{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/672 Esas<br>KARAR NO\t: 2022/1168<br><br>DAVA\t: Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 16/08/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 22/12/2022<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 05/01/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali İstemli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde .... sicil numarasıyla kayıtlı bir Anonim Şirket olduğunu, ... tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer alan tescil ve ilana göre davalı ...’in son Yönetim Kurulunun ... (Yönetim Kurulu Başkanı) ... (Yönetim Kurulu Başkan Vekili) ... (Yönetim Kurulu Üyesi) ... (Yönetim Kurulu Üyesi)’tan oluştuğunu, davalı ... hissedarlarından aynı zamanda müvekkilinin babası ...’ın ... tarihinde vefat ettiğini, ..., ... ve ...’ın müvekkilinin öz kardeşleri olduğunu, davalı şirkete karşı esasen hissedar olan müvekkili tarafından Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosya nezdinde müvekkilinin hissedarlığının tespitini, hissedarlığın davalı şirket pay defterine kaydı ile davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması talebi ile dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, hissedarlardan ...’ın şirket hisseleri ile ilgili olarak tanzim ettiği vasiyetnamesinin Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E.-... K. sayılı davası ile açılıp okunduğunu, aynı zamanda ... Yönetim Kurulu üyeleri olan mirasçı çocuklarının işbu vasiyetnamenin iptali hususunda Büyükçekmece ...Asliye hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dava dosyasını açtıklarını, davalı Yönetim Kurulunun işbu davaları öğrenir öğrenmez apar topar 2018 den bu yana yapmadıkları Genel Kurul çağrısını yaptıklarını ve davalı şirketin Olağan Genel Kurulunun 16.04.2021 de yapılacağının tüm hissedarlara bildirildiği bir tebligatın gönderildiğini, bu bildirim üzerine; davalı şirketin hissedarlık yapısındaki belirsizliğin mevcudiyeti ve yönetim sorunları da göz önünde bulundurularak Genel Kurulun bu durumda yapılmaması amacıyla taraflarınca davalı şirkete Yönetim Kayyımı atanması taleplerinin Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile davalarının yenilendiğini, aksi bir durumda nizalı hisselerin temsil amacıyla bu hisselere temsil kayyımı atanması talebinde bulunduklarını, mahkeme tarafından tanzim edilen 14.04.2021 tarihinde tanzim edilen karar uyarınca alınan hisse devrine konu nizalı payların Genel Kurul’da kayyım .... tarafından temsil edilmesine karar verildiğini, her ne kadar hem taraflarınca hem de kayyım tarafından Genel Kurul’un 1 ay süre ile ertelenmesi talep edilmiş ise de, bu talebin Genel Kurul Gündeminin ... numaralı davalı şirket’e denetçi atanması ve denetçi ile Bağımsız Denetim Sözleşmesi imzalanması için Yönetim Kuruluna yetki verilmesi maddesi yönünden diğer hissedarlarca kabul edilmediğini ve davalı şirkete .... Mali Müşavirlik A.Ş.’nin bağımsız denetçi olarak atanmasına muhalefetlerine rağmen oy çokluğuyla karar verildiğini, bu karara karşı taraflarınca olumsuz oy kullanıldığını, muhalefet şerhi düşüldüğünü ve karara karşı kararın batıl olduğunun tespiti ve iptali talebi ile Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, Bakırköy.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.06.2021 tarih ... E., ... K. sayılı kararı ile davalarının kabulüne karar verildiğini ve denetçi atanmasına ilişkin kararın iptal edildiğini, dosyanın hali hazırda istinaf incelemesinde olduğunu, davalı tarafça ayrıca bu süreçte 17.05.2021 tarihinde şirket Genel Kurulunun gerçekleştirildiğini, bu Genel Kurul da alınan kararların hepsine olumsuz oy kullanıldığını ve muhalefet şerhinin işlendiğini, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasına sunulan kayyım raporlarında tespit olunan usulsüzlükler doğrultusunda 08.07.2021 tarihli ara karar uyarınca ‘‘tartışmalı hisselerin Genel Kurulda temsili, mali hesapların denetimi ve davalı şirkete ait taşınmazların