{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/1444 Esas 2022/1459  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1444 <br>KARAR NO\t: 2022/1459<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:17/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/236 Esas 2022/322 Karar <br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVA\t: Tapu İptali Ve Tescil<br>DAVA TARİHİ\t: 01/04/2022<br>KARAR TARİHİ\t:   23/11/2022<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:   23/11/2022<br><br><br>\tTaraflar arasındaki tapu iptali ve tesciline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı yetkisizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br><br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin mülkiyetinde olan ...parselde bulunan taşınmazın yine şirket ortağı olan davalılardan ...'e devredildiğini, haricen öğrendiklerine göre dava konusu taşınmaz dışında birçok taşınmazın da ...'e devredildiğini ancak müvekkilinin hissesinin az olması nedeniyle devir işlemlerinin hangi gerekçe ile yapıldığı hususunda bilgilendirilmediğini, taşınmaz satışının TTK'nun 408.maddesi 2. fıkrası uyarınca şirket genel kurulunun yetkisinde olduğunu, önemli miktarda taşınmaz satışının genel kurul kararı ile mümkün olup bu yetkinin devredilemeyeceğini, şirket kayıtları ve davalı ortağa devredilen taşınmazların değerleri tespit edildiğinde şirket mal varlığının önemli miktarının davalı ortağa devredildiğinin anlaşılacağını, dava konusu taşınmazın tek başına dahi değerli olduğunu, bu nedenle şirket genel kurul kararı olmadan yapılan dava konusu taşınmaz satışının batıl olduğunu iddia ederek, dava konusu ... parselde bulunan davalı adına olan taşınmaz tapusunun iptali ile davalılardan .... A.Ş.adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı .... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın yada ...'ün hisseleri karşılığında devredilen malların tamamının şirket mal varlığının %50 yada daha fazla bir kısmını oluşturmadığı yada şirketin devamı için hayati öneminin bulunmadığı açık olduğu gibi söz konusu taşınmazın usul ve yasaya uygun bir biçimde diğer davalıya devredilmiş olması nedeniyle mevcut davanın haksız olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup şirketten ayrılma sürecinde şirket üzerindeki paylarının şirket ortaklarından ...'e devrine karşılık dava konusu taşınmazın mülkiyetinin devrinin tasfiye işleminin bir parçası olduğunu, müvekkilinin devrettiği 100 adet hissenin nominal değerinin 4.100.000,00 TL olup devir karşılığı dava konusu taşınmaz ve başkaca birkaç taşınmazı şirketten devir aldığını, halen şirkette 233 payının bulunduğunu ve kendi şirketi olan davalı şirkette ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, hisse devri ile ilgili kararda davacının da imzası bulunmakla olan bitenden habersiz olduğunun kabul edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu taşınmaz ve dava konusu taşınmaz haricinde müvekkiline devredilen taşınmazların şirketin önemli miktarda mal varlığını oluşturmadığını, bu nedenle TTK.nun 408.madde (f) bendinde belirtilen genel kurulun görev yetkilerinden olan önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı düzenlemesinin mevcut davada uygulanmasının mümkün olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davacı şirketin merkezinin bulunduğu yerin Ayaş olduğu ve HMK’nın 14/2. maddesine göre özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak kaydıyla ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın ya da üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davaları için ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer olan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçeleriyle mahkemenin yetkisizliğine, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduklarının kabulüne, karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının yetkili Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK'nın 12.maddesi gereğince Tapu İptal Tescil davalarında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesin kesin yetkili mahkeme olduğundan mahkeme kararının hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  dava şirkete ait taşınmazın devrine ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı şirket adına tescili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı yanca eldeki davada, şirket yöneticilerinin sorumluluklarını doğuracak şekilde haksız olarak şirkete ait taşınmazın yine şirketin başka bir hissedarına devredildiği iddiasına dayalı olarak tapu kaydının iptali ile şirket adına tescili talep edilmektedir.<br>\tDosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde, davalı şirketin sicil adresi ... Ayaş/ANKARA olduğu, davacı ve davalı gerçek kişilerin davalı .... A.Ş.'nin hissedarları olduğu görülmüştür.<br>\tDava dilekçesi ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde eldeki davanın ticari şirket ile ortaklığı arasında ve yine davalı şirketlerin ortakları arasında bir dava olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tBilindiği üzere dava tarihine göre uygulanması gereken 6100 sayılı HMK 14/2. maddesinde \"Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın veya üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı  açacakları davalar için ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.\" hükmü yer almaktadır.<br>\tDiğer yandan aynı kanunun 12/1. maddesinde ise \" Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.\" hükmü  düzenlenmiştir.<br>\tYukarıda açıklanan iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde  6100 sayılı HMK 12/1. maddesinde  yer alan yetki kuralının, aynı kanunun 14/2. maddesinde yer alan yetki kuralı gibi özel ve kesin  yetki kuralı olduğu, ancak HMK 12/1. maddesinde  yer alan  özel yetki kuralının, HMK 14/2. maddesinde  yer alan yetki kuralına nazaran daha genel bir yetki kuralı olduğu ve bu iki yetki kuralının aynı anda uygulanmasının söz konusu olması halinde daha özel yetki kuralı niteliğinde bulunan HMK 14/2. maddesinde yer alan yetki kuralının öncelikle uygulanması gerektiği hem doktrin  de savunulan ve hem de Yargıtay kararlarında benimsenen bir uygulamadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/10/2015 tarih  2015/10708 Esas 2015/10274 Karar sayılı Emsal ilamı).<br>\tHal böyle olunca, dava konusu uyuşmazlıkta uyuşmazlık, taşınmazın aynına ilişkin olsa da uyuşmazlığın bir özel hukuk tüzel kişişi ile ortağı  ve ortakları arasında bulunması nedeniyle HMK 14/2. maddesi gereğince şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili bulunması ve davacı şirket merkezinin de Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı alanında bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin yetkisizlik kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gerekli olan 80,70 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  23/11/2022\t<br><br>   Başkan-             Üye -                  Üye -                        Zabıt Katibi <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"524eeb7e5acd287a","SID":"12b7208315785727"}}