{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\tT.C.<br>\tKONYA<br>. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t:<br>KARAR NO\t:<br><br>HAKİM\t:<br>KATİP\t:<br><br>DAVACI \t:1-<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVACILAR \t:2-<br>\t3-<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI \t:<br>VEKİLLERİ\t:<br><br>DAVA\t:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t:<br>KARAR TARİHİ\t:<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH:<br><br>Ereğli(Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 13/10/2021 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile mahkememize gönderilen dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi:<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında özetle:müvekkilinin  13/12/2018 tarihinde  ... plakalı araç ile  ...  plakalı aracın karıştığı ve  Konya'da meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, meydana gelen kazadan sonra kolluk kuvvetinin tuttuğu kaza tespit tutanağına göre sigorta şirketinin  sigortalısının  kusulu olduğunun tespit edildiğini, kaza ile ilgili Ereğli C. başsavcılığının dosyası ile soruşturma yapıldığını,   meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinin yaralandığını ve  kemik kırığı meydana geldiğini, müvekkilinin şuan sakat durumda olduğunu,  kaza nedeniyle  mağdur olduğnu uzun süre işinden gücünden ayrı kaldığını ve bakıma muhtaç halde yaşadığını,    tedavisinin uzun sürdüğünü ve   bu sırada  SGK tarafından  karşılanmayan masraflar yapmak zorunda da kaldığını, müvekkiline kazadan sonra Ereğli  devlet Hastanesinde müdahale edildiğini, halen tam olarak  şifa bulmadığını,  sigorta şirketine daha önce müracaat edildiğini,   ancak sigorta şirketlerinin 15 günlük süre içinde müvekkilinin zararlarını karşılamadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın ... Siorta şirketinin ... nolu  zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava şartı arabuluculuk kapsamında müracaat edildiğini, ancak davalı ... ile anlaşma sağlanamadığını,    ülkemizde tazminat davalarına ilişkin yargılamanın uzun sürdüğünü, bu nedenle müvekkilinin ekonomik ve sosyal durumu da göz önüne alınarak  B.K.  76. maddesine göre geçici ödeme yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini,  dilekçesinde belirtilen  nedenlerle  davanın kabulü ile müvekkilinin maddi zararının tespitine,  davalı ... şirketinin  sorumlululuğunun poliçe limiti ile sınırlı tutularak  temerrüt  tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte  müvekkili  için zararın tam olarak tespiti halinde ileride artırılmak üzere  şimdilik   1.000,00 TL maddi tazminatın (150,00 TL karşılanmayan tedavi giderleri,   50,00 TL bakıcı giderileri,  400,00 TL  geçici iş göremezlik,  400,00 TL sürekli iş göremezlik) davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine,  yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;   davaya konu  ... plakalı  aracın müvekkili şirket nezdinde  ...  poliçe nolu zorunlu mali sorumluluk sigortası ile  teminat altına alındığını, iş bu dava ile müvekkili şirkete sigorta teminatı altına alınmış aracın karıştığı kaza neticesinde sakat  kaldığını iddia eden davacı tarafından  maddi tazminat talepli dava açıldığını,   iş  bu dava konusu taleplerin sigorta tazminatına ilişkin  olduğundan Türk Ticaret Kanunu  gereğince usulü  yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin  dava açıtığından  davanın usulen reddinin gerektiğini   sürekli sakatlık  tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde erişkinler için engellilik  değerlendirmesi hakkında yönetmelik  hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini,  söz konusu evraklar davacı taraftan talep edilmiş ise de davacı tarafça herhangi bir belge iletilmediinden sürecin  devam ettirilemediğini,   bu nedenlerle talep edilen eksik belgeler müvekkili şirkete iletilmediğini,  iş bu nedenle Trafik Sigortası  Genel Şartları gereğince davacının dava açma hakkı  bulunmadığını,     bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini,    müvekkili şirketin talebinin haklılığı ve davacının  maluliyet oranını tespit için e azından  tedavi belgelerinin ibrazının gereketceği, aksi takdirde yapılan  talebin yalnızca  usul kurallarını dolaşmak amacıyla kötü niyetli olarak  yapıldığını kabul etmek gerekeceğini,    nitekim hukuk  düzeninin  bu şekilde kanun hükmünün dolanması yolu ile  hak elde edilmeye çalışılması halini korumasının düşünülemeyeceğini,    kabul manasında olmamak üzere öncelikle davacının trafik kazasından kaynaklanan gerçek kalıcı maluliyet oranının tespiti  bakımından  Karayolları  Motorlu Araçlar Zorunlu Sorumluluk  Sigortası genel şartlar ve ekinde  uyun  engelli sağlık kurulu raporunun  