{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2021/2164 <br>KARAR NO: 2022/1129<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/11/2019<br>NUMARASI: 2017/1116 E - 2019/857 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 14/04/2022<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in kira sözleşmesi ile ... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak No:... Kat:... deki depoyu kiralayarak  ticari faaliyette bulunduğu,  kira sözleşmesine bağlı olarak davalı kurumla yapılan elektrik aboneliğini ... numaralı abonelik üzerinden yürüttüğünü, bu iş yerinin 2007 yılı haziran ayında tahliye edildiğini  tahliye işleminden sonra  davacının  aboneliğin iptali için süresi içerisinde davalı kuruma başvurarak aboneliğin iptali için yazılı dilekçe verdiğini, fakat aradan yaklaşık 10 yıllık süre geçmesi dikkate alındığında bu dilekçenin alındı numarasını muhafaza etmesinin mümkün olmadığını, kira sözleşmesiyle kiralanmış olan aynı binanın diğer katında davacı  tarafından kiralanan yerde üretim faaliyetlerinin gerçekleştirildiğini, davacının bu iş yerini 31.12.2007 tarihi itibari ile tahliye ederek ilgili vergi dairesine (Kocasinan vergi dairesine ) başvurarak iş yerinin kapanış beyannamesini vergi dairesine sunduğunu, böylece davacının  bu tarihten itibaren bu binayla herhangi bir irtibatı kalmadığını, davacının  iş yerindeki faaliyetini sonlandırdıktan sonra bundan sonraki faaliyetlerinin ortağı bulunduğu ve yeni kurulmuş olan ... Ltd. Şti üzerinden sürdürmeye karar verdiğini, şirket adına ... Mah. ... Cad. ... Sok. adresinde No:... bağcılar adresinde kiralanan iş yerinde faaliyetlerine devam ettiğini, davacının  faaliyetlerini sürdürdüğü  bu adresin 05.09.2007 tescil tarihli vergi levhası kaydı yapıldığını,  aynı adreste 05.07.2007 tarih itibari ile davacı tarafından ... ADSL abonelik sözleşmesi yapıldığını, dava konusu aboneliğin bulunduğu taşınmazın davacının tahliyesinden sonra başka şahıslar tarafından kullanıldığını, davacının  taşınmazları tahliye ettikten sonra söz konusu yerin ... Ltd. Şti.'ne (Vergi No: ...) kiraya verildiği ve bu şirket tarafından kullanıma devam edildiğini, ... şirketinin 2008 yılı sonuna kadar burada kiracı olarak kaldığı,  elektrik faturalarının son iki ayını ödemeden burayı tahliye ettiklerini, ... şirketinin tahliyesi sonrası dava konusu aboneliğin bulunduğu taşınmazın ... (TCKN: ...) tarafından kiralandığı ve kullanımın bu kişi tarafından devam ettiğini, davacının  taşınmazı tahliye ettikten sonra elektriğin başkaları tarafından kullanıldığı ve bu kullanım ile ilgili davalı kurum tarafından tutanak düzenlediği, davalı kuruma yazılacak müzekkere ile ... hakkında dava konusu aboneliğin bulunduğu taşınmazda kullanımına ilişkin düzenlenmiş tutanağın celbini talep ettikleri, icra takibine konu edilen iş yerinin bulunduğu adreste 2008 yılının 11. Ayından itibaren 2011 yılının sonuna kadar düzenli olarak tahakkuklar yapıldığı, aradan geçen 2- 3 yıllık süreye rağmen davalı kurum tarafından hiçbir işlem yapılmadığı, normal uygulamada ödenmeyen 2. faturadan hemen sonra elektrik kesintisi uygulanmasına karşı dava konusu olayda davalı kurum tarafından hiçbir işlem yapılmadığını, denetim sorumluluğunu ihmal ettiğinin anlaşıldığını belirterek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... takibin durdurulmasını, bu takibe konu edilen 182.658,34 TL miktara ilişkin olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava açıldıktan sonra herhangi bir şekilde cebri icra tehdidi sebebi ile davacı  hakkında tahsilat yapılması durumunda tahsilatın yapıldığı tarih itibari ile en yüksek kredi faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesi  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... Mahallesi ... Caddesi ... sokak No:... Kat:... adresindeki ... abone no ile davalının  abonesi olduğunu, ancak  tesisatın bulunduğu adresi 2007 haziran ayında terk ettiği ve bu sebeple kendisine tahakkuk edilen faturalardan sorumlu olmadığının tespiti istemiyle açtığı bu menfi tespit davasının  tamamen mesnetsiz ve haksız olup reddinin gerektiği, taraflar  arasında ... abone no ile abonelik ilişkisi kurulduğu, davacının  beyan ettiği gibi aboneliğin  2007 senesinde değil 08.12.2011 tarihinde sona erdiği, davacının dava dilekçesinde her ne kadar elektrik aboneliğini sonlandırdığını beyan etmiş ise de doğru olmadığı, davacı yan iddia ettiği gibi aboneliği sonlandırdığına dair evrakın dosyaya sunulmadığı, davacı yanın abonelik sonlandırmadığı sürece sözleşme bağlılığının devam edeceği, sözleşmeden doğan normal ve kaçak elektrik kullanımından sorumlu olduğu, abonelik sözleşmesi iptal edilmediği sürece kim tarafından kullanılırsa kullanılsın, tüketilen