satılması, ipotek verilmesi ve taşınmazların aynını ilişkin diğer tasarruf işlemlerde bulunmasının denetim kayyımının iznine tabi tutulmasına’’ karar verildiğini ve mali müşavir ....’un davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, davalı tarafın 17.05.2021 tarihli Genel Kurulun da alınan kararların, mali tabloların gerçekleri yansıtmıyor oluşu, şirketin hesap ve kayıtlarının kayyım raporuyla örtüşmüyor olması ve görevdeki Yönetim Kurulunun müvekkili ve şirketin haklarına açık bir şekilde zarar vermesi sebebi ile batıl olduğunu, buna göre bu davanın açılarak anılan kararların batıl olduğunun tespiti ile iptalinin talep edilmesi gereğinin doğduğunu, alınan kararların tamamının müvekkilinin haklarını zedelediğini, davalı şirketin sermayesinin korunması hükümlerine aykırı bir şekilde alındığını gösterdiğini, kayyım ....’un şirketin kayıt ve hesaplarının bir kısmını inceleyerek ‘‘….16.04.2021 tarihli Genel Kurul Toplantısı akabinde Sayın Mahkemenize 10.05.2021 tarihinde sunmuş olduğu mali tablolardaki usulsüz, hata ve/veya hile içerebilecek kayıtların olmasından ötürü – faaliyet raporunun bu bağlamda geçersiz ve hükümsüz olduğuna, bilanço, gelir tablosu ve detay mizanlarda davalı ... şirketinin bir çok hesaplarında hata ve hile olduğu, ortaklardan ... hesabında görünen 15.101.043,71 TL tutarında para kullandırılması, kullandırılan bu tutarın nereye, nasıl, ne şekilde ödemelerin gerçekleştirildiği, 2019 yılında ...’e 2.605.089,91 TL tutarında borçlanıldığı, bu borçlanma işleminden ...’in  haberinin bulunmadığı, davalı ...’in 2018-2019-2020 yıllarındaki satışlarının ki 2.000 adet müşterisi olmasına rağmen davalı şirketin sahiplerinden 10.05.2021 tarihli raporda detaylı olarak sunulduğunu, ..., ... ve ...’ın dava dışı ortaklıkların bulunduğu şirkete %70 oranında gerçekleştiğini, davalı şirket ortaklarının bu satışlar neticesinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç sağladıklarını, temsil ettiğim ....’in haklarına ve kazançlarına büyük kayıplar verildiğini, muhasebe müdürü ....’ın söz alarak bu durum ve durumları dolaylı olarak teyit ettiği….’’ şeklinde tespitlerde bulunulduğunu, anılan kayyım tarafından tespit olunan bu hususların hem davalı şirketin hem de dava dışı ... Dış Ticaret Ltd. Şti.’ne ait ticari defter ve kayıtlar ile sabit olduğunu,  anılan Genel Kurul Toplantısında her ne kadar bağımsız denetçi tarafından rapor okunmuş ise de yukarıda alınan hiçbir hususun bu denetçinin raporlarına yansımadığını, dolayısıyla Genel Kurulda okunan faaliyet raporunun, bilanço ve kar zarar tablolarının, muhasebe kayıtları dahil her türlü kayıtların gerçeklerle bağdaşır bir yanın bulunmadığını, mali bilançoyla kayyım raporları arasında açıkça çelişkilerin bulunduğunu, davalı şirketin faaliyet raporunun geçersiz ve hükümsüz olduğunu, şirketin hesap ve kayıtları ile kayyım raporlarının uyuşmadığını, bu sebeple Yönetim Kurulu Üyelerinin usulüne uygun olarak ibra edildiğinden bahsedilemeyeceğini, şirketin Yönetim Kurulu ve üyelerinin ibrasına ilişkin kararın batıl olduğunu, yavalı şirketin kar dağıtımı yapılmamasına karar verdiğini, bu kararın esas nedeninin şirketten her hangi bir menfaat temin edemeyen müvekkilinin haklarının zedelenmesinin sağlanması olduğunu, Yönetim Kurulu üyelerinin seçimi ve Yönetim Kuruluna TTK 395 ve 396 uyarınca verilen yetkiye ilişkin kararların batıl olduğunu, genel Kurulun teşkili ve hissedarların temsili hususunda sorunların bulunduğunu, müvekkilinin şirketin en fazla paya sahip hissedarı olması gerekirken hem mirasçılık hem de hisse devir sözleşmeleri kapsamındaki payların usulüne uygun olarak Genel Kurulda temsil edilmediğini, davalı tarafın ibrasına dair oy kullanan ...’ın da oy iradesinde şüphelerin mevcut olduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olup 16.04.2021 tarihli toplantıya katılmayan ....’ın oğullarının zoruyla bu toplantıya katılmak zorunda kaldığını, ....’