{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/612<br>KARAR NO\t: 2022/999<br>KARAR TARİHİ\t: 06/07/2022<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...                 (...)<br>ÜYE\t\t: ...            (...)<br>ÜYE\t\t: ...   (...)<br>KATİP\t\t: ...       (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE  TİCARET  MAHKEMESİ<br>ASIL DAVA TARİHİ\t         : 09/11/2017<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 30/11/2017<br>KARAR TARİHİ\t\t : 04/02/2022<br>NUMARASI\t\t : 2017/1080 Esas -  2022/63 Karar<br><br>Asıl Dava<br>DAVACI \t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -  Av. ...<br>DAVALI\t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>\tAv. ...  \t<br>Birleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1169 Esas Sayılı Dosyası<br>DAVACI\t: ... -  ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -<br>\tAv. ... -\t<br>DAVALI \t: ... -<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - Av. ... -<br><br>ASIL DAVA\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN DAVA\t: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH :  06/07/2022<br><br>Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2017/1080 E - 2022/63 K sayılı dosyasından verilen 04/02/2022 tarihli karara karşı taraf vekillerince tarafça istinaf talebinde bulunulması üzerine dosyanın  Dairemize gönderildiği anlaşılmakla,  dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Asıl dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ve davalı şirket arasında 01.01.2015 tarihinde Tuana Evleri Konut İnşaatı bünyesinde BI-B2-B3 bloklarının silikon ve kompoze giydirme cephe kaplaması ile alüminyum doğrama işleri konusunda taşeron sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme konusu edimini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı şirketçe sözleşme yapılırken bildirilen ölçüm hataları ve davalı şirketin neden olduğu teknik yanlışlıklar nedeniyle müvekkili şirketin davalı şirketin talebi üzerine montajı yapılan kimi yerlerdeki ürünleri sökerek ikinci bir sefer aynı işi yapmak zorunda kaldığını, aynı zamanda mimari projeye göre bildirilen ölçümün fiili durumla eşleşmediğinden sözleşmede yazılı olandan daha fazla iş yapmak zorunda kaldığını, bu hususun Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/38 D. iş dosyası ile ayrıntılı olarak nedenleri ile tespit edildiğini, söz konusu tespit raporuna göre işveren davalı firmanın mimari projedeki net ölçüyü esas alarak, görünmeyen kulakçık ve bindirmeleri, girintileri hesaba katmamasından dolayı fark ortaya çıktığını,Piyasadaki genel uygulamanın net ölçü olarak uygulandığı sonuç ve kanaatine varıldığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 58.572,45 TL ölçüm Jarkından kaynaklanan alacakları ile iskele getirme ve kurdurma bedeli 25.508 TL olmak üzere toplam 84.080,45 TL nin temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalı ile müvekkili davacının Kocaeli İlindeki Tuana Evleri isimli komutlarda B1, B2 ve B3 bloklarda silikon ve kompoze giydirme cephe kaplaması işlerinin yapımı konusunda taşeronluk sözleşmesi imzaladıklarını, davalı taşeronun, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerini süresinde yerine getirmediği gibi tam olarak da yerine getirmediğini, sözleşmede işin teslim tarihinin 31.03.2015 olarak belirlenmişken işin 184 gün geç teslim edildiğini, yapılacak işlerin sözleşmede kararlaştırılan marka ve ürünlerle yapılmadığını, B Blokların ön cephesinde yatak odasına ve salona gelen cephelerde taş yünü kullanılmadığını, OSB kullanılmadığını, yuvarlak balkon dönüşlerinin 90? olduğu yerlere H profillerinin koyulmadığını, yuvarlak balkon dönüş detayları uygulamasının düzgün yapılmadığını, mantolama bileşimlerinin düzgün yapılmadığını, teras alt katı kotunda üst kompozit eğimlerinin ters yapıldığını, yapılan imalatlarda bozuklukların meydana geldiğini, yapılan eksik imalat nedeniyle daire içlerine su girdiğini, işin yapımı sırasında davalmın verdiği zarar nedeniyle parkelerin yenilenmek zorunda kaldığını, söz konusu hususların bilirkişi marifetiyle yapılacak tespitte açıkça tespit edilip zararın miktarının hesaplanacağını, bununla