{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2022/1933 <br>KARAR NO\t: 2023/320<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 02/02/2023<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacının abonesi olduğunu, meskenine ait ... abone nolu ...Sancaktepe- Güngören/İSTANBUL adresine sağlanan enreji bedeline karşılık olan 05/05/2017 son ödeme tarihli faturanın bedelinin ödenmediğini, faturaların tahsili yönünden davalı hakkında  İstanbul 34.İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile yapılan takibe davalının itiraz ettiğini beyanla, davalının itirazının iptaline,takibin devamına ve  %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ...Sancaktepe Güngören/İSTANBUL adresinde ...Plastik adlı işyerini işlettiğini, davacının abonesi olduğunu, abonelik sözleşmesini feshettiğini, fesih tazminat bedelini davacı şirkete gönderdiğini, davacı şirketten elektrik indirimi istediğinde bulunulduğunu ancak davacı şirketin indirim isteğini reddettiğini, davalının sözleşmeyi feshetmesi üzerine fesih tazminat bedeli adı altında fatura gönderildiğini, sözleşme içeriğinde tazminat bedeli alınacağı yönünde bir hüküm sözleşmede var ise davalının bilgisinin olmadığını  belirterek davanın reddini  talep etmiştir. İstanbul 34.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklının davalı borçlu hakkında   elektrik fatura alacağına yönelik 48.835,90 TL asıl alacak,934,39 TL gecikmiş gün faizi,168,19 TL faizin KDV si olmak üzere toplam  49.938,48 TL nın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu görülmüştür.Mahkeme,taraflar arasında elektrik kullanımından dolayı abonelik sözleşmesi yapıldığı, buna dayalı olarak davacı şirket tarafından davalıya verilen hizmetin karşılığı olarak takibe konu faturaların düzenlendiği, davalının sözleşmeyi sözleşme hükümlerine aykırı olarak tek taraflı feshettiğinden sözleşmenin 3.maddesine göre davalının  fesih tazminatı ödemesi gerektiği ,alınan bilirkişi raporu kapsamında  davacı tarafın davalıdan takip konusu fatura toplamı olan 39.330,91-TL alacağının bulunduğu sabit olup, fesih tazminatına kdv ve gecikme zammı uygulanamayacağından bu taleplerin yerinde olmadığı,39.330,31 TL asıl alacağa (enerji bedeline) yönelik borçlu davalı tarafından yapılan itirazın yerinde olmadığı gerekçesi ile;<br>\"1- Davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile;<br>a) Davacı tarafın başlattığı İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 39.330,91-TL asıl alacağa (enerji bedeline) yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle belirtilen miktar yönünden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>b) Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine\" karar vermiştir.<br>Kararı davacı vekili ile  davalı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini,eksik incelemeye dayalı hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu,davalının taahhüt süresine uymadığını ve 95/04/2016 tarihli  2 yıllık sözleşme sürecinde taahhüt süresine uymayarak 03/11/2016 tarihinde başka bir tedarikçi ile sözleşme imzaladığının tespit edildiğini,bu nedenle davalı hakkında cezai şart faturası düzenlendiğini,hesaplama sistemine göre 2016/10 dönemindeki 26.045,80 TL'lik fatura baz alınmış olup, müşterinin ilgili fatura dönemindeki okuma gün sayısı olan 32 ye bölünüp 60 ile çarpılması sonucu 48.835,88 TLlik fesih bedeli fatura edildiğini,bilirkişi raporunda ise hatalı hesaplama yapıldığını,mahkemenin aydınlatma görevini yerine getirmediğini,tahkikatın eksik yapıldığını,usul ve yasaya aykırı  karar verildiğini,ek rapor taleplerinin reddedildiğini,delillerin incelenmediğini,emredici hükümlerin yerine getirilmediğini,delillerin araştırılmadığını,sözlü yargılama yapılmadan karar verildiğini,davanın kabulünün gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalının söz konusu taahhüdü imzaladığını bilmediğini,davacının tekel konumunda olduğunu,davalının bilgilendirilmediğini,genel işlem koşullarına aykırılık bulunduğunu,davacının da taahhütlerini yerine getirdiğinin de  tespiti gerektiğini, taahhütnamedeki indirim tutarlarını faturaya yansıtıp yansıtmadığının incelenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;<br>Dava, ödenmeyen fatura alacağının tahsiline yönelik yapılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.