{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/2050 <br>KARAR NO: 2021/2053<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/11/2020<br>NUMARASI: 2018/909 Esas, 2020/718 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/11/2021<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında  bir eser sözleşmesi akdedildiğini, bu kapsamda davacı şirketin davalı için bir takım mobilya işlerini yaptığını, yapılan işlere ilişkin ayrı ayrı faturalar kesildiğini, faturaların vadesinde ödenmemesi üzerine vade farkı faturası da düzenlendiğini, -davalının toplam 54.945.-TL ye ulaşan  borcu sebebiyle Bursa ...İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının  takibe haksız  biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek  itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili;  taraflar arasındaki  eser sözleşmesinin  doğru olduğunu, ancak davacı  tarafın bazı imalatları eksik ve ayıplı olarak bıraktığını, bu sebeple borçları bulunmadığını, düzenlenen faturaların yapılan  işle uyumlu olmadığını, eserin  henüz teslim edilmediğini,  bazı ürünlerde de  kullanım sırasında ayıplar  ortaya çıktığını, vade farkını kabul etmediklerini, bilakis taahhüt edilen  %10 luk iskontonunu da yapılmadığını   ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece;  taraflar arasındaki cari hesap sebebiyle yapılan ödemeler konusunda uyuşmazlık olmadığı, davacının faturalandırmasına göre ödenmediği söylenen 54.945,09-TL 'lik bedel fazla faturalandırma yapıldığı belirlenen ve ayıplı imalatlar sebebiyle tenzili gereken toplam 69.181,09-TL 'nin altında olduğu, davacı taraf eksik imalat ve fazla faturalandırma sebebiyle hak edişinden daha fazlasını tahsil etmiş bulunduğundan ilave alacak iddiaları haksız bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinafı sonucu Dairemizce yapılan incelemede ; bölüm ve mobilya işlerinin yapılmasına ilişkin taraflar arasında sözlü eser sözleşmesinin bulunduğu tarafların kabulünde olduğu,  davacı yüklenici sözleşme kapsamında kesilen faturaların davalıya tebliğ edildiği süresinde itiraz edilmediği, davalı defterine kaydedildiği idda edilmiş ise de, mahkemece bu iddia hiç incelenip değerlendirilmediği gibi, alınan bilirkişi heyetlerinde bu yönde inceleme yapabilecek bilirkişi görevlendirmediği gibi, alınan raporlarda da bu yönde hiçbir inceleme ve değerlendirme bulunmadığı,  bilirkişi raporları faturalardaki bedellerle, bilirkişilerce belirlenen bedellerin oranında fark olduğu, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak mahkmece bir mali bilirkişi, bir inşaat mühendisi ve bir adet mobilya işlerinden anlayan bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden mahallinde keşifle taraf iddia ve delilleri de değerlendirilmek suretiyle, davacı yüklenici tarafından sözleşme kapsamında talepte bulunduğu işlerin mahallinde yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, davacı faturalarının davalıya tebliğ edilip edilip edilmediği, süresinde itirazda bulunulup bulunulmadığı, davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı incelenerek faturada yer alan ve ifa ile davalıya teslim edildiği ispatlanan işlerin bedeli, faturalara süresinde itiraz edilmemişse, faturalardaki bedellerden, davacının talep edebileceği toplam alacağın belirlenmesi, bu miktardan, davalı tarafça ödendiği ispat edilerek toplam ödemelerin mahsubu, yine mahkemesince yapılan yargılamada 05.05.2015 tarihli keşifle dinlenen taraf tanıklarıyla ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmakla ayıplı işler bedelinin de belirlenmesi, ayıplı işler yönünden mahkemesince bu işler bedeli toplam 2.080,00 TL olarak belirlenmiş ve buna iilşkin davalı tarafça istinaf edilmediği de dikkate alınarak bu miktardan fazla olmamak kaydıyla mahsup edilmesi; davacı yüklenici tarafça vade farkına ilişkin de talepte bulunulmuş ise de taraflar arasında buna ilişkin bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi taralar  arasında süre gelen ticari ilişkide vade farkının uygulandığına dair oluşmuş bir teammülün de bulunmadığı anlaşılmakla, vade farkına ilişkin alacak kalemi dikkate alınmayarak, yapılacak incelemeye göre davanın sonuçlandırılması gerekiken, bu inceleme ve değerlendirme yapılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemece kaldırma sonrası bilirkişi incelemesi yapılmış, raporda davacı ve davalının ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 54.945,09 TL alacaklı olarak gözüktüğü, kayıtların birbirini doğruladığı,  davacının 67.101,09-TL tutarında fazla faturalandırma yaptığını, 4.080,40TL tutarında da eksik imalat bulunduğunu belirtmiştir. 22.07.2020 tarihli ek raporda da BAM kararına göre malzemelerin fatura birim fiyatına göre yapılan hesaplamasında toplam değerinin 227.083,28 TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme kararında; davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların tamamının davalının ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalının davacı tarafından düzenlenen faturaların muhteviyatına ilişkin yasal süreler içerisinde yapılmış açık bir itirazının bulunmadığı hususları gözetilerek, bu miktarın belirlenmesinde davalı defterlerinde kayıtlı faturalarda yer alan birim fiyatlar esas alınmıştır. Zira artık davalı tarafın faturalarda belirtilen birim değerlerin fahiş olduğu iddiası dinlenmez. 05.05.2015 tarihli keşifle dinlenen taraf tanıklarıyla ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmakla ayıplı işler bedeli son alınan raporla 4.801,40 TL olarak belirlenmiş ise de, ayıplı işler yönünden mahkememizce kaldırma kararı öncesi yapılan yargılamada bu işler bedeli toplam 2.080,00 TL olarak belirlenmiş ve buna ilişkin davalı tarafça istinaf edilmediği de dikkate alınarak bu miktardan fazla olmamak kaydıyla mahsup edilmesi gerektiği, BAM kararıyla belirtildiğinden bu miktar ile;  davacı yüklenici tarafça vade farkına ilişkin de talepte bulunulmuş ise de taraflar arasında buna ilişkin bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi taralar  arasında süre gelen ticari ilişkide vade farkının uygulandığına dair oluşmuş bir teammülün de bulunmadığı anlaşılmakla, vade farkına ilişkin alacak kalemi de dikkate alınmayarak 2.194,80 TL vade farkı tutarları mahsup edildiğinde 222.808,48 TL davacı alacağı kaldığı, davacı davalının 381.877,03 TL ödeme yaptığını ifade ettiğine göre davalının ödemesi davacı alacağından fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda davacı ve davalının ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, davacıdan davalıdan 54.945,00 TL alacaklı olduğu davalının ticari defterlerine de faturanın kayıtlı olduğu, faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesinin malın teslim edildiğine karine olduğu, mahkemenin bu hususu atlayarak keşif yapmasının hatalı olduğunu, BA_BS formlarının incelenmesini talep ettik, ama mahkeme bu talebi değerlendirmemiştir. Eserin konusunun taşınır mallar olduğunun, taşınır malların tesliminden 6 yıl geçmesine ve ticari defterler üzerinde inceleme yapılması gerekmesine rağmen mahkemenin keşif yapmasının hukuka uygun olmadığı, davalının ayıp ihbarında bulunması halinde keşif yapılması gerektiği, taşınır malların bir kısmının zayi olabileceği, davalı tarafından saklanabileceği mahkemece göz ardı edildiğini, mahkeme keşif yerinde olmayan 70 adet malları davacının alacağından tenkis edildiğini, davalının 70 adet eksik mobilya teslim  almasına rağmen faturaya itiraz etmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını,  faturalardan malın teslimi belli olduğunu,  davacı eseri teslim ettikten sonra davalı yapı kullanım izni almış ve akabinde davacının yaptığı işlerin bir kısmını yıkarak tadilat yaptığını,  yapının ruhsat projesindeki durumu ile mevcut durumu arasında farklılık olup olmadığı bilirkişiler tarafından tespit edilmediğini, bilirkişi