları alabilmek için 30/11/2022 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının gerçekleştirdiğini, azlığın TTK 420. Maddesi uyarınca erteleme talebinde bulunmasına ve alınan kararın bu talepten bağımsız olarak dahi kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmasına rağmen çoğunluğun bu gücünü bir kez daha kötüye kullandığını ve olağanüstü genel kurul yapılarak yönetim kurulu seçimi ve buna bağlı maddeler ile sermaye artışını bir kez daha karara bağladığını, TTK 420. Maddeye göre erteleme taleplerinin toplantı başkanlığına iletişmesine, sermaye artışına ilişkin geçersizlik nedenleri ve kanunun dolanıldığının açıkça belirtilmesine ve haklı muhalefetlerinin tutanağa şerh düşülmesine rağmen çoğunluk tarafından bu uyarıların göz ardı edildiğini, gelinen noktada 30/11/2022 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların da butlanının tespiti ve iptal edilmeleri için bu davayı açtıklarını, bu nedenlerle öncelikle davaya konu genel 30/11/2022 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan 3, 4, 5 ve 6 numaralı kararlar ile aynı yönde kesin mahkeme kararları da bulunduğunun dikkate alınarak ivedi şekilde bu kararın yürütülmesinin TTK 449. Madde uyarınca geri bırakılmasına, bu kararın davalı şirkete ve ticaret siciline tebliğine, terditli şekilde mahkemece bu kararların butlan yaptırımına tabi olmadığına kanaat getirilirse iptal edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı ... üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMA : <br>Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 27/01/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyalarında da önceki genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine ilişkin derdest davaların olması, müvekkilinin kötü niyetli ve hukuka aykırı davrandığı anlamına gelmediğini, müvekkili aleyhine verilen herhangi bir yargı kararının olmadığını, davacı tarafın ihtiyati tedbir kararını müvekkili aleyhine verilen ve kesinleşen mahkeme kararı varmışcasına yorumlayan ifadeler kullandığını, davacı tarafın TTK 420. Maddesine göre erteleme talebine rağmen sermaye artışı kararı alındığından bahisle dava açtığını, ancak TTK 420. Maddenin 420 finansal tabloların müzakeresiyle ilgili olduğunu ve bunun öne sürülmesinin sadece şirketin lehine olan sermaye artırımını sürüncemede bırakma gayesi taşıdığını, davacı tarafın şirkete eklenmesi görüşülen kaynaklarla ilgili hukuka aykırılık iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin ise kaynaklarla alakalı olarak uluslararası veya Türk mahkemeleri nezdinde herhangi bir hukuksuzluk tespit edilmediği belirterek aksine bir durum varsa ispat ve izah etmelerini talep etmesine rağmen bu görüşmelerde dahi müvekkilinin kusurlu bulunmaya çalışıldığını, müddei iddiasını ispatla mükellef olduğunu, sermaye artırımı yapılmaması için her türlü iddianın ortaya sürülebildiğini, davacı taraflara 2022/2 sayılı 03/08/2022 tarihli SMM raporunun 5. Maddesinde hesap incelemeleri başlığı altında yer alan sermayeye ilave edilecek ortak alacaklarının tespiti yapılan inceleme itibariyle 03/08/2022  tarihi itibariyle şirketin ortağı olan Beyaz Rusya Mukimi ...'den aldığı nakit borcun toplamının 120.480.017,35 TL olduğu , diğer ortak ....'den aldığı borcun ise 2.855.203,01 TL olduğunun raporun 3. Sayfasında belirtildiği, görüldüğü üzere şirket ortaklarının şirketten nakit alacaklarının çok daha fazla olmasına rağmen sadece hisselere düşen miktar kadarını sermayeye ilave ettiklerini, herhangi bir ortağın hakkının gasp edilmediği gibi şirketin sermaye artışının şirkete bir katkı ya da fayda sağlamayacağı görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, şirket sermayesine ilave edilen 62.412.650,00 TL 'nin 29.826.610,84 TL'sinin ortak alacağından kalan 32.586.039,16 TL'sinin de nakden ortaklar tarafından taahhüt edildiğinin görüldüğünü, sermayenin korunu hale getirildiğini, erteleme taleplerinin yersiz olup şirket ihtiyaçlarını sürüncemede bırakma amacı güttüğünü, oy hakkından yoksunluk, kötü niyetli sermaye artışı kararı, kaynakların illegal olması gibi hususların temeli olmadığından huzurdaki davada aleyhe olan tüm hususlara itiraz ettiklerini, davacı tarafın hem iddiasını ispatlamadığından hem de telafisi güç veya imkansız zararlar doğmasının beklenmediğinden öncelikle davaya konu genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine, devamında davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı ... yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE:<br>Asıl dava, davalı şirketin 19/10/2022 tarihinde yapılan  olağanüstü genel kurulunda, alınan kararların batıl olduğunun tespiti olmadığı taktirde iptali istemine ilişkindir. <br>Birleşen dava, davalı şirketin 30/11/2022 tarihinde yapılan  genel kurulunda, alınan kararların iptali istemine ilişkindir. <br>Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan  bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. <br>Bilirkişiler Prof. Dr. ...  