dosyaya kazandırılması gerektiini,    trafik sigortası kaynaklı sürekli sakatlığın dava  dosyalaında gönderilen engelli raporlarının   Trafik Poliçesi  Genel Şartları gereği \"özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve Özürlülere verilecek  sağlık kurulu raporları  hakkına  yönetmelik\" çerçevesinde  hazırlanmasının öngörüldüğünü,    ancak  20/02/2019 tarih ve  30692  sayılı  Resmi Gazete'de yayımlanan  erişkinler için  engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğin yürürlüğe girdiğini,  yürürlük tarihi itibari ile  özürlülük ölçütü,  sınıflandırması ve  özürlülere verilecek sağlık kurulu rapırları hakkında yönetmelik ve ilgili mülga   mevzuat hükümlerine erişkin açısından yapılan atıfların bu yönetmelik hükümlerine yapılmış sayılmasına karar verildiğini,  sonuç itibari ile söz konusu özürlülük ölçütünün  sınıflandırılması ve  özürlülere verilecek  sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğin  yürürlükten kaldırıldığını,   davacının yaşının tespitinin  mahkeme tarafından yapılması, bu anlamda davacnıın  18  yaşını doldurmamış olması halinde yine  20/02/2019  tarih ve 30692  sayılı Resmi Gazete ile  yayımlanan çocuklar için  özel gereksinim değerlendirmesi hakkında yönetmeliğin usul ve esaslarına  uygun  alınmış olan maluliyet oranının dosyaya kazandırılmasını talep ettiklerini,  açıklanan nedenle erişkinler için  engellilik değerlendirmesi hakkınd ayönetmelik hükümlerine uygun  maluliyet oranını gösterir raporun  dosyaya  kazandırılması ve söz konusu raporun yönetmeliğe uygun şekilde  tanzim edilip   edilmediği hakkında HMK  266 ve  devamı anlamında uzman bilirkişiler taraından inceleme yapılmasını talep ettiklerini, adva konuu kazada karşı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu,    sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir  kusuru bulunmadığından söz konusu davanın reddinin gerektiğini, davacının aksi yöndeki iddialarının kabulününün  mümkün olmadığını,   söz konusu kazada müvekkili şirket  sigortalısının herhangi bir kusuru  olmadığından müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını,  bununla birlikte müvekkili şirket sigortalısı olan  sürücünün kusursuz olduğu aşikar ise de  mahkemece aksi kanaatte olunması halinde kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini,   davayı kabul  manasında  olmamak üzere   davacının sigortalı araçta hatır yolcusu olması sebebiyle ve kaza sırasında emniyet  kemeri  takılı olmadığından avacının zararın artmasında ya da ortaya çıkmasında kusuru bulunup  bulunmadığının resen  tespit edilerek tespite göre hatır ve müterafik  kusur nedeniyle  tazminattan ayrı ayrı indirim yapılması gerektiğini,   davayı  kabul  manasında olmamak üzere  davacının talebine konu  geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi  süresine  ortaya çıkan bakıcı giderleri ve  diğer tüm giderlerin  tedavi teminatı kapsamında olduğundan ilgili  mevzuat kapsamında SGK  tarafından  karşılanması  geekli iş bu giderlerden  müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,   tedavi  süresince gereken  bakıcı giderinin tedavi gideri kapsamında olduğunun Yargıtay içtihatları ile de kabul edildiğini,   geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin de  tedavi temanitı   içerisinde değerlendirildiğinden  teminat dışında olduğunu,   davacının talebine konu tedavi teminatı kapsamında yer alan geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sair tedavi masraflarından da SGK'nın sorumlu olduğunu,  herhalde kaza tarihinde  18 yaşının altında ulunan davacının geçici iş göremezlik dönemine ait zararının bulunduğundan bahsedilmesinin de  mümkün olmadığından reddinin gerektiğini,    davayı kabul  manasında olkmamak üzere gelirin asgari ücret  üzerinden hesap edilmesi gerektiğini,   kabul anlamına gelmemek üzere tazminat hesaplamasında TRH2010  tablosunun kullanılması ve  teknik faizin 1,8  olarak esa alınması gerektiğini,  davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların da mahsubunun gerektiğini, davacının Borçlar Kanunu  76.  