{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2020/578 Esas 2020/360  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2020/578<br>KARAR NO\t\t: 2022/360<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE \t\t:<br>KATİP\t\t:<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/02/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/167 Esas  2019/125 Karar <br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVA\t: İpoteğin Fekki  <br>DAVA TARİHİ\t: 06/03/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 23/03/2022<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/03/2022<br><br>\tTaraflar arasındaki ipoteğin fekki istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konunuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin taşınmazına davalı bankanın ... Şubesinin hukuka aykırı olarak ipotek koyduğunu, müvekkilin sözlü görüşme ve ihtarlarına rağmen, davalı bankanın; 3.kişi olan ...'ın olan çek hesaplan sebebiyle ipotek koyduklarını belirttiğini, davalı bankanın ... Şubesine 19.06.2012 tarihinde gönderilen ihtarnameye şifahi olarak olumsuz cevap verdiğini, müvekkil ile her hangi bir bağı olmayan 3.kişi ... hakkında, davalı bankanın her hangi bir hukuki işlem dahi başlatmadığını, dolayısıyla; haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili ...’nın ... ili, .... İlçesi, ... Mah. ... ada, ...parsel 1162 m2 lik ....-ANKARA adresindeki taşınmazı üzerine tesis edilen ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini,   müvekkili bankanın .../Ankara Şubesi ile 3.kişi ... arasında Genel Nakdi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşmeler akabinde firmaya çek karnesi verildiğini, dava dışı ...'ın açık çeklerinden dolayı müvekkili bankanın 9.600,00 TL tutarında gayrinakdi çek riski bulunduğunu, çek Yasasına göre çek karnesi verilmesinin gayrinakdi kredi hükmünde olduğunu, dolayısıyla bankanın çek defteri vermede istediği teminatı talep edebileceğinin, kaldı ki davacının kefil olduğunu, hesap sahibinin, bankanın kredi müşterisi olduğunu, bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçları için verilmiş olan ipoteklerin bu kredinin de teminatını oluşturduğunu, dava konusu ipoteğin ...'ın müvekkili banka nezdinde doğmuş doğacak borçlarının güvencesini oluşturduğu, bu meyanda gayrinakdi çek kredisinden kaynaklanan risklerinin dolayısıyla kefil olması nedeniyle davacı ...'nın kefalet borçlarının da güvencesini oluşturmakta olduğunu, bu nedenle risk devam ederken müvekkili bankanın teminatından vazgeçmesinin mümkün olmayacağını, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın konusuz kalması halinde yargılama gideri davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre tayin edilmesi gerektiği, davanın açıldığı tarih itibariyle dosya kapsamından ve aldırılan bilirkişi raporundan ipoteğin teminatı kapsamında dava dışı şirketin nakit krediler kullandığı ve çek karnesinin yer aldığı, nakit kredilerin kapandığı, fakat dava tarihi (06.03.2017) itibariyle çek yapraklarından 3 adedinin davalı bankaya iade edilmemiş olduğu, 3167 Sayılı Yasanın 10 Madde (Değişik madde: 26/02/2003 - 4814 S.K./9. md.), 5941 sayılı Çek Kanununun. ” 3. Maddesi 3. Fıkrası (b/2) bendi hükmü gereğince, dava dışı asıl borçlu nezdinde olup, davalı bankaya iade edilmemiş olan çek yaprakları dolayısıyla davalı bankanın, çek hamillerine ödemekle sorumlu olduğu tutarların gayrinakdi kredi hükmünde olduğu, davalı bankanın kendisine iade edilmemiş olan 3 adet çek yaprağı dolayısıyla, dava tarihi (06.03.2017) itibariyle; 3x815,00 TL = 2.445,00 TL gayrinakdi riski bulunduğu, davalı bankanın söz konusu çekler dolayısıyla hukukî sorumluluğunun 5941 sayılı Çek Kanununun Geçici 3. Maddesi 3. Fıkra hükmüne göre devam ettiği, aynı maddenin 4. Fıkrası hükmü gereği 30.06.2018 tarihinde sona ereceği, gayrinakdi riskin, davaya konu ipotek resmi senedinin 1. Madde hükmü gereği ipotek kapsamında olduğu, dolayısıyla dava tarihi itibariyle riski devam eden davalı bankanın aynı senedin 59. madde hükmü gereği fekki kabul etme zorunluluğu olmadığı görülerek dava tarihi itibariyle davacının davayı açmakta haksız olduğu, bu nedenlerle konunuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı yararına yargılama giderleri ve avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tDava dışı 3.kişi ...'ın davalı bankaya olan borçları (çek yapraklarından dolayı) sebebiyle müvekkili ...'nın gayrimenkulüne haksız ve hukuka aykırı olarak ipotek tesis edildiğini, bu hususun ortadan kaldırılması için davalı bankaya dava açılmadan önce defalarca başvurulduğu halde ipoteği kaldırmadığını, Bunun üzerine dava açıldığını, ancak ilk derece mahkemesinde dava devam ederken davalı bankanın ipoteği kaldırdığını, ilk derece mahkemesince davanın konusu kalmadığına ve davalı tarafa lehine vekalet ücreti takdir edilerek yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına davalı bankanın sebebiyet verdiğini, <br>\tMüvekkilim kefil sıfatıyla nakti krediyi ödediğini, ancak miktarı belli olmayan ve sayısı dahi belli olmayan ve hatta kimlerin elinde olduğu dahi belli olmayan çekler için müvekkilinin gayrimenkulüne ipotek tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, \tBelirsiz süreli tesis edilen teminatın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; dava dışı firmanın davalı bankadan kullanmış olduğu kredinin teminatı olarak verilen ipoteğin fekki istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20/05/2014 tarih ve 2012/349 Esas 2014/266 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne dair karara karşı davalı vekilince kanun yolu başvurusu üzerine dosyanın Yargıtay 19. Hukuk Dairesine gönderildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarih ve 2015/11093 Esas, 2016/1860 Karar sayılı kararı ile Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının ''...uyuşmazlık her ne kadar ipoteğin fekki istemiyle açılmışsa da temel ilişki genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığından TTK'nın 4.maddesi uyarınca ticari mahiyetteki genel kredi sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme ticaret mahkemesidir. Mahkemece asliye ticaret mahkemesinin görevli oluduğu gözetilerek, görevsizlik kararı vermesi gerekirken işin esasına girerek yazılı şekilde karar vermesi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesi ile bozulduğu ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine ilk derece mahkemesinin 29/11/2016 tarih ve 2016/433 Esas 2016/530 Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın  Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, anılan Mahkeme tarafından  davanın konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve davacı vekilince kanun yoluna başvurulması üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği görülmüştür. <br>\t6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrasına  göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden (20/07/2016) önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemez. İlk derece mahkemesi Yargıtay bozmasından önceki esasa dair ilk hükmünü  20/05/2014 tarihinde tesis ettiğinden, bu hüküm kesinleşene kadar  1086 sayılı Kanunun uygulanması gerekir. <br>\tBu nedenle temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay'a gönderilmek üzere  dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.\t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE <br>\t2-HMK'nın 352. maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.23/03/2022<br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                     Üye - ...\t             Zabıt Katibi -...<br><br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a251859de2d77c74","SID":"77031e8608fe0440"}}