elektrik bedelinden davalıya karşı davacı yan abone olarak sorumlu olduğu,davalı şirket tarafında EPDK mevzuatına uygun olarak davacıya tahakkuk ettirilen faturaların ödememesi sebebiyle açılmış olan icra takibine konu borçtan davacının  sorumlu olduğu, davalı şirketin tüm işlem ve hesaplamalara EPDK mevzuata ve hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takipte , alacaklı ...Anonim Şirketi tarafından davalı borçlu ... hakkında  88,464,38-TL enerji bedeli, 79.825,45-TL gecikmiş gün faizi, 14.368,51-TL faizini KDV'si olmak üzere toplam 182.658,34-TL nın tahsili için  ilamsız takip yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının abonelik iptal talep belgelerini sunmadığı anlaşılmıştır. Mahkeme, bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere davacı tarafından davalıya ödenmesinin gereken   takip konusu faturalar nedeniyle 15.01.2009, 03.05.2010, 02.11.2010 ve 11.10.2011 tarihlerinin haricinde  davacının  elektriğini kesmeyerek borcun artmasına sebebiyet verdiğinden gecikme faizinde ve KDV sinde  indirim yapılmasının gerektiği hususunun tespit edildiği, davacının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her şekilde sorumlu olduğu, yönetmelik gereğince davalı tarafından elektriğin kesilmesi gerektiği tarihin belirlenerek, bu tarihe kadar olan borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise davalının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bunun da ancak davacı için gecikme zammından indirim sağlayacağı, bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı nazara alınarak 25 adet faturadan kaynaklı elektrik borcunun doğmasına ve zararın artmasına sebebiyet verdiği ve davalının %30 müterafik kusurlu olduğu gözetilerek fatura ana borçları dışında  79.825,45-TL gecikme zammı, 14.368,51-TL gecikme KDV tutarı olmak üzere toplam 94.193,96-TL'den %30 müterafik kusur indirimi yapılarak 28.258,18-TL davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle;  \"Davacının davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine,davacının ... nolu aboneliğine ilişkin olarak 24/11/2015 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas  sayılı takip dosyasından 88.464,38-TL asıl alacak, 79.825,45-TL gecikme faizi, 14.368,51-TL gecikme kdv tutarı olmak üzere toplam 182.658,51-TL'lik takip başlatıldığı, davacının 28.258,18-TL yönünden davalıya borçlu olunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; eksik inceleme içerir hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu,davacının dava konusu yeri tahliye ederek abonelik iptali için davalıya başvurduğunu,yazılı dilekçenin 10 yıl geçmesi nedeniyle alındı numarasının temin edilemediğini,buranın davacı tahliyesinden sonra başkalarına kiraya verildiğini,hatta 2-3 ay sonra aboneliğin kiracı ... tarafından  üzerine alınmaması nedeniyle sayacın mühürlendiğini,bunun kiracı tarafından davacıya bildirildiğini,davacının aynı binanın başka katında çalıştığının bildirildiğini,bu hususun bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini,başka kimseler tarafından da bu yerin kullanıldığını,faiz ve verginin de fahiş olduğunu,davanın tamamının kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava fatura bedellerinden dolayı yapılan takibe karşı menfi tespit talebine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre \"Kanunda aksine bir  hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla  yükümlüdür.\" Yine 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.\"  Anılan maddeler uyarınca herkes iddiasını ispat etmekle mükelleftir. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi Başkanlığının 2016/3193 E, 2016/12186 K. sayılı kararında, \"Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur. Bu nedenle, davacı tarafça dava konusu yerdeki aboneliğin iptali için davalı kuruma dilekçe verildiği belirtilmesine rağmen ,buna dair delil sunulmadığı ve davalı kayıtlarında aboneliğin ve tüketimin  devam ettiği , davacının adına  kayıtlı aboneliği sonlandırmadığı açık olduğundan,davacının bu yerdeki elektrik kullanımından fiili kullanıcı ile birlikte sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca davalının uzun süre bu şekilde elektrik kullanımına izin verdiği ve ödenmeyen 25 adet faturaya rağmen elektriği kesmediği anlaşılmakla, gecikme zammı ve cezasından hesaplanan faiz tutarı baz alınarak %30 indirim yapılarak ,söz konusu borçtan bu tutarda müterafik kusur tutarında davacının borçlu olmadığının hesaplanmasında aykırılık görülmemiştir. Alınan bilirkişi raporu ilgili yönetmelik ve mevzuat hükümlerine uygun,taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/04/2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4eb0fb9435272e5","SID":"1e9eb36ae287b0e4"}}