{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1259  Esas 2023/42  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/1259<br>KARAR NO\t\t: 2023/42<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 31/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/743 Esas 2022/266 Karar<br>DAVACI \t<br>VEKİLİ<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 26/11/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 19/01/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 26/01/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki limited şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı.... Şti'de çalıştığı süreçte sigorta primlerinin yatırılmadığını, idari işlemin iptali maksadıyla açılan Ankara 16. İş Mahkemesi'nin 2020/133 E sayılı davanın 14/10/2021 tarihli duruşmasında şirketin ihyası maksadıyla dava açmak üzere taraflarına yetki verildiğini ileri sürerek .... Şti'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı cevap dilekçesinde özetle; Müdürlükçe yapılan terkin işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, şirketin 03/02/2015 tarihinde re'sen terkin edilidğini, 03/02/2020 tarihinde beş yıllık sürenin dolduğunu, davanın 26/11/2021 tarihinde açıldığını, hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde tasfiye memuru atanması gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda bulunduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve toplanan tüm delillere göre;  ticaret sicilinden TTK'nın geçici 7. Maddesi gereği terkin edilen şirketin ihyası istemiyle açılan davada, 6102 sayılı TTK'nun 580. maddesine göre, limited şirketin esas sermayesinin en az 10.000 TL olması gerektiği, ...Limited Şirketi\"nin sermayesini 03/02/2015 tarihi itibari ile yükseltilmediği, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilerin ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, sicil işlemi hatalı olmakla zamanaşımı itirazı yerinde olmayıp  tasfiye ile sınırlı olmak üzere ticaret sicilinden kaydı silinen \"...Limited Şirketi\" aleyhine Ankara 16. İş Mahkemesi'nin 2020/133 E sayılı dava  dosyasında taraf teşkili yönünden tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile .....Ltd. Şti.'nin Ankara 16. İş Mahkemesi'nin 2020/133 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK 547. maddesi uyarınca anılan dava dosyası ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru olarak ...'nun atanmasına, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yargılama vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar  verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı istinaf dilekçesinde özetle;  ihyası istenen şirketin re'sen terkin edildiği tarihten itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra işbu davanın açıldığını, şirket yetkilisine çıkarılan tebligatın \"taşınmış\" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ihtarın ilanen tebliğ edildiğini, şirketin TTK'nın geçici 7. Maddesi gereği usulüne uygun olarak terkin edildiğini, yasal hasım olan müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.   <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, ticaret sicilinden TTK'nın geçici 7/2. Maddesi gereği re'sen terkin edilen limited şirketin ihyası istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.  <br>\tÖncelikle belirtmek gerekirkse, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 03.02.2015 tarihinden itibaren 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası son cümlesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 26.11.2021 tarihinde açılmıştır. Şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuştur. Ne var ki terkin işlemi TTK'nın geçici 7. Maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gözetilmemiştir. Şöyle ki; <br>\tBilindiği üzere 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde anonim ve limited şirketlerin hangi şartlarda sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 1.7.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Madde hükmüne göre limited şirketler, 559 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 1.7.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması sebebiyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler. Anılan maddenin 4. fıkrasına göre; Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirket veya kooperatifin ihyasını  isteyebilirler.  <br>\tSomut olaya gelince, ihyası istenen ...Ltd. Şti. 'nin  davalı... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca sermayesini 14.02.2014 tarihine kadar 10.000 TL'ye artırmayarak şirketin münfesih duruma düştüğüne dair ihtarnamenin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 07/10/2013 tarih ... sayısında ilan ettirilerek 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinde belirtilen sürede sermayesini asgari tutara yükseltmediğinden bahisle 03.02.2015 tarihinde kaydının ticaret sicilinden re'sen silindiği, davacı tarafından  sosyal sigorta primlerinin silinmesi işleminin iptali istemiyle Ankara 16. İş Mahkemesi'nde 22.06.2020 tarihinde 2020/133 Esas sayılı davanın açıldığı, işbu dava dosyasında verilen 14.10.2021 tarihli ara karar ile şirketin ihyası için süre verildiği, bunun üzerine eldeki davanın açıldığı, anlaşılmıştır. <br>\t6102 sayılı TTK'nın  geçici 7.maddesinin 4 fıkrasında; \"Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.<br>\tTicaret sicili müdürlüklerince; 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılacağı\" hükmü yer almaktadır. <br>\t Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmamaktadır. İhyası istenen şirketin adresine çıkarılan tebligat ise tebliğ edilemeyip \"taşınmış\" olması sebebiyle iade edilmiştir. Ancak 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilebilir. <br>\tBu durumda mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, dolayısıyla  usulsüz terkin işlemi sebebiyle  anılan maddenin 15. Fıkrasında belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılma şartının artık somut olayda aranmayacağı  gözetilerek davalı ... hakkında açılan davanın ilk derece mahkemesince kabulü ile  sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü kaydı silinen şirketin Ankara 16. İş Mahkemesi'nin 2020/133 Esas sayılı dava ve devamı işlemler yönünden ihyasına ve tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.  <br>\tÖte yandan yukarıda açıklandığı üzere usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine HMK'nın 312. Maddesindeki koşulların da oluşmadığı dikkate alınarak HMK'nın 326. Maddesi gereği yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmesi de yerindedir. O halde davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.  <br>\tSonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... temsilcisinin istinaf başvuru kanun  dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İstinafa başvuran davalı ... temsilcisinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili Tarifesi hükümleri gereği istinafa başvurusunda haksız çıkan davalı taraftan alınması gereken 179,90 TL istinaf maktu karar harcından başlangıçta peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 99,2 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,  varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,\t \t <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/01/2023<br><br>Başkan -             Üye -              Üye -                  Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c053ae5ad95b584","SID":"893e9c98f550911a"}}