ın ibraya yönelik verdiği iradede de açık şüphelerin bulunduğunu, zira kendisinin oy kullanmaması halinde Yönetim Kurulu üyelerinin ibra edilmesinin hiçbir şekilde mümkün olamayacağını, davalı şirketin 17.05.2021 tarihli Genel Kurulunda alınan bütün kararların batıl/iptalinin gerektiğini,  davalı şirketin 17.05.2021 tarihinde yapılan Genel Kurulu kapsamında alınan kararların uygulanmasının tedbiren durdurulmasını, davalı şirketin 17.05.2021 tarihinde yapılan Genel Kurulu kapsamında alınan kararların batıl olduğunun tespiti ve iptalini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; TTK 448/3’de ‘‘Mahkeme, şirketin istemi üzerine zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarına Mahkeme belirler’’denildiğini, davacı tarafın açtığı dava nedeniyle müvekkili şirketin bankalar nezdinde kredibilitesinin düştüğünü, ham madde tedarikçilerinde nakit talebinin arttığını veya vadeli satış miktarları ile sürelerinin azaldığını, plastik piyasasında da davanın sansasyonel haberlere sebep olduğundan satış hacminin, süresinin, tahsil vadesinin olumsuz etkilendiğini, aynı şekilde Yönetim kurulu Üyelerinin de bankalar nezdinde şahsi kredibilitesinin düştüğünü ve manevi zarar gördüğünü, bu sebeplerle İTO kaydına göre şirket sermaye değeri olan 20.000.000,00 TL’nin bu değerin %25’i olan 5.000.000,00 TL’den az olmamak üzere TTK 448/3, HMK 84/2 ve HMK 392 uyarınca teminat belirlenmesi ve HMK 94/2 uyarınca Mahkemece ihtaratlarının yapılarak verilecek eksin sürede teminatın Mahkeme veznesinin depo ettirilmesi gerektiği kararının verilmesini, aksi durumda HMK 114-b-ğ ve 115/2 gereği davanın usulden reddine hükmedilmesini, genel kurul kararlarında kar payı dağıtımı, ibra, sorumluluk davası gibi konular yönünden davacıya alacak hakkı muhtemel olduğundan arabuluculuya başvurulması zorunlu iken başvurulmamış olması nedeni ile davanın usulden reddini gerektiğini, davacının Yönetim Kurulu üyesi olmadığını, kararların yerine getirilmesinde kişisel sorumluluğuna da başvurulabilecek kişi olmadığını, davacının 446 1 b uyarınca itirazının bulunmadığını, davacının 446 1.a uyarınca Genel Kurulda olumsuz oy verdiğini ve muhalefetini tutanağa geçirdiğini iddia ettiğini, davacı tarafın iptalini istediği Genel kurulda alınan her bir karar için oylamadan sonra o karara yönelik bir gerekçe ile muhalefet şerhini beyan etmediğini, davacı tarafların sadece ... , ... , ... , ... Numaralı Genel Kurul kararlarına karşı muhalefet şerhinin bulunduğunu, ancak bu şerhlerin hepsinin de içerik olarak aynı ifadeleri içerdiğini, muhalefet şerhi verilen bu kararların tamamında, davacının gerekçesinin,varlığını iddia ettiği hisse devri sözleşmelerine dayanarak daha önce açmış olduğu davanın devam etmekte olduğunu, bu sebeple hissedarlık yapısının henüz netleşmediğini, ancak yine davacının muhalefet şerhlerinde de belirttiği üzere dava konusu hisseler için Mahkemece temsil kayyımı atandığını, temsil kayyımının davacı tarafın temsilcisi sıfatıyla hareket ederek Genel kurula katıldığını, taraflı davranarak şirket menfaatleri çerçevesinde değil ...’in menfaatleri çerçevesinde onunla aynı yönde oy kullandığını, devam eden davanın .... tarafından kazanılmış gibi bu hisselere dayanılarak Genel Kurulda ... ile aynı yönde oy kullanıldığını, alınan kararlar ile doğrudan ilgili bir gerekçenin muhalefet şerhlerinde yer almadığını, bu sebeple davacının alınan kararlarla ilgili bulunmayan gerekçelerle usulsüz muhalefet şerhine dayalı iptal davası açma hakkının olmadığını, davacı tarafın kötü niyetle dava açtığını, bu kapsamda her türlü dava ve yasal haklarını saklı tuttuklarını, TTK m.437’de gerek Genel Kurul Toplantısından önce gerek Genel Kurul toplantılarından sonra pay sahiplerinin incelenmesi için hazır bulundurulan tüm finansal tabloların Yönetim Kurulu yıllık faaliyet raporunun, denetleme raporlarının, kar dağıtım önerisinin inceleme hakları düzenlenmişken davacı ya da vekillerinin bu haklarını kullanmadıklarını, ....’ın Yönetim Kurulu üyeleri olan müvekkilleri ile davacının annesi olduğunu, ....’