ilgili olarak çekilen ihtarnamenin cevapsız bırakıldığını, bununla birlikte dayalmın, taraflarına Kocaeli 2. Ticaret Mahkemesi'nin 201771080 esas sayılı dosyası ile dava konusu sözleşme ile ilgili olarak kusurlu oldukları iddiası ile husumet yönelttiğini, işbu davanın mahkemeniz davası ile birleştirilmesini talep ettiklerini, “Davacı yanın ikame ettiği davada sözleşme edimini eksiksiz ikame ettiğini iddia etse de bu hususun gerçeklerle bağdaşmadığını ve ikame ettikleri dava ile ortaya çıkacağını, Karşı Davalının yapmış olduğu eksik, hatalı ve sözleşmeye aykırı geç imalat nedeniyle müvekkili karşı davacının zarara uğradığından sözleşme gereği gibi yerine getirilmeyen (mark, malzeme, taş yünü, OSB, H Profilleri vb) ve maliyet farklarının, bozuk imalatlar ile işin yapımı sırasında verilen zararların, işin geç teslimi nedeniyle ödenecek gecikme cezasınm miktarlarının tespiti ile arttırılmak üzere şimdilik 4.000 TL'nin davalıdan almarak davacıya verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen dosya davacı  vekili dava dilekçesinde özetle; davalı  ve  müvekkilinin  Kocaeli  ilindeki  Tuana evleri  isimli  konutlarında B1,B2,B3 bloklarda silikon  ve kompoze  giydirme  cephe  kaplaması  işlerinin  yapımı konusunda  teşeron  sözleşmesi  imzaladığını, davalı  teşeronun  sözleşmede  kararlaştırılan yükümlülüklerini süresinde  yerine  getirmediğini, sözleşmede  işin  teslim  tarihi  31/03/2015 olarak  belirlendiği  ancak  184gün geç  teslim edildiğini, kararlaştırılan  marka  ürünleri  kullanmadığını, OSB  kullanılmamış, yuvarlak balkon dönüş  detayları  uygulamasında düzgün yapılmadığını, mantolama  bileşimleri düzgün yapılmadığını, davalı  müvekkiline  Kocaeli  2.Ticaret  Mahkemesi'nin  2017/1080 esas sayılı  dosyası ile  dava  konusu sözleşme  ile ilgili  olarak  kusurlu  olduğumuz  iddiası  ile  husumet  yönelttiğini, davalının  yapmış  olduğu  eksik hatalı   sözleşmeye aykırı  geç imalat  nedeniyle  müvekkilinin  zarara uğradığını, bu nedenle  4.000 TL'nin  davalından  alınarak  davacıya  verilmesini ,yargılama  gideri  ve  vekalet ücretinin  davalı  yana  yükletilmesini  talep  etmiştir. <br>Birleşen dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işi eksiksiz şekilde teslim ettiğini, müvekkilinin Tuana Evleri B1 B2 B3 Bloklarında silikon ve kompoze giydirme cephe kaplaması ile alüminyum doğrama işlerinin yapımı konusunda davacı şirketle anlaştığını ve sözleşmedeki tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, karşı tarafın ise  ölçüleri yanlış bildirdiğini, ayrıca yapıyı sözleşme başında taahhüt ettiği şekliyle vermediğini, dolayısıyla sözleşmede yüklendikleri hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediği gibi müvekkilinin de işi geç bitirmesine sebep olduğunu, işveren şirketin ölçümleri doğru vermediği için müvekkili şirketin yaptığı işleri söküp takmak zorunda kaldığını ve ifa sözleşmesinin süresi içinde yerine getirilemediğini, işveren şirketin belediyeye sunduğu proje ile fiili durum arasında büyük fark olduğunu ancak işe başlandıktan sonra anlaşıldığını, karşı tarafın kusuru ve müvekkilini yanlış yönlendirmesiyle ortaya fazladan 433.87 m2 fark çıktığını ve müvekkili şirket ölçümlerin kendisine tam verildiğine güvenerek hareket ettiğinden misliyle fazla iş yapmak zorunda kaldığını, emek, zaman ve para harcamak zorunda kaldığını, kendi kusurundan yararlanmaya çalışan davacının gecikme tazminatı talebinin reddi gerektiğini, sözleşmede adı geçen ASAŞ marka ürünün vaktinde temin edilemeyeceği anlaşıldığından işin zamanında yapılabilmesi adına müvekkili şirketin kalite ayarı aynı olan akpa ürününü belediyenin onayını aldıktan sonra kullandığını, (Asıl işveren belediyedir.) Ürünün markasından dolayı yapılan işte bugüne kadar hiçbir sorunla karşılaşılmadığını, su kaçaklarının olması ve daire içlerine su girmesinde müvekkili şirketin kusurunun olmadığını, işveren şirketin müvekkilinin yaptığı imalatın üzerine alüminyum korkuluk yaptırdığını,  alüminyum korkuluklar yapılırken müvekkili şirketin yapmış olduğu imalatı deldiğini, delinen yerlerin üzerine herhangi bir yalıtım yapılmadan  karşı tarafça öylece bırakıldığını,  su kaçaklarının yüzde 80'inin bu yerlerden geldiğini, Kocaeli 4.Sulh Hukuk Mah. 2016/38 D.