{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/852 <br>KARAR NO: 2023/474<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23.01.2020<br>NUMARASI: 2019/142 E. - 2020/60 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul- kısmen reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle; davacı banka  ile müşteri ... San ve Tic. A.Ş . arasında akdedilen Genel Kredi  sözleşmesine istinaden davalıya taksitli  ticari kredi ve çek taahhütnamesi  kredisi kullandırıldığını,  diğer davalı ... nun sözleşmeyi  müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını,  borcun ödenmemesi üzerine kredi hesabının 05/11/2018 tarihi itibariyle  kat edildiğini,  Kahramanmaraş ... Noterliğinin 06/11/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide  edildiğini, borcun verilen sürede ödenmemesi üzerine  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün  ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini,  borçluların  takibe itiraz ederek takibin durduğunu ,itirazın haksız olduğunu iddia ederek,  itirazının iptali ile % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına   karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle;  İstanbul mahkemelerinin yetkisiz  olduğunu,  davacı yanın  ikame ettiği davaya  dayanak olarak genel  kredi sözleşmesini gösterdiğini,  sözleşmeyi dava dilekçe ekinde mahkemeye sunmadıklarını, sözleşmenin görülmediğini  ayrıca  takip talebinde talep edilen faiz miktarının  son derece fahiş olduğunu, %  60 faiz oranı gerekçe olarak  dava dilekçesinde genel kredi sözleşmesine atıfta  bulunduğunu, TCMB tarafından  bildirilen faizin % 60 olsa bile dava dilekçesinde yer verilen GKS  faiz maddesinin  genel işlem şartı olduğunu, TBK 20,21. maddeleri uyarınca sözleşmeye yazılmamış  sayılması gerektiğini, kefalet sözleşmesi görülemediğinden  TBK kefilin hangi tarihe kadar kefaletin  süreceğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini,  müvekkili tarafından davacı yana 1.000.000 TL tutarda  ipotek verildiğini,  davacı tarafından müvekkilleri aleyhine ipoteğin  paraya çevrilmesi yolu ile  takip yapılarak,  ipotek bedel üzerinden açıkça kalan kısım kadar rehin açığı belgesi alınıp  bu hali ile takip yapılmaksızın doğrudan  bu davaya  konu icra takibine  dahil edildiğini,  dava dilekçesinde harca esas değer olarak 1.506.421,65 TL belirtendiğini bu tutar üzerinden dava açıldığını, dosya kapsamında davalılar tarafından davaya konu sözleşme uyarınca ipotekle  rehin altına alınmamış miktar hesaplanarak  bu miktar üzerinden takip ve dava açılması gerekirken  ipotekle teminat altına alınmış miktarda dahil edilerek işlem yapıldığını,  kanunen  davacı yanın önce ipoteğin paraya  çevirmesi, ipotek açığı doğması durumunda ilamsız takibe geçmesi  gerekmekteyken işbu davaya konu takibe girişildiğini  belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... davacı banka ile asıl kredi borçlusu ... A.Ş  arasında 12/10/2015 tarihinde 5.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi  imzalandığı  anlaşılmıştır. Yine diğer davalı ...  bu kredi sözleşmesini  müşterek müteselsil kefil sıfatı ile  imzaladığı el yazısı ile  düzenlediği 6098 Sayılı Yasanın 583. Maddesine uygun olarak oluşturulduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf cevap layihasında  yetki itirazında  bulunmuş ise de  sözleşmenin 31. Maddesinde  yetkili mahkemenin  İstanbul Mahkemeleri olduğu belirtilmiş olduğundan  şirket  ve davalı borçlu kefil yönünden yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı şirkete  kredi garanti fonu kefaleti ile 2.500.000 TL 'lik taksitli ticari kredi kullandırıldığı  kredinin  36 ay  vadeli  aylık % 1,24 faiz oranlı ve  87.755,62 TL  aylık taksit ödemeli olduğu  anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre mahkememizce dosya  hesap bilirkişisine tevdi edilmiş  bilirkişinin benimsenen raporunda belirtildiği gibi  icra takibine konu  davalı şirket ve müteselsil kefilin  toplam borçlarının 1.423.808,57 TL  asıl alacak  35.595,21 TL  işlemiş temerrüt faizi 1,779,76 TL  faizin % 5 gider vergisi ile 836,03  TL  masraf gideri  olmak üzere toplam 1.462.019,57 TL  taksitli ticari kredilerden dolayı alacaklı olduğu icra takibinin bu miktar üzerinden yapılmasının uygun olduğu ayrıca  davalı asıl borçlunun teslim aldığı çek yapraklarının davacı bankaya  iade etmediğinden dolayı  bankanın  yükümlülüğünde bulunan limitten dolayı toplam 24.000 TL bankada açılacak hesaba  depo etmesi gerektiği  anlaşılmakla ,  icra takibine yapmış olduğu itirazın bu şekilde iptali ile icranın devamına fazlaya ait istemlerin reddine...\" gerekçesiyle, davanın  kısmen kabulüne kısmen reddine,  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...  