{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2020/1657 <br>KARAR NO: 2021/330<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/09/2020<br>NUMARASI: 2018/418 E - 2020/482 K<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat <br>KARAR TARİHİ: 09/02/2021<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin  bir dönem ticari faaliyette bulunduğu işyerinde  kurulu olan ... sayılı tesisattan enerji kullandığını, 09/09/2008 tarihinde  taşınarak bu iş yerini ... isimli kişiye  kiraladığını, kiracının  mevcut  bu iş yerini 09/09/2008 tarihinden 04/09/2013 tarihine kadar kullandığını, fakat davalı şirkete  başvuru yaparak aboneliği kendi üzerine geçirmediğini,  bu dönem içerisinde davalı  tarafından  tahakkuk ettirilen 21 adet elektrik faturasını ödemediğini, 2011 yılında elektrik borçlarına af getiren torba yasadan faydalanan kiracının  bu 21 adet fatura borcunun kendi kullanım dönemine ait olduğunu beyanla ,  borcu kendi adına taksitlendirerek elektrik sayacını 29/04/2011 tarihinde kendi üzerine aldığını, ancak  taksitlendirdiği borcu ödemediğini, abonelik  davacı  adına kayıtlı kaldığından davalı kurumun  kiracı olan bu kişiye ait  borcu  davacı  şirket hesabına aktardığını, bu borcun ait olduğu tesisat dışında davacının  faaliyet gösterdiği iş yerine ait borcu olmayan ..., ... nolu tesisatların elektriğini kestiklerini,müvekkili şirketin  baskı altında 40.664,10 TL  ödemek zorunda kaldığı gibi,  bakiye  35.349.- TL  de davalı kuruma borçlu görünmekte olduğunu ileri sürerek , ödedikleri 40.664,10'nin istirdatı ile, kalan  35.349,15-TL'nin toplamı olan 76.476,65 borçtan dolayı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00  borçlu bulunmadıklarının tespitini   talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap  dilekçesinde özetle;  davacı şirketin  aboneliğin 29/04/2011 tarihine kadar devam ettiğini, davacı şirketin 09/09/2008 tarihinde taşınmazdan ayrıldığını, taşınmazı başkasına kiraladığına ilişkin iddiasının davacının borçtan sorumluluğu yönünden herhangi bir geçerliliğinin olamayacağını, abonenin sorumluluğunun fiili kullanıcı ile birlikte müteselsilen devam etmesi gerektiğini,  ... nolu tesisatın aboneliğinin davacı adına kayıtlı olduğundan faturalar onun adına tanzim edilmiş olup yapılan tahakkukların EPDK ve ilgili yasal düzenlemelere uygun olduğunu beyanla , davanın reddini  talep etmiştir.Mahkemece, tahsilat makbuzları incelendiğinde,bu makbuzların dava dışı ...  A.Ş. tarafından düzenlendiği,bu nedenle davacının bölünen şirketin varlığından haberdar olduğu ve davasını bu şirkete yöneltmesi gerekirken davalı şirkete yönelttiği, davalı şirketin davada pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesi ile ,davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Sözkonusu kararı, davacı taraf istinaf etmiştir. Dairemizin 2017/1541 esas numarası üzerinden yapılan istinaf incelemesinde, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin benzer uyuşmazlık ile ilgili olarak  verdiği 8.10.2015 tarih ve 2014/18311 E.-2015/15438 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere,  tedarikçi ve  pazarlayıcı konumunda bulunan  şirketlerin ,dava konusu bedellerin iadesinden  müteselsilen sorumlu oldukları benimsenmiştir. Bu sebeple, her ne kadar  bölünme sözkonusu ise de , davalı ... şirketinin ,dava dışı perakende şirketi ile müteselsil sorumluluğu bulunduğu gözetilmeksizin ,davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, müteselsil sorumluluk ilkesi  dikkate alınarak,davacının istirdat ve menfi tesbit talebine konu ettiği borç miktarlarının,hesaplamaya ilişkin  bilirkişi raporlarının  yerel mahkemece tartışılıp değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiğinden, istinaf konusu kararın ...nun 353/1-a-6 maddesine göre kaldırılmