{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2020/1190 <br>KARAR NO\t: 2021/3345<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/07/2020<br>NUMARASI\t: 2016/190 E - 2020/358 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 13/12/2021<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında görülen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/7I6 E. - 2010/82 K Sayılı kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine yine aynı mahkemenin 2013/85 E. - 20I5/1038 K. Sayılı kararı ile yeniden karar verilmiş olduğunu ,kararın Yargıtay tarafından onanıp kesinleştiğini, yerel mahkeme tarafından verilen ilk kararda icra takibine konulmasında davacı tarafından 16.03.2010 tarihinde itirazı kayıtla 250.000,00 TL. maddi tazminat, 10.000.00 TL manevi tazminat, 218,000,00 TL. faiz, 1.000,00 TL. masraf, 19.100,00 TL vekalet ücreti ve 3 500,00 TL. harç olmak üzere toplam 501.890,00 TL yatırıldığı, YargıIay I l. Hukuk Dairesinin 2010/8742 Ei. vc 2012/10560 K. sayılı kararı ile yerel mahkemenin kararının bozulduğunu, yapılan yeniden yargılama sonucunda aynı dosyada 2013/88 E. ve 2015/1038 K. Sayılı kararı ile 100.000,00 TL. maddi tazminat, 10.000,00 TL. manevi tazminat, 218.000,00 TL. faiz, 11.550,00 TL vekalet ücreti, I 800,00 Tl., vekalet ücrctinin davalıdan tahsiline, 1.493,00 TL. yargılama giderine karar verildiği, ilk verilen karar ile son verilen karar arasındaki fark olduğundan dolayı ilk karar doğrultusunda ödenen tutardan son verilen karar arasındaki fark için İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün... e. Sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi yapıldığı, yapılan haksız itiraz neticesinde takibin durduğu beyan edilerek açıklanan nedenlerle, haksız itirazının iptali ve takibin devamına ,davalı hakkında %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının davalı ve davacı tarafından temyiz edildiği ve kararın kesinleşmediğinden dolayı ilk ödenen paranın iadesine ilişkin takip yapılamayacağı ve dava açılamayacağı, davacının ilgili karara dayanarak icra takibi yapmak yerine davalı tarafa ihtar etmesi gerekirken bunu yapmadığı, geri ödeme borcu ilk ödeme tarihinden değil ancak geri ödeme borcunun kesin olarak doğduğunun anlaşıldığı veya en azından temerrüde düşürüldüğü tarihten başlaması gerektiği beyan edilerek ,açıklanan nedenlerle, izmir 4. Asliye Ticarci Mahkemesi'nin 2013/85 E. Vc 2015/1038 K. Sayılı kararının temyiz aşamasında olduğu vc kararın kesinleşmediğinden bunun bekletici mesele yapılması, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; yargılamada alınan bilirkişi raporunda hesaplama ve faiz başlangıcı yönünden hatalar bulunduğu,resen hesaplama yapıldığı ,bu gerekçeyle ; <br>1-Davanın kısmen kabulü ile; İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile -asıl alacağa takip tarihinden  itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmek suretiyle- takibin 283.202,74 TL asıl alacak<br>(-124.602,74 TL ilama göre fazla ödenen ana paranın işlemiş faizi, <br>-6.600 TL ilama göre hesaplanan vekalet ücretinin fazla oranının iadesi,<br>-2.000 TL ilama göre fazla ödenen harç ve masrafın iadesi,<br>-150.000 TL ilama göre fazla ödenen ana paranın istirdadı) üzerinden devamına, <br>Aşan istemin redddine,<br>Yasal koşulları oluşmadığından  tazminat isteminin reddine  karar verilmiştir.<br>Mahkemece verilen kararı,davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.