{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/324 <br>KARAR NO: 2022/271<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 30.11.2021<br>NUMARASI: 2021/450<br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>Taraflar arasındaki şirketin feshi, ortaklıktan çıkarma ve çıkma  davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; esasa ilişkin davasıyla birlikte, davalı ...'in şirket mallarını kaçırmasına, şirketi zarara uğratmasına engel olmak adına ve yönetim organından yoksun kalınmasından mütevellit tedbiren ivedilikle ... Limited Şirketi'ni sevk ve idareye yetkili tarafsız bir kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 30.11.2021 tarihli ara kararıyla;  \"...HMK'nun 389. maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir. Davanın, davalı ...’in, şirket ortaklığının gerektirdiği özen ve sorumluluklarını yerine getirmekten sürekli kaçındığı, şirketin itibarına zarar veren davranışlar sergilemeye devam ettiği, ...'in davacıyı tehdit ettiği, davacıya karşı  hakarette bulunduğu, ısrarlı bir şekilde takip ettirdiği, bu nedenle ortaklar arasındaki güven ilişkisi  zedelendiği, ortaklık ilişkisinin  çekilmez hale geldiğinden bahisle terditli olarak davalı şirketin feshi, ortak çıkarma, olmazsa çıkma istemlerine ilişkindir. Davacı vekilince, tedbiren kayyım atanması talebi yönünden ileri sürülen gerekçelere nazaran, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği, gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğabileceği yönünde Mahkememizde yeterli kanaat hasıl olmamakla, HMK 389. maddesi koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiş ve Mahkememizin aynı doğrultuda 12/07/2021 tarihli ara kararında kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebi yönünden oluşan kanaatte ve delil durumunda değişiklik olmaması..\"  gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tarafların ortağı olduğu ... Limited Şirketi aleyhine ikame edilen icra takiplerine  ve davalara yasal süre içerisinde itiraz edilemediğini, ... Ticaret Limited Şirketi'ne ivedilikle kayyım atanmaması halinde  haksız icra takiplerinden ötürü  şirket malvarlıklarına haciz işlenmesi söz konusu olup şirket  müdürü olan müvekkilinin haklarını  elde etmesinin zorlaşacağı  hatta imkansız hale geleceğinin izahtan vareste olduğunu, Şirket adına müvekkili ... ve davalı ...'in  ilk 20 yıl için ahzu kabz yetkisi ve  müşterek imzaları ile şirketi  temsil ve ilzama yetkili kılındığından ve  şirket müdürlerinin müşterek imzalarının alınamaması ile  müvekkili ...'in  şirket adına münferiden yetkisi de olmadığından ilgili icra dosyasına şirket adına  itiraz edilemediğini veya  İcra Takibine İtiraz (Borca İtiraz) davasını ikame edilemediğini, bu durumda ise haksız icra takiplerinden ötürü  şirket malvarlıklarına haciz işlenmesi söz konusu olduğunu, İş bu dava yönünden ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu, ... Limited Şirketi'ne  ivedilikle sevk ve idareye yetkili tarafsız bir  yönetim kayyımı atanmasını  talep etiklerini, bunun mümkün olmaması halinde  yargılama süresince davalı ...'nin şirket mallarını kaçırmasına , şirketi zarara uğratmasına engel olmak adına  davalı ...'in, ... Limited Şirketi'ndeki müdürlük yetkilerinin kısıtlanarak yerine yönetim kayyımı atanmasına, bunun da  mümkün olmaması halinde gözetim,  denetim  ve onay kayyımı atanmasına  ve  şirketin hali hazırdaki yöneticisi ...'in şirketle ilgili her türlü karar ve tasarruf işlemlerinin (şirket malvarlığı üzerinde tasarruf etme, şirkete ait banka hesaplarından para çekme, kambiyo evrakı düzenleme ve şirket asında harcama yapma dahil her türlü işlemi) geçerliliğinin Mahkemenizce atanacak kayyımın onayına bağlanmasına, kayyımın denetim ve onay görevini yaparken, ortakların ve şirketin hak ve menfaatlerini gözetmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, limited şirketin fesih ve tasfiyesi, ortaklıktan çıkarma ve çıkma  davası içerisinde tedbiren  şirkete kayyım atanması talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, 30.11.2021 tarihli ara karar ile  yönetim kayyımı atanması yönünde talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş,  verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 636/4. Maddesinde, fesih ve tasfiye davası açıldığında mahkemece gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri uygulanacaktır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir \". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi, tüzel kişinin mal varlığının azaltıldığına, davalı şirket müdürü olan  yöneticinin şirkete zarar verici eylemlerde bulunduğuna ilişkin davacı iddialarının, mahkemece talebin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığından söz edilemez. Geçici hukuki koruma önlemi alınırken tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Ancak, geçici hukuki koruma kararı verebilmek için HMK'nın 390/3.maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmiş olması gerekir. Somut olayda karşılıklı iddia ve savunmaların içeriği ve dosya kapsamı göz önüne alındığında, şirket yöneticisi tarafından tarafların ortak olduğu şirketin amacına zarar verilip verilmediği, dürüstlük kuralına aykırı davranılıp davranılmadığı hususları ispata muhtaç görünmektedir. Bu açıklamalara göre, davacının iddiaları yönünden, tedbir kararının değerlendirildiği  aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması yönündeki tedbir kararının reddi kararı isabetli görülmüştür. <br>UYAP üzerinden yapılan denetimde istinaf incelemesi aşamasında ve davacının 30.11.2021 tarihli tedbir kararının reddi kararından sonra, mahkemece talep üzerine 29.12.2021 tarihli ara karar ile davacı talebi doğrultusunda şirkete TTK'nın 634/4. maddesi kapsamında denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı şirkete istinaf incelemesi aşamasında tedbiren denetim kayyımı atanmasına karar verildiği de gözetildiğinde, davacının 30.11.2021 tarihli ara karara karşı istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve HMK'nın 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 03.03.2022<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f  ve 391/3. maddeleri uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"423917bc2054efce","SID":"df956939ef335bdf"}}