{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1494 Esas<br>KARAR NO: 2021/1372<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/10/2020<br>NUMARASI: 2020/391 Esas, 2020/515 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/11/2021<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolunu işletme hakkına sahip olduğunu, davalının ise, işletme hakkı müvekkili şirkette bulunan köprü ve otoyolu kullanan gerçek kişi  tacir olduğunu, davalının, ... ve ... plakalı araçları ile 27.09.2018 - 03.11.2018 tarihleri arasında ücret ödemeksizin işletme hakkı müvekkiline ait olan  Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlı otoyolundan ihlalli geçişler gerçekleştirdiğini, ihlalli geçiş kayıtları, ihlalli geçiş görüntüleri ve provizyon sorgu sonuçlarının içinde bulunduğu DVD'yi delil olarak dosyaya sunduklarını, geçiş ücretleri ve  bu ücrete ait yasal ceza ödenmediğinden   İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının da takibe konu borcun fahiş olduğu gerekçesiyle icra takibine itiraz ettiğini, davalının 3. Köprü ve bağlantılı otoyolundan geçiş yapmadığı yönünde bir savunmasının bulunmadığını, geçiş bedelinin ödendiğine dair  ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davalının da geçiş ücretlerini ödemediğinin sabit olduğunu, icra takibine itiraz eden davalı borçlunun itirazında haksız olduğunu, zorunlu olarak başvurulan arabuluculuk müessesi kapsamında yapılan görüşmelerde davalı ile anlaşmaya varamadıklarını, belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davanın, ihlalli geçişler nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davacının  TTK'nın 18/1 maddesi gereği tacir statüsünde olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı yasanın kapsamı dışında olduğu, davalının araçlarının birinin çekici, diğerinin ise römork olduğu, çekici ve römorkun tüketim amacıyla kullanılmasının imkanı olmadığı, davalının celp edilen sicil kayıtlarının incelenmesinde ticari işletmesinin olmadığı, esnaf ve sanatkarlar odasında kaydının olduğu, işletme defteri tuttuğu, davalı taraf her ne kadar mesleki amaçla hareket etmiş olsa da, karayolu taşımacılığının ekonomik faaliyetinin sermayesinden fazla bedeni çalışmaya dayanması nedeniyle davalının tüketici de olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın taraflarının ve konusunun aynı olduğu bir başka itirazın iptali davasında, asliye ticaret mahkemesi ile tüketici mahkemesi arasında karşılıklı olarak verilen görevsizlik kararları neticesinde, görev uyuşmazlığı hususunda karar vermeye yetkili olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesi, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verdiğinini, davalının araçlarının  tır/kamyon vasfında olduğunu, davalının düzenli ve sürekli olarak taşımacılık işi ile iştigal ettiğini, yargıtay uygulaması gereği bu çeşit araçların niteliği gereği ticari işletme sayıldığını  ve maliklerinin de tacir konumunda bulunduğunu, görevsizlik kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Uyuşmazlık; davalının tacir sıfatına haiz olup olmadığı ve davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğu noktasında toplanmaktadır. Görev, belirli bir konudaki  davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin  bakabileceğini ifade eder.  Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Mahkemenin görevli olması  dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir. (HMK m. 115) 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.TTK m. 4/1-a maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, 6102 sayılı Ticaret  Kanununda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı düzenlenmiştir.6102 sayılı TTK'da ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.TTK m.12 gereği bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına  işleten kimseye tacir denir. Davacı şirketin TTK m. 16 gereği tacir olduğu şüphesizdir. Davalının ise dosya kapsamındaki delillerden şehirlerarası yük  taşıma işini sürekli olarak yaptığı, işletme defteri tuttuğu, iş için römork ve çekici kullandığı sabittir. İhlalli geçiş yapan araçların ticari kazanç elde etmek için kullanıldığı göz önüne alındığında davalının da tacir sıfatına sahip olduğu, uyuşmazlığın tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenler ile mahkemece, görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı verildiğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a.3 bendi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/391 Esas, 2020/515 Karar ve 27/10/2020 tarihli kararının HMK 353/1a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-İstinaf yargılaması aşamasında duruşma açılmadığından istinaf  vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 59,30 TL istinaf maktu karar ve ilam harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1a-3  bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.29/11/2021</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c562d64ddb3c5c65","SID":"cc5bfebc1a69aceb"}}