<br>1- Davacı  vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece kısmen devamına hükmedilen takip için alacak kalemlerinin  yanlış hesaplandığı, ,hükmedilen alacak kalemlerinin  takip talebinde ve dava dilekçesinde  belirttikleri  alacak kalemlerinden eksik olduğu, gerekçeli kararda ''6.600 TL ilama göre hesaplanan vekalet ücretinin fazla oranının iadesi,'' şeklinde hüküm kurulmuşken takip talebinde ve dava dilekçesinde belirtilen  asıl alacağa oranla fazla hesaplanan vekalet ücreti olan 9.400,00 TL'nin iadesi gerektiği, gerekçeli kararda ''124.602,74 TL ilama göre fazla ödenen ana paranın işlemiş faizi'' şeklinde hüküm kurulduğu, ancak fazla ödenen anaparanın işlemiş faizi olarak  234.845,54 TL nin iadesi gerektiği, mahkemenin ''124.602,74 TL ilama göre fazla ödenen ana paranın işlemiş faizine'' şeklinde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, <br>Asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin  hukuka aykırı olduğu, davaya konu takip talebinde  ana paranın işlemiş faizi için takip tarihi olan 22.12.2015 tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olduğu, vekalet ücretinin fazla oranının iadesi için ödeme tarihi olan 16.03.2010  tarihinden itibaren faiz talep edilmiş, fazla hesaplanan harç ve masrafın iadesi için ödeme tarihi olan 16.03.2010  tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ve fazla ödenen anaparanın iadesi için takip tarihi olan 22.12.2015 tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olduğu, ancak mahkemenin  gerekçeli kararında tüm alacak kalemleri için takip tarihi olan 22.12.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine hükmettiği, söz konusu kararın  fazla ödenen ana para ve fazla ödenen ana paranın işlemiş faizi yönünden yerinde olduğu, ancak asıl alacağa oranla fazla ödenen vekalet ücreti ve asıl alacağa oranla fazla ödenen harç ve masraf yönünden hukuka aykırı olduğu,  asıl alacağa oranla fazla ödenen vekalet ücreti ve asıl alacağa oranla fazla ödenen harç ve masraf bedelinin muacceliyet tarihinin  16.03.2010 olduğu,  söz konusu alacak likit bir alacak olmakla , bu sebeple davalı (borçlu) şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, Ek beyan dilekçesinde;  istinaf dilekçesinde belirttikleri  vekalet ücretinin fazla oranının iadesi yönünden itirazları , ilama göre fazla ödenen ana paranın işlemiş faizi yönünden  itirazlarına  ayrıntılı ek beyanları  sunulmuş, kararın bu yönlerden  usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.<br>2- Davalı  vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemenin  kararının  özellikle “takip tarihinden değil, kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren karar vermesi” gerektiği için hukuka ve Yargıtay’ın yerleşik içtihadına aykırı olduğu,hiçbir biçimde borcu kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin  rıza ve onayı dışında yapılan ve bir ilamın bozulmasıyla ve farklı yeni bir hükmün oluşturulmasıyla sonradan ortaya çıktığı tartışmasız olan bu geri ödeme borcunun, ilk ödeme tarihinden değil ancak geri ödeme borcunun kesin olarak doğduğu tarihten itibaren başlaması gerekirken, ilk derece mahkemesince faizin takip tarihinden itibaren işleyeceğine karar vermiş olmasının  hukuka aykırı olduğu, kararın faiz oranı yönünden yapılan hesaplama yönüden de hatalı olduğu, dosya kapsamında fazla ödenen maddi tazminata ilişkin olarak 16.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek faiz, davacı adi kanuni faiz istemi doğrultusunda “istemle bağlılık ilkesi” gereğince  hesaplanarak karar verilmesi gerekmekte iken, talep dışına çıkılarak karar verilmiş olduğu,ayrıca iyiniyetli olması nedeniyle müvekkilinin  takibe itirazda haklı olduğundan aleyhine değil İİK m. 72/2 uyarınca lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği  ileri sürülmüştür.<br>...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava, yapılan ödeme sonrasında ödeme dayanağı mahkeme kararının bozulması üzerine fazla yapılan ödemenin  iadesi talebiyle yapılan takipte borca  itirazın iptali   talebine ilişkindir.Davanın dayanağı  İzmir 9.İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyasında;   22/12/2015 tarihinde takip  başlatıldığı, borçlu vekilinin yetki itiraz üzerine İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğü'nün... esasına kaydedilen  takip dosyasında;  alacaklısının ...ohumculuk İmalat İthalat İhracat San ve Tic. A.