maddesi uyarınca geçici  ödeme talebinin reddinin gerektiini,  bu ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı  üzerinde  bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Ereğli(Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 13/10/2021 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile;  HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile Konya Asliye Ticaret Mahkemesi faaliyete geçirildiğinden bahisle esasın kapatılarak görevli ve yetkili Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE karar verildiği,<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesinde; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” şeklinde düzenleme yapıldığı,<br>5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 7/3. maddesinde; “Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir hukuk mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan hukuk mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir” şeklinde düzenleme yapıldığı,<br>Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 karar sayılı kararı ile; \"Konya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin Konya İlinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ve iş bu kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına\" karar verildiği,<br>Yargıtay HGK'nun 04/04/2019 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı içtihadında; \" Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir. <br>Bilimsel çevrelerde ve uygulamada, kanunî hâkim güvencesi, uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması olarak kabul edilmektedir. 1982 tarihli Anayasa’yı kabul eden Danışma Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nun gerekçesinde “…bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir.” denilmektedir (... : Türk Anayasa Hukuku, Ankara 2005, 8. Baskı, s: 118-119). <br>Dikkat edilecek olursa Anayasa’daki bu düzenleme hukuk ya da ceza davaları yönünden herhangi bir ayrım gözetmemiş ve uyuşmazlığın doğduğu tarihte bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde davanın, mutlaka bu mahkeme tarafından çözüme kavuşturulması öngörülmüştür. <br>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir. <br>O hâlde yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır. <br> Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir. <br>4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun geçici 1. maddesi; “Aile Mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde, yargı çevresinde ve görev alanına giren sonuçlanmamış dava ve işler, yetkili ve görevli aile mahkemelerine devredilir.” hükmünü içerdiğinden, bu yasal düzenlemeye istinaden diğer mahkemeler, Aile Mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işleri bu mahkemelere devretmiştir. <br>Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.<br>Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) 24.03.2005 tarihli ve 188 sayılı kararında fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri konusunda İstanbul ve Ankara'da kurulup, faaliyete geçirilen fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 551 sayılı Patent Haklarının Korunması, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnamelerinden kaynaklanan hukuk davaları için ihtisas mahkemeleri olarak belirlenmesine, yargı çevrelerinin ise kuruldukları yerin mülki hudutları olarak tespit edilmesine;  fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde, yukarıda zikredilen Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan hukuk davaları için; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin yetkilendirilmesine, ilgili mahkemelerin yargı çevrelerinin ise adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verilmiştir. Halihazırda açılmış davaların yeni kurulan mahkemeye devredileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. <br> O hâlde, yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların, istek üzerine veya doğrudan doğruya görevsizlik ya da gönderme kararı ile yeni kurulan mahkemeye gönderilmesine olanak bulunmamaktadır. <br>Açıklanan bu hukuki ve maddi olgular karşısında somut olay irdelendiğinde; yukarıda da ifade edildiği üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olup, dava tarihinden sonra kurulan ve faaliyete geçirilen Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakılması olanaklı değildir.<br>Hâl böyle olunca yerel mahkemenin Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu yönündeki direnme kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.\" şeklinde kabul edildiği,<br>Yargıtay HGK'nun 04/102006 tarih ve ... Es.... Kar. Sayılı içtihadında;\"....Bundan sonra genel mahkemelerin, kadastro tutanağı düzenlenmiş bulunan davalara bakması olanaklı değildir. Genel mahkemeler tarafların isteğine bağlı olmadan, dosyayı bir görevsizlik (devir ve tevdi) kararı ile kadastro mahkemesine aktarır. Hemen belirtilmelidir ki, mahalli mahkemelerce doğrudan doğruya verilen aktarma kararı, teknik anlamda bir görevsizlik kararı değil, sadece bir devir kararıdır. Bu nedenle, bu devir kararı hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 193. maddesi hükmü uygulanmaz ve bundan dolayı davacı yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilemez (...-..., 3402 sayılı Kadastro Kanunu Şerhi, Genişletilmiş 2. Baskı, Ankara-1991  s:1071)...