{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t: 12/10/2021<br>NUMARASI\t\t:....<br>DAVA TARİHİ\t: 30/05/2019<br>KARAR TARİHİ\t:13/07/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:17/07/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davalı borçlular arasında 05.03.2018 tarihli Genel Kredi Ve Teminat Sözleşmesi imzalandığını, Sözleşme kapsamında müvekkilinin alacaklarının ödenmemesi üzerine Ankara 54. Noterliğinin 05.03.2019 tarih ve ... Yevmiye No'lu ihtarnamesi keşide edilerek.... davalı borçlulara gönderildiğini, müvekkili bankanın  sözleşme kapsamında davalı borçlulardan  ayrıca 1.019,08 TL toplam meri gayrinakit alacaklarının bulunduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine davalı borçlular aleyhine Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/4329  icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıltığını, icra takibine ve yetkiye itiraz edildiğinden takibi durdurulduğunu, davalılar ile müvekkili banka arasında imzalanan sözleşmede Ankara İcra Daireleri ile Mahkemelerinin yetkisi kararlaştırıltığını davaya konu icra takibi yetkili icra dairesinde açıldığından bahisle itirazın iptalini ve takibinin devamına, haksız itiraz nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar adına ayrı ayrı usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen cevap dilekçesi sunmayarak HMK'nın 128.maddesinde belirtildiği üzere dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmışlardır. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; kredi kartı sözleşmesinde kimin kefil olduğunun belli olmadığı, davalıların kredi kartı sözleşmesine kefaletinin bulunmadığı , bu nedenle asıl borçlu .....  dışındaki davalıların  takibe konu kredi kartından doğan borç nedeni ile sorumlu olmadıkları ,davalılar ... ...  ... ...’nun  bilirkişi raporunda  kredi kartı borcu nedeni ile sorumlu oldukları miktar olarak hesaplanan 25.906,38TL asıl alacak , 534,44TL işlemiş faiz ile 26,72TL BSMV 'nin sonuç  kısmında  hesaplanan  ... ...  ... ...’un nu sorumlu olduğu 36.967,79TL asıl alacak kaleminde kredi kartı asıl alacak bedeli olan 25.906,38TL düşüldükten sonra kalan 11.061,41TL ile  795,30TL işlemiş işlemiş faiz kaleminden  kredi kartı işlemiş faiz bedeli olan 534,44TL düşüldükten sonra kalan 260,86TL işlemi faiz ve  152,44TL BSMV bedelinden kredi kartı BSMV bedeli olarak hesaplanan kısım  düşürüldükten sonra kalan 127,96TL BSMV den sorumlu olduğu, ayni şekilde  davalı ... ...  bilirkişi raporunda kredi kartı borcu nedeni ile sorumlu oldukları miktar olarak hesaplanan 25.906,38TL asıl alacak , 456,09TL işlemiş faiz ile 22,80TL BSMV 'nin sonuç  kısmında  hesaplanan ......  sorumlu olduğu 36.967,79TL asıl alacak kaleminde kredi kartı asıl alacak bedeli olan 25.906,38TL düşüldükten sonra kalan 11.061,41TL ile 680,08TL işlemiş işlemiş faiz kaleminden  kredi kartı işlemiş faiz bedeli olan  456,09TL düşüldükten sonra kalan 223,99TL işlemi faiz ve 113,43TL BSMV bedelinden kredi kartı BSMV bedeli olarak hesaplanan kısım  düşürüldükten sonra kalan 105,55TL BSMV den sorumlu olduğu  anlaşıldığından  davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yapılan yargılamada, dosyada alınan eksik ve hatalı incelemeye dayalı bilirkişi raporuna ayrıntılı ve gerekçeli itiraz edildiğini, işbu itirazlarının kapsamında her ne kadar ek rapor alınsa ve bu ek rapor da nispeten eksik ve hatalı olsa da  mahkemece temerrüt tarihlerinin, temerrüt faizlerinin ve sorumluluk miktarlarının tamamen yanlış belirlendiği bilirkişi kök raporu esas alınmış, dilekçelerinde belirttikleri hususlar ile taraflar arasında imzalanan sözleşme maddeleri ve kanunun amir hükümleri göz ardı edilerek hüküm tesis edildiğini, mahkeme tarafından hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakklarının bertaraf edildiğini, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazları dikkate alınmadan itiraza uğramış bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, mahkemece tarafların temerrüde düştükleri tarih hatalı tespit edildiğini, bilirkişi kök raporu ve ek raporundaki temerrüt tarihleri yerel mahkemece de kabul edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca, davalı borçluların sözleşmede yer alan taahhüt ve borçlarından herhangi birini yerine getirmemeleri halinde herhangi bir ihbar veya ihtara gerek olmaksızın bakiye alacağın ve diğer kredilerin de tamamının muaccel olacağı ve bu tutarların ödenmemesi halinde temerrüt faizinin işletileceğinin kararlaştırıldığının belirtildiğini muacceliyet ve temerrüt faizinin uygulanması için ihtarnamenin tebliği