{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br>...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                             K A R A R <br>....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/12/2019<br>NUMARASI\t\t....<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada  Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/12/2019 tarih ve 2019/39 E. - 2019/585 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,asıl ve birleşen davada  \"...\" ibareli marka başvurularının, davalı şirketin \"...\" ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddine karar verildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da YİDK'ın ....sayılı kararıyla reddedildiğini, oysa müvekkilinin dava konusu ibareyi uzun yıllardır yoğun biçimde kullandığını, anılan ibare üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca öncelik hakkının bulunduğunu, davalı şirketin redde mesnet marka başvurularına aynı iddiayla yaptıkları itirazlarının YİDK tarafından reddi üzerine Ankara 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/222 esasında kayıtlı davayı açtıklarını, davalı şirketin müvekkili şirketle aynı ilçede, yakın adreslerde ve aynı alanda  faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin redde mesnet markasını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek öncelikle işbu davanın  Ankara 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/222 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesini, YİDK’nın 22.11.2018 tarih ve 2018-M-9986 sayılı kararının iptalini ve marka başvurularının kabulü ile tescilini talep ve dava etmiştir.<br>Asıl davada  davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davada  , dava konusu marka başvurusuna itiraz eden şirkete karşı da husumet yönetilmesi gerektiğini, birleştirme talep edilen dava dosyasının konusu ile işbu davanın konusunun farklı bulunduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasından SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas olduğunu, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Birleşen davada davalı şirket davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, redde mesnet davalı şirket ait markanın asıl unsurunun  ve  dava konusu başvurunun asli unsurunun  \"...  ...\"  ibaresinden oluştuğu , bu nedenle taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu gibi başvuru kapsamında yer alan hizmetler redde mesnet markada da aynen yer aldığından SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, SMK’nun 6/3. maddesinde “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.”hükmünün yer aldığı, somut olayda davacının yaptığı bir başvurunun, davalı şirketin ise adına tescilli 2017/30156 sayılı markası bulunduğu, dolayısı ile SMK madde 6/3 koşullarının uygulanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br> İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili, Ankara 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/222 esas sayılı dava dosyasında müvekkilinin dava konusu ibare üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca öncelik hakkı bulunduğu ve bu ibare ile davalı şirkete ait redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edilerek davalı şirketin redde mesnet markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesince bahsi geçen davanın bekletici mesele yapılmamasının usul ekonomisine aykırı olduğunu  ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasını, Ankara 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/222 esas sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve buna göre davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>  <br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu  \"...\"  ibareli marka başvurusu ile davalı şirket adına tescilli \"...\"  ibareli marka  arasında, uyuşmazlık konusu 43. sınıf  hizmetler bakımından, SMK'nın 6/1  maddesi anlamında ilişkilendirme  ihtimali dahil iltibas tehlikesinin olduğu, YİDK kararının iptali davasının YİDK karar tarihindeki mevcut şartlara göre inceleneceği, dava konusu YİDK karar tarihi itibariyle kesinleşmiş bir hükümsüzlük kararının bulunmaması nedeniyle davacı tarafça redde mesnet markanın   hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının,  marka başvurusunun reddine ilişkin Kurum kararının iptaline ilişkin işbu davada tartışılmasının mümkün  bulunmadığı, diğer bir deyişle gerçek hak sahipliğinin ancak SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında, marka tescil başvurusuna itiraz hakkı sağlayacağı, bunun dışında marka hukukunda tescilde teklik ilkesi söz konusu olduğundan, kendisinden önce tescilli bir marka mevcutken, öncelik hakkına dayanarak tescilsiz bir markanın tesciline imkan vermeyeceği anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada  davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.  <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Asıl ve birleşen davada davacı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 54,40 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 26,30 TL'nin asıl ve birleşen davada davacı vekilinden tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tarafından yapılan yargılama giderlerinin  üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/02/2022 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2022          <br><br>\t\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"242b37d86ef3a361","SID":"a7a4c1dbb9743bef"}}