{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2019/3521 <br>KARAR NO: 2021/1695<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/07/2018<br>NUMARASI: 2017/357 (E) 2018/813 (K)<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 16/11/2021<br>Taraflar arasında görülen davada verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla; re’sen dikkate alınabilecek hususlar ayrık olmak üzere istinaf talep ve gerekçeleri ile tarafların ilk derece mahkemesinde ileri sürdükleri iddia ve savunmalar esas alınmak sureti ile  dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı şirketin sahibi olduğu ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket tarafından kasko sigortasıyla teminat altına alınmış olan ... plakalı araca park halindeyken çarpması neticesinde sigortalı araçta oluşan hasarın dava dışı sigortalıya ödenerek haklarına halef olunduğunu belirterek hasar bedelinin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan icra takibine vaki haksız itirazın iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davalının işleteni bulunduğu araç sürücüsünün tam kusuruyla sebebiyet verdiği kazada oluşan hasar bedelini sigortalısına ödeyen davacının, halefiyet hakkına dayalı olarak davalı tarafa başvurmakta haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.060,98 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili, davacının rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, 06.4.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen hasarın TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklı halefiyet hakkına dayalı olarak  kusurlu olduğu iddia edilen davalı araç işleteninden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafın, kaza tarihinde yürürlükte bulunan trafik sigortası genel şartlarının B.4 maddesine dayalı olarak ikame etmiş olduğu bir dava bulunmamaktadır. Kaza tespit tutanağında davalıya ait aracın trafik sigortacısının, davacı şirket olduğu görülmektedir. Bu kapsamda Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine istinaf aşamasında yazılan yazıya verilen 10/11/2021 tarihli cevapta, davaya konu aracın, trafik sigortasını, 28/08/2013-2014 dönemini kapsar şekilde ... poliçe numarası üzerinden düzenleyen şirketin davacı ... şirketi olduğu bildirilmiştir. Davaya konu trafik kazasının, davalı tarafın işleteni bulunduğu ... plaka sayılı aracın, park halindeki dava dışı başka bir araca çarptıktan sonra davacıya kasko sigortasıyla sigortalı bulunan ... plaka sayılı park halindeki araca çarpması şekilinde gerçekleştiği, davacı tarafın, halefiyet hakkına dayalı olarak talepte bulunduğu aracın kasko sigortacısı olmasına karşılık zararın karşılanmasını talep ettiği davalının işleteni bulunduğu aracın da aynı zamanda trafik sigortacısı olduğu, trafik sigortasının bir sorumluluk sigorta türü olarak sigortalının kusurlu hareketleri sonucunda 3. kişilerin uğramış olduğu sigorta konusuna giren zararları teminat altına aldığı, somut olay bakımından davacı ... şirketinin, davalı tarafından işletilen aracın trafik sigortacısı olması münasebetiyle kaskoladığı araca verilen zararı karşılamakla yükümlü olduğu ve TBK’nın 135. maddesinde alacak ve borçluluk sıfatının birleşmesi halinin, borcun sona ermesi sebebi olarak kabul edildiği karşısında, davacı tarafın kaskoladığı araçtan kaynaklı alacaklı olmasına karşılık davalının işleteni bulunduğu araçla ilgili aynı zamanda da işletenin sorumluluğunu üstlenmesi nedeniyle, alacak borçluluk sıfatlarının birleşmiş olmasından mütevellit borcun sona erdiğinden bahisle davanın reddine karar verilecek yerde dosyadan anlaşılıp, itiraz nedeni teşkil eden borcun sona erme hali göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü  uyarınca ilk derece mahkemesi kararı bütünüyle kaldırılmak suretiyle düzeltilerek yeniden esas hakkında kararla davanın reddine, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 5-Alınması gereken maktu harcın peşin alınan harçtan mahsubu ile fazladan alındığı anlaşılan 27,13 TL karar ve ilam harcının davacı tarafa iadesine, İstinaf yargılama giderleri bakımından: 6-İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 7-Davalı tarafça yatırılan 98,10 TL istinaf başvuru harcının davacı taraftan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,9-İstinaf talep eden tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda dava değeri (5.068,98 TL) göz önünde bulundurulmak sureti ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a maddesi gereğince her iki taraf yönünden kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 16/11/2021</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"213344960484871f","SID":"c4bdefc02f30d8f3"}}