şartı bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ilgili kanun hükümleri doğrultusunda temerrüt faizinin uygulanması için ihtarnamenin tebliğ şartı bulunmamasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faizinin uygulanması için davalılar açısından ihtarnamenin tebliğ tarihi tespit edilmeye çalışılmış ve buna göre hesaplama yapıldığını, bilirkişinin temerrüt tarihine ilişkin tespitleri hatalı olmasına rağmen rapor yerel mahkemece hükme esas alındığını, bilirkişinin kök raporunda diğer/ticari kredi alacakları bakımından vadelerinde ödenmeyen taksitler için gecikme faizinin eksik hesaplanması nedeniyle hesabın kat edildiği tarih itibariyle asıl alacağımız eksik hesaplandığını, her iki tarafı tacir olan bir sözleşmede kararlaştırılan, faiz oranlarına ilişkin maddenin yok sayılması, müvekkilin haklarının açık ihlali sonucunu doğurmakla hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde, temerrüt faizi oranının, müvekkili bankanın tc merkez bankasına bildirdiği faiz oranlarına göre belirleneceği açıkça kararlaştırıldığını, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde taraflar hür iradeleri doğrultusunda faiz oranlarını belirlediklerinden, bu şekilde sözleşme yapılması ve faiz oranının kararlaştırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, davalılar ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinin faiz, muacceliyet ve temerrüt ile ilgili maddeleri açık olduğunu, muacceliyet tarihi itibariyle TCMB'ye bildirilen azami faiz oranı %36 olduğunu, sözleşmenin 11.b maddesinde bu orana %30 ilave suretiyle temerrüt faizi oranının belirleneceği  kararlaştırıldığından, diğer/ticari kredi, doğrudan borçlanma ve diğer alacaklarından kaynaklanan alacakları açısından uygulanması gereken temerrüt faizi oranı %46,80 olduğunu, mahkemenin takip öncesinde kabul ettiği temerrüt faiz oranları ile takipten ödeme tarihine kadar işleyeceğini kabul ettiği temerrüt faiz oranları dahi çelişkili olduğunu, tüm davalıların business kart alacağından sorumlu olduğunu, taraflar arasında her ne kadar business kart sözleşmesi imzalanmış ise de asıl borçlu lidya optik firmasına verilen gerek business kart ve gerek ise diğer tüm krediler, asıl borçlu ile imzalanan gkts 'ye  dayalı olarak verildiğini,  genel kredi ve teminat sözleşmesinde kefillerin kefaletlerinin geçerli olduğu ve kefillerin kefalet limitlerince sorumlu oldukları hususu yerel mahkemece de kabul edildiğini, TCMB azami faiz oranlarına, mevzuta, kanunun amir hükümlerine ve davalılar ile imzalanan sözleşmenin ilgili maddelerine aykırı olarak hazırlanan bilirkişi raporuna dayanılarak yerel mahkemece hüküm kurulması hukuka, yasal mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine ve istinaf giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı vekili Av.... süresinde vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesinden sonra istinaf incelemesi için dava dosyası Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra, 15/06/2023 tarihli UYAP üzerinden sunduğu dilekçe ile istinaf istemlerinden feragat ettiklerini bildirmiş, Av....'ın vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunmadığı görülmüştür.<br>\tDavacı banka  Av.... tarafından  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ön Bürosuna sunulan ve şubesine ait çift imzalı ve  10.07.2023 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat edildiği  anlaşılmıştır.<br>\tFeragat, 6100 Sayılı HMK'nın 307. maddesi ve genel hükümler uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir.<br>\tBaşvuru hakkından feragati düzenleyen HMK'nın 349/2. maddesinde; \"Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, dava dosyası istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra davacının  istinaf başvurusundan feragat edilmiş olmakla davacının istinaf isteminin feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle davacının istinaf aşamasında istinaf başvurusundan  feragat ettiği gözetilerek davacının istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacının  istinaf isteminin HMK'nın 349/2. maddesi gereği FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,<br>2-Davacı  tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ve 2.117,7‬0 TL istinaf karar harcının istek halinde istinafa başvuran davacıya iadesine, <br>3-İstinaf giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.13/07/2023  <br><br>   Başkan-            Üye -                Üye -                     Zabıt Katibi -<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e833b38f8e04ed80","SID":"d6929ab920f97639"}}