ve ....  tarafından mahkememize sunulan 10/04/2023tarihli bilirkişi raporunda özetle ; <br>ASIL DAVA YÖNÜNDEN ; <br>Asıl dava konusu artırım kararının, çağrının yetkisiz kişilerce yapıldığı gerekçesiyle, yok hükmünde olduğu, mahkemece asıl dava konusu artırım kararının yok hükmünde olmadığı kanaatine varılması ihtimalinde dahi asıl dava konusu artırım kararının butlanla malul olduğu, zira asıl dava konusu artırım kararının süresinde tescil edilemediği, ancak mahkemece aksi kanaatte olunması ihtimalinde 19.10.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan (3) numaralı artırım kararının iptal edilebilir olup olmadığının işbu raporda ayrıca incelendiği, asıl davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, asıl davadaki Davacılar'ın olumsuz oy kullandıkları ve muhalefetlerini toplantı tutanağına işlettikleri anlaşıldığından, iptal davası açılabilmesi için gerekli şekli şartların yerine getirildiği, asıl dava konusu artırım kararının kanuna (TTK m. 461 ve TTK m. 357) aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilebileceği, asıl dava konusu artırım kararının hakların sakınılarak kullanılması ilkesi ile dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilebileceği, davalı şirketin sermaye artırımında kullanabileceği herhangi bir iç kaynağının bulunmadığı, davalı şirketin toplam borcunun 140.923.733,53 TL olduğu, bu borç rakamının 130.126.138,37 TL'sinin ise şirketin ortaklarına olan borç olduğu, ortaklara olan borçlardaki artışın büyük bir kısmının, ortakların alacakları döviz bazında olduğundan, kur farkı artışlarından kaynaklandığı, şirketin ortaklarıa olan borcunun acil bir nakit ihtiyacı gerektirmediği dikkate alındığında, şirketin maksimum 10.000.000,00 TL sermaye artışının tedarikçilere olan borcun ödenmesi için yeterli olacağı,<br>BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;<br>Birleşen davada alınan tüm kararların, çağrının yetkisiz kişilerce yapıldığı gerekçesiyle, yok hükmünde olduğu, Mahkemece birleşen dava konusu kararların yok hükmünde olmadığı kanaatine yarılması ihtimalinde dahi, şayet birleşen davada alınan artırım kararı süresinde tescil edilmediyse (ki tespit edebildiğimiz kadarıyla bu bilgi dosya içeriğinde yer almamaktadır) artırım kararının butlanla malul olacağı, Ancak Mmhkemece aksi kanaatte olunması ihtimalinde 30.11.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan (3, 4 ve 5 numaralı genel kurul kararlarının yanı sıra 6 numaralı sermaye artırımı kararının iptal edilebilir olup olmadığının işbu raporda ayrıca incelendiği, birleşen davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, birleşen davadaki Davacılar'ın olumsuz oy kullandıkları ve muhalefetlerini toplantı tutanağına işlettikleri anlaşıldığından, iptal davası açılabilmesi için gerekli şekli şartların yerine getirildiği, birleşen davadaki (3) nolu kararın kanunda öngörülen nisaplara uygun olarak alındığı, konusu kararda herhangi bir kanuna aykırılığa rastlanılmadığı, davacılar”ın, birleşen davadaki (4) nolu kararın iptalini talep etmekte herhangi bir hukuki yararlarının bulunmadığı, genel kurul toplantı tutanağından, birleşen davadaki (5) nolu kararla ilgili yapılan oylamada, haklarında izin verilen yönetim kurulu üyelerinin de oy kullandıkları anlaşıldığından, (5) nolu kararın kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilebileceği, asıl davadaki artırım kararı bakımından ifade ettiğimiz hususların birleşen davadaki 6 nolu artırım kararı bakımından da geçerli olduğu, bir başka deyişle, (6) nolu artırım kararında TTK m. 456/1 ve TTK 462/3 hükümleri bakımından kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, bununla birlikte 6 nolu artırım kararının hakların sakınılarak kullanılması ilkesi ile dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. <br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlığın temelinde, davalı ....Tic. A.Ş.'nin (“.... Gayrimenkul” veya “Şirket”) 19.10.2022  tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan (3) numaralı sermaye artırımı kararının hukuka uygun olarak alınıp alınmadığı(asıl davada ), yine davalı şirketin 30.11.2022  tarihinde yapılan  Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan 3,4,5 ve 6 numaralı kararların hukuka uygunolarak alınıp alınmadığı(birleşen davada) yer almaktadır. Davacılar vekili, söz konusu kararların butlanının tespitine, aksi halde iptaline karar verilmesini talep etmektedir.