\" şeklinde kabul edildiği,<br>Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 10/10/2016 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamında;\"...Somut uyuşmazlıkta, davalılar aleyhinde iflas istemiyle 24/02/2014 tarihinde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açılmıştır. Dava tarihinde, Gebze'de müstakil ticaret mahkemesinin bulunmaması nedeniyle, 6102 sayılı Yasa'nın 5/4 maddesi gereğince ticari nitelikteki uyuşmazlığa bakmaya davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Ancak yargılama sırasında HSYK'nın 23/07/2015 tarih 1157 sayılı kararı ile Gebze Adliyesi'nde 07/09/2015 tarihi itibariyle asliye ticaret mahkemesi faaliyete geçmiş olup, uyuşmazlıkta artık asliye ticaret mahkemesi görevli bulunduğundan, asliye hukuk mahkemesince dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen devredilmesine (aktarılmasına) karar verilmesi gerekmektedir. <br>Bu halde bir görevsizlik kararı söz konusu olmadığı için, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesine yer olmadığı gibi, iki hafta içinde görevli mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20 maddesi hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir.<br>Yerel mahkemece, 16/10/2015 gün ... E. ve ... K.sayılı ilamla görevsizlik kararı verilmiş ise de, bu karar Yargıtay HGK'nın 04/10/2006 gün ...- ... sayılı kararında vurgulandığı üzere teknik anlamda bir görevsizlik kararı değil, özel mahkemenin yargı çevresinde sonradan faaliyete geçmiş olmasından kaynaklanan, kendine özgü bir devir (aktarma) kararı niteliğinde ve kesindir.<br>Bu durumda yerel mahkemece 16/10/2015 günlü kesin nitelikteki devir kararı üzerine dosyanın asliye ticaret mahkemesine re'sen gönderilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu kararın görevsizlik kararı olarak nitelendirilmesi suretiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi ve görevli mahkemeye başvurulmasına ilişkin HMK'nın 20 maddesi hükümlerinin uygulanması kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.\" şeklinde kabul edildiği,<br>Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin16/05/2014 tarih ve  ... Es. ... Kar. Sayılı ilamında;\".... Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 15.01.2013 tarih ve 8 sayılı kararı uyarınca Kazan Adliyesi Ankara Ağır Ceza Mahkemesi yargı alanından çıkarılarak Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin yargı alanına bağlandığı anlaşılmakta ise de İş mahkemelerinin yetkisine ilişkin H.S.Y.K.’nın 24/3/2005 gün ve 188 sayılı kararının II. bendine göre \"Büyük şehir belediyesi sınırları içerisindeki merkez ilçe ile diğer ilçelerin adı ile kurulu ağır ceza merkezlerinde oluşturulan müstakil iş mahkemelerinin yargı çevresinin, yalnız büyük şehir belediyesi sınırları içerisinde kalan ilçeleri kapsamına alacak biçimde, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresi olarak tespitine\" ilişkin ilke kararı uyarınca davanın açıldığı tarih itibarıyla Kazan İlçesinin Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde olduğu ve Ankara İş Mahkemelerinin yetkisinin devam ettiği, Sincan İş Mahkemesi'nin yetkisinin idari nitelikteki kararın alındığı 15.01.2013 tarihinden sonra açılan davalar için söz konusu olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın Ankara 19. İş Mahkemesi'nde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.\" şeklinde kabul edildiği,<br>Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 12/06/2016 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamında;\"... Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 15.01.2013 tarih ve 8 sayılı kararı uyarınca Kazan Adliyesi Ankara Ağır Ceza Mahkemesi yargı alanından çıkarılarak Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin yargı alanına bağlandığı anlaşılmakta ise de İş mahkemelerinin yetkisine ilişkin HSYK’nın 24/3/2005 gün ve 188 sayılı kararının II. bendine göre \"Büyük şehir belediyesi sınırları içerisindeki merkez ilçe ile diğer ilçelerin adı ile kurulu ağır ceza merkezlerinde oluşturulan müstakil iş mahkemelerinin yargı çevresinin, yalnız büyük şehir belediyesi sınırları içerisinde kalan ilçeleri kapsamına alacak biçimde, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresi olarak tespitine\" ilişkin ilke kararı uyarınca davanın açıldığı tarih itibarıyla Kazan İlçesinin Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde olduğu ve Ankara İş Mahkemelerinin yetkisinin devam ettiği, Sincan İş Mahkemesinin yetkisinin idari nitelikteki kararın alındığı 15.01.2013 tarihinden sonra açılan davalar için sözkonusu olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın Ankara 4. İş Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.\" şeklinde kabul edildiği,<br>Mahkemelerin görevlerine ilişkin düzenlemelerin 6100 sayılı HMK.nun 1.2.3.4. maddelerinde düzenlendiği, HMK.nun 2.maddesinde;\"Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.