{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/05/2019<br>NUMARASI<br>DAVA TARİHİ\t: 22/06/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 09/12/2021<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/01/2022<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan kullandığı krediler nedeniyle haksız olarak kredi tahsis ve değerlendirme ücreti tahsil edildiğini, müvekkilinin ödediği bedelin tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ticari kredi kullandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında müvekkilinin ücret talep edebileceğini, yerleşik Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, davacıya sözleşmeyi müzekere etme şansının tanındığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacının davalı bankadan genel kredi ve teminat sözleşmesi adı altında kredi kullandığı, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 7. maddesinde bankanın komisyon alabileceği düzenlenmiş ise de komisyonun hangi oranda tahsil edileceğinin belirlenmediği, yerleşik yargısal uygulamalar doğrultusunda davaya konu döneme ilişkin olarak diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları, kredi sözleşmesi hükümleri karşılaştırılmak sureti ile bilirkişi ek raporu alındığı, alınan raporun dosya kapsamına ve denetime uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin 1.183,71 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 1.183,71 TL'nin %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu doğrultusunda alacağın mahkemenin takdirine bırakıldığı hallerde alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesi olarak salt bilirkişi raporunun sonuç kısmının gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın somut, kesin ve inandırıcı deliller üzerine kurulmadığını, çelişkili durumların aydınlatılmadığını, alınan bilirkişi raporunun hükme esas delil mahiyetinde olmadığını, sınırlı veri ile hareket edildiğini, hesaplamaya ilişkin standart bir oran olmadığını belirten ... bankasının hesaplamada göz önüne alınmadan hesap yapıldığını, bilirkişinin tek bir bankanın verisini ağırlıklı olarak dikkate aldığını, sözleşmenin TBK'nun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, genel işlem şartına aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, bilirkişi incelemesi ile bulunan bir borç için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasaya aykırı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesi kapsamında banka tarafından alınan kredi tahsis ve değerlendirme ücretinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 28. İcra Müdürlüğünün 2015/14549 sayılı icra takip dosyası, takip dayanağı banka dekontları, genel kredi sözleşmeleri, hesap ekstresi, kredi ödeme planları, ... Bankası, ... Bankası, T. ... Bankasına yazılan müzekkere cevapları, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 18/11/2016 tarihli bilirkişi kök, 26/03/2017 tarihli ek rapor, bankacı bilirkişiden alınan 15/10/2018 tarihli kök, 03/05/2019 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır.\t<br>\tDava konusu Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2015/14549 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 11.227,91 TL nakit alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 14/07/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 21/07/2015 tarihinde takibe konu borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiği, itirazın 7 günlük yasal süre içerisinde yapıldığı, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 22/06/2017 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tDavacı vekili 10/03/2016 tarihli açıklama dilekçesinde tüketici kredisi, konut kredisinden kesilen masraf ve faizlerin listesini ibraz etmiş, bila tarihli dilekçesinde ise bireysel krediler için 1.458,52 TL, genel tüketici kredisi 6.341,25 TL kesinti yapıldığını belirtmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi kök raporunda davacıya kullandırılan bireysel krediler nedeniyle 1.165,80 TL, ticari kredi ve borçlu cari hesabından devresi olarak tahsil edilen toplam masrafın 6.341,25 TL olduğu tespit edilmiş, alınan ek raporda da davacının kullandığı ticari krediler nedeniyle 6.341,25 TL kredi tahsis ve değerlendirme ücreti, komisyon ve BSMV tahsil edildiği, bireysel krediler nedeniyle tahsil edilen ve belgelendirilmeyen 1.165,80 TL'nin iadesi gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDava Ankara 6. Tüketici Mahkemesinde açılmış olup, 2015/959 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sırasında 20/06/2017 tarihli celsede 6.341,25 TL yönünden davanın tefrik edildiği, anılan mahkemenin 2017/254 Esas sırasına kaydının yapıldığı, 2017/493 sayılı karar ile de asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği görülmüştür.<br>\tYargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi kök raporunda, eksik belgeler bulunduğu belirtilmiş, ek raporda ise emsal banka uygulamalarının ortalaması alınarak yapılan hesaplama sonucu davacıdan 1.183,71 TL fazla kredi tahsis ve değerlendirme ücreti tahsil edildiği, takip tarihi itibarıyla davacının 485,18 TL faiz alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. <br>\tTaraflar arasında 11/06/2013 tarih ve 500.000,00 TL limitli akdedilen genel kredi sözleşmesinin 6. maddesinde, 18/12/2009 tarih ve 250.000,00 TL limitli akdedilen genel kredi sözleşmesinin 7. maddesinde , 16/01/2006 tarih ve 200.000,00 TL limitli akdedilen genel kredi sözleşmesinin 3. maddesinde davalı bankanın komisyon alacağına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı görülmüştür. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davalının bankanın kredi tahsis ve değerlendirme ücreti aldığını, sözleşmelerde ücret alınabileceğine ilişkin yer alan düzenlemelerin yasaya aykırı olduğunu, haksız olarak tahsil edilen kredi tahsis ve değerlendirme ücretinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi ek raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalı bankanın komisyon tahsil edebileceğine ilişkin hükümler bulunduğu, davalının anılan hükümlere dayanarak davacıdan kullandığı ticari krediler kapsamında kredi tahsis ve değerlendirme ücreti tahsil ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalının kredi tahsis ve değerlendirme ücreti tahsil edip edemeyeceği, tahsil edebilecek ise hangi oran ve miktarda tahsil edebileceği, tahsil edilen ücretin emsal bankalar ile uyumlu olup olmadığı, takip tarihi itibarıyla davacının ödediği kredi tahsis ve değerlendirme ücretinden kaynaklanan alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, alacağı davalıdan talep edip edemeyeceği, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tMahkemece reddedilen kısım davalı vekilinin istinaf itirazı yönünden karar tarihi gözetildiğinde kesinlik sınırında kalmakta ise de, davalı vekilinin, davacı vekilinin istinaf itirazının tebliği üzerine süresinde katılma yoluyla istinaf itirazlarını ileri sürdüğü gözetilerek davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf itirazları incelendiğinde, davalı yan icra takibinde borca itirazının yanı sıra İstanbul İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu belirterek icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir. İtirazın iptali davalarında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, mahkemece İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir.<br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde yetkili mahkeme ve icra müdürlüğü olarak Ankara Mahkeme ve İcra Daireleri, bankanın genel müdürlüğünün bulunduğu yerdeki mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu, kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkilerinin saklı bulunduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tGenel kredi sözleşmeleri ise tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte sözleşmeler olup HMK'nun 17. maddesi uyarınca bu sözleşmelerdeki yetki şartı geçerlidir. Taraflar arasındaki yetki sözleşmesi münhasır yetkiyi içermemektedir. Yetkili icra müdürlüğüne ilişkin seçim hakkı davacıda olup, sözleşmede münhasır olarak belirlenmeyen Ankara icra müdürlüklerinde takip başlatılabileceği gibi banka genel müdürlüğünün bulunduğu İstanbul icra müdürlüğünde ve genel yetkili icra müdürlüklerinde de takip başlatabilecektir. Davacı yan seçim hakkını sözleşmede münhasır olarak belirlenmeyen Ankara icra müdürlüğü olarak kullanmıştır. <br>\tBu durumda mahkemece takibe konu ödemelerin dayanağı olan genel kredi sözleşmelerinde münhasır olarak belirlenmeyen Ankara İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu, itirazın iptali davasında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin dava şartının gerçekleştiği gözetilerek işin esasına girilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDavacı yan işbu dava konusu icra takibi ile genel kredi sözleşmeleri kapsamında bankanın kendisinden haksız olarak kredi tahsis ve değerlendirme ücreti tahsil ettiğini ileri sürerek ödediği kredi tahsis ve değerlendirme ücretinin tahsilini talep etmiştir. Davacı tarafından davalı bankaya ödenen kredi tahsis ve değerlendirme ücreti ise likittir. Bir başka anlatımla takip konusu alacak davalı tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir niteliktedir. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağın likit olduğu gözetilerek davacı yararına İİK'nun 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalı bankanın davacıdan kredi tahsis ve değerlendirme ücreti tahsil edebileceğine ilişkin hükümler yer almakta ise de, bu ücretin hangi miktar veya hangi oran üzerinden tahsil edilebileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda davalı banka ancak emsal banka uygulamaları ile uyumlu olacak şekilde kredi tahsis ve değerlendirme ücreti tahsil edebilecektir. <br>\tDavacı yan sözleşmede yer alan ve davalının davacıdan kredi tahsis ve değerlendirme ücreti tahsil edebileceğine ilişkin hükümlerin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, dava konusu icra takibi ile davalıdan tahsili talep edilen ücret kullandırılan ticari krediler kapsamında tahsil edilen kredi tahsis ve değerlendirme ücretidir. Taraflar tacirdir. Davalı banka kullandırdığı ticari kredi kapsamında yaptığı ... ve işlemler nedeniyle davacıdan ücret talep edebilecektir. Davacı tacir ise basiretli davranmakla yükümlü olup, imzaladığı sözleşmede yer alan hükümlerin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu ileri süremeyecektir. <br>\tYargılama aşamasında emsal banka uygulamaları kapsamında T. ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankası müzekkere yazılmış, ... Bankasına yazılan müzekkereye verilen cevapta emsal teşkil edecek bir işlem bulunmadığı bildirilmiş, diğer bankalar ise uygulamalarına ilişkin miktar ve oranları bildirmiştir. Yargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi ek raporunda emsal banka uygulamaları gözetilmek suretiyle davalının davacıdan 1.183,71 TL fazla tahsilat yaptığı tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.   <br>\tHal böyle olunca, mahkemece emsal banka uygulamaları esas alınmak suretiyle hazırlanan ikinci bilirkişi ek raporunun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu gözetilerek bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gereken 59,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90 TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, <br>\t3-Davalıdan alınması gerekli olan 80,80 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 36,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t5-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 09/12/2021<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03b4e49e955b939d","SID":"1af3eca87244080e"}}