<br>Bilindiği üzere anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hukuka aykırı şekilde alınması sonucunda genel olarak yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik yaptırımları gündeme gelmektedir. Huzurdaki davalarda davacılar, asıl dava konusu artırım kararının butlanının tespitine, bu mümkün değilse iptaline karar verilmesini talep etmiş olsalar da, aşağıda da belirtileceği üzere genel kurul kararının yok hükmünde olması halinde söz konusu hükümsüzlük hakim tarafından re'sen nazara alınmak zorunda olduğundan, bu hükümsüzlük halinin de değerlendirme konusu edilmesi gerekmektedir.<br>Bir hukuki işlemin kurucu unsurlarında eksiklik bulunması halinde, ilgili işlem varlık kazanamaz ve yok hükmündedir, yani hukuk dünyasında bu işlem hiçbir zaman mevcudiyet kazanamamıştır (Kemal Oğuzman/Nami Barlas, Medeni Hukuk, İstanbul 2015, s. 216; İsmail Kırca (Feyzan Hayal Şehirali Çelik/Çağlar Manavgat, Anonim Şirketler Hukuku, C. 2/2, Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 2017, s. 4). Hukuki işlemlerin kurucu unsuru temel olarak irade beyanı olup, bir hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararları bakımından aranacak olan irade beyanı ortaklığın irade beyanıdır (Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2020, s. 11;Ömer Korkut, Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Butlanı, Adana 2012 s. 4).<br>Anonim ortaklık nitelik itibariyle bir tüzel kişi olduğundan, irade beyanında bulunabilmesi için birtakım şartların bulunması gerekmektedir ki genel kurul kararları bakımından bu şartlar genel kurul ve karardır (Moroğlu, Hükümsüzlük, s. 77). Bir genel kurulun mevcudiyeti için toplantıya çağrının yetkili kişi ya da organ tarafından yapılması, çağrının içermesi gereken hususları içermesi, çağrının tüm pay sahiplerine yapılması ve toplantının kanunda ya da esas sözleşmede aranan toplantı nisaplarına uygun olarak yapılması gerekmektedir (Moroğlu, Hükümsüzlük s.80 vd.; Korkut, s. 5 vd.). Genel kurul usulüne uygun olarak toplandıktan sonra bir kararın alınabilmesi için ise yine kanunda ya da esas sözleşmede öngörülen miktarda olumlu oyun bulunması gerekmektedir. İşte bu unsurların bulunmadığı genel kurul toplantılarında alınan kararların yok hükmünde olduğu kabul edilmektedir.<br>Hukukumuzda kurucu unsurları tamamlanarak hukuken mevcudiyet kazanmış olan bir hukuki işlemin, konusu, içeriği ve şekli gibi geçerlilik şartlarından kamu düzenini ilgilendirecek düzeyde önem arz eden hususların kanuna aykırı olması halinde işlemin batıl (kesin hükümsüz) olduğu kabul edilmektedir (Oğuzman'/Barlas, s. 218-219; Rona Serozan, Medeni Hukuk Genel Bölüm-Kişiler Hukuku, İstanbul 2011, s. 353). Öte ... bir hukuki işlem olan genel kurul kararının butlanı TK m. 447 hükmünde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, (i) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, (ii) pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, (iii) anonim şirketin temel yapısını  bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan genel kurul kararları batıldır.<br>TK m. 447 hükmünde yer alan butlan sebepleri, madde metninde yer alan “özellikle”ifadesinden de açıkça anlaşıldığı üzere sınırlı sayıda değildir (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul 2015, s. 398,N. 15-11; Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat),C.2/2, s. 13; Korkut, s. 63). Bir başka deyişle, TK m. 447 hükmünde açıkça düzenlenmemiş olsa dahi genel kurul kararları bakımından başkaca butlan sebepleri gündeme gelebilecektir.<br>Bu çerçevede TK'nın diğer hükümlerinde düzenlenen bir hüküm butlana neden olabileceği gibi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 27 hükmü ekseninde de genel kurul kararının butlanından bahsedilebilecektir (Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. 2/2, s. 53; ). Örneğin,bir genel kurul kararının konusunun ahlaka aykırı olması halinde TBK m. 27 hükmü uyarınca kararın batıl olduğundan bahsedebilmek mümkündür (Korkut, s. 63 vd.; Rauf Karasu, “Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Butlanı”, Prof. Dr. Fırat Öztan'a Armağan, C. 1, Ankara 2010, s. 1249 vd.).<br>Bir genel kurul kararının yok hükmünde olması halinde karar hukuken hiç mevcut olmadığından, karara karşı açılacak olan dava hukuken bir tespit davası niteliğindedir(Moroğlu, Hükümsüzlük, s. 148). Kararın butlanla malul olması halinde karar mevcut olmasına rağmen hiç geçerlilik kazanmamış olduğundan açılacak olan dava yine bir tespit davasıdır (Moroğlu, s. 180; Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. 2/2, s. 271-272; Karasu, Butlan, s. 1255).<br>Kararın yok ya da batıl olduğu hallerde tespit davasını açabilmek için genel kurula katılmak,muhalefet şerhi koymak, pay sahibi olmak gibi şartlar bulunmamakta, menfaatini ispat eden herkesin bu davayı ikame edebileceği kabul edilmektedir (Moroğlu, Hükümsüzlük, s. 148-180;Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. 