Ş, borçlusunun ...yi Limited Şirketi olduğu, 234.845,54 TL ilama göre fazla ödenen anaparanın işlemiş faizi (22/12/2015 faiz başlangıç tarihli 234.845,54 TL tutarındaki İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/716 e. 2010/82 k.numaralı karara göre fazla ödenen ana paranın işlemiş faizi) , 9.400,00 TL ilama göre hesaplanan vekalet ücretinin fazla oranının iadesi (16/03/2010 faiz başlangıç tarihli, 9.400,00 TL tutarındaki İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/716 e. 2010/82 k.numaralı kararına göre asıl alacağa oranla fazla hesaplanan vekalet ücretinin iadesi) 2.000,00 TL ilama göre fazla ödenen harç ve masrafın iadesi (16/03/2010 faiz başlangıç tarihli 2.000,00 TL tutarındaki İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/716 e. 2010/82 k.numaralı kararına göre asıl alacağa oranla fazla hesaplanan harç ve masrafın iadesi) 150.000,00 TL ilama göre fazla ödenen anaparanın istirdatı (22/12/2015 faiz başlangıç tarihli 150.000,00 TL tutarındaki İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/716 e. 2010/82 k.numaralı kararına göre fazla ödenen ana paranın istirdatı) 5.922,69 TL (%9) işlemiş faiz (değişen oranlarda adi kanuni faizi) olmak üzere 402.168,23 TL tutarındaki toplam alacağın tahsilde tekerrür olmamak şartıyla takip tarihinden itibaren asalı alacağa yıllık %9 oranında ve değişen oranlarda işleyecek adi kanuni faizi, icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili talebi açıklamasıyla 20/01/2016 tarihlinde ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür. Takip konusu ilama ait ,İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/716 esas sayılı dosyasında ;  11/03/2010 tarihli kararı ile, davacısı . ... Ltd. Şti'nin davasının kısmen kabulü ile; 250.000 TL maddi tazminat ve 10.000 TL manevi tazminatın davalısı ....Ltd. Şti'nden tahsiline karar verildiği, anılan kararın bozulması üzerine İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/88 sayılı esası üzerinden 100.000,00 TL maddi tazminatın ve 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verildiği, anılan kararın onanması ve karar düzeltme isteminin de reddedilmesi üzerine 11/04/2019 tarihinde kesinleştiği  anlaşılmıştır.Davacı tarafça, 2007/716 esas sayılı dosyada karar verilmesi üzerine, 16/03/2010 tarihinde 501.890 TL, 17/03/2010 tarihinde ise 1.350 TL'nin davalı tarafa banka havalesi ile ödendiği, 16/03/2010 tarihli dekontta açıklama kısmında \" İzmir 4.Asl.Tic. Mah. 2007/716 E-2010/82 K sayılı kar.ger.asıl alacak 260.000 TL tazm.218.000 TL faiz + 1.000 TL masr. + 19.100 TL vek.ücr. + 3.500 TL peşin harç \" ibarelerine yer verildiği, 17/03/2010 tarihli dekontta ise \"İz.4.Asl. Tic.Mah. 2007/716 2010/82 K.550 harç 800 vekal.\" açıklamasına yer verildiği görülmüştür.. Tarafların dilekçeleri ve beyanlarına göre ,taraflar  arasında, iade borcunun faiz başlangıcı noktasında anlaşmazlık bulunduğu , davacı vekilince ödeme tarihinden itibaren iade borcunun muaccel olduğu ileri sürülmekte, davalı vekilince ise bozma sonrası verilen 2. kararın kesinleşmesi ile iade borcunun muaccel olduğunun beyan edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin ise , her iki taraf iddia ve savunmasından farklı olarak; ilk kararın bozulması ve bozma ilamında, haksız rekabetin varlığı yönündeki kabulün yerinde olduğu, ancak tazminat hesabı yönünden bozma sebepleri bulunduğuna işaret edilerek karar bozulmuş olduğundan ve bozmaya uyulmuş olmakla, davacı tarafça ilk karara binaen ödenen tutara ilişkin sebebin ortadan kalktığı ne var ki iadesi gereken, sebepsiz zenginleşilen tutarın henüz belirlenebilir olmadığı,  özellikle bozma ilamının içeriği itibariyle sebepsiz zenginleşilen tutarın ikinci hüküm tarihi olan 22/12/2015 tarihinde belirlenebilir olduğu, bu kapsamda sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan iade borcunun da bu tarihte muaccel olduğu, davacı tarafça  Karşıyaka 5.Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 17/03/2010 tarihli ihtarnamesi ile iade borcu yönünden davalı tarafa ihtar gönderilmiş  ise de, anılan ihtarname tarihi itibariyle iade borcunun muaccel olmadığı, ihtarnamede \"iadesi talep edilecektir\" ifadesi ile gelecekte yapılacak bir talebe ilişkin olduğu ,bunun yanı sıra davalı tarafın, iade borcu yönünden müvekkilinin iyi niyetli olduğu savunmalarına, 2.kararın yüze karşı verilmiş olması karşısında, itibar edilmemiş, 2013/88 esas sayılı dosyanın karar tarihi olan 22/12/2015 tarihinde davacının iade alacağının muaccel olduğu, ödeme dekontundan, bozmadan, 2.karardan haber olan tarafın, TBK.117/2- son cümle maddesi gereği temerrüdü için ayrıca bildirime gerek olmadığı değerlendirilerek,  buna göre iadesi gereken talepler yönünden re'sen hesaplama yapılarak ,istinafa konu olan  hüküm kurulmuştur.İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/716 esas sayılı dosyasında, 11/03/2010 tarihli ilk kararda 250.000 TL maddi tazminat, 10.000 TL manevi tazminat, 19.900 TL toplam vekalet ücreti, 4.867,00 TL harç ve masrafa hükmedilmişken 22/12/2015 tarihli ikinci kararda 100.000 TL maddi tazminat, 10.000 TL manevi tazminat, 13.300 TL toplam vekalet ücreti, 1.453 TL masrafa hükmedilmiştir.  Buna göre fazla ödenen asıl alacak 150.000 TL, fazla ödenen vekalet ücretinin 6.600 TL, fazla ödenen masrafın ise 3.374 TL olduğu (ancak 2.000 TL talep edildiği)  belirlenmiş, bu tutarlar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Takibe konu edilen \"ilama göre fazla ödenen anaparanın işlemiş faizi\" alacağı yönünden ise 150.000 TL ana paraya ilişkin fazla ödeme olduğu, davacı tarafça ödeme dekontunda faiz alacağı için 218.000 TL ödeme yapıldığı, esasen bu tutarın 150.000 TL için olan kısmının 124.602,74 TL olduğu , 150.000 TL'nin (hükümde belirtilen faiz başlangıcı)-29/08/2006-16/03/2010- (ödeme tarihi)- arası ilamda belirtildiği üzere T.C.Merkez Bankası kısa vadeli iskonto oranına göre hesaplanan faiz tutarının 124.602,74 TL olduğu hesaplanmış,bu alacakların  2. karar tarihi olan 22/12/2015 tarihinde muaccel olduğu Mahkemece kabul edilmiş,bu  tutarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkemece, davacı tarafça ilk karara binaen ödenen tutara ilişkin sebebin ortadan kalktığı, ne var ki iadesi gereken, sebepsiz zenginleşilen tutarın henüz belirlenebilir olmadığı,  özellikle bozma ilamının içeriği itibariyle sebepsiz zenginleşilen tutarın ikinci hüküm tarihi olan 22/12/2015 tarihinde belirlenebilir olduğu, bu kapsamda sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan iade borcunun da bu tarihte muaccel olduğu yönündeki kabul ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.Dairemizce  mahkemenin resen yaptığı hesaplamaların rakamsal denetiminin sonucunda,yukarıda açıklanan tarih esas alınarak yapılan hesaplamalarda  bu yönden de hata bulunmadığı anlaşılmış,bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Diğer istinaf sebeplerinin incelenmesiyle ,  dava ve takip konusu alacak kalemlerinin hesabında ,alacak tutarının belirlenmesi hususu yargılamayı gerektirdiğinden, bu anlamda alacak likit sayılamayacağından  ,bu  gerekçe ile davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de   usul ve hukuka aykırılık görülmediğinden, mahkemece verilen kararda  maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden hukuka aykırılık  bulunmadığından , tarafların  yerinde görülmeyen, istinaf talebinin  HMK 353/1-b-1 maddesine göre reddine karar verilmesi  gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,<br>Davacıdan alınması gereken 59,30 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90 TL'nin davacıdan   ilk derece mahkemesince alınarak hazineye irat kaydına, <br>Davalıdan alınması gereken 19.345,58 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 4.836,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.509,18 TL'nin davalıdan ilk derece mahkemesince  alınarak hazineye irat kaydına, <br>İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler  üzerinde bırakılmasına,<br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere  ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  13/12/2021<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7797f8dc27314eb0","SID":"a81942a83f6f52fd"}}