{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.                               <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1440 <br>KARAR NO: 2023/1312       <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/02/2023<br>NUMARASI: 2023/49 Esas  2023/120 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  08/06/2023<br>Taraflar arasındaki davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Başkanı ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                                            <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin,  davalı   ile 15.11.2016  tarihinde   yazılı  bir sözleşme  yaptığını   ve  davalı  adına   kayıtlı  ... plakalı  aracın  kendisini   ve   aynı  aracın   plakası   ile   yine  davalı  adına  kayıtlı  ...  plaka  nolu  aracın  da   plakasını ...’a  satmayı  ve  devretmeyi   taahhüt  ettiğini, sözleşme  anında  davalıya  40.000,00 TL para  verdiğini, ancak davalının uzun  süre çeşitli hukuki ve fiili gerekçelerle aracı ve plakaları devretmediğini, Müvekkilin  17.03.2022  tanzim  tarihli  bir  ihtarmame  keşide  ederek   adı  geçen  aracı ve  plakaları  müvekkile  devretmesini, devir  yapılmayacak  olursa  müvekkil  tarafından  verilen  40.000,00  TL'nin   ve   15.11.2016   tarihli  sözleşmede  yer  alan    250.000,00  TL cezai  şart  bedelinin  ödenmesini  talep   ettiğini, davalı  tarafından  ihtarnameye  cevap  verilmediğini, Çerkezköy  Arabuluculuk  Bürosunun  2022/47126  nolu  arabuluculuk  görüşmeleri  anlaşmazlıkla  sonuçlandığını iddia ederek 250.000,00 TL cezai  şart  yerine  40.000,00 TL cezai  şart  olmak  üzere  toplam  80.000,00  TL  alacağın  yasal  faizi  ile  alınmasını, yargılama giderlerinin  ve vekalet ücretinin davalıya  tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin  2022/136 Esas,  2022/306 Karar sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemelerin Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna ilişkin hüküm kurulduğu, ilam üzerine dosyanın yukarıda belirtilen Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği ve yukarıda belirtilen esası üzerinden yargılamaya devam olunduğu görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davaya dayanak olarak ileri sürmüş olduğu sözleşme içeriğinde yer alan ve davalıya ödediği iddia olunan 40.000,00 TL asıl alacağı talep etmiş ise de davacı tarafça davalıya herhangi bir ödeme yapılmadığını,  davacı tarafın iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu,  ortada talebe konu dayanak sözleşme bulunmadığını, bu sebeple davacı tarafından iddia ile talep olunan ödemenin karşılığı 40.000,00 TL ile sözleşme aykırılık gereği doğduğu iddia olunan 40.000,00 TL cezai şart alacağına yönelik talepleri ve davayı kabul etmediklerini, bu sebeple haksız ve kötü niyetli davanın tüm talepleri ile usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, Görevli mahkemenin görevsizlik kararı veren Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, Dosya mahkememize, kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik nedeniyle usulden red kararı ile gönderildiğinden, Mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde HMK 21/c ve 22/2 maddeleri gereği  görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,\" karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, taraflar arasında plaka satışı yapıldığını, bir miktar bedelin ödendiğini, plakanın devrinin yapılmaması sonucunda ödenen bedelin ve sözleşmedeki cezai şartın alınması amacı ile Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ancak görevsizlik kararı verildiğini, karar süresi içerisinde Tekirdağ Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, Tekirdağ Ticaret Mahkemesinde alım-satımdan kaynaklanan alacak ve cezai şart davası olduğunu, taraflardan birinin tacir olmasının davayı ticari dava haline getirmediğini, görevli mahkemenin Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile davayı usul yönünden reddedildiğini, ancak her iki kararında görev konusu açısından kesinleşmesi nedeni ile usul gereği yüksek mahkemenin görevli mahkemeyi tespit etmesi gerektiği yönünde kurulduğunu, kararın taraflarca istinaf edilmediğini belirterek, görevli mahkemenin Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın görüleceği mahkemenin belirlenmesini talep etmiştir.  Dava konusu uyuşmazlık;davacı ile  davalı  arasında 15.11.2016  tarihinde  yapılan  sözleşmeye göre, davalı  adına   kayıtlı ...  plakalı  aracın  kendisini   ve   aynı  aracın ...  plakası   ile   yine  davalı  adına  kayıtlı  ...  plaka  nolu  aracın  da   plakasını ...’a  satmayı  ve  devretmeyi   taahhüt  ettiği, sözleşme  anında  davalıya  40.000,00 TL para  verdiği, davalının uzun  süre çeşitli hukuki ve fiili gerekçelerle aracı ve plakaları devretmediği gerekçeleri davalıya verildiği ileri sürülen 40.000,00  TL'nin   ve   15.11.2016   tarihli  sözleşmede  yer  alan    250.000,00  TL cezai  şart  bedelinin 40.000.Tl sinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nun 6335 sayılı Kanunla değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi  bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/19310 Esas, 2019/7331 Karar sayılı ilamı) Dava konusu uyuşmazlık;davacı ile  davalı  arasında 15.11.2016  tarihinde  yapılan   sözleşmeye göre, davalı  adına   kayıtlı  ... plakalı  aracın  kendisini   ve   aynı  aracın  ....  plakası   ile   yine  davalı  adına  kayıtlı ...  plaka  nolu  aracın  da   plakasını ...’a  satmayı  ve  devretmeyi   taahhüt  ettiği, sözleşme  anında  davalıya  40.000,00 TL para  verdiği, davalının uzun  süre çeşitli hukuki ve fiili gerekçelerle aracı ve plakaları devretmediği gerekçeleri davalıya verildiği ileri sürülen 40.000,00  TL'nin   ve   15.11.2016   tarihli  sözleşmede  yer  alan    250.000,00  TL cezai  şart  bedelinin 40.000.Tl sinin davalıdan tahsili talebine ilişkin  olması nedeniyle tacirlen arası ticari nitelikte bir uyuşmazlık sözkonusu olmadığından ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygundur. Davacının istinaf istemi yerinde değildir.          <br>Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davacının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere  1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,  2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,    3.Alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,  08/06/2023 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca92d4a32279dd16","SID":"2c5a709218e3947b"}}