{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                        T.C.<br>                     KONYA                                                                     \" TÜRK MİLLETİ ADINA\"<br>. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                                                 GEREKÇELİ KARAR              <br>ESAS NO: <br>KARAR NO:<br><br>HAKİM\t:<br>KATİP\t: <br><br>DAVACI : <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI : <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH : <br><br>Ereğli (Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dava dosyasından verilen Görevsizlik kararı 07/12/2021 tarihinde kesinleştirilerek Mahkememize tevzi edilmiş ve Mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapılarak incelenmesi sonunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilleri  ile tüzel kişi  tacir davalı arasında  bir süredir devam eden  ticari bir ilişki  bulunmadığını  müvekkilleri  davalının faaliyet  gösterdiği  fabrikanın  yüzeyine  epoksi astar  üzeri son  kat  epoksi  boya,  duvar kalekim üzeri epoksi  boya  uygulandığını  davalıya  ait fabrikada   yangın çıkınca  davacı müvekkillerine  ait ve epoksi  boya  uygulamasında  kullanılan  1 adet  beton silim  makinası da yangında  zayi olduğunu  davalı tarafından  davacı müvekkillerine yapılan işlerle  ve yanan silim  makinasıyla  ilgili bir ödeme yapılmadığını müvekkilleri ile davalı arasında  2020 yılında düzenlenen faturadan kaynaklanan  109.061,88 TL alacak söz  konusu olduğunu,  davalı ile borcunu ödemesi  için defalarca  görüşmeler  yapılmış olmasına rağmen  davalı borcunu ödemediğini borçlarını  ödemeyen  davalı aleyhine  Konya  Ereğli İcra Müdürlüğü  ...  E sayılı  dosyası ile icra takibine  başlandığını  borçlu herhangi bir  sebep  göstermeden takibe itiraz ettiğini,  müvekkilleri  fatura karşılığı  edimleri yerine getirdiği  ayrıca müvekkilleri  davalıya ait fabrikada yangın çıkması üzerine  yanan silim makinasının bedelini de  davalıdan alamadığını  davalı borçlu  ise  icra takibine konu borca kasıtlı ve kötüniyetli  olarak itiraz ettiğini   tüm bu nedenlerle  başlatılan takibe  yapılan itirazın iptali ile takibin devamına  haksız  ve kötüniyetli olarak borca itiraz eden  davalı aleyhine %20 den  aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  mahkum edilmesine yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalı borçluya  yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili  cevap dilekçesinde özetle:  Davacı  taraf cevap dilekçelerinde  sunmuş oldukları  fatura ve makbuzların  dava konusu fatura ile ilgili olmadığını ileri sürdüğünü ancak dilekçesinde  de kabul edildiği üzere davacı taraf müvekkilleri  şirkete ait fabrikada  Ocak  2020 den sonra herhangi  bir hizmet sunmadığını davacı tarafından  hazırlanan 18/02/2020   tarihli  155.240,80 TL fatura  03/03/2020 tarihli ihtarname  ile iade edildiğini  bu süreçte  tarafların karşılıklı  olarak mutabakata varması neticesinde  müvekkilleri  şirket cevap dilekçe ekinde sunulan dekont gereğince davacıya  55.814,47TL  ödeme yapıldığını  bu ödeme için tarafların  görüşmesi ve mutabakatı sağlanırken davacı hiçbir surette başkaca  alacağının  olduğunu veya ödemelerin eksik yapıldığını  belirtmemiş olduğunu müvekkilleri  şirkete hiçbir şekilde itirazda  bulunmadığını,  davacı  taraf 26/06/2020  tarihli  mail mutakabatı  yönünden sadece Haziran ayına ait fatura için olduğunu iddia ettiğini  söz konusu mail içeriğinde  herhangi  bir fatura bilgsii yer almadığını  bu durumda davacının  tüm alacakları  yönünden  yapılan  bir mutabakat olarak kabul edilmeli ve alacağının  olduğunu iddiasının  kabul edilmemesi gerektiğini davacı kötü niyetli  olarak bu tarihten sonra hizmet vermediği  dönem olan   12/08/2020 tarihinde  faturanın düzenlendiğini kötü niyetli  ve hak etmediği  halde alacağı  olduğunu iddia ettiğini  ticari hayatın  olağan akışında  herhangi  bir alacağı olmamasına rağmen Şubat  2020  de  düzenlenen fatura  iade edildikten sonra Haziran ayında yapılan  ödeme  esnasında  sağlanan mutabakat  sürecinde  davacının  itirazının bulunması gerekirken  kalan miktar  konusunda  uzlaşma sağlanıp  müvekkilleri  