{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2019/1077 <br>KARAR NO\t: 2022/301<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/10/2018<br>NUMARASI\t: 2017/380 Esas 2018/883 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 22.02.2022<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 22.02.2022<br><br>İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.10.2018 tarih 2017/380 Esas 2018/883 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA :Davacı vekili,  müvekkili banka ile davalı arasında imzalanan temel bankacılık hizmet sözleşmesine istinaden tahsis kolu işletme olan kredili mevduat hesabı açıldığını ve kullandırıldığını, davalının müvekkili bankaya asıl alacak olarak 3.498,65 TL borçlandığını, borçların ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek  20.12.2016 tarihli hesap kat ihtarnamesinin bildirilen adrese gönderildiğini, sonrasında İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2017/584  esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun itiraz ederek takibi durduğunu, itirazın kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek davalı borçlunun icra takibine itirazının iptali  ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini  talep  ve dava etmiştir.<br><br>CEVAP : Davalı vekili, davacı banka tarafından gönderilen ihtarnamenin ulaşmadığını, ihtarnamenin dahi Tüketici Kredi Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 21.maddesine uygun olmadığını, başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, 08.11.2016 tarihinde 350,00 TL ödeme yaptığını  savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2017/584 Esas  sayılı dosyasıyla davalı  aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı icra takibi yapıldığı, davacı banka ile ...-... arasında imzalanan 18.08.2014 düzenleme tarihli Temel Bankacılık Hizmetler Sözleşmesine istinaden  işletme kredi kartı tahsis edildiği ve karta bağlı olarak kredili mevduat hesabı açıldığı, kredi ödemelerindeki aksamalar üzerine kredi hesabının kat edilerek davalıya bankaca düzenlenen iadeli  taahhütlü  ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin 26.12.2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının 30.12.2016 tarihinde temürrüde düştüğü, davacı banka alacağından davalının asıl borçlu sıfatıyla sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile  İzmir 20 İcra Müdürlüğünün 2017/584 Esas  sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 3.495,13 TL asıl alacak, 70.64 TL kat öncesi işlemiş  gecikme faizi, 3.53 TL  faizin gider vergisi, 25,23 TL işlemiş temerrüd faizi, 1.26 TL faizin gider vergisi,  5.36 TL masraf olmak üzere  toplam 3.601,15 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3.601,15 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının  davalıdan tahsiline  karar verilmiştir.<br>Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br><br>İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, müvekkilinin banka ile mevcut borçlanma ilişkisinin varlığını kabul ettiğini, dilekçelerinin tamamında bu hususun açıkça kabul edildiğini, müvekkilininin itirazının davacı bankanın   bankacılık  mevzuatı   ve   yasal sürece riayet etmediği için borcun muaccel yani  talep edilebilir hale gelmeden  hakkında işleme geçilmesi olduğunu, müvekkiline  bu borca ilişkin bir ihtarnamenin ulaşmadığını, bankanın ihtarnameyi resmi olarak noter kanalı ile göndermediğini, davalıya  gönderdiklerini iddia  ettikleri   evrak  ve  içeriğinin  bilinmediğini, ayrıca yasa ve   yönetmeliğe uygun bir ihtarname bulunmamasının Tüketici Kredi Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 21.maddesine de uygun olmadığını, 08.11.2016 tarihinde 350,00 TL ödeme yaptığını, mahkemenin öncelikle borcun muaccel hale gelip gelmediğini incelemesi gerekir iken borcun varlığını incelediğini,  davacı bankanın yönetmelik gereği uyması gereken usullere riayet etmediğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın müvekkilince de inkar edilmemesi sebeiyle icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, miktarın oldukça düşük hesaplandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br><br>GEREKÇE : Dava, davacı banka tarafından ile davalı arasında imzalanan temel bankacılık hizmet sözleşmesine istinaden açılan tahsis kolu işletme olan kredili mevduat hesabından kullandırılan kredi borcunun tahsili amacıyla davalı hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle  davanın kısmen kabulü ile   itirazın kısmen iptali ile takibin   toplam 3.601,15 TL üzerinden devamına, %20 icra inkar tazminatının  davalıdan tahsiline  karar verilmiştir. <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda, davacı banka ile davalı arasında 18.08.2014 tarihli temel bankacılık hizmetleri sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye istinaden davalıya işletmeye kredi kartı tahsis edildiği, karta bağlı olarak kredili mevduat hesabı açıldığı, kredili mevduat hesabının 3.495,13,00 TL borç bakiyesi verdiği,  kredi hesabının riske girmesi nedeni ile sözleşmenin kendisine verdiği yetkiye istinaden işleyen faiz ve ekleriyle birlikte 3.618,61 TL olarak kredili mevduat hesabının  davacı banka tarafından 20.12.2016 tarihinde kat edildiği ve davalıya ihtarname gönderildiği, kat ihtarnamesinin davalının sözleşmede belirttiği adresine 26.12.2016 tarihinde teslim edildiği,  ihtar ile verilen üç günlük süre dikkate alındığında davalının 30.12.2016 tarihi itibari ile temerrüde düştüğü, icra takip tarihi olan 12.01.2017 tarihi itibari ile faiz alacağı yönünden taleple bağlı kalındığından toplam 3.601,15 TL banka alacağından davalının asıl borçlu sıfatıyla sorumlu olduğu belirtilmiş olup, davalı asıl borçluya kredili mevduat hesabından kullandırılan kredinin ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından sözleşmenin verdiği yetkiye istinaden  kredili mevduat hesabının kat edilip kat ihtarnamesinin düzenlenmesi ile borcun muaccel hale geldiği, ödenmeyen kredi tüketici kredisi olmadığından Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine tabi olmadığı, davacının 08.11.2016 tarihinde ödediği 350,00 TL miktarın kat ihtarnamesinden önce borç tutarından düşüldüğü, ihtarnamenin noter kanalı ile gönderilmesinin zorunlu olmayıp bankanın iadeli taahhütlü olarak ihtar yapmasının yasalar ve bankacılık mevzuatı gereğince geçerli olduğu, ihtar ile verilen üç günlük sürenin geçmesiyle borcun ödenmemesi üzerine davalının 30.12.2016 tarihi itibari ile temerrüde düştükten sonra davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davalı asıl borçlunun  3.495,13,00 TL asıl alacak, 70,64 TL kat öncesi işlemiş gecikme faizi, 3,53 TL faizin % 5 gider vergisi, 25,23 TL  temerrüt tarihinden icra tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi 1,26 TL faizin % 5 gider vergisi, 5,36 TL masraf toplamı olmak üzere toplam 3.601,15 TL borcunun olduğu, davalının icra takibine itirazının kısmen haksız olduğu, kredili mevduat hesabından kullanılan kredi nedeniyle banka alacağının likit ve belirlenebilir olduğu sonucuna varılmakla; mahkemece  davanın kısmen kabulü ile yukarıda açıklandığı şekilde itirazın kısmen iptali ile takibin  toplam 3.601,15 TL üzerinden devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline  karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlak Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesine göre reddedilen kısım üzerinden davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden mahkemece davalı lehine  reddedilen miktar olan 3,52 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olup davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.\t<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 245,99 TL'den peşin alınan 61,50 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 184,49 TL'nin davalıdan tahsiline,<br>3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22.02.2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8150f1bec57ddb55","SID":"4ae1bdd62667d35f"}}