ın oy kullanırken Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcisinin de Genel kurulda hazır bulunduğu ve oy kullandığı, ayrıca davacı tarafın vekili ile Mahkemenin atadığı nizalı hakların temsilcisinin de hazır olduğu, bunlarında tutanağa bu yönde geçirilmesinin itirazlarının bulunmadığını,  HMK 26 gereğince Mahkemenin taleple bağlı olduğunu, dava dilekçesinde butlan ve iptalden bahsetmişlerse de Genel kurulda alınan kararın hangi gerekçe ile iptal yada butlana tabi olduğu ve bu durum için Genel Kurulda her bir oylama sonrası bu suruma göre çekincelerini açıklayan muhalefet şerhlerinin olmadığını, dava dilekçesinde nizalı hisseler kayyımı ...’un raporunun gerekçe olarak gösterildiğini, müvekkili ile ...arasında Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı tazminat davası ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen soruşturmanın olduğunu, hal böyle iken müvekkili ile aktif husumet içinde olan birinin ticari defter ve mali kayıtlarına aykırı olan raporuna dayanılamayacağını, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında ...’un hem ... için nizalı hisseler temsilcisi hem de denetim kayyımı olduğunu, denetim kayyımı temsilci olamayacağından tarafsız ve bağımsızlığının zedelendiğini,  genel Kurul niteliğinde, pay sahiplerinin çağrıldığı ve katıldığı, nizalı payların Mahkeme tarafından atanmış bir kayyım tarafından temsil edildiği bir toplantının gerçekleştirildiği, Genel Kurul niteliğinde bir toplantının yapıldığı, alınan kararların Kanun tarafından aranan yeter sayılara uygun olarak alındığının kabul edilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde iddia edilen pay sahipliği durumunun belirsiz olması sebebi ile alınan kararların hükümsüzlüğünü, özellikle yokluğunu gerektiren bir olgu bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini, diğer taraftan alınan kararların Kanunda belirlenen çoğunluklarla alındığını, özellikle nizalı payların olumsuz oy kullanılmak suretiyle kararların alınmasına etki etmediğini, Genel Kurul tutanaklarına yansımış bulunduğunu, davacı tarafın sahip olduğu paylar yanında, nizalı paylarında aynı yönde oy kullanılmak suretiyle şirketi Genel kurul iradesinin belirlenmesine etki ettiğini, ancak nizalı oyların ve davacı oylarının toplamının şirket paylarında çoğunluk oluşturmadığının görüldüğünü,    yoklukla butlan arasında sebepleri bakımından farklılıkların bulunduğunu, dava dilekçesinde Yönetim kurulu üyelerinin usulsüz işlemlerde bulunduğu iddiasında bulunulduğunu, aynı kişilerin oluşturduğu çoğunluğun aldığı kararların butlan yaptırımına tabi olması gerektiğinin ileri sürüldüğünü, butlan yaptırımının alınan kararın içeriğine yönelik bir yaptırım olduğunu, alınan kararların bu haliyle butlan yaptırımına tabi olmasını gerektiren bir hususun bulunmadığını, bilançonun onaylanmasına ilişkin kararın hukuki bir sonucunun bulunmadığını, sadece alınan diğer kararlar bakımından bilanço ile oluşan mali ve hukuki duruma etki gösterdiğini, bilançonun usule aykırı olduğunun ve bunun onaylanmasına ilişkin kararın butlan veya iptal yaptırımına tabi olduğunun ileri sürülmesi bakımından söz konusu kararın hukuki etkisinin bulunmaması gerektiğini, kar payı dağıtımına karar verilmemiş olmasının, diğer taraftan ayrı bir gündem maddesinin bulunması sebebi ile bilançonun onaylanmasının ibra sonucu doğurmaması karşısında Genel Kurul tarafından alınan bu kararın hukuki bir sonu olmadığının kabulünün gerektiğini, karın dağıtılmamasına yönelik oylama incelendiğinde davacı adına temsilci sıfatıyla katılan ...’in ve nizalı paylar bakımından ...’un olumsuz oy kullandıklarını,  diğer bir ifadeyle kar dağıtımının istenildiğinin anlaşıldığını, kar dağıtımı ve ibra kararlarının dayanağını oluşturan bilanço ve gelir tablosunun kabul edilmemesine ve ibra kararında olumsuz oy kullanılmasına rağmen aynı finansal tabloların sonucu belirlenen şirket karının dağıtılması yönünde oy kullanılmasının .... Hukuk Dairesinin dilekçe içeriğinde