{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2327 <br>KARAR NO: 2022/1750<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 04.11.2022 tarihli Ara Karar<br>NUMARASI: 2022/856 E.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında  04.11.2022 ara  kararda yazılı nedenlerle  ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir  talebinin reddine dair verilen  ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle;  taraflar arasında ticari satımın söz konusu olduğunu, bu hususta davalı şirket tarafından  26.05.2022 tarihli ve 40.613,86 Euro tutarında proforma fatura düzenlediğini, bu fatura doğrultusunda sözleşmenin tutarının yarısı olan 20.613,86 Euronun karşı tarafa banka kanalı ile ödendiğini, ödeme dekontlarının bulunduğunu, ancak satım sözleşmesine konu malların müvekkili şirkete gönderilmediğini, ödenen tutarın da iade edilmediğini ileri sürerek, 20.613,86 Euro'nun fatura tarihinden itibaren işleyecek bileşik faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca,  ihtiyati haciz konulmasını ve  davalı şirketin Gebze Gümrüğünde bekleyen malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 04.11.2022 tarihli ara kararla; ''... İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz. İhtiyati haciz talebine konu alacak herhangi bir mahkeme kararına veya kıymetli  evrağa dayanmadığı gibi alacağın varlığı, miktarı ve vadesinin geldiği yargılamayı gerektirmekte olup, dosyaya sunulan somut delillerle yaklaşık ispat koşulu da oluşmadığından ve ayrıca aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi istenen borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına dair mahkememize kanaat oluşturacak delil de sunulamadığından ihtiyati haciz talebinin reddine; İhtiyati tedbire konu davalı şirketin Gebze Gümrüğü'nde bulunduğunu bildirdiği mallarının iş bu davanın konusu olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine  .... \"  gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin ve  ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı,  davacı  vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talebinin reddine dair  özel bir gerekçe sunulmadan, dava konusu uyuşmazlıkta bu şartların var olmaması sebebiyle talebin reddinin  usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı alacağının  likit bir para alacağı olduğunu,  rehinle teminat altına alınmadığını, müvekkili tarafından malların toplam tutarının yarısı olan 20.613,86 Euronun  davalıya ödenmesine rağmen davalının satışa konu hiçbir ürünü müvekkiline göndermemesinin ticari istikrarsızlık yaratarak güven vermemek anlamına geldiğini, davalının malları göndermediği gibi proforma faturaya istinaden davacının  ödediği paranın da iade edilmediğini, davacının alacağının kesin delil niteliğinde olan ticari faturalara dayandığını, verilen bu karar ile, davalı şirketin mal kaçırmasına zemin hazırlandığını,  yaklaşık ispattan fazlasının ortaya konulduğunu, Yargıtay 11. HD'nin E. 2017/2036 K. 2017/3795 sayılı,  E. 2015/10023, K. 2015/9711 kararlarının emsal nitelikte olduğunu ,bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile ihtiyati hacze karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, sözleşme konusu malların davalı tarafından teslim edilmemesi sebebiyle ödenen fatura bedelinin iadesi istemine; istinaf, ihtiyati tedbir e ihtiyati haciz istemlerinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı taraf, davalı ile kurulan ticari ilişki kapsamında bir kısım malların alımı konusunda anlaşmaya varıldığını, davalının 26.05.2022 tarihli ve 40.613,86 Euro tutarında proforma fatura düzenlediğini, bu miktarın 20.613,86 EUROnun davalı banka hesabına gönderilmesine rağmen anlaşma konusu malların hiç birinin kendisine teslim edilmediğini, buna rağmen yaptığı kısmi ödemenin de kendisine iade edilmediğini ileri sürerek, ödediği bu miktarın kendisine faizi ile ödenmesine karar verilmesini istemiş, ayrıca, davalının gümrükte bulunan malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını ve  ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, Gebze Gümrüğünde bulunan malların dava konusu olmaması sebebiyle ihtiyati tedbir isteminin ve yine yaklaşık ispatın sağlanamaması  sebebiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati tedbir ve ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin  edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya  hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken  alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre  alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. İhtiyati tedbir ise  HMK'nın  389 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup, buna göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gereklidir. İspat kuralları dahilinde hakim, durumun koşullarına göre olumsuz veya sakıncalı bir olasılığın varlığına kanaat getirirse ihtiyati tedbir kararı verebilecektir.  Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde; davacı tarafça  ihtiyati haciz talebinin dayanağı olarak  davalı tarafından  düzenlenen bir adet proforma fatura ile bu fatura karşılığı davalıya  yapmış olduğu ve iadesini istediği 20.613,86 Euronun davalıya gönderildiğine ilişkin banka dekontları sunulmuş ise de, söz konusu fatura ve dekontlar yaklaşık ispat için yeterli değildir. Bu nedenle  somut olayda ihtiyati haciz kararı verilmesi için gerekli şartların oluşmadığı anlaşılmıştır. Borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçma girişimi içinde olduğuna dair de dosyada herhangi bir delil bulunmaması sebebiyle  ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  Davacı vekilince istinaf dilekçesinde değinilen Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin ilgili kararlarındaki somut olaylar ile dava konusu somut olayın aynı olmadığı,  eldeki davada ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı da anlaşılmaktadır. Davacı tarafından ayrıca davalının Gebze Gümrüğünde bulunan mallarına ilişkin olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi  talep edilmiştir. Ancak  bu malların uyuşmazlık konusu olmadığı, davanın  para alacağına ilişkin bir alacak davası olduğu  anlaşıldığından uyuşmazlık konusu olmayan mallar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/2. ve HMK'nın 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun  bulunduğundan,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair  aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3.maddeleri ve İİK'nın 258/3. uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri ve 258/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 22.12.2022 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri ve 258/3. maddeleri uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b5f1355906a0eab","SID":"5cc9db524f8eb51b"}}