E. Sayılı  takip dosyasına yapılan itirazın; 1.462.019,57 TL  nakti alacak, 24.000 TL gayri nakti alacak üzerinden  icra takibinin icra müdürlüğündeki takip  talebinde belirtilen  faiz oranları üzerinden yürütülmesine, % 20 icra inkar tazminatı olan 292.403,92 tl  davalılardan  alınarak davacıya verilmesine, icra takibine vaki itirazın bu şekilde iptali ile icranın devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece rapora itiraz süresi dolmadan karar verildiğini, 24.10.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında dosyanın bilirkişiye tevdine karar verildiğini, bilirkişi tarafından düzenlenen raporun 09.01.2020 tarihinde taraflarına iletildiğini, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28.02.2018-7101/48. maddesi ile değişen elektronik tebligatı düzenleyen 7/a maddesinin  11. bendinin 4. fıkrasında, elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen 5. günün sonunda yapılmış sayılacağının düzenlendiğini, taraflarına ve davalı tarafa 09.01.2020 tarihinde iletilen bilirkişi raporunun tebliğ tarihinin 14.01.2020 tarihi olduğunun tartışmadan uzak olduğunu, rapora karşı iki haftalık beyan süresi dikkate alındığında 28.01.2020 tarihine kadar beyanda bulunma haklarının olduğunu, taraflarınca süresi dolmadan itiraz dilekçesi verilmişse de 23.01.2020 tarihli 2. duruşma itibariyle taraflar için rapora beyan  ve itiraz süresinin dolmadığını, her iki tarafın hukuki dinlenilme hakkının ihbar edildiğinin açık olduğunu, bilirkişi raporuna karşı yapılan itiraz ve ek rapor alınması talebinin değerlendirilmediğini, rapora karşı yapmış oldukları itirazları  tekrarla, hesap kat ihtarı ve ekinde tebliğ edilen hesap özetine yasal süresinde itiraz edilmemiş olduğundan hesap özetinde yer alan alacak tutarının 68/b gereğince kesinleştiğini, kredi kullanan davalı firma tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olan hesap kat ihtarnamesi ekinde yer alan hesap özetlerinin 68/b gereğince kesinleşmiş bulunduğunu, bu nedenle bilirkişinin bankanın hesap kat tarihi itibariyle oluşturduğu hesap özetlerinde yer alan alacak tutarı toplamının takipte asıl alacak toplamının kabul edilmesi ve hesap yapılması gerekirken asıl alacağın yeniden tespit edilmesinin kanuna ve genel kredi sözleşmesinin delil anlaşması niteliğindeki hükmüne aykırı olduğunu, hatalı tespite dayalı raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, genel kredi  sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul- kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, davalı şirket ile dava banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı  gerçek kişinin kredinin müşterek borçlu müteselsil kefili olduğu, davacı banka tarafından Kahramanmaraş ... Noterliğinde düzenlenen 06.11.2018 tarihli ihtarname ile davalılara hesap kat ihtarnamesi gönderilerek kredi sözleşmeleri gereği 1.433.264,24 TL nakdi kredi alacağı ile 24.000,00 TL gayri nakdi  kredi alacağının olduğu belirtilerek 24 saat içerisinde ödenmesinin talep edildiği ve alacağın tahsili amacıyla davacı banka tarafından İstanbul ... Asliye Ticaret mahkemenin 2018/1520 Değişik iş sayılı dosyasında her iki borçlu hakkında 1.457.264,24 TL tutarındaki alacak için ihtiyati  haciz talebinde bulunulduğu ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  dosyasında toplam 1.475.971,55 TL nakit ve 24.000,00 TL gayri nakit alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı ve itiraz üzerine iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.  Uyuşmazlık, mahkeme tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan süresi dolmaksızın hüküm tesis edilmesinde hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip edilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. 08.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacı bankanın Gebze Şubesinden kullandırılan kredi kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda, davacı banka'nın 27.11.2018 takip talep tarihi itibariyle; borçlular, ... San Ve Tic A.Ş. ile müşterek borçlu müteselsil kefilleri, (kefalet limitinin de yeterli olduğu gözetilerek, ...' dan “tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla,” taksitli ticari kredilerinden 1.423.808,57. TL asıl alacak 35.595,21 tl işlem. faizi 460 1.779,76 'tl faizinin 5 gider vergisi. 836,03  TL masraf 1.462.019,57 tl toplam alacak hesaplandığı, ayrıca, davalı asıl borçlunun teslim aldığı çek yapraklarını davacı bankaya iade etmediğinden dolayı bankanın yükümlülüğünde bulunan limit ( çek başına 1.600,00 TL )  toplam 24.000.00 TL nin bankada açılacak hesaba depo edilmesi gerektiği, kefil ...'nun  davacı alacağının tamamından sorumlu olduğu, buna  mukabil davacı bankanın ise takip talebinde, davalılardan; 1.433.264,24 TL asıl alacak (taksitli ticari krediler) 39.877.41 TL işlemiş temerrüt  faizi %60, 1.993.87 'TL Gider vergisi %5, 860,03  TL ihtar gideri olmak üzere davalılardan toplam 1.475.971,55 TL nakdi alacak ve 24.000.00 TL depo (gayri nakdi alacak) talebinde bulunduğu belirtilmiştir.Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmiştir. Mahkemece, 24.10.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında bilirkişi incelemesine karar verilmiş ve duruşma 24.10.2019 tarihine ertelenmiştir. 