İş Dosyasında yapılan detaylı tespitte davacı şirket tarafından  girinti-çıkıntı-kulakçık ve bindirmeler olmak üzere 433.87 m2 fark taraflarına bildirilmediğinden müvekkili şirketin toplam 58.572,45 TL zararının oluştuğunu, sözleşmede birim fiyat üzerinden anlaşılmış miktar yönünden herhangi bir sınırlama getirilmediğini, dolayısıyla bu farkın da müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesinde müvekkili şirketin iskele kurmak gibi bir yükümlülüğünün olmadığını, iskele kurmak işveren tarafın sorumluluğunda olmasına rağmen sorumluluğunu yerine getirmediğinden müvekkili şirketin iskele kurdurmak zorunda kaldığını, faturanın karşı tarafa gönderildiğini, 25.508 TL olan iskele kiralama bedelinin de müvekkiline ödenmediğini, birleşen davanın haksız ve mesnetsiz olması dolayısıyla reddine, asıl davanın kabulüyle şimdillik 58.572,45 TL ölçüm bedeli farkı ile 25.508 TL iskele kiralama bedelinin temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Taraflara usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı, delillerin dosya arasına alındığı görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;<br>1-Asıl davanın ve birleşen 2017/1169 E sayı davanın kısmen kabulü ile;<br>2-Asıl dava yönünden;<br>3-58.604,85 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,<br>4-Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>5-Birleşen 2017/1169 E sayılı  dava yönünden;<br>6-4.000,00TL nin  birleşen dosya davalısından alınıp birleşen dosya davacısına verilmesine,<br>7-Fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeni ile reddine, karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Asıl dosya davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece   kabul  edilen raporlarla  önceki raporlar arasında çelişkiler bulunduğunu, birleşen dosya kapsamında;  sözleşmeden farklı malzeme kullanılmasında kaynaklı 78.952,00-TL  alacağı,  OSB kullanılmamasından kaynaklı 6.056,85-TL  olduğu  söylensede bunu kabul edemeyeceklerini,  bu malzemenin kullanımına davalı Yavuz Dekarasyon ve Kocaeli  Büyükşehir Belediyesinin beraber karar verdiklerini, bunun en önemli kanıtının  Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden alınan onay belgeleri olduğunu, farklı blokları yapan   ...'ın da aynı malzemeyi kullandığını,  mahkemece kullanılan bu malzemenin onayı alınıp alınmadığı  ve diğer  blokları yapan müteaahhidlerinde  bunu kullanıp kullanmadığının   Kocaeli  Büyükşehir Belediyesinden  sorulması taleplerinin   dikkate alınmadığını, müvekkilinin  ayrıca  iskele  için ödediği faturalar olduğunu, sözleşme  kapsamında   iskelenin  işveren tarafından  karşılanacağı açık iken mahkemenin iskele  parasını   hüküm altına  davacı ... aleyhine almamasının  hakkaniyete aykırı olduğunu,  davalı Yüksel Dekarosyan ile sözleşme yapılıp  malın tedarik  aşamasına gelindiğini,  bu  aşamada  önceden anlaşılan malların tedarik kısmı 1.5-2  ay sonraya verildiği için tarafların Kocaeli Büyük şehir Belediyesi ve Yüksel Dekarasyonun onayı alınarak   bu malzemenin kullanıldığını, gecikme cezası tutarı 30.000,00-TL  ödenmesi gerektiğinin  söylendiğini, inşaatın yapım aşamasının çok uzaması ve diğer malzemenin tedarik kısmının uzunluğu nedeniyle  bu   malzemenin tüm tarafların onayıyla kullanıldığını, nitekim  dava  açılıncaya kadar  bir itiraz olmamasının zimni onayı davalının bu malzemenin kullanıldığını bildiğini ve onayının olduğunu gösterdiğini, iskele kira bedeli ve ayıplı kusurlu imalat bedeli konusunda müvekkili alacaklı iken Yavuz Dekorasyonun alacaklı olmasının anlaşılamadığını, bunun doğru olmadığını,                     mahkemece bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin    asıl işveren ve  malı teslim alan  Kocaeli  Büyükşehir Belediyesinden  ilgili   detaylar sorulduktan sonra  giderilmesi nin gerektiğini, aksi halde  taşeron olan  Yavuz Dekorasyonun sebebsiz   zenginleşeceğini, mahkemece telepleri doğrultusunda   davalıya  hükmedilmediğini, bu kararın doğru oludğunu, müvekkilinin  onay aldığı ve gecikme nedeni   kendisinden kaynaklanmadığı halde  bilirkişi raporlarında bu