raporlarında esaslı hatalar bulunduğunu,  ek raporda fatura birim fiyatına göre hesaplama yapılarak 222.083,28 TL imalat yapıldığı tespit edilmiş, toplam fatura tutarı 402.137,32 TL den mahsup edildiğinde ilk raporun aksine 67.101,89 TL değil 180.054,04 TL fazla faturalandırma yapılmış gözükmektedir. İki rapor arasında 112.952,15 TL gibi fazla faturalandırma bedeli ortaya çıktığını,  halbuki fatura fiyatlarına göre hesaplamaya yapıldığında ilk raporda 67.101,89 TL olarak tespit edilen farkın daha da düşmesi gerektiğini,  davalı vekili 12/08/2020 tarihli dilekçesinde bile davacının  toplam 404.321,82 TL fatura kestiğini, fatura fiyatlarına göre yapılan hesaplamada davacının 227.083,28 TL iş yaptığını, hesaplanamayan yapıldığı kabul edilen imalatlar eklendiğinde toplam iş bedelinin KDV dahil  353.582 TL olacağı, oysaki davacının 404.321,82 TL fatura kestiği,  aradaki farkın  51.738,85 TL fazla fatura kestiğini beyan ettiğini belirttiğini,  kararda geçen 381.877 TL lik ödeme muavin defterde geçen alacak kayıt toplamı olduğunu,  davalının gerçek ödeme tutarı 316.377,03 TL olduğunu,  dava konusu vade farkı faturası 2.194,80 TL davalı tarafça kabul edilerek ticari kayıtlara işlendiğini,   taraflar arasında bu konuda irade uyuşması olduğunu, davalı taraf süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını,  dairece ayıp ihbarının tanık beyanlarından süresinde yapıldığı belirtilse de keşif tutanağında tanıkların ayıp ihbarında bulunulduğu yönünde beyanları olmadığını,  buna ilişkin dosyada ayıp ihbarı ile ilgili delil ve belge de olmadığını,  2.080,00 TL ayıp tutarının mahsubu hukuka olduğunu, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece keşfen yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacı tarafından yapılan işin miktarı ve bedeli davacı tarafından kesilen ve davalı ticari defterine kaydedilen faturadaki birim fiyatlar ve miktarlar dikkate alınarak belirlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin  sözlü akdi ilişkiye dayanması nedeniyle   işin miktarı ve bedelinin  mahkemece keşfen belirlenmesi doğru olmuştur. Yapılan işin tutarı belirlendikten sonra kabul edilen davalı ödemeleri mahsup edildikten sonra davacı alacağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece vade farkına ilişkin olarak taraflar arasında bu yönde sözleşme ilişkisinin ya da bir teamülün bulunmaması sebebiyle vade farkı faturasının davacı alacağından mahsubuna karar verilmiş ise de; davalının vade farkı faturasına süresinde itiraz etmeyerek içeriğini kabul ettiği bu haliyle de vade farkı faturasının düzenlenmesine yönelik taraf iradelerinin uyuştuğu gözetilerek vade farkı faturasının davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğinden ancak bu halde  dahi alacağın  kendisince kabul edilen 381.877,03 TL ödemeyi geçmediği gözetilerek kararın bu gerekçeyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak davanın reddine   dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE 2-BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/11/2020 tarih ve 2018/909 Esas, 2020/718 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın REDDİNE,  <br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken  59,30 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 703,55 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan  644,25  TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan   319,70 TL yargılama giderinin  davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,  4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca  8.246,71 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı  tarafa İADESİNE, 2- Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 97,70 TL tehiri icra karar harcı,  36,50 TL posta masrafı olmak üzere 296,3‬0 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 09/11/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"896f82a72826b8a3","SID":"df700454f62cbe4a"}}