{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/139 <br>KARAR NO: 2023/746<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 20/10/2020<br>NUMARASI: 2016/298 Esas - 2020/606 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.12.2015 günü ... plakalı aracın kaza yapması neticesinde araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'in ağır bir şekilde yaralandığını, meydana gelen kazada davalı sigortalının sorumluluğunu üstlendiği araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu,  aracın davalı sigorta şirketine trafik sigortalı olduğunu, araçta yolcu olan davacının kusursuz olduğunu,  müvekkilinin kalıcı yaralanması nedeniyle \"güç kaybı tazminatı\" adı altında bir tazminat isteme hakkı bulunduğunu, kazaya neden olan aracın davalı sigorta şirketine trafik sigortalı olduğunu belirterek  fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, şimdilik 500-TL bakıcı giderleri, 500-TL geçici iş göremezlik bedeli, 1.000-TL kalıcı iş göremezlik olmak  üzere şimdilik 2.000-TL maddi tazminatın   temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın 18.02.2015-2016 vadeli ZMSS Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, kusur, kişinin iş görmezlik durumu ile maluliyetin niteliğinin ve bakıcıya muhtaç olup olmadığının araştırılması ve ATK dan rapor alınarak tespiti gerektiğini,  müvekkilinin temerrüte düşmediğinden kaza tarihinden ticari faiz talep edilemeyeceğini  belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacı tarafın açmış olduğu maddi tazminata ilişkin taleplerinin her bir zarar kalemi yönünden ayrı ayrı reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Adli Tıp İhtisas Dairesince sunulan heyet raporunu kabul etmediklerini, doğru yönetmeliğe göre rapor alınması gerektiğini, söz konusu davacının, kazadan ötürü kalıcı zararları hala olmasına rağmen kalıcı zarara uğramadığı yönündeki bu raporu kabul etmediklerini,  dosyanın bir üniversite adli tıp ana bilim dalı başkanlığına veya Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesini talep ettiklerini, davacının hem geçici iş göremezlik hem de bakıcı giderleri talep hakkı olduğunu, davacının 3 ay boyunca % 100 malul sayıldığını, bu nedenle Yargıtay içtihatlarına göre 3 aylık brüt asgari ücret üzerinde davacının bakıcı gideri talep hakkı olduğunu, harca esas değer 2.000 TL olmasına rağmen davalı  lehine 3.400 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince ATK 3. İhtisas kurulundan alınan 26/07/2017  raporda kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre rapor hazırlanmış ise de doğru yönetmelik olmadığından bu kez 25/12/2019 tarihinde ATK 2. İhtisas kurulundan alınan raporda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunda davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı belirtilmiş olup, hükme esas alınan bu maluliyet raporunun istinaf talep eden davacılara  HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacıların süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde maluliyet bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın  357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden maluliyete ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacının kaza tarihindeki yaşı itibariyle, kazanç getiren herhangi bir işte çalışması sözkonusu olamayacağından bu yönden mahrum kalınan bir kazançtan bahsedilemeyeceğine göre ve ATK raporunda kalıcı ve geçici olarak başka birinin bakımına muhtaç durumda olmadığı da belirtildiğinden  davacı çocuk için geçici işgöremezlik tazminatına ve bakıcı giderine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava dilekçesi ile 2.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiş ise de 11/03/2021 tarihinde davacılar vekili talep arttırım talebi ile tazminat miktarının harçta yatırılarak 8.235,00 TL'ye yükseltilmiştir. Bu durumda  davanın reddine karar verildiğinden  ıslah ile belirlenen dava değeri üzerinden hükmolunan vekalet ücreti miktarında hata bulunmadığından bu yöne ilişkin  istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 179,90 TL harçtan peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"71c0e498c0fa553f","SID":"33c0f72e43b65ef7"}}