\" şeklinde düzenlendiği, yine 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 S.Y. ile değişik 6102 sayılı TTK. nun 5/3.maddesinde; \"Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.\" şeklinde düzenlemenin yapıldığı, Bu düzenleme ile Ticaret Mahkemeleri genel mahkemeler içinde yer alan Asliye Hukuk Mahkemelerinin bir dairesi olmaktan çıkarılarak genel mahkemeler arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunun kabul edildiği, yine  6102 sayılı  TTK.nun 4. Maddesinde Ticaret Mahkemelerinin görevine giren dava ve çekişmesiz yargı işlerinin düzenlendiği, dava şartlarına ilişkin düzenlemenin HMK.nun 114.ve 115.maddelerinde düzenlendiği, HMK.nun 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğunun, aynı kanunun 115.maddesinde mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağının ve taraflarında her zaman ileri sürebileceğinin, dava şartlarının noksan olması halinde davanın usulden reddine karar verileceğinin, HMK'nun 138/1.maddesinde mahkemenin öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğinin düzenlendiği,<br>Yukarıda anılan TC. Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi, 5235 Sayılı 7/3. Maddesi, HSK. Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 karar sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nun 04/04/2019 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı içtihadı ve Yargıtay .HD.'nin 16/05/2014 tarih ve  ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı,Yargıtay .HD.'nin 12/06/2016 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı 6100 sayılı HMK'nun ile 6102 sayılı TTK'nun ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın doğduğu tarihte bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde,  uyuşmazlık konusunun meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabi olduğu ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözüme kavuşturulmasının gerektiği,   Başka bir anlatımla her davanın açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği,  HSK. Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 karar sayılı kararı ile \"Konya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin Konya İlinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ve iş bu kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına\" karar verildiği, Yargı çevresini değiştiren ve idari nitelikte olan bu kararın 01/09/2021 tarihinden sonra açılan davalar için söz konusu olduğu, bu tarihten önce açılan davalar için uygulanma imkanının bulunmadığı, bu davalar yönünden davanın açıldığı mahkemelerin görev ve yetkilerinin devam ettiği,<br>Ereğli(Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 13/10/2021 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile;  HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı nedeniyle  görevsizliğine karar verilerek mahkememize tevzi edilen dosyadan verilen kararın teknik anlamda görevsizlik kararı olmayıp kendine özgü bir devir (aktarma) kararı niteliğinde olduğu, mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Ereğli(Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) olduğu ayrıca Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 06/12/2021 Tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ve Konya Bölge Adliye Mahkemesinin . Hukuk Dairesi'nin 23/12/2021 tarihli ve ... Esas - ... sayılı ilamı da dikkate alındığında dava dilekçesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine, Ereğli(Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)' nin görevli olduğuna  karar vermek gerekmiş olup, mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Dava dilekçesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİ ile mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,<br>2-Ereğli(Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesinin(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) GÖREVLİ olduğuna,<br>3-6100 sayılı HMK.nun 20/1.maddesi gereğince bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurması halinde dava dosyasının görevli Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesine(Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde re'sen davanın açılmamış sayılmasına KARAR VERİLMESİNE,<br>4-6100 sayılı HMK.nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davaya görevli mahkemece devam edilmesi halinde görevli mahkemece, aksi takdirde talep halinde mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,<br>5-Tensip zaptının bilgi mahiyetinde taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  karar verildi. 24/03/2022<br><br>Katip ...\t\t\t\t\t\t\tHakim ...<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5880f09a4d23e1c0","SID":"bdb8ccb24ce4ff68"}}