şirket  tarafından ödeme yapıldığı  göz önünde bulundurulduğunda   Ağustos 2020 de davacı  tarafından  alacaklarının  olduğunun  iddiası makul ve  mantıklı olmadığını,  davacı taraf sadece  fatura  ile bedelini istediği slim makinasının müvekkilleri şirketin faaliyet  gösterdiği  fabrikada   27/10/2019 tarihli  yangında  zayi olduğu ve fabrika  müdürü ile telefon görüşmesi   yapılarak bu makinanın  parasını  sigorta şirketi tarafından yapılacak  ödeme ile   ödeneceği  iddiasının gerçek dışı olduğunu zira davacı çalışanları  müvekkleri şirket yetkilileri  ile herhangi bir telefon  görüşmesi gerçekleştirmediğini  söz konusu makinanın yangın sırasında fabrikada  olup olmadığı  bilinmediğinden  anılan makinanın   değerinin davacı tarafından hangi kritere  göre tespit  edildiği belli olmadığından ayrıca denetim  ve kontrolünün davacı  tarafından  sağlanması  gerektiğinden  davacı taraf  bu konuda herhangi bir tutanak  veya resmi belgeyi müvekkilleri  şirkete   göndermediklerinden tanık dinleterek müvekkilleri şirketi sorumlu tutmaya  çalışmasının kabulü  mümkün olmadığını  davacı ile müvekkilleri şirket  arasında  epoksi boyama iin gerçekleştirilen  hizmet alımı nedeniyle düzenlenen  faturaların bedellerinin ödemesinin eksiksiz olarak  gerçekleştirildiğini   davacıdan hizmet alınmayan dönem yönünden  haksız ve kötü niyetli olarak hazırlanan  fatura ile hak etmediği alacağı  talep etmesi ve slim  makinasının  fabrikada  çıkan yangında yandığını gösterir  yazılı ve resmi  herhangi  bir tutanağının  bulunmaması  ve müvekkilleri şirkete bu konuda  herhangi  bir  yazılı  belgenin gönderilmemesi nedeniyle açılan davanın reddini  ve %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına  hükmedilmesini talep  etmiştir. <br>Açılan dava Ereğli (Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sırasına kaydedilmiş, (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Ereğli (Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12/10/2021 gün ve ... E. ... K. sayılı kararı ile bu davaya Konya Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması gerektiği gerekçesiyle, Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, kararın istinaf edilmeksizin 07/12/2021 tarihinde kesinleşmesi ve davacı tarafın süresinde yaptığı talep üzerine de dosya Konya Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmiş ve tevzi sonucu Mahkememizin ... E. sırasına kaydedilmiştir. <br>İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; <br>Dava, \"İtirazın İptali\" davasıdır. <br>Somut olayda; Ereğli (Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararına gerekçe teşkil eden, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07/07/2021 gün ve 608 s. kararı ile, \"Konya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin Konya ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ve iş bu kararın 01.09.2021 tarihinden itibaren uygulanmasına\" karar verilmiştir.<br>(Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Ereğli (Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi  tarafından görevsizlik kararı verilmiş ise de; <br>Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 06/12/2021 gün ... E: ... K. sayılı emsal kararında, \"  Hülasa Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararının taraflar arasındaki uyuşmazlığın gerçekleşmesi tarihinden önce  açılmış olan bu ticari davada DOĞAL HAKİMLİK İLKESİ GEREĞİNCE uygulama yeri yoktur. Hattı zatında Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ilgili kararında da açıkça İş bu kararın 01.09.2021 tarihinden itibaren uygulanmasına denilmek suretiyle bu tarihten önce açılmış ticari davaların bu belirleme kapsamı dışında tutulduğu ve ilgili kararda DOĞAL HAKİMLİK İLKESİNİN gözetildiği de çok açıktır. Davacılar tarafından 06/01/2017 tarihinde  açılan bu ticari davada yetkili ve görevli olan Konya (Ereğli) 1.Asliye Mahkemesinde görülmesi gerekmiştir.\"  hükmü  gereğince ve Samsun BAM . HD'nin  02/11/2021  gün  ve  ... E.   ... K.  sayılı  emsal  kararında, \"Medeni Kanunun 1. maddesinde; \"Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve adet hukukuna göre, buda yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hakim karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından  yararlanır.