hususun müvekkili aleyhine kullanılmasının  doğru olmadığını,         ancak müvekkili aleyhine   hakkı olduğu bedellere   hükmedilmemesinin ve  bilirkişi raporlarında davalının  diğer müteahhidler için sessiz kalıp  müvekkili alacağını talep edince talep etmesinin  doğru olmadığını, ayrıca davalı Yavuz Dekarasyon için mahkemece  hükmedilen bedelleride  kabul etmediklerini, haksız olarak müvekkili  aleyhine hüküm kurulduğunu, müvekkilinin alacağı  miktarların düşülmesinin  doğru olmadığını, faiz   taleplerinin de  temmerüde düştüğü zamandan başlaması gerektiğini, Kocaeli Sulh Hukuk Mahkemesi  2016/38 D.iş  dosyasından verilen tespit kararının tebliği  ile  davalının temerrüde düştüğünü beyanla;  açıkladıkları ve  re'sen göz  önüne alıncak  nedenlerle  usul ve yasaya aykırı olan mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br><br>Birleşen dosya davalı vekili istinaf  dilekçesinde özetle; <br>Birleşen dosya yönünden; zamanaşımı süresi 10 yıl iken 5 yıl olarak değerlendirildiğini, davacı- karşı davalı tarafın sözleşmede kararlaştırılan marka ve malzemeyi kullanmaması sonucu oluşan farkın 78.952,00 TL olması ve diğer edimleri hiç veya gereği gibi yerine getirmemesinin davacı-karşı davalının ağır kusurunu açıkça gösterdiğini,  ağır kusur ve sözleşme edimlerinin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi halinde uygulanacak zamanaşımı TBK 147/6 maddesine göre ayrık tutulmuş olup, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, yerleşmiş Yargıtay uygulamaları gereği davaya konu ettikleri alacaklar yüklenicinin ağır kusuruna dayandığından bu alacaklarda 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmaması gerektiğinin açık olduğunu, bu sebeple, birleşen dosya yönünden zaman aşımı sebebi ile kısmen kabul kısmen red kararı verilmesinin yerinde olmadığını, birleşen karşı davanın  kabulünün gerektiğini,  tüm bunların yanında; yerel mahkemenin zaman aşımına ilişkin kanaatini kabul anlamına gelmemek üzere, zaman aşımı süresi 5 yıl olsa dahi bu 5 yıllık sürenin başlangıcı hususunda da yerel mahkemenin yanılgılı değerlendirmede bulunduğunu,  sözleşmeye konu işin kesin kabulünün 08/10/2016 tarihinde yapıldığını, 5 yıllık zaman aşımı süresi kabul edilecekse, bu sebeple zamanaşımı başlangıç tarihi olarak da kesin kabulün yapıldığı 08/10/2016 tarihinin kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca ülkemizi ve tüm dünyayı etkisi altına alan salgın hastalık nedeniyle hak kaybı yaşanmaması adına yargıda sürelerin durdurulduğunu, hal böyle iken hem sürenin başlaması gereken inşaatın tamamlandığı tarih olan yani kesin kabul tarihi hem de yargıda duran sürelerin eklenmesi ile zamanaşımı süresinin dolmayacağının açık olduğunu, bu sebeple de, birleşen dosya yönünden zaman aşımı sebebi ile kısmen kabul kısmen red kararı verilmesinin yerinde olmadığını, birleşen davanın kabulünün gerektiğini, davacı-karşı davalının  16.08.2017 tarihli Kocaeli 5.Noterliği 14836 yevmiye numaralı ihtarnamesi (ek olarak sunulmaktadır.)  ile dava konusu alacak kalemleri yönünden temerrüde düşürüldüğünü, bu sebeple de, birleşen dosya yönünden zaman aşımı sebebi ile kısmen kabul kısmen red kararı verilmesinin yerinde olmadığını, birleşen karşı davanın  kabulü gerektiğini,  gerekçeli kararının 6 numaralı bendinde davacı/karşı davalı yanın temerrüde düşürülmüş olmasının gözden kaçırıldığını, faiz konusunda hiç bir karar verilmediğini, bu haliyle dahi dosyanın yeterli inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğu hususunu tek başına ortaya koyduğunu, davacı/karşı davalıya gönderilen ihtarname ile temerrüde düşürülmüş olduğu ve faiz başlangıç tarihi olarak bu tarihin alınması gerektiğinin açık olduğunu, asıl dosya yönünden; davacı-karşı davalı yanın iddia ettiği alacağa hükmedilemeyeceğini, iddia edilen alacak adına bilirkişi raporlarında hesaplama yapılmasının alacağın var olduğu anlamı taşımadığını, yerel mahkeme davacı karşı davalının iddia ettiği alacaklarına hak kazanıp kazanmadığını, iddialarının ispatlanıp ispatlanmadığını değerlendirmediğini, dosyaya sundukları aynı işi farklı bloklarda yapan diğer taşeronlara ait sözleşmeler ve hak ediş raporlarına aykırı olup