açıklanan 24.04.2018 tarihli kararında ortaya konulan bilanço ve gelir tablosunun onaylanması sonucunun doğmasına sebep olacağını, esasen davacının bilanço ve gelir tablosuna yönelik butlan veya iptal taleplerinde bu hususunda dikkate alınmasının gerektiğini, kar dağıtılmaması yönünde alınan kararın butlan yaptırımına tabi olmadıklarını, iptal talebi bakımından davacının iddialarına yönelik bir açıklığın bulunmadığını, Yönetim Kurulunun ibrasının da diğer kararlar gibi Genel Kurul’un devredilemez yetkileri içerisinde olduğunu, Genel Kurul tutanağı incelendiğinde sadece olumlu ve olumsuz oylara yönelik açıklamalarda bulunulduğu, ibra yönünde açık bir kararın bulunmadığı, diğer bir ifade ile Genel Kurul’un ibra iradesinin tutanaktan anlaşılmadığının da belirlenebileceğini, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin Genel Kurulun devredilemez yetkilerinden olduğunun TTK md.408 hükmünde açıkça ifade edildiğini, bu haliyle Yönetim Kurulunun Genel Kurul’un yeterli çoğunluğu ile seçildiğinin görüleceğini, Yönetim kurulu üyelerine TTK md. 395 ve 396 gereği iki ayrı konuda yetki verilmesi hususunun Genel Kurulun yetkilerinden olduğunu, Genel Kurul tarafından söz konusu yetkilerin kullanılmış olmasının işlemin konusu sebebi ile butlan veya iptal yaptırımına sebep olamayacağını, yoksunluk konusunda davacı tarafından dava dilekçesinde bir açıklamanın bulunmadığını, davacının söz konusu kararların butlanına yönelik talebi açısından değerlendirildiğinde butlan yaptırımına tabi bir kararı bulunmadığını, HMK 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir şartının oluşmadığını, Ticaret Hukuku Profesörü ...’nın 07.09.2021 tarihli uzman görüşlü raporunda görüşlerini bildirdiğini, Genel Kurulun hiçbir maddesinin butlan ya da iptal edemeyeceğinin bildirildiğini,  arabuluculuğa başvurulmadan davanın usulden reddini, TTK 448/3 uyarınca davacının teminat yatırılmasına hükmedilmesini, TTK 451 uyarınca dava açma haklarının saklı tutulduğunu, TTK 445 ve 446 maddesinde usulüne uygun muhalefet şerhi olmadığından davacının dava açma hakkının bulunmadığından davanın usulden reddini, Genel Kurul’da alınan her bir kararın batıl olmadığından davanın reddini, Genel Kurulda alınan her bir kararın iptal şartlarının oluşmadığından davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.  <br>DELİLLER: <br>Bakırköy .. ATM'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı, Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Bakırköy .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davalı şirketin 17.05.2021 tarihli  olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararlarının butlan nedeniyle hükümsüz olduğu, aksi halde iptali istemine ilişkindir. <br>İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen sicil kayıtlarının incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil nosunda kayıtlıDavalı ...  San. ve Tic. Anonim Şirketi'nin merkez adresinin “... Mah. ... Cadde No:10 ... Plaza K... .../İstanbul\" olduğu, davacının şirket ortaklarından olduğu; dolayısıyla davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu ve mahkememizin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmıştır. <br>Somut olayda şirket ortağı olan davacı, davalı şirketin17.05.2021 tarihli 2018-2019-2020 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlan ile hükümsüz olduğunu, ayrıca söz konusu genel kurul kararları bakımından iptal koşullarının da oluştuğundan bahisle tüm kararların iptalini talep etmiştir. Bu nedenle huzurdaki davanın çözümü için söz konusu genel kurul kararları bakımından butlan ve/veya iptal edilebilirlik şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>Dava konusu 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların Butlan/Kesin Hükümsüzlük yönünden irdelenmesi;<br>Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının butlanı TTK m. 447 hükmünde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, (i) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, (ii) pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, (iii) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan genel kurul kararları batıldır. TTK m. 447 hükmünde yer alan butlan sebepleri, madde metninde yer alan “özellikle” ifadesinden de açıkça anlaşıldığı üzere sınırlı sayıda değildir. Bir genel kurul kararının butlan ile malul olması halinde, karar hiç geçerlilik kazanmamış olacağından karara karşı açılacak olan dava hukuken bir tespit davası niteliğindedir. Butlanın tespiti davasının açılabilmesi için genel kurula katılmak, muhalefet şerhi koymak, pay sahibi olmak gibi şartlar bulunmamakta, menfaatini ispat eden herkesin bu davayı ikame edebileceği kabul edilmektedir. Butlanın tespitine ilişkin açılacak olan dava hakkında kanunda herhangi bir sınırlama getirilmemiş olup, bu davanın herhangi bir süreye tabi olmaksızın açılabilmesi mümkündür.<br>Somut olayda davalı şirket ortağı olan davacı .... tarafından, dava konusu genel kurul kararlarına ilişkin olarak, çağrının yetkili kişiler tarafından yapılmadığı, çağrının hiç yapılmadığı ya da bazı pay sahiplerine yapılmadığı gibi çağrıya ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. Benzer şekilde alınan kararların kanunda ya da esas sözleşmede belirlenen nisaplara aykırı şekilde alındığı yönünde bir iddia da bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu yönler bakımından dava konusu genel kurulun usulüne uygun olarak toplandığı ve alınan kararlarda kanunda ön görülen nisaplara şeklen uyulduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafın, ... nolu ibra kararının batıl olduğuna ilişkin talebinin değerlendirilmesinde; Dosyaya mübrez genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları ve fakat <br>birbirlerinin ibralarında oy kullandıkları görülmektedir. Oysa  TTK m. 436/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin <br>ibrasında da oy kullanamaz. Bu hüküm emredici nitelikte olduğu için, davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin ... nolu kararın TTK'nın 447. maddesi uyarınca mutlak butlan ile hükümsüz olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.<br>Söz konusu genel kurulda alınan diğer kararlar yönünden yapılan incelemede, mutlak butlan ile hükümsüz olduklarına ilişkin bir sebep tespit edilememiştir.<br>Dava konusu 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların \"İptal Edilebilirlik\" yönünden irdelenmesi;<br>TTK'nun 445. maddesin göre kanun esas sözleşme veya dürüstlük kuralına aykırı kararların iptali talep edilebilir. TTK 446. Maddesi uyarıca ise; pay sahipleri toplantıya katılmış ise karara olumsuz oy vermiş ve muhalefetini zapta geçirmiş olmalı; süre yönünden dava, genel kurul kararının alındığı tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde açılmalıdır. Üç aylık sürenin başlangıcı genel kurul kararının alındığı gün olup üçüncü ayın bu güne tekabül eden gününde tatil saati başlangıcında süre sona erer. <br>Somut olayda davacı tarafından iptal davası açabilmeye ilişkin TTK md. 446'da anılan toplantıya katılma halinde muhalif kalma ve muhalefeti zapta geçirtme ve iptal davasını genel kurul kararından itibaren 3 ay içerisinde açma koşulunun yerine getirildiği anlaşılmaktadır. O halde alınan kararların içerik bakımından iptal koşullarının oluşup oluşmadığının irdelenmesi gerekmektedir. <br>Davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan (...) ve (...) nolu gündem maddeleriyle ilgili olarak ortada iptali talep edilebilecek bir genel kurul kararı bulunmadığından, iptal talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>İptale konu (...) Nolu Genel Kurul Kararı Hakkında Değerlendirmede; bu gündem maddesi ile ilgili olarak genel kurul tutanağında“2018-2019-2020 <br>yıllarına ait bilanço ve kar zarar tabloları okundu, müzakere edildi.” ifadeleri yer almaktadır. Bu husus bilirkişi marifetiyle davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmayı gerektirdiğinden, oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından gerekli incelemeler yapılmış ve bu maddeye ilişkin tespitler yerinde görülerek hükme esas alınmıştır. <br>Buna göre; davalı şirketin 31.12.2018 – 31.12.2019 – 31.12.2020 tarihli mizanlardaki bakiyelerin gelir tablosu ve bilançolara doğru şekilde aktarıldığı, Tek Düzen Hesap Planı çerçevesinde temel mali tablolarının mevzuata uygun şekilde düzenlendiği, davacının hesaplardaki hata ve hile iddiasının soyut nitelikte kaldığı anlaşılmakla, alınan iş bu kararda hukuka aykırı bir yön bulunmadığından iptal talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>İptale konu (...) Nolu Genel Kurul Kararı Hakkında Değerlendirmede; bu gündem maddesi ile ilgili olarak genel kurul tutanağında “2018-2019-2020 <br>yılları karlarının kullanım şekli hakkında karar verilmesi ile ilgili gündem görüşülmeye başlandı.” <br>ifadeleri yer almaktadır. <br> Bu husus bilirkişi marifetiyle davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmayı gerektirdiğinden, oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından gerekli incelemeler yapılmış ve bu maddeye ilişkin tespitler yerinde görülerek hükme esas alınmıştır. <br>Buna göre; Anonim şirketlerde pay sahibinin kâr payı hakkı TK m. 507 <br>vd. hükümlerinde düzenlenmekte olup, TTK m. 507 hükmü uyarınca “Her pay sahibi, kanun ve <br>esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem <br>kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir.” Anonim şirket, kanunda ve <br>esas sözleşmede öngörülen yedek akçeleri ayırmakla yükümlüdür. Bu husus TK m. 523/1 <br>hükmünde şu şekilde ifade edilmektedir: “Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı <br>yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez.” Öte yandan <br>anonim şirket, kanun ve esas sözleşme uyarınca ayrılması gereken yedek akçelere ek olarak <br>TK m. 523/2-3 hükümlerinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla ayrıca yedek akçe ayırma <br>imkanına da sahiptir.<br>Davaya konu 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantısının ... nolu kararı ile 2018-2019-2020 yıllarından elde edilen şirket karından kanuni kesintiler  ve ihtiyatlar ayrıldıktan sonra kalan karın  pandemi dönemi olması, pay sahipliği ile ilgili açılmış davalar bulunması ve yeni yatırımlar yapılması gerekçeleri ile şirket ortaklarına dağıtılmayarak fevkalede ihtiyat olarak ayrılmasına  karar verildiği, yapılan mali incelemede 2018-2019-2020 döneminde şirketin 1. Yasal yedek akçe ayrılmadığı dolayısıyla alınan kararın TTK 523. Maddesine aykırı olduğu, kanuna aykırılık nedeni ile TTK 445. Maddesi uyarınca ... nolu genel kurul kararının iptaline karar vermek gerekmiştir. <br>İptale konu (...) Nolu Genel Kurul Kararı Hakkında Değerlendirmede; bu gündem maddesi ile ilgili olarak genel kurul tutanağında “şirket Yönetim <br>Kurulu Üyelerinin seçilmesine ilişkin gündem maddesi görüşülmeye başlandı. Şirketin Yönetim Kurulu <br>üyeliklerine 3 yıl süre ile görev yapmak üzere T.C. No: ... ...., T.C. No: <br>.... ... ve T.C. No:... ...'ın seçilmelerine ve aylık huzur <br>hakkı ödenmemesine ....” <br>ifadeleri yer almaktadır.<br>TTK m. 362/1 uyarınca “Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle <br>görev yapmak üzere seçilir. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa , aynı kişi yeniden seçilebilir .” Dosya münderecatından, davalı şirketin 31.08.2018 tarihli genel kurulunda 31.08.2021 tarihine <br>kadar yönetim kurulu üyelerinin \"..., <br>..., ... ve ...\" ın seçildiği, davalı şirketin ana sözleşmesinde enfel bir durum olmadığı için, dava konusu genel kurulda bu kişilerin tekrar yönetim kurulu üyesi seçilmelerinde engel bir durum bulunmamaktadır. Bu sebeple (...) nolu gündem maddesi ile ilgili olarak alınan karar bakımından hukuka aykırı bir yön bulunmadığından, iptal talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br> <br>İptale konu (...) Nolu Genel Kurul Kararı Hakkında Değerlendirmede; bu gündem maddesi ile ilgili olarak genel kurul tutanağında “TTK 395 ve 396 <br>maddeleri gereğince Yönetim Kuruluna yetki verilmesine ilişkin gündem maddesi görüşüldü. Şirket <br>Yönetim Kurulu üyelerine şirket konusuna giren işleri bizzat veya başkaları adına yapmaları ve bu nevi <br>işleri yapan şirketlere de ortak olabilmeleri ve diğer işlemleri yapabilmeleri hususunda Türk Ticaret <br>Kanunu'nun 395 ve 396'ncı maddeleri gereğince izin verilmesine...”