{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    ....<br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>....<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br>....<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/09/2021<br>NUMARASI\t....<br>DAVA TARİHİ\t: 22/06/2017<br>KARAR TARİHİ\t : 16/02/2022<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 16/02/2022<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllar boyu ciddi emek sarf ederek elde etmiş olduğu birikimini az riskli alanlarla yatırım olarak değerlendirme kararı aldığını, ilgili piyasa hakkında bilgisiz ve tecrübesiz olan müvekkilinin konuda uzman olan ... A.Ş. aracı kurumla sözleşme imzaladığını ve yatırım işlemlerine başladığını, müvekkilinin  bu işlemlere başlama tarihi ve ilk hisse senedi alım tarihinin 24/05/2016 olduğunu, 22/09/2016 tarihi itibariyle aracı kurumca müvekkilinin diğer araçlara yönlendirildiğini, bu piyasada bilgisiz ve tecrübesiz olan müvekkilinin alım satımlara üstü kapalı bilgi ve yönlendirmelere maruz kaldığını, müvekkilinin 01/01/2017 ile  28/02/2017 tarihleri arasına Şubat  2017 vadeli endeks kontratında 11/01/2017 de açılan açığa satış işlemi ile aracı kurum uzmanının yapmış olduğu işlemlerle ters pozisyonlara düşürüldüğünü, sonuçta toplam 762.707,53 TL zarara uğradığını, aracı kuruluşun  müvekkilinin menfaatlerini göz ardı eden yanlış yatırımları ve gereksiz alım-satım işlemleri ile müvekkilini zarara uğrattığını iddia ederek  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaldı ile  şimdilik 10.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; her iki müvekkillerinin adreslerinin de İstanbul olduğunu, davacı ile müvekkili ... A.Ş. arasında imzalanan .... Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi'nin  27. maddesinde taraflar arasında yetki sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşme ile İstanbul Mahkemelerinin yetkili kıldığını, dolayısıyla yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ... ... ... A.Ş. bakımından husumet itirazlarının bulunduğunu, bu nedenle öncelikle dava yetkili mahkemede açılmadığından yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine  gönderilmesine, davanın  T. ... ... A.Ş. bakımından  husumet nedeniyle reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; taraflar arasındaki ilişkinin bankacılık işlemi, davacının ise somut dosyada dava konusu bankacılık işleminde ticari ve meslek amaçlı hareket etmediğinden tüketici konumunda olup dava tarihi itibariyle bu tür davalarda tüketici mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle (Aynı yönde karar için bkz. Ankara BAM 21. HD'nin 2017/815 E.-2018/22 K. sayılı kararı,  2019/1317 E.-2021/775 K. sayılı kararı), mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar  vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin 4 yıllık yargılama sonucunda görevsizlik kararı vermesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ticari yatırım ve kar amacıyla hareket ettiğinin ispatlanmış durumda olduğunu, davacının ..... risk bildirim formunda parasının tamamını hatta daha fazlasını kaybedebileceğini kabul ettiğini, yüksek risk ile yüksek kazanç elde etmek istediğini beyan ettiğini, kar amacıyla hisse alım satımı, yani menkul mal ticareti yapmak amacıyla sözleşme imzaladığını, müvekkilinin davacıya hisse senedi satan taraf olmadığını, müvekkilinin davacının hisse senedi alım satımı yoluyla kar elde etmek amacıya gerçekleştirdiği işlemlere aracılık eden konumunda olduğunu, davacının hangi amaçla hareket ettiği görevli mahkemenin belirlenmesinde en önemli unsur olarak ortaya çıkacağını, davacının tacir olduğunu, yetki sözleşmesinin varlığı nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davalıların her ikisinin faaliyet adresinin İstanbul olduğunu, tacirler arası yetki sözleşmesinin yasal sonuçlarının yoruma elvermeyecek derecede kesin olarak HMK'nın 17. maddesinde düzenlendiğini, tacirler arası yetki sözleşmesi imzalanmış olduğunu, yasanın anılan maddesi gereğince dosyanın yetkili olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\t<br><br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; taraflar arasında imzalanan ... Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi'ne dayalı tazminat istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tBilindiği üzere 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k bendinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi \"tüketici\", 3/ı bendinde ise  mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem \"tüketici işlemi\" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde de görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.<br>\tFinansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 4.maddesinin \"a\" bendinde; finansal hizmetin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri, aynı yönetmeliğin 8.maddesinde de; cayma hakkının kullanımı ve tarafların yükümlülükleri düzenlenmiştir.<br>\tFinansal hizmetlerin tüketici işlemi kapsamına alındığı yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla işin sadece finansal olması işlemin tüketici işlemi olmadığını göstermeyecektir. <br>\tDoktrinde de tasarruf sahibi bireysel yatırımcının bir aracı kurum ile çerçeve sözleşmesi imzalamasının tüketici işlemi olduğu ve tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmektedir (Doç. Dr. N. Füsun Nomer Ertan; ... Piyasası Hukuku Toplantı Serisi-Tebliğler Tartışmalar, sayfa 24-25).<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/02/2019 tarih ve 2017/11-2348 Esas 2019/82 Karar sayılı kararında \"... Her ne kadar 6502 sayılı TKHK'nun 49.maddesi finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler yatırım hizmetlerini de tüketici hukuku kapsamı içine almış olsa da taraflar arasında imzalanan sözleşmenin konu ve kapsamını belirleyen \"B\" bendinde açıkça bu sözleşme çerçevesinde gerçekleştirilecek yatırım işlemlerinin \"ticari amaçla\" olduğu belirtilmiştir. Dava konusu sözleşme geçerli ve taraflar için bağlayıcıdır. Yukarıda açıklandığı üzere bir işlemin tüketici hukukuna tabi sayılabilmesi için tüketicinin ticari veya mesleki amaçla hareket etmemesi şart olup, eldeki davaya konu sözleşmenin ticari amaçla yapıldığının açıkça belirtilmiş olmasına göre uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemeleri görevli sayılamaz. Hal böyle olunca yerel mahkemenin ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki direnme kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.\" denilmiştir. \t Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık 23/08/2016 tarihli ... Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve  Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, sözleşmede davacı faaliyetinin ticari olduğuna dair herhangi bir hüküm bulunmaması 09/09/2016 tarihli sözleşme ve Risk Bildirim Formu ve Bireysel Müşteri Tanıma Formu içeriklerinden dava konusu işlemlerde davacının bireysel müşteri olduğu ve böylelikle  davacının dava konusu işlemerin tüketici işlemi olarak  sayılmakla davaya bakmakla tüketici mahkemesi görevli olduğundan ilk derece mahkemesince  bu yönde tesis edilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin ileri sürmüş olduğu istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. <br>\tSonuç olarak dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun saptanmamasına ve  özellikle dosya kapsamında bulunan delillere göre   usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalılar vekilinin bütün istinaf sebeplerinin  HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereği esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gerekli olan 80,70 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  16/02/2022<br><br><br>....<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"977b4a3e2253c671","SID":"e684a243d4d6d868"}}