<br>Taraflar arasında 05/04/2016 tarihinde imzalanan  sözleşmenin 01/05/2016-01/05/2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yapıldığı,sözleşme ekindeki indirimli elektrik taahhütnamesinin 2.maddesinde sözleşme süresinin 24 ay olarak  belirlendiği,ayrıca taahhütnamenin 3.maddesinde  bu 24 aylık taahhüt süresi içinde  haklı gerekçe olmadan tüketici tarafından sözleşmenin feshi halinde sözleşme çerçevesinde tahakkuk  eden en yüksek fatura bedelinin iki katı cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığı belirlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. ve devamındaki maddeler uyarınca taraflar; yaptıkları sözleşmelerde, kararlaştırılan edimlerin ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmek üzere, karşı tarafa cezai şart adı altında belli bir meblağın ödenmesini kararlaştırabilirler. Cezai şarttan kaynaklı alacağın talep edilebilmesi için alacaklının zarara uğraması gerekmediği gibi cezai şart olarak belirlenen meblağın haricindeki zararların talep edilmesine engel bulunmamaktadır. Taraflar, yapmış oldukları sözleşmelerde cezai şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak; ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde borcun ifası borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez. Bunun yanında Hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir. Yukarıda açıklandığı üzere; cezai şart ve bunun miktarı sözleşme serbestisi çerçevesinde taraflarca serbestçe belirlenebilecek olup, mahkemece ancak  TBK'nın 182, 26 ve 27. maddeleri uyarınca sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerine müdahale edilebilir.Somut olayda, cezai şarta ilişkin sözleşmedeki hükmün, genel işlem şartı olarak nitelendirilebilecek bir düzenleme olmadığı da açıktır.Bilirkişi raporunda  davacı tarafça bildirilen sözleşme ve taahhütname örneği gereğince  davalının taahhüde aykırı feshi nedeniyle  ile  sözleşme dönemindeki en yüksek fatura baz alınarak bunun taahhütname 2 ve 3.maddeler kapsamında 2 katı  oranında cezai şart olarak hesaplanması gerekir  ise ,davalının AG sanayi yerine ticarethane bazında bu yüksek faturanın hesaplandığı görülerek resen yapılan hesaplamada,aslında  davalının 39.330,91 TL. fesih tazminatı ödemesi gerektiğini, 2016/10 dönemine ilişkin elektrik faturasındaki 3.306,07 TL. fazla ödeme bedelinin fesih bedelinden tenzil edilmesi gerektiğinden, fesih tazminatı  olan 42.636,98 TLdan  fazla tahsil edilen fatura bedeli 3.306,07 TL. Çıkartılmasıyla davacının  icra takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının 39.330,91 TL. olarak hesaplanmasında aykırılık görülmemiştir.Bilirkişi raporu taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunduğundan,yeni bilirkişi incelemesinin davaya katkısı olmayacaktır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hukukumuzda ilk derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür. Bunlar sırası ile; dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hükümdür.Somut davada  , basit  yargılama usulü uygulanacaktır.  Basit yargılama usulünde yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri basitleştirilmiştir. HMK'nun 320/1. maddesinde \"Mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği\" belirtilmişse de bunun ancak ön inceleme aşamasında ve \"mümkün olan hallerde\" olduğu belirtilmek suretiyle yasanın uygulama alanı dar bir çerçeve ile belirlenmiştir. Eğer, dosya üzerinden karar verilmesi mümkünse (örneğin, geçici hukuki korumalarda), taraflar duruşmaya çağrılmadan sadece dilekçe ve delilleri dikkate alınarak karar verilebilir(m. 320/1). Dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe ve arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (m. 320/2). Tahkikat tamamlandıktan sonra, yazılı yargılama usulünde olduğu gibi ayrıca sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir; bunun için ayrıca süre verilmez. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder (m. 321/1).Davada tahkikat bitiminde karar verebileceği,  sözlü yargılama için ayrı bir kesit de öngörülmediğinden, tarafların hazır olduğu son celsede beyanları alındıktan sonra hüküm kurulması nedeniyle   ,davacı tarafın bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygundur.<br>Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının ve davalının  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,<br>Davacıdan alınması gereken alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>Davalıdan alınması gereken 2.686,69 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 672,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.014,69 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,<br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/02/2023<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0b961b439290a2c","SID":"1743020a9bdb8a6e"}}