08.01.2020 tarihli bilirkişi raporu, davacı ve davalılar vekiline elektronik tebligat yolu ile 14.01.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından 21.01.2020 tarihinde bilirkişi raporuna karşı itiraz edilerek yeniden bilirkişi raporu alınması talep edilmiştir. 23.01.2020 tarihli duruşmaya davalılar vekili tarafından 22.01.2020 tarihli mazeret dilekçesi ibraz edilerek, mesleki mazeretlerinin kabulü ile duruşma  gün ve saatinin uyaptan öğrenilmesi talep edilmiştir. Mahkemece 23.01.2020 tarihli celsede davalı vekilinin uyap üzerinden mazeret dilekçesi gönderdiği mazeretin belgeye dayalı olmadığı belirtildiKten sonra davacı vekilinin rapora itirazlarını uyaptan bildirdiklerine dair ifadenin zapta geçirilmesi ile birlikte davalı vekilinin mesleki mazereti konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin HMK'nın 184 ve 186. maddeleri gereğince tahkikatın tamamlandığı açıklanarak taraf vekillerinden son sözlerinin sorulduğu belirtilmek suretiyle hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 281/1. maddesinde, tarafların bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördüğü hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bir bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere, bilirkişi  raporu her iki taraf vekiline elektronik tebligat yolu ile 14.01.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. HMK'nın yukarıda belirtilen 281. maddesi gereğince tarafların iki haftalık süre içerisinde rapora karşı beyan ve itiraz hakları mevcuttur. Mahkeme tarafından söz konusu usul kuralına riayet edilmeksizin rapora itiraz süresi beklenilmezsizin 23.01.2020 tarihinde hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Söz konusu yasanın emredici düzenlemesi gereğince tarafların bilirkişi raporuna karşı  beyan ve itiraz süreleri beklenilmeksizin hüküm  tesisi, hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamına gelecektir. Diğer taraftan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ve 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki yasal düzenleme kapsamında, mahkeme tahkikatın tamamlandığı düşüncesinde ise öncelikle HMK'nın 184. maddesi uyarınca, hazır bulunan taraflardan, tahkikatın tümü hakkındaki görüşlerini alması ve tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra sözlü yargılama aşamasına geçmesi gerekir. Tahkikatın bittiği duruşmada her iki taraf sözlü yargılama için hazır olduklarını beyan etmeleri halinde, mahkeme, sözlü yargılama aşamasına geçildiğini tefhim ederek, taraflara davanın esası hakkındaki son diyeceklerini sorar. HMK'nın 186. maddesi gereğince sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.Taraflara çıkarılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir.  Bu usuli prosedür, Anayasa'nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ile ilgilidir. Yargıtay tarafından geliştirilen mutlak temyiz sebepleri kavramından hareketle, temel yargılanma haklarının ihlali sonucunu doğuran usul hatalarının mutlak istinaf sebebi olarak kabulü gerekir. İlk derece mahkemesinde bir tarafın hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmiş olması mutlak bir istinaf sebebi olarak kabul edilmelidir. Hukuki dinlenilme hakkı yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken bir temel yargısal haktır. Usule ilişkin olarak ilk derece mahkemesi hükmünün kaldıralacağı hâller HMK 353/1.a maddesinde sayılmış olmakla birlikte, bu sayımın tahdidi olmadığını kabul etmek gerekir. Yasada belirtilmemiş olsa dahi burada sayılanlara eşdeğer ve aynı etkilere sahip diğer usuli hataların da mutlak istinaf sebebi olarak kabulü gerekir ( Doç.Dr.Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf, Ankara 2009, s. 305). 03/10 2001 tarihli 4709 sayılı Yasa ile Anayasanın 36.maddesine eklenen ibare uyarınca, herkes adil yargılanma hakkına sahiptir. Bu nedenle, ilk derece yargılamasında taraflardan birinin adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olması mutlak bir istinaf sebebidir ( Dr.Cenk Akil, İstinaf Kavramı, Ankara 2010, s.362). İlk derece mahkemesince, davanın sonuçlandırılması için gerekli yasal koşullar tamamlanmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle,  hukuki dinlenilme hakkını zedeleyen usul hatalarının giderilmesi, davanın sonuçlandırılması için gerekli koşulların tamamlanması için, esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.a.4. maddesi gereğince  kaldırılmasına dair   aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu  kararının kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı  tarafından  yatırılan istinaf peşin karar harcının, ilk derece mahkemesince, talep halinde iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesi tarafından, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 23.03.2023<br>KANUN YOLU: HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4db202f2ce0b93e2","SID":"a8622dabc778f492"}}