{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/484 <br>KARAR NO: 2021/112<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2016/738 Esas<br>KARAR NO: 2018/556<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2018<br>DAVA: İtirazın İptali (Hayat Sigortasından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/02/2021<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkilleri murisi olan ve davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan müteveffa ...'nın 17/10/2015 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen \"... Sigortası\" poliçesi kapsamında vefat teminatının sigortalının vefatı sonrası murisleri olarak müvekkillerinin talep ettiğini, davalı sigorta şirketinin bu talepleri cevapsız bıraktığını, bu nedenle alacakları sigorta vefat teminatı bedelinin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra müdürlüğü nezdind emevcut ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafın işbu yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla icra takibine yapılan itirazın iptaline, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; sigortalı müteveffanın sigorta sözleşmesinin başlangıç tarihinden önce gelen ve mevcudiyetinden kanser hastalığı bulunması nedeniyle talep edilen tazminatın reddedildiğini, buna dair çeşitli sağlık kuruluşlarından alınan sağlık raporlarının dosya içeriğinde mevut olduğunu, sigortalı müteveffanın poliçe içeriğinden belirtilmiş olan hastalıklardan sayılan mevcut hastlağını bilgi verme yükümlülüğüne ve beyan esasına göre kendilerine bildirmediğini, bu hususun T.T.K 1435 ve 1439/2 hükümlerinde açıkça belirtildiğini, bu nedenle tazminat taleplerinin reddedildiğini, ayrıca ... nolu yıllık hayat sigortası poliçesinin dain-i mürtehin sıfatıyla ve alacağının teminatı olarak ... Bankası A.O Bodrum-Milas şubesinin bulunduğunu, yargılama neticesinde çıkacak tazminat olursa ödenecek tazminattan sigortalının borçlu bulunduğu anılan banka şubesinin dain-i mürtehin sıfatıyla öncelikli hakkının bulunduğunu,  kredi borç, faiz ve diğer giderler bulunmadığının araştırılması ve borcun ödenip ödenmediğin sorulması gerektiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, müteveffanın aşamalarda büyük kasti ihmalinin olmaması ile birlikte bildirim ve beyan yükümlülüğüne uyulmadığının mahkemece kabul edildiği, davalı sigorta şirketinin de yenileme döneminde sağlık beyan formu almadığı ve bu şekilde eşit kusurlu oldukları kanaatine varılarak  davacının davasının 2004 sayılı İİK md. 67 gereğince \"genel hükümler dairesinde\" ispat edildiği kanaatine varılarak  poliçe teminatının yarısı olan  27.205,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, alacak likit olup davalının takibe itirazı haksız bulunduğundan 2004 sayılı İİK md. 67/2 gereğince davacı yararına icra-inkar tazminatına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı taraf,  müvekkiller murisinden herhangi bir sağlık beyanı bilgisi almaksızın poliçe tanzim ettiğini, dava konusu rahatsızlık poliçe vadesi içerisinde gelişmiş bir riziko olmakla sigortalıya yenilenen poliçelerde sağlık beyanına ilişkin soru ve form da imzalatılmadığını, tüm bunlar değerlendirildiğinde söz konusu rahatsızlığın ve vefatın poliçe tanziminden sonra ortaya çıkmış olması, rahatsızlığa ilişkin teşhis sürecinin netlik kazanmadan ölümün vukuu bulması iş bu sürecin kısa denilecek süreçte gerçekleştiği somut durumda sigortalının olayda kusur ve kastının bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu ancak sigortalının beyan ve bildirim yükümlülüğe aykırı davrandığını, sigorta öncesinden bilinen kanser hastalığı teminat kapsamı dışında olduğunu, ayrıca dain-i murtehin bankaya davaya muvafakatinin olup olmadığı ve bakiye borç tutarı sorulmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davacıların murisi ile davalı arasında arasında düzenlenen \"... Sigortası Poliçesi \" kapsamında murisin vefatından kaynaklanan poliçe teminatının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, müteveffa ... ile davalı şirket arasında 20/04/2015 tarihinde yenilenen ... Sigortası Poliçesi akdedildiği, murisin vefat etmesi üzerine poliçe teminatın davacılardan talep edilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların istinaf sebeplerinin incelenmesinde,  taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce, davada HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler \"tüketici\"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında  kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler \"tüketici işlemi\" olarak kabul edilmiş ve tüketici kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin   görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Davacılar, davalı şirket ile hayat sigorta sözleşmesi imzalayan murisin mirasçılarıdır. Somut olayda uyuşmazlık, bir tarafı tüketici olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, dava 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, 12/07/2016 tarihinde açılmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme, tüketici mahkemeleri olacaktır. (Yargıtay 11.H.D., 10.10.2016 T., 2016/7590 E., 2016/7972 K.) Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince  görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle mahkemece, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca davanın, mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan, usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi hatalı olduğundan  taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin HMK 353/1.a.3 maddesi uyarınca  kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Tarafların istinaf talebinin esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜ ile, HMK'nun 353/1.a.3. maddesi uyarınca İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin  06/06/2018 tarih, 2016/738 esas 2018/556 Karar sayılı  kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 114/1-c maddesindeki görev dava şartı yokluğundan HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca görevsizlik (davanın usulden reddi) kararı verilerek dosyanın görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesi kararı verilmek üzere mahkemesine İADESİNE, 3-Taraflarca yatırılan 98,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca peşin yatırılan karar harcının talep halinde taraflara iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte  ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Gerekçeli kararın  ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonucunda, HMK'nun  362-1-c maddesi uyarınca oy birliğiyle ve kesin olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"deda2913ee620d27","SID":"583b433df12efc42"}}