asıl davada bahsi geçen alacağa hükmedilemeyeceğini, bu sebeple, asıl dosya yönünden kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığını, davanın asıl dosya yönünden reddi gerektiğini beyanla;  açıklanan ve resen dikkate alınacak olan nedenlerden dolayı,  talebleri gibi birleşen dosya yönünden kabul kararı verilmesini, asıl dosya yönünden davanın reddine karar verilmesini veya yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak eksik hususlar giderildikten sonra yeniden hüküm kurmak üzere yerel mahkemeye iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR:<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı, kararın eksik incelemeye ve/veya yanılgılı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı  noktalarında toplanmaktadır. <br>DELİLLER :<br>Tüm dosya kapsamı <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşme dışı iş ve iskele kurdurma bedelinin tahsili; birleşen dava, aynı eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik/ayıplı iş bedeli, gecikme tazminatı ve iskele kirası taleplerinin tahsiline ilişkindir.<br> İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. <br>Davacı/karşı davalı vekili, vekil edeni ile davalı firma arasında, davalı yüklenicinin Kent Konut İnşaat A.Ş'den aldığı Tuana evleri konut inşaatları yapım işi için alt taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin yükleniciliğinde, taşeron firma olduklarını ve üzerine düşen edimini eksiksiz yerine getirdiğini, mimari proje ile uyumsuzluk nedeniyle sözleşme dışı fazla iş yapıldığı ve iskele kiralanması nedeniyle oluşan alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise, davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine davacı yanca eksik/ayıplı ifada bulunulduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; açtığı karşı davada da sözleşme konusu işin eksik/ayıplı ve geç teslimi nedeniyle oluşan zarar kalemlerinin tahsilini talep etmiştir.<br> Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Bu karar, davacı/karşı davalı ve davalı/karşı davacı  vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davacı alt yüklenici, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında 01/01/2015 tarihli Alüminyum cephe kaplama işleri yapımına ilişkin yazılı eser sözleşmesi vardır. Eser sözleşmeleri, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir.<br>Davacı tarafın mimari projeye göre bildirilen ölçümün fiili durumla eşleşmediğinden sözleşmede yazılı olandan daha fazla iş yapmak zorunda kaldığını iddiasına ilişkin  bu durumun sözleşme dışı yapılan iş olarak kabulünün gerektiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile sözleşme dışı yapılan işlerin TBK'nın 481. maddesi uyarınca yapıldığı yıl mahalli rayiçlerine göre bulunması gerektiğinden işin yapıldığı 2015 yılı itibari ile KDV hesaplanmaksızın piyasa rayiç değerinin alınmasının yerinde olduğu, ayrıca bu alacak yönünden dava tarihi önce karşı tarafın temerrüde düşürülmesi söz konusu olmadığından ticari faize dava tarihi itibariyle hükmedilmesi yerinde olup davacı/karşı davalının bu istinafı yerinde görülmemiştir. <br>Taraflar arasında yapılan sözleşmenin 3. Maddesinde tüm cepheye genel iskelenin işveren tarafından kurulacağı düzenlenmiş olup, davalı işveren tarafından da iskelenin başka firmadan kiralandığına dair faturalar sunduğu,  davacı taraf yazılı sözleşmenin aksine  3. kişilerden alınan faturalar ile kendisi tarafından kiralandığını ispatlayamadığından bu alacağına ilişkin talebin reddinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Birleşen dava yönünden ise  birleşen dosya davalısının  yapmış olduğu  ayıplı işlerden dolayı 21.000,00 TL alacağı olduğu, sözleşmede ASAŞ marka boya kullanılacağı kararlaştırılmasına rağmen, AKPA marka boya kullanıldığı, arada fiyat farkı olduğu;  sözleşmede kompozit cephe malzemesi altında OSB kullanılacağının yazılı olduğu, buna karşın OSB kullanılmayan alanın olup bilirkişi raporu ile maliyetinin tespit olunduğu,  sözleşmeye göre yüklenicinin işi bitirme tarihinin 30.03.2015 olduğu ,sözleşmenin 5. Maddesi de gözönüne alındığında işin teslim tarihinin 01.08.2015 olması gerektiği ,  ancak yüklenici tarafından