{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2019/909 <br>KARAR NO: 2021/1165<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2016/902 Esas - 2019/163  Karar <br>TARİHİ: 13/02/2019<br>DAVA: Ticari Şirket  ortaklığından çıkarılma- yönetici sorumluluğu kapsamında tazminat <br>Taraflar arasındaki  şirket ortaklığından çıkarılma ve yönetici sorumluluğu kapsamında tazminat  davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin aile şirketi olarak kurulduğunu, halen şirketin faal olduğunu, davalı ...'nın şirket müdürü olarak görev yaptığı dönemde şirketle ilgili işlemleriyle şirketi zarara uğrattığını belirterek, tespit edilecek zararın davalıdan tahsili ile ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, öncelikle müvekkilinin şirket ortağı olarak ortaklıktan çıkartılabilmesi için genel kurulda karar alınması gerektiğini, bu gündemle yapılan toplantıda karar alınamadığını, bu nedenlerle müvekkilinin ortaklıktan çıkartılmasının istenemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin yönetici olarak eylem ve işlemleri kapsamında şirkete herhangi bir şekilde zarara uğratmadığını, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından davalı aleyhine şirket yöneticisi olduğu dönem itibariyle TTK 644/1-a maddesi yollamasıyla TTK 553/1 maddesi gereğince eylem ve işlemlerinden dolayı şirketi zarara uğrattığından bahisle tazminat davası açtığı, yasal düzenlemeye göre davalı tarafın kusurlu hareketleriyle şirketi zarara uğrattığını davacı tarafın ispatlaması gerektiği, dosyaya sunulan bilirkişi ... tarafından düzenlenen 13/11/2018 tarihli raporda da belirtildiği üzere davalı tarafın yönetici sıfatıyla davacı şirketi zarara uğrattığına ilişkin herhangi bir tespitin yapılamadığı, davalının şirkete ait herhangi bir mal varlığını kendine mal edindiğine ilişkin tespitin de mevcut olmadığı, bu bağlamda davacı tarafın, davalının eylem ve işlemleriyle şirketi zarara uğrattığı hususunu kanıtlayamadığı, ayrıca davalının şirket ortaklığından çıkarılması için herhangi bir haklı nedenin bulunmadığı, kaldı ki şirket ortaklığından çıkarılmasıyla ilgili TTK 616/1-h maddesi gereğince genel kurulda alınmış kararın da mevcut olmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak...\" karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili  tarafından tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin Büyükçekmece Vergi Dairesinin ... vergi  numaralı ve İstanbul Ticaret  Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile  boğazda taşımacılık  ve yemekli eğlence konusunda  taşıma faaliyeti bulunan bir aile şirketi olduğunu, şirketin 20 pay olan hisselerin dağılımının, ... 13 hisseye,  ... 2 Hisseye, ... 2 Hisseye, ... 1 hisseye, ... 1 hisseye ve ... 1 hisseye sahip şeklinde olduğunu, Davalının, müvekkili şirket ortağı olmasının yanında  çeşitli dönemlerde müşterek imzaya yetkili yöneticilik yaptığını, davalı ...'nın  yöneticilik yaptığı dönemlerde şirketin  menfaatlerini korumadığını, müşterek müdürlük yaptığı dönemlerde de  diğer müdürlerin  imzasını taklit ettiğini, şirket gelirlerinden kendi menfaatine uygun bir biçimde yasal olmayan  yollardan harcamalar yaptığını, şirketin diğer müdürü ...'nın  imzasını taklit ettiğini, usulsuz para çektiğini, şirketin sermayesini korumak  için hiç bir yararlı  işlem yapmadığını, şirketi sürekli zarara uğrattığını, Şirket yönetimin değişmesinden sonra, şirketin mali tablolarının  incelenmesinde  şirketin belirli dönemlerde, davalının adına  kayıtsız para çıkışlarının  varlığının tespit  edildiğini, hesaplar üzerinde yapılan  detaylı incelemede şirket  o dönem müştereken şirket  Müdürü ...’nın  kendi hesabına sahte imzalarla  defalarca usulsüzce para   çıkış yaptığı ve usulsüz olarak şahsi hesaplarına para aktardığının tespit edildiğini, ayrıca davalının müdür olduğu dönemde, şirket çalışanı ... ile birlikte hareket ederek şirketin  içini   boşaltmaya çalıştığını, yetkisi olmadığı halde ...'a  şirketi borç altına sokan borçlanma yazısı verdiğini, davalı ile birlikte hareket eden ...'