2/2, s. 272-273). Tespit davasına ilişkin olarak kanunda herhangi bir süre öngörülmemiş olup, bu davanın açılması süreye tabi değildir (Moroğlu,Hükümsüzlük, s. 148-178; Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. 2/2, s. 274).<br>Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde,davacılar vekili asıl ve birleşer davada,dava konusu genel kurullarda alınan kararların yapıldığı 19/10/2022 ve 30/11/2022 tarihi itibariyle genel kurula çağrı yapan yönetim kurulunun yetkisi bulunmadığını iddia etmektedir.<br>Dosya içerisinde mevcut belgelerin incelenmesinden,davacılar tarafından,davalı şirketin 30/12/2021 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılması istemi ile İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası üzerinden iptal davası açıldığı,Mahkemece davacıların genel kurulda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine ilişkin ara kararın istinaf edilmesi üzerine,İstanul Bölge Adliye Mahkemesinin 15/09/2022 tarih,... esas,.... karar sayılı kararı ile,ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davalı şirketin 30/12/2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Davalı şirketin,yürütmesinin geri bırakıldığı 30/12/2021 tarihli genel kurulunda alınan kararlar arasında 7.maddesi ile yeni yönetim kurulunun belirlendiği,yeni belirlenen yönetim kurulunun Mahkememizin asıl ve birleşen dosyalarına konu genel kurulların çağrısını yapan yönetim kurulu olduğu görülmektedir.Buna göre ,Mahkememiz dosyalarınanda dava konusu edilen genel kurullara çağrının,çağrının yapıldığı tarih itibariyle yetkisiz yönetim kurulu tarafından yapıldığı,anlaşıldığından asıl ve birleşen davanın kabulü ile  davalı şirketin  9/10/2022 tarihli olağanüstü genel kurulunda gündemin 3.maddesi ile alınan karar ile   30/11/2022 tarihli olağanüstü genel kurulunda gündemin 3,4,5 ve 6 .maddeleri  ile alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine  karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.<br>HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;<br>ASIL DAVADA;<br>1-Davanın KABULÜ ile;davalı şirketin 19/10/2022 tarihli olağanüstü genel kurulunda gündemin 3.maddesi ile alınan kararın yok hükmünde olduğunun TESPİTİNE,<br>2-Alınması gerekli 179,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile  bakiye  99,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, <br>3-Davacılar tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı ile 80,70 TL Peşin Harcın  davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,<br>4-Davacılar tarafından yapılan 31 tebligat+posta ücreti 1.046,50 TL , 1 bilirkişi inceleme ücreti  8.000,00 TL olmak üzere toplam 9.046,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, <br>5-Davacılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT'ne göre  hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili  ile davacılara VERİLMESİNE, <br>6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.390,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,<br>BİRLEŞEN DAVADA;<br>1-Davanın KABULÜ ile;davalı şirketin 30/11/2022 tarihli olağanüstü genel kurulunda gündemin 3,4,5 ve 6 .maddeleri  ile alınan kararların yok hükmünde olduğunun TESPİTİNE,<br>2-Alınması gerekli 179,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile  bakiye  99,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, <br>3-Davacılar tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı ile 80,70 TL Peşin Harcın  davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,<br>4-Davacılar tarafından yapılan 18 tebligat+posta ücreti 764,50 TL , 1 bilirkişi inceleme ücreti  12.000,00 TL olmak üzere toplam 12.164,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, <br>5-Davacılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT'ne göre  hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili  ile davacılara VERİLMESİNE, <br>6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 550,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,<br>5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun  341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile  kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye  vereceği cevap dilekçesi ile  iki hafta  içerisinde  İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile  verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 11/05/2023<br><br><br>Başkan ...<br>  ☪e-imzalıdır.☪<br>Üye ...<br>  ☪e-imzalıdır.☪<br>Üye ...<br>  ☪e-imzalıdır.☪<br>Katip ...<br>  ☪e-imzalıdır.☪<br><br><br> \"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR.\"  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f128c93e4ca7612b","SID":"d72a79ec3e4b33ef"}}