{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA N\t: 2019/2205 <br>KARAR NO\t: 2022/521<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/04/2022 <br>Davalı... yönünden davanın reddine yönelik hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA : Davacı vekili ; davalı ...'in müvekkili şirketin bayisi olduğunu, davalı bayinin satın aldığı malların bedelini ödemekte temerrüde düştüğünü, hakkında yasal takip işlemlerine başlanıldığını, davalı ....'ın 30.000-TL'ye kadar diğer davalı bayi asıl borçlu ...'in borçlarına karşı müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, her iki davalının imzaladığı müteselsil kefalet senedine rağmen her iki borçlu tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, müvekkilinin kayıtlarının sözleşme gereği münhasır delil olduğu belirterek, İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına,davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP : Davalı ...vekili;müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını ,takip dayanağı kefalet senedinin tarihinin 30/06/2005 olduğunu, davacı ile diğer davalı... arasındaki bayilik sözleşmesinin sona erdiği tarihte kefilin sorumluluğunun ortadan kalkacağının şüphesiz olduğunu, bunun yanında davacı ile diğer davalı arasında yeni bayilik sözleşmesi kurulduğunu ve kefalet senedinin de yenilenmediğini, dolayısıyla müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davanın zamanaşımına girdiğini, kefalet akdinden 9 yıl sonra dava açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>Davalı ... davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, davacı ile davalı ...arasında 2005 yılında bayilik sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşme kapsamında diğer davalı ... ile 30/06/2005 tarihli kefalet senedinin düzenlendiği, işbu kefalet senedinde bayiinin borçlarının 30.000-TL'lik kısmına davalı ...ın kefil olduğu, yine davacı ile davalı bayi arasında 23/07/2007 tarihli Gold Center Bayilik sözleşmesinin imzalandığı, söz konusu sözleşme hükümleri incelendiğinde davacı vekilinin belirttiği ancak örneğini dosyaya sunmadığı 2005 tarihli sözleşmeye dair her hangi bir atıf yapılmadığı ve yeni bir bayilik sözleşmesi düzenlendiği, yenilemenin TBK 133.maddesi gereğince borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, doktrinde ve emsal içtihatlarda da yenilemenin mevcut bir borcun yeni bir borç oluşturularak sona erdirilmesi olarak tanımlandığı, oluşturulan yeni borç için önceki borca bağlı olarak verilen kefaletin de devam etmeyeceği,davacının davalı bayiden takip tarihi itibariyle 273.426-TL alacaklı bulunduğu gerekçesi ile davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ...'in itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit ve itiraz haksız bulunduğundan kabul edilen miktarın takdiren %20'si oranında belirlenen icra inkar tazminatının davalı ...'ten tahsiline karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; davalı ... tarafından imzalanan kefalet senedinin geçerli olduğunu, davalı tarafından dosyaya sunulan sözleşmenin bayi statüsünde değişiklik yapan sözleşme olduğunu, bahsi geçen sözleşmenin diğer davalı bayi ... ile 2005 yılında imzalanan bayilik sözleşmesini ortadan kaldırmadığını,yeni bir sözleşme imzalanmasının önceki sözleşmeyi ortadan kaldırdığı düşüncesiyle davalı kefil ... açısından davanın  reddine karar verdiğini, 2005 yılındaki sözleşmenin süresiz bir sözleşme olduğunu, bütün ticari ilişkiyi başından sonuna kadar tüm koşullarıyla düzenlendiğini, davalının dosyaya sunduğu sözleşmede yalnızca Gold Center bayilik türüne mahsus maddeleri vb. durumları ihtiva ettiğini, 3 yıl süreli olduğunu, ilk  sözleşmeyi tamamlar nitelikte olduğunu, bu nedenlerle kararın davalı  ... ile ilgili kısmının kaldırılarak, davanın tüm davalılar açısından kabul edilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE : Dava; bayilik sözleşmesi nedeniyle doğan borç  ve bayinin borçlarına verilen kefalet nedeniyle davalılar aleyhinde  başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.Uyuşmazlık, davacı ile davalı ... arasındaki 2005 tarihli süresiz bayilik sözleşmesi devam ederken bayilik alacaklarına ilişkin, davacı ile davalılar arasında imzalanan 30.000-TL bedelli 30.06.2005 tarihli müteselsil kefalet senedinden doğan davalı ...'ın şahsi teminatının  23.07.2007 tarihinde imzalanan 3 yıl süreli bayilik sözleşmesini temin edip etmeyeceği, 23.07.2007 tarihli sözleşmenin 2005 tarihli sözleşmenin devamı sayılıp sayılmayacağı,ikinci sözleşmede kefalet imzası bulunmayan davalı ...'ın kefalet sorumluluğunun sona erip ermeyeceğine ilişkindir. Taraflar arasında  süresiz  olduğu belirtilen 2005 yılında imzalanan bayilik sözleşmesi devam ederken 30.06.2005 tarihli 30.000,00-TL bedelli kefaletin verildiği, yine 23.07.2007 tarihinde 3 yıl süre ile bayiide statü değişikliği yapılarak üst segment olan gold center bayilik sözleşmesinin imzalandığı ve bu şekilde bayilik ilişkisinin devam edegeldiği yeni sözleşmede önceki sözleşmeye  atıf yapılmadığı anlaşılmaktadır.Davacı; bayii ile yeni bir sözleşme imzalayarak ticari ilişkisine devam etmiş olup,hak ve yükümlülükler bu sözleşmeye göre belirlenmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu sözleşme kapsamında devam ettiğinin belirlendiği ,artık ilk sözleşmenin yürürlükte bulunduğunun kabul  edilemeyeceği ,davacı vekili imzalanan yeni sözleşmenin bayiinin statüsünü belirlemeye yaradığı ilk sözleşmenin yürürlükte bulunduğu ileri sürülmüş ise de ; sözleşmenin içerik itibariyle bayii ve davacının yükümlülüklerini belirleyen yeni bir sözleşme olduğu ,önceki sözleşmenin bir parçası olduğu veya hükümlerinin devam ettiğine yönelik ibareye yer verilmediği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Tarafların iradesinin yeni bir bayilik sözleşmesi ile devam etme yönünde olduğu anlaşılmakla ilk sözleşmenin halen yürürlükte bulunduğu kabul edilmemiştir. Kural olarak ileride doğacak borçlara da kefalet verilmesi mümkündür. Ancak tarafların zımnen  önceki bayilik sözleşmesini yürürlükten kaldıran yeni bir bayilik sözleşmesi yaptığı ve yürürlükten kaldırılan sözleşmeye verilen kefaletin sonradan imzalanan bayilik sözleşmesini kapsamayacağı ,kefaletname de bu yönde bir taahhüdün olmadığı ,bu sebeple önceki sözleşme nedeniyle davalı müteselsil kefilin  kefaletinin  sona erdiği gerekçesiyle davalı müteselsil kefil  hakkında ki davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin davalı ... yönünden  verilen  hükme yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiş,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan  reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken  80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL daha harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>Davacı tarafından sarf edilen giderlerin üzerinde bırakılmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere   oy birliği ile karar verildi.07/04/2022<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dffe5ce5b3320863","SID":"84e002c2ef4b56a7"}}