ın şirket  aleyhine açmış  olduğu 750.000.00 TL ana  paralı icra takibine itiraz  etmediğini,  takibin  kesinleşmesine ve ardından şirketin  tüm varlıklarına  haciz konulmasına rıza gösterdiğini, ayrıca her iki  şüpheliye noter  vasıtası ile ihtar  çekildiğini ve usulsüz olarak  tahsil edilen paraların şirket hesabına iadesinin  istendiğini, ancak bu ihtarlara cevap verilmediği  gibi, ihtarların  içeriği de reddedilmediğini (Çorlu ...Noterliğinin 11.01.2016 tarih ve ... Yevmiye ve  Çorlu ...Noterliginin  11.01.2016 tarih  ve ... yevmiye numaralı ihtarlar), davalının, şirket müdürü olduğu dönemde şirketi borç batağına sürüklediğini, ayrıca Maliye Bakanlığı tarafından müvekkili şirkete 1 trilyon usulsüzlük  cezası kesildiğini, Mahkemenin ehil olmayan bilirkişiler aracılığıyla objektiflikten uzak ve her yönü ile yetersiz bir rapor aldığını, bu raporun  alacak kalemlerinin hesaplanması dışında  kalan  hususlarına itiraz edildiğini, ancak mahkemenin itirazlarını reddettiğini, bilirkişinin ve dolayısı mahkemenin de gerekçesinin yerinde olmadığını, bu konuda birden fazla emsal yüksek yargı kararlarının ekli olduğunu belirterek, Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararının kaldırılmasına, talepleri gibi ticaret hukuku ve ticari işletmelerin mali kayıtları konusunda uzman bilirkişi heyeti ataması yoluyla ve taleplerinin hukuki mali yönden değerlendirilmesi için bilirkişi raporu alınarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı limited şirketin ortağı  olan davalının yönetici olduğu dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması ve şirkete verdiği ileri sürülen zararın tazmini  istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe  ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; TTK'nın 640/3. maddesinde düzenlenen haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılma ve ayrıca müdürün sorumluluğu davasıdır. Davacı şirketin altı ortağından birinin davalı olduğu, şirketin 2/20  hissesi bulunduğu anlaşılmaktadır. TTK'nun 621/h maddesi uyarınca bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması istemiyle mahkemeye başvurulabilmesi için, şirkette temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması şart koşulmuştur. Eş söyleyişle TTK'nın 640/3. maddesi uyarınca haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılabilmesi davasının açılabilmesinin ön şartı TTK'nın 621/h maddesi uyarınca usulüne uygun olarak alınmış genel kurul kararıyla  mümkündür  (Yargıtay 11 HD, 08.02.2016 trh, 2016/24-1120 E.K sayılı ilamı) Haklı sebeple ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda TTK'nın 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınması dava şartıdır. Mahkemece dava açılmadan önce genel kurul kararı alınmadığı gerekçesiyle çıkarma davası reddedilmiştir. Dosyanın incelenmesinde davadan önce 29.07.2016 tarihli genel kurulda davalının şirket ortaklığından çıkarılması görüşülmüş ve genel kurulda nisap sağlanamadığından reddedilmiştir. Buna göre mahkemenin çıkarma davası kapsamında verdiği karar isabetli olup, az yukarıda değinilen genel kurul kararı da dikkate alındığında, davacıya bu yönde karar alınması yönünde süre verilmeden sonuca gidilmesinin yasal olmadığı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre bilirkişi raporları takdiri delil olup, mahkemece dosyaya sunul deliller ile davacı şirket ticari defter ve kayıtları ile banka hesaplarındaki davalıya ilişkin hesap hareketleri  kapsamında düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlere göre ve ayrıca gerekçesi yazılarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı vekilinin itiraz yönelttikleri yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Bilirkişi raporunda yer verilen tespitler de gözetildiğinde, davalının dava dışı şimdiki  münferit müdür ... ile birlikte 20.04.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketi müşterek olarak 29.08.2014 tarihli genel kurulda alınan karara kadar birlikte yönettiği anlaşılmaktadır. Davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında davalının müşterek yönetici olduğu 2011, 2012 yıllarında ortaklar hesabının detaylandırılmadığı, 2013 yılında ortaklar hesabında hareket bulunmadığı, 2014 yılında davalının ortaklardan alacaklar hesabı altında önceki dönemde hesaplara işlenmeyen hareketlerin 2014 yılında düzeltme kaydı ile davalı hesabına işlendiği ve borçlu gösterildiği anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi raporunda şirketin  2013 ve 2014 yıllarında önceki yıllara göre cirosunda %6 oranında düşüş olmakla birlikte 2011,2012,2013 ve 2014 yıllarını kâr ederek kapayıp, davacı şirketin gelir durumunda bir olumsuzluk tespit edilmediği  de gözetildiğinde, davalının müşterek yönetici olduğu dönemde şirketi kötü yönetip, zarar ettirdiği iddiası kapsamında açılan tazminat davasının da reddi isabetli olup, aksi yöndeki davacı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İlk derce mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinini istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına; bakiye 14,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 16.09.2021 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. <br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ac19f466306aaf3","SID":"54238b07fbdea283"}}