{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/997 Esas 2023/991  Karar <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/997 <br>KARAR NO\t: 2023/991<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2022<br>NUMARASI\t\t:.....<br>KARAR TARİHİ\t: 21/06/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 22/06/2023<br><br><br>\tTaraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;Ankara ...... esas sayılı dosyada müvekkili lehine karara bağlanan işçilik alacakları ve yargılama gideri için Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2020/28092 E sayılı dosya borcundan (Takipte kesinleşen miktar 62.854,27 TL), davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğu, davalı gerçek kişilerin ise, davalı şirketlerin yetkili kişileri olduğundan tüzel kişilik perdesinin aralanarak biçimsel olarak farklı gözüken şirketlerin ve şahısların sorumlu tutulması ile  Ankara Batı İcra Dairesinin 2020/28092 sayılı dosyasındaki borçlarından dolayı da sorumlu tutularak müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılara  tebligat çıkartılmamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı düzenlenmiştir. Davacının tacir olmadığı alacak iddiasının işçilik alacağı olduğu ve davalıların bu alacaktan sorumluluğuna karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. (Emsal Yargıtay 9. HD 2015/32647 E ve 2015/35298 K sayılı ilamı ) Davacının talep sonucu mutlak ticari dava da oluşturmamaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi hükmü uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesinin  görevli olduğu belirtilerek  davanın usulden reddine karar vermiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanmadığını, davalı şirketler arasındaki organik bağın tespiti ve diğer yönetici ortaklarında tüzel kişilik perdesi kaldırılarak borçtan sorumlu tutulmaları istemine ilişkin olduğunu, bu haliyle davalıların yönünden TTK’nın 3. maddesi gereğince ticari iş niteliğinde olduğu gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemenin aksi yöndeki kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu mahkemenin görevli olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br> \tDava, davacının kesinleşen icra takibine konu işçilik alacaklarının aralarında organik bağ bulunduğu ileri sürülen davalı ...... tüzel kişiliğin perdesi aralanarak davalı şirket yetkililerinden ve davalı şirketlerden müteselsilen tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle görev şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tOrganik bağ ilişkisinde işveren sıfatı olan tüzel kişinin, işçinin iş sözleşmesinden veya iş kanunundan doğan haklarını kullanmasının engellenmesi için temsilde farklı kişiliklere yer vermesi sözkonusudur. Bu durumda tüzel kişinin bağımsızlığı sınırlanır ve organik bağ içinde olunan kişi ile özdeş kabul edilir. <br>\tBu anlamda; tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, işçiye zarar verme(haklarının alınmasını engelleme), tarafta muvazaa (hizmeti kendisine verdiği halde başka bir kişiyi kayıtta işveren olarak gösterme) ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsil sözkonusudur. Bu durumların sözkonusu olduğu halde tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır. Organik bağ ise şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır. <br>\tGörev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir. <br>\tSomut olayda davacı vekili ... Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahk. Sıfatıyla) 2017/109 esas sayılı dosyası ile  müvekkili lehine karara bağlanan işçilik alacakları ve yargılama gideri için Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2020/28092 E sayılı dosya borcundan (Takipte kesinleşen miktar 62.854,27 TL), davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğu, davalı gerçek kişilerin ise, davalı şirketlerin yetkili kişileri olduğundan tüzel kişilik perdesinin aralanarak Ankara Batı İcra Dairesinin 2020/28092 sayılı dosyasındaki borçlarından dolayı  sorumlu tutularak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup,bu durumda iş bu davanın iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin TTK'nın 4.maddesi gereğince  ticari iş niteliğinde bulunmadığı hal böyle olunca, mahkemece   iş  mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2019/7200 Esas 2020/243 Karar sayılı ilamı)<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacının adli yardımı kabul edildiğinden harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,   <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br> \t Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/06/2023 <br><br><br>   Başkan       Üye           Üye                        Zabıt Katibi <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d4773de953b07be","SID":"73c9f04b96db3e60"}}