\"  hükmü  gereğince,  yapılan  değerlendirmede   yargılamaya egemen olan bir takım ilkelerin bulunduğu, tabii hakim, doğal yargıç ilkesi, usul ekonomisi ilkesi, kanuni hakim, yasal yargıç ilkesi, yargı ayrılığı ilkesi gibi ilkelerin bulunduğu, kanuni hakim, yasal yargıç ilkesi Anayasanın 142. maddesine göre, mahkemelerin kuruluşu, görevleri yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Bu düzenleme kanuni hakim ilkesine atıf yapmaktadır.<br>Kanuni hakim ilkesi Anayasanın 37. Maddesinde, \"Kanuni hakim güvencesi  başlığı altında hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.\" hükmü ile düzenlenmiştir. Kanuni hakim; görev ve yetkisi kanunla belirlenmiş olan mahkemenin hakimidir. Bu ilkeyi karakterize eden tek unsur mahkemenin görev ve yetkisinin tayin edilmesi işleminin kanun ile yapılmış bulunmasıdır. Anayasanın yukarıda sayılan maddeleri ve kanuni hakim ilkesi çerçevesinde mahkeme kurma görevi münhasıran yasama organına yani TBMM'ye aittir. İdarenin tüzük ve yönetmelik gibi düzenleyici işlemleri aracılığıyla mahkeme kurması, kurulmuş mahkemenin görevlerini, yetkilerini ve yargılama usullerini değiştirmesi mümkün değildir. Bu ilke yargılamanın adil biçimde tarafsız ve bağımsız hakimlerce yapılmasını sağlamaya yöneliktir. <br>Tabii hakim ilkesi ise, Mahkemelerin kuruluş ve görevlerinin belirlenmesinde gözetilmesi gereken ilkelerdendir. Tabii hakim yargılanacak olan uyuşmazlığın gerçekleşmesinden önce yürürlükte bulunan kanunlar aracılığıyla görevi ve yetkisi belirlenmiş olan mahkemenin hakimine tabi hakim dendiği, tabii hakim ilkesi, kanuni hakim ilkesinden daha geniş bir anlam ifade ettiği, bu çerçevede tabii hakim ilkesine uygunluğun sağlanması için kanunla mahkemenin görev ve yetkisinin belirlenmesi işleminin yargılanacak olan uyuşmazlığının gerçekleşmesinden önce yapılmış olması şarttır...<br>Avrupa İnsan Hakları mahkemesi kararlarında da; doğal hakim ilkesine atıflar yapılmıştır. Bireylerin yasa ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı AİHS'nin adil yargılanma hakkının düzenlendiği 6. maddesinde; herkes davasını medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar yada cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir denilmek suretiyle güvence altına alınmıştır. AİHS'nde doğal hakim ilkesi adil yargılama hakkına ilişkin 6. Maddede; mahkemelerinin yasayla kurulmuş olması ve bağımsız ve tarafsız olması gibi kriterler esas itibariyle doğal hakim ilkesini de kapsar bir nitelik arz etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkemelerin yargı yetkisinin ancak yasama organı tarafından kanunla düzenlenebileceğini belirterek içtihat yoluyla da bu kuralın esnetilmeyeceğini açıkça belirtmiştir.<br> Yukarıda açıklanan kanuni hakim ilkesi, doğal hakim ilkesi, usul ekonomi ilkesi bu husustaki Anayasal düzenleme ve Anayasa Mahkemesi kararları, AİHS ve AİHM  kararları birlikte değerlendirilip yorumlandığında, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile, Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresinin ilin mülki sınırları olarak belirlenmesine, işbu kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına ilişkin kararının 01/09/2021 tarihinden sonra açılacak davalar için yetkili ve görevli olduğu, 01/09/2021 tarihinden önce açılan ve halen derdest olan mahkemelerin elindeki Ticaret Mahkemesi'nin görev ve yetkisine giren davaların açıldığı mahkemelerce sonuçlandırılması gerektiği şeklinde yorumlanması gerekmekte olup, Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2021 tarih, ... esas, ... karar sayılı görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından\" davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>Kaldı ki, Yargıtay HGK’nun 04/04/2019 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre de, \"Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 136. ve 142’nci maddelerinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hükme  bağlanmıştır. Mahkemelerin  görevi  kıyas  veya yorum ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir (5.12.1977 tarihli, ... E., ... K. sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı)...