{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi\t: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>Tarihi\t: 27/01/2021<br>Davanın Türü : İtirazın İptali (Antalya 9. İcra Dairesi ... E.)<br><br>Mahalli mahkemenin kararına karşı istinafa başvurulmuş olmakla, Dairemiz Üyesi tarafından hazırlanan rapor incelendi. Yapılan müzakere sonucu,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>Davacı vekili açtığı dava ile;  Müvekkilinin  toptan ve perakende  inşaat malzemesi  satımı ile peyzaj uygulaması  konusunda faaliyet gösterdiğini, davalının Serik ilçesindeki  2 bloktan oluşan inşaatın peyzaj işleri, malzeme ve işçilik dahil  müvekkili tarafından yapıldığını, yapılan peyzaj  işleri için düzenlenen faturanın davalının çalışanı ve şantiye  sorumlusu ...'a  teslim edildiğini,  fatura bedelinin  davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine  alacağın tahsili için davalı hakkında Antalya 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini,  borçlu davalının borca ve takibe itiraz ettiğini ve  takibin durduğunu beyan ederek, davalı borçlunun Antalya 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı  dosyasına vaki haksız itirazının iptalini,  kötüniyetli  borçlu davalı hakkında alacağın %20 sinden  aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile;  davacının müvekkilini işi taşere  ettiği kişi ile anlaşarak peyzaj  işini üstlenmişse müvekkilimin değil,  işi taşere ettiği kişinin  sorumluluğu doğacak olduğundan, teşaronun işinin  alt taşerona  taşere etmesinden yüklenicinin sorumlu  tutulamayacağını, pasif  husumet eksikliğinden davanı reddinin gerektiğini, düzenlenen faturanın usule uygun düzenlenmediğini, faturanın borcun varlığına, işin yapıldığına delil sayılamayacağını, faturanın yetkisiz ve bilgisiz kişiye teslim  edildiğini  zamanında iade edildiğini, davanın bir ticari dava olduğunu, arabuluculuk  ilk oturumuna katılmayan davacı tarafın  vekalet ücreti ve yargılama  giderlerine mahkum edilmesi gerektiğini beyan etmekle; davanın reddini savunmuştur.<br> İlk derece mahkemesi; Davalı taraf fatura muhteviyatı işin davacı tarafça yapılmadığını, işin başka bir taşerona taşere edildiğini, teşaronun işinin  alt taşerona  taşere etmesinden yüklenicinin sorumlu  tutulamayacağını belirterek borçlu olmadıklarını iddia etmiştir. Dava dilekçesinde ise fatura muhteviyatı malların davalı adına çalışan ...'e imza karşılığında teslim edildiğinin belirtilmiş olması ve belge tanığı olması nedeniyle adı geçen ... talimat mahkemesi aracılığı ile beyanı alınmıştır. Tanık, beyanında Serik'deki davalının inşaatında şef olarak çalıştığını, buradaki işlerde imzaya yetkili kişinin kendisi olduğunu, davacı ... inşaatın peyzaj işlerini yaptığını, davacının işi tamamen bitirip teslim ettiğini, işi kendisinin teslim aldığını, herhangi bir eksik iş bırakmadığını belirtmiştir. Belge tanığının beyanı ile de davacının işi üstlendiği ve davalı tarafa teslim ettiği, davalı taraf işin başka bir şahsa taşere ettiğini beyan etmiş ise de bu hususu ispat edememiştir. Davacı tarafın  ticari defterlerine göre de, taraflar arasında ticari bir ilişkinin  mevcut olduğu  ve bu ticari ilişki gereğince davalı adına yapılan işlerin  fatura  bedellerine istinaden takip tarihi itibariyle davacının bakiye 53.750,00.-TL tutarında davalı taraftan  alacağının olduğu,  dava konusu alacağın  dayanağı olan 18/02/2019  tarihli ... sıra nolu 73.750,00.-TL tutarındaki faturanın ve muhteviyatındaki malların davalının  çalışanına  teslim edildiği sabittir. Her ne kadar davacı taraf 24/12/2020 tarihli beyan dilekçesinde, davacının ticari defterlerindeki 20.000,00.-TL tahsilat kaydı, muhasebe hatası sebebi ile sehven girildiğini, sehven yapılan bu hata nedeni ile düzeltme beyanında bulunduklarını belirtmiş ise de,  dava konusu olan ödeme davacı tarafın  muhasebe  kayıtlarına 10/04/2019 tarihinde işlenmiş, ancak takip tarihinden sonra 01/01/2020 tarihinde kayıtlarından çıkarıldığı, düzeltme beyannamesinin tarihinin icra takibi ve dava tarihinden sonra yapılmış olması dikkate alındığında, bu beyannamenin alacağı ikinci defa tahsil etmek amacıyla verildiği ve geçerli kabul edilmemesi gerektiği kanaatine varılmış ve davanın kısmen kabulüne, alacağın likit olması karşısında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen bedelin ve yargılama giderinin, davacı vekilince geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulmasına ve ayrıca davacı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan  arabuluculuk ücreti giderinin davacıdan tahsili ile  hazineye gelir kaydedilmesine karar vermiş, iş bu karar davalı vekili tarafından yazılı gerekçelerle istinaf edilmiştir.<br>HMK'nun 355. Maddesine göre yapılan istinaf incelemesi neticesinde;<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve deliller hüküm kurmaya elverişli değildir. Davalı taraf akdi ilişkiyi inkar ettiğine göre, akdi ilişkinin varlığını ispat yükü davacıya düşmektedir. Davacı taraf düzenlenen faturanın davalının çalışanına teslim edildiğini ileri sürerken, davalı taraf faturanın iade edildiğini iddia  etmektedir. Bu durumda faturayı teslim alan şahsın SGK dan hizmet cetveli getirtilmeli ve davalı şirkette çalışma pozisyonu belirlenmeli ve ayrıca taraflar arasında sözleşmenin varlığı konusunda faturanın teslim edilmiş olması yazılı delil başlangıcı olduğu gözetilerek sadece davacı tarafın değil, davalı tarafın da tanıkları dinlenmeli ve sonuçta tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.  Bu sebeplerle,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeksizin ortadan kaldırılmasına ve kararı veren mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.\t<br>SONUÇ<br>Yerel Mahkeme kararının esası incelenmeksizin ORTADAN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran davalıya iadesine, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 20/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br>....</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc54ca9437941381","SID":"e1762182ecf502e4"}}