<br>ifadeleri yer almaktadır.<br>Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapması TTK md. 395 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre, “Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.” Kanun metninde açıkça ifade edildiği üzere, yönetim kurulu üyelerinin şirket ile işlem yapabilmesi için genel kuruldan bu yönde bir izin alınması gerekmektedir. Kanun koyucunun bu hükmü koymaktaki amacı, yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle şirketin çıkarlarının zedelenmesini engellemektir. Kanun metninde herhangi bir sınırlama öngörülmediğinden, genel kurul tarafından tek bir işlem için izin verilmesi mümkün olduğu gibi genel nitelikli bir iznin verilmesi de mümkündür. Genel kurulda yapılacak oylamada, hakkında izin verilen <br>yönetim kurulu üyelerinin ve TK m. 436 hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanması mümkün <br>değildir. <br>TTK md. 396 hükmünde ise anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet etme yasağı <br>düzenlenmektedir. Buna göre, “Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, <br>şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı <br>gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez.” Kanunda <br>açık bir şekilde düzenlendiği üzere, yönetim kurulu üyelerinin şirket ile rekabet edecek nitelikte bir <br>hukuki işlemi yapabilmesi için genel kurulun bu yönde bir izin vermesi gerekmektedir. Bu hükmün <br>konulmasının temel amacı, yönetim kurulu üyelerinin emek ve zamanını şirkete sarf etmesini sağlamak <br>ve şirket ile rekabet ilişkisi içine girilmesi engellenerek şirketin çıkarlarının korunmasıdır. Genel kurulda yapılacak olan oylamada, hakkında izin verilen <br>yönetim kurulu üyelerinin ve TK m. 436 hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanması mümkün <br>değildir. <br>Bu yasal düzenlemeler ışığında; yönetim kurulu üyelerine genel nitelikli bu tarz iznin verilmesi mümkün <br>olduğundan (...) nolu gündem maddesi ile ilgili olarak alınan karar bakımından hukuka aykırı bir yön bulunmadığından, iptal talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı  üzere;<br>Davanın KISMEN KABULÜ İLE, <br>1-Davalı şirketin 17.05.2021 tarihli genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin ... nolu kararın TTK'nın 447. maddesi uyarınca mutlak butlan ile hükümsüz olduğunun TESPİTİNE,<br>Dava konusu genel kurulda alınan ... nolu kararın TTK 446. maddesi uyarınca  İPTALİNE,<br>2-Genel kurulda alınan diğer kararlara yönelik iptal isteminin reddine,<br>3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan  59,30-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 21,40-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL başvurma harcı ile 59,30-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,<br>5-Davacı tarafından yapılan 250,00-TL posta gideri ve 6.000,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.250,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.125,00TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,<br>Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve davanın kısmen reddine karar verildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,<br>8-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,<br>Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/12/2022<br><br>Başkan ...<br>¸e-imzalıdır  <br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır <br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır        <br><br>... ¸e-imzalıdır  <br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17e2cbd965a930a2","SID":"73301595b4095ac1"}}