{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2020/863 <br>KARAR NO: 2022/962<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 21/01/2020<br>NUMARASI: 2018/92 Esas - 2020/37 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ: 17/05/2022<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  sürücü ...’in yönetimindeki ... plakalı araçla virajlı kesimde karşı yönden gelen araçlara ait şeride geçerek ... plakalı araca çarpması şeklinde meydana gelen olayda müvekkili ...’ın  oğlu olan ...’ in  öldüğünü, olaya karışan ... plaka sayılı aracın olay tarihinde  davalı ... sigorta nezdinde ZMSS olması nedeniyle destekten yoksun kalan müvekkilleri için sigortaya başvuru yapıldığı halde sonuç alınamadığını,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 250.TL olmak üzere toplam 1.000.-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Aynı alacak için başka mahkemelerde de dava açılmış olduğundan derdestlik itirazları olduğunu, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, müteveffanın geliri ve çalışma izninin resmi belgelerle kanıtlanması gerektiğini, kusur ile zarar arasında illiyet bağının ispat edilmesi gerektiğini ve davanın usulden reddedilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; A)...'ın davasının  kabulü ile 121.822,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, Alacağa 15.01.2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, B) Davacı ...: ..., ... ve ... adına açılan davaların reddine\" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  davanın ispatlanamadığını bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, vefat edenlerin kaçak olarak ülkede yaşadıklarını, yasal olarak çalışma iznine sahip olmadıklarını bu nedenle maddi kazançları olmasının mümkün olmadığını, hesaplamaların hukuka ve ahlaka aykırı kazançlar üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacıların  sigorta tahkim komisyonuna yapmış olduğu başvuru hakem kararıyla reddedildiğini,  hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hatır taşıması ve kusur indirimi taleplerinin reddedildiğini, kabul anlamına gelmekle dava konusu tutar yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz ve ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 03.12.2017 günü saat 15:00 sıralarında sürücü ... yönetimindeki davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde ZMSS olan ... plaka sayılı minibüs cinsi araç ... mahallesi yönünden ... mahallesi yönünde hareketle olay yeri virajlı kesime geldiğinde karşı yönden gelen araçlara ait şeride geçerek sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonun sol ön tarafına çarpması sonucu 10 kişinin öldüğü, 11 kişinin yaralandığı trafik kazası meydana geldiği davanın olayda vefat eden ...'ın annesi olan davacı ...'ın kendi adına asaleten ölenin küçük kardeşleri adına velayeten aracın ZMMS poliçesine dayanarak destekten yoksunluk tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2021/13803 Esas ve 2022/7689 Karar sayılı kararında; \"...5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip  giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. ... öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.\" belirlemesinde bulunmuştur. Somut olayda vefat eden destek ve davacılar Suriye vatandaşı olup 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olmalarına rağmen Mahkemece dava şartı olan teminat hususu resen araştırılmadan  işin esasına girilerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde Mahkemece yapılması gereken davacıların teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmek, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Daire kararının kapsam ve şekline göre; davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/05/2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c17c27ccbb0d14d","SID":"46c93cd491301420"}}