<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir... <br>Dikkat edilecek olursa Anayasa’daki bu düzenleme hukuk ya da ceza davaları yönünden herhangi bir ayrım gözetmemiş ve uyuşmazlığın doğduğu tarihte bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde davanın, mutlaka bu mahkeme tarafından çözüme kavuşturulması öngörülmüştür. <br>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir. <br>O hâlde yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır. <br>Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir. <br>4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun geçici 1. maddesi; “Aile Mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde, yargı çevresinde ve görev alanına giren sonuçlanmamış dava ve işler, yetkili ve görevli aile mahkemelerine devredilir.” hükmünü içerdiğinden, bu yasal düzenlemeye istinaden diğer mahkemeler, Aile Mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işleri bu mahkemelere devretmiştir. <br>Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.<br>Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) 24.03.2005 tarihli ve 188 sayılı kararında fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri konusunda İstanbul ve Ankara'da kurulup, faaliyete geçirilen fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 551 sayılı Patent Haklarının Korunması, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnamelerinden kaynaklanan hukuk davaları için ihtisas mahkemeleri olarak belirlenmesine, yargı çevrelerinin ise kuruldukları yerin mülki hudutları olarak tespit edilmesine;  fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde, yukarıda zikredilen Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan hukuk davaları için; bir asliye hukuk mahkemesi olan  yerlerde bu mahkemenin, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin yetkilendirilmesine, ilgili mahkemelerin yargı çevrelerinin ise adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verilmiştir. Halihazırda açılmış davaların yeni kurulan mahkemeye devredileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. <br> O hâlde, yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların, istek üzerine veya doğrudan doğruya görevsizlik ya da gönderme kararı ile yeni kurulan mahkemeye gönderilmesine olanak bulunmamaktadır. \" <br>HSK'nın 07/07/2021 gün ve 608 s. kararında 01/09/2021 tarihinden önce açılan davaların da, Konya Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi, bu yönde herhangi bir yasal düzenleme de yoktur. 01/09/2021 tarihinden önce açılan ve derdest olan davaların görevsizlik kararı ile Konya Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi, yukarıda yazılı Yargıtay HGK emsal içtihadında, Samsun BAM . HD'nin ve Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 06/12/2021 gün ... E: ... K. Sayılı emsal kararında belirtilen tabii hakim ilkesine de aykırı olduğundan Mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir. <br>Ereğli (Konya) . Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından daha önce görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle de, mahkememizce karşı görevsizlik kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;<br>1-Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle, davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde dosyanın daha önce görevsizlik kararı veren Ereğli (Konya) (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) . Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, <br>2-Yargılama giderlerinin, 6100 s. HMK'nin 20 ve 331/2. maddeleri uyarınca görevli mahkemesince takdir edilmesine, <br>3-Kararın istinaf yoluna gidilmeksizin kesinleşmesi halinde, Ereğli (Konya) (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) . Asliye Hukuk Mahkemesince de daha önce görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle, olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine, <br>Dair ; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/12/2021<br><br>       Katip                                                                                          Hakim <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9581e3de4c27d171","SID":"7a823fa8a6124a22"}}