{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/115 <br>KARAR NO\t\t: 2022/1171<br>KARAR TARİHİ\t: 23/06/2022<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/378 Esas ve 2021/90 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 23/06/2022<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/06/2022<br><br><br>Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA : <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil ile davalı şirket arasında kömür satışı ve taşıma alış verişinden kaynaklanan ticari ilişki olup, buna ilişkin fatura ve cari hesaptan kaynaklanan 390.109,14 TL müvekkilinin alacağı bulunduğunu, dilekçe ekindeki faturaların yine dilekçe ekindeki sevk irsaliyesi ve taşıma irsaliyesinin davalı tarafa teslim edildiğine dair teslim ve tesellüm belgelerinin ve faturalarının mevcut bulunduğunu, cari hesap mutabakatının sunulduğunu, bu faturalara dayalı cari hesaptan kaynaklanan alacaklarının tahsili için borçlu hakkında takip başlattıklarını ancak borçlunun borca kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, borçlu hakkında takip başlatılıp ödeme emrinin borçluya 31/08/2015 tarihinde tebliğ olmasına rağmen davalı borçlunun Manisa 2.Noterliğinin 02/09/2015 tarih ve 24265 yevmiye nolu ihtarı ile 3 adet faturayı fiyat farkı ve iade farkından sonra müvekkiline geri gönderdiğini, müvekkilinin de bunları kabul etmeyerek Turgutlu 3.Noterliğinin 07/09/2015 tarih ve 15049 yevmiye nolu ihtarı ile tekrar davalı borçluya iade ettiğini, davalı borçlunun itirazının haksız olduğunu ileri sürerek vaki itirazının iptali ile  takibin devamına ve takibe konu alacağın %20 'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...taraf vekillerinin iddialarına, celp edilen evraklara, BAM kararının gerekçesine, bilirkişi  rapor ve  ek raporlarına ve  oluşan vicdani  kanıya göre; Davacı  vekilinin davalı şirketten  ticari alacağının  tahsili için icra takibi başlattığı, itiraz üzerine  takibin durduğu,  süresi  içinde  bu davanın açıldığı, cari hesap fatura ve  mutabakat  metnine  dayanılarak davalıdan alacak talep edildiği, taraflar arasında kömür alım satımından kaynaklı  bir ticari  ilişki  bulunduğu, davacının  ticari defterleri ve davalının e-defter kayıtlarının usulüne uygun olarak  tutulup tasdik edildiği, davalının ticari defterleri ve kayıtlarına göre davacıya 278.008,26 TL borcunun bulunduğu, istinaf kararına uygun olarak bilirkişinin  rapor ve ek raporunu  düzenlediği, taraflar arasında birden çok ilişki olduğu, BA ve  BS bildirimlerine konu faturaların bilirkişi tarafından incelendiği, fiyat farkı faturasının uygulanabilmesi ile cari ilişki de nazara alınabilmesi için taraflar arasında bu yönde bir uygulama,  yazılı anlaşmanın bulunmasının gerektiği, davacı tarafın imza karşılığı faturalara konu sevk irsaliyesinde gösterilen malları teslim ettiğinin ispat edildiği, davalının düzenlediği ve kayda aldığı ama  davacı tarafça  kayda alınmayan 23.600,00 TL lik  faturaya ilişkin olarak sevk irsaliyesinin bulunmadığı, aynı  şekilde 7.394,00  TL lik   faturanın davacı tarafça davalı tarafa verilen taşıma hizmet bedeli olarak davacıya ait araç ile  sağlanırken meydana gelen maddi  kazadan dolayı  davalının hasarının giderilmesine  ilişkin olduğu, davalı  tarafının  bilirkişi raporuna itirazlarında belirttiği faturaların  kapalı fatura yahut  imzasız  bulunması nedeniyle davalının iddialarını destekler şekilde değerlendirilemeyeceği, davalının düzenlediği bir kısım faturaların davacı tarafça  kayda alınmadığı, fiyat  farkına  ve  dava konusu  alacağa  ilişkin tüm faturaların ticari  defterlerle karşılaştırılarak hazırlanan ... isimli bilirkişi  raporunun ve  ek raporunun   hükme  esas alınması gerektiği, bu  itibarla davanın  kısmen  sübut bulduğu  anlaşıldığından...\" şeklinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararın kısmen ret kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yeniden yarılama yapılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dava; tacir olan taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsili talebi ile başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olup, ticari dava niteliğinde olduğu ve görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olacağı anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlık ise; özel kanunlarına göre kurulmuş olan ihtisas mahkemelerinin yargı alanlarının yeniden belirlenmesi ile ihtisas mahkemesi kurulmayan yerlerde bu mahkemelerin görev alanına giren iş ve davalara hangi mahkemenin bakması gerektiği hususlarında HSK’nın 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararında dava tarihi itibariyle görevli olan mahkemenin davaya bakmaya devam edeceğine dair bir belirleme bulunmadığı ve eldeki davada görevli mahkemenin görevsizlik kararını veren Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Sıfatıyla) mi, yoksa 01.09.2021 tarihinde faaliyete geçen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.<br>Somut olayda; uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli  olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.<br>Medeni yargılamada ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılmışlardır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir. Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama bulunmamaktadır.<br>Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup, aksi belirtilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt 1, s.164).<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 136. ve 142’nci maddelerinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerin görevi kıyas veya yorum ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir (5.12.1977 tarihli,  1977/4 E., 1977/4 K. sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı).<br>Usul hukukumuzda mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m.1). Mahkemenin görevli olması aynı zamanda dava şartıdır (HMK m.11/1-c). Bu nedenle taraflarca yargılamanın her aşamasında görev itirazında bulunulabileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemenin de yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen gözetmesi ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı vermesi gerekir (HMK m.115). Davaya bakan hüküm mahkemesi gibi kanun yolu incelemesini yapan üst mahkemelerin de görev hususunu resen gözetip, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını incelemesi gerekir. Hatta bunun için tarafların hükme karşı görevsizlik nedeniyle kanun yoluna başvurmuş olmalarına dahi gerek yoktur.<br>Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davanın görev nedeniyle reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20).<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir. <br>Bilimsel çevrelerde ve uygulamada, kanunî hâkim güvencesi, uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması olarak kabul edilmektedir. 1982 tarihli Anayasa’yı kabul eden Danışma Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nun gerekçesinde \"…bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir.\" denilmektedir (Özbudun, E.: Türk Anayasa Hukuku, Ankara 2005, 8. Baskı, s: 118-119). <br>Dikkat edilecek olursa Anayasa’daki bu düzenleme hukuk ya da ceza davaları yönünden herhangi bir ayrım gözetmemiş ve uyuşmazlığın doğduğu tarihte bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde davanın, mutlaka bu mahkeme tarafından çözüme kavuşturulması öngörülmüştür. <br>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir.<br>O hâlde; yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır.<br> Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir.<br>Nitekim; 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun geçici 1. maddesi; “Aile Mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde, yargı çevresinde ve görev alanına giren sonuçlanmamış dava ve işler, yetkili ve görevli aile mahkemelerine devredilir.” hükmünü içerdiğinden, bu yasal düzenlemeye istinaden diğer mahkemeler, Aile Mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işleri bu mahkemelere devretmiştir. Aynı hususlar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 tarihli ve 2011/11-233 E., 2011/330 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.<br>Somut olayımızda ise; Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararında; kurulmasına karar verilen Asliye Ticaret Mahkemeleri' nin yargı çevrelerinin kuruldukları illerin \"mülki sınırlarını\" kapsayacak şekilde belirlenmesine ve kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiş olup, halihazırda açılmış davaların il merkezlerinde yeni kurulan Asliye Ticaret Mahkemelerine devredileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. <br> O hâlde, yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların, istek üzerine veya doğrudan doğruya görevsizlik ya da gönderme kararı ile yeni kurulan mahkemeye gönderilmesine olanak bulunmamaktadır. <br>Ayrıca, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 21/02/2022 tarihli, 2022/1760 esas ve 2022/2689 karar sayılı yargı yerinin belirlenmesine ilişkin kararı ile; \"...Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararıyla 01/09/2021 tarihi itibariyle A... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin faaliyete geçirildiği, davanın 08/02/2016 tarihinde açıldığı, 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararda derdest dosyaların devredileceği yönünde bir ibare bulunmadığı anlaşıldığından, dosyanın A... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21. ve 22. maddeleri gereğince A... Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,...\" şeklinde karar verildiği görülmüştür. <br>Açıklanan bu hukuki ve maddi olgular karşısında somut olay irdelendiğinde; dava tarihi 14/09/2015 olup, davanın 01/09/2021 tarihinden önce açıldığı, yukarıda da ifade edildiği üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Sıfatıyla) olup, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne dosyanın görevsizlik kararı ile gönderilmesi olanaklı olmadığı gibi, aynı şekilde Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekirken kendini görevli sayarak yazılı şekilde karar vermesi yerinde değildir. (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/04/2019 tarihli 2017/11-10 esas - 2019/401 karar sayılı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/05/2011 tarihli 2009/13600 esas - 2011/6019 karar sayılı ilamları).<br>Açıklanan bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmeksizin, kararın HMK nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekili ve  davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE; Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2021 tarihli, 2021/378 esas ve 2021/90 karar sayılı kararının HMK'nın 355. ve 353/1-a-3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince dosyanın görevli Manisa 2. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Sıfatıyla) Mahkemesine gönderilmesine, <br>3-İstinaf eden davacı vekilinin yatırmış olduğu;<br>a-59,30 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından davacıya ödenmesine,<br>b-162,10 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine,<br>4-İstinaf eden davalı vekilinin yatırmış olduğu;<br>a-4.688,39 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından davalıya ödenmesine,<br>b-162,10 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine,<br>5-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-3 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.23/06/2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e5437a2f799e181","SID":"795d54d3f00c2d02"}}