{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/1915 Esas 2022/1603  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1915 <br>KARAR NO\t: 2022/1603<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:14/06/2022<br>NUMARASI\t\t:2020/645 Esas 2022/489 Karar<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t:Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 23/12/2020<br>KARAR TARİHİ\t:  14/12/2022<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  14/12/2022<br><br><br>\tTaraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasının yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı... ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi neticesinde kredi kullandırıldığını, davalı ...'in kredi kefili olduğunu, süresi içerisinde borcun ödenmemiş olması sebebiyle davalılar aleyhine Ankara 24. İcra Dairesi'nin 2020/2399 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu iddia ederek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>            CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; borcun miktarı ve ferilerinin yargılamaya muhtaç ve fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacı ile davalı... arasında 22/05/2017 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı kefilin 400.000,00 TL limitli ve sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat uyarınca geçerli bir kefaletinin bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine iki kez yapılandırma yapıldığı, ilk yapılandırmaya uyulmaması üzerine hesabın kat edildiği, davalıya 30/05/2019 tarihinde tebliğ yapıldığı, ikinci yapılandırmaya rağmen süresi içinde ödeme yapılmaması üzerine icra takibine geçildiği, davacı yanca her ne kadar ek raporda faiz başlangıç tarihine, ikinci yapılandırmaya uyulmamış olması nedeni ile geçersiz olduğunu ve önceki kat ihtarına göre hesap yapılması gerektiği  iddia edilmiş ise de, ikinci kez yapılandırma yapılmış olması ile davacının davalıya yeni bir hak tanıdığı, ek raporda belirtildiği üzere ilk yapılandırmadan sonra yapılan kısmi ödemeden sonra işleyecek faiz de anaparaya eklenerek ikinci yapılandırma yapıldığından, yani kat tarihinden sonra işleyen faizin mevcut raporda hesaplandığı anlaşıldığından bilirkişi raporunda belirlendiği üzere ikinci yapılandırma tarihi itibari ile faiz hesabı yapılmasının yerinde olduğu,  alacağın likit olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne,Ankara 24. İcra Dairesi'nin 2020/2329 esas sayılı dosyasında davalıların itirazının kısmen iptali ile takibin 70.267,67 TL asıl alacak, 19.247,49 TL işlemiş faiz, 962,37 TL BSMV üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 14.053,53 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece bilirkişi itirazları raporlarının değerlendirilmediğini, borcun ödenmemesi nedeniyle yapılandırmaların iptal olduğunu, mahkemece bu hususun gözetilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu ve kefil aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. 01/01/2022 tarihinden itibaren ise bu sınır 8.000,00 TL'dir. Dava dilekçesinde 95.418,30 TL'ye yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile toplam 89.977,53 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bu durumda davacı vekilinin istinafa konu ettikleri miktarın 4.440,77 TL'ye yönelik olması ve işleyecek faiz oranına ilişkin istinaf başvurusunun bulunmaması nedeniyle 14/06/2022 tarihli karar taraflar yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun m.346/1 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176).<br>\tTüm bu nedenlerle HMK'nun 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden red kararına karşı miktar gözetildiğinde temyiz yolu açık değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih ve 2017/3597 Esas 2018/5 Karar sayılı ilamı).<br> \t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İlk derece mahkemesi kararında davacı talebinin reddedilen kısmı  gözetildiğinde HMK'nun 341/2. maddesi gereğince, karar miktar itibarıyla kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352. Maddesi uyarınca USULDEN  REDDİNE,<br>\t2-Davacı tarafından  yatırılan 80,70  TL istinaf karar harcı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 301,40 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,<br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda  oy birliği ile karar verildi.14/12/2022<br><br> Başkan-                Üye -\tÜye -            Zabıt Katibi-<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"821302c4cf011f6a","SID":"f8912ce47641398b"}}