{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t: 2022/772 <br>KARAR NO\t: 2022/872<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ           : 02/02/2022 tarihli tavzih kararı <br>NUMARASI\t: 2021/714 Esas - 2022/6 Karar<br>DAVA             \t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/06/2022<br>KARARIN YAZIM TARİHİ\t: 01/06/2022<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  02/02/2022 tavzih karar tarihli  2021/714 Esas ve 2022/6 Karar sayılı dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t:<br>Dava; davalı tarafça icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; davanın feragat nedeniyle reddine, 02/02/2022 tarihli tavzih kararı ile ise; \"....Mahkememizin 10/01/2022 tarih 2021/714 E. 2022/6 K. Sayılı Gerekçeli Kararının hüküm fıkrasına 5. Paragraf eklenerek  7155 Sayılı Abonelik  Sözleşmesinden  Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin  Takibin Başlatılması  Usulü  Hakkında  Kanun'un  23/14 maddesi  gereğince  ilerde haksız çıkacak taraftan  tahsil edilmek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden  karşılanan 1.320.00 TL  zorunlu Arabuluculuk  yargılama giderinin  davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İFADELERİ  YAZILMAK SURETİYLE HÜKMÜN HMK.304 MADDESİ  UYARINCA   BU ŞEKİLDE TAVZİHİNE,....\"  şeklinde karar verilmiş olup, tavzih kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde; \"miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir\" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK.'nun \"341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz\" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK.'nun \"341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı\" düzenlenmiş bulunmaktadır.<br>Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK.'nun 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00-TL olmuştur.<br>Mahkemece; karara konu dava değerinin 6.170,07 TL ve  tavzih konusu değerin ise 1.320,00 TL olduğu, dolayısıyla her iki değer de HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir.<br>Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece  mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.<br>Buna göre; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan  mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan 220,70-TL istinaf başvuru harcı ve  80,70-TL istinaf karar harcının davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b ve 362/1-a maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/06/2022<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b0548ea45018bdb","SID":"f9aa2d4949e9a60f"}}