{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO\t: 2020/695 <br>KARAR NO\t: 2022/709<br>DAVA \t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 07/04/2022<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/02/2012 tarihinde müvekkilinin geçirdiği trafik kazası sonucu tedavi gördüğünü ve tedavi sonunda sakat kaldığını, davalının zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesine göre sorumluluğu olduğu, 27/02/2018 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, davalının başvuruya cevap vermediğini, davacının meydana gelen trafik kazasında yolcu olarak bulunduğu, kusuru olmadığını  200-TL maddi tazminatın (iş gücü kaybı) kaza tarihi olan 07/02/2012 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başvurunun süresinde yapılmadığını, dava konusu kazaya ilişkin  21/02/2013 tarihinde yapılan ödemenin üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçtiğini, tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, maluliyete ilişkin maddi tazminat talebi hakkında kanuna ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, tazminat hesaplama yapılırken şirketin ödeme yaptığı tarih dikkate alınarak bakiye tazminat olup olmadığı tespit edilmesi gerektiğini, ödenen tazminat ile ödenmesi gereken tazminat arasında fahiş nispette fark yok ise ödemeye dair anlaşma gerçerli kabul edileceğini, geçici işgöremezlik geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatı poliçe  kapsamında olmadığını, uygulanması istenen faiz türü ve faizin başlangıcı hatalı olduğunu müvekkil şirketin faiz sorumluluğu ödeme tarihinden itibaren söz konusu olacağını davanın reddini talep etmiştir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine  \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararda her ne kadar 21/02/2013 tarihinde ödeme yapıldığı belirtilmiş olsa da müvekkilinin maluliyet oranının, yapılan ödeme sonrası arttığını, söz konusu hususun süresi içerisinde sunulmuş olan 11/10/2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde de belirtildiğini, yerel mahkemece müvekkiline yapılan ödemeye ilişkin olarak davalı şirketçe açılmış olan hasar dosyasının  eksiksiz bir şekilde (sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye dayanak maluliyet ve hesap raporu da dahil olmak üzere) celbi sonrası, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanmış, müvekkilinin maluliyet durumunu gösteren rapor alınması, ödeme tarihi olan 21.02.2013 tarihinden sonra müvekkilimizin maluliyet durumunda gelişen durum var ise ibranın ve hak düşürücü sürenin buna göre değerlendirilmesi gerekirken, müvekkilinin ödeme tarihinden sonra gelişen bir maluliyeti bulunup bulunmadığı hususu araştırılmadan davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin iş gücü kaybına neden olan kazayla  ilgili olarak, Derik Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/170 Sor. 2012/135 K. Numaralı dosyası üzerinden soruşturma yapıldığını, davanın zamanaşımı süresi 8 yıl olup, 8 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar”  başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “ Karayolları Trafik Kanunu ile  öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir.Somut olayda, davaya konu kaza nedeniyle davalı tarafından  davacıdan ibraname alındığı, yapılan ödeme miktarının ibranamede yazılı olduğu, davalı vekilinin ödeme tarihi olarak belirttiği 21/02/2013  tarihinde davacı adına ibranamedeki bedelin ... Bank EFT ile  Kığı Bingöl ...Bankası şubesine yatırıldığına ilişkin dekontun dosyada bulunduğu, davacı tarafın karşı çıkmadığı ve bu konuda uyuşmazlık çıkarmadığı , dava dilekçesinde artan maluliyete dayanmadığı,  KTK'nın 111/2.  maddesinde yer alan 2 yıllık sürenin, hak düşürücü süre olup resen nazara alınması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi olan 20/03/2018 tarihi itibarıyla  KTK'nın  11/2 maddesinde yer alan 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, ibranamenin hangi sebeple baştan beri hükümsüz olduğu iddiasının da ispatlanamamış olduğu gözetildiğinde Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/1671 Esas  2018/1245 Karar sayılı ilamı).<br>Hak düşürücü süreye tabii davalarda ceza  zamanaşımı uygulanamayacağından bu yöne değinen istinaf talebi de yerinde değildir. <br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 80,70 TL harçtan peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/04/2022<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc00eaf9e94b65e6","SID":"dd60fa22b5f81794"}}