işin 30.09.2015 tarihinde teslim edildiği, bu durumda 60 günlük gecikme olup, gecikme tazminatının da belirlendiği, iskelenin birleşen dosya davacısı tarafından kiralandığının tespiti ile toplamda birleşen dosya davacısının alacağının 156.008,85 TL olduğu, davalı/karşı davacının 29/12/2021 tarihinde ıslah talebinde bulunduğu , davacı/karşı davalının  ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunduğu, eser sözleşmelerinden doğan alacak talebi  sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamaşımının başlangıcı ise eserin teslim tarihinin 30/09/2015 olduğu (kesin kabul tarihi de 08/10/2016) gözönüne alındığında ıslah tarihi itibari ile zamanaşımı dolduğundan, 24.09.2021 tarihli dilekçede yer alan miktar üzerinden kısmen kabul kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Davacı/karşı davalının birleşen dosyada kabul edilen miktara yönelik istinafının ise; istinafa konu asıl alacağın miktarına göre hüküm tarihi itibariyle HMK'nın 341/2. maddesinde yazılı kesinlik sınırı 8.000,00 TL'nin altında olduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından tarafların istinaf kanun yolu başvurusunun kesin karara karşı yapılması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 346.maddesine göre reddedilmesi gerektiği, ancak mahkemece bu yönde bir karar verilmediği, dosyanın bu hali ile Dairemize gönderildiği, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca parasal kesinlik sınırı nedeniyle temyiz edilemeyecek kararların temyizi halinde Yargıtay'ca temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi bu yolda Dairemizce de karar verilebileceği gözetildiğinde, kesinlik sınırının dikkate alınarak tarafların istinaf isteğinin kesin karara ilişkin olması sebebiyle bu yönden reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince verilen karar yerinde olduğundan davacı vekilinin asıl dava, karşı davacının birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>  1-Davacı-birleşen dosya davalı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf talebinin  HMK'nın 341/2, 346 ve 352/1 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-KOCAELİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/02/2022 tarih, 2017/1080 E - 2022/63 K sayılı  kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı-birleşen dosya davacı vekilinin ve davalı-birleşen dosya davacı vekilinin diğer istinaf taleplerinin  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince  ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br> 3-Davacı-birleşen dosya davalısından asıl dosya ve birleşen dosya bakımından alınması gereken harç  yeterli olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, <br>4-Davalı-birleşen dosya davacısından birleşen dava bakımından alınması gereken harç yeterli olduğundan  alınmasına yer olmadığına,  asıl dava bakımından 4.003,29 TL harçtan peşin yatırılan 1.001,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.002,29 TL harcın davalı-birleşen dosya davacısından alınarak Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi  dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)<br><br>5-Taraflarca  yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, <br>6-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın Dairemizce  taraflara tebliğine,<br> Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.b.2 ve 361/1 maddeleri gereğince, asıl dava bakımından iki taraf yönünden KESİN,  birleşen dava bakımından, davacı-birleşen dosya davalısı (BOR ÇAKIR..LTD. ŞTİ) yönünden kesin,  davalı-birleşen dosya davacısı (YAVUZ DEKORASYON)...LTD. ŞTİ.) yönünden kararın tebliğinden  itibaren 2 hafta içerisinde  Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere 06/07/2022  tarihinde  oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t                                              *\t                       <br>...<br> Başkan<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Katip<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>           ¸Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca E-İMZA ile imzalanmıştır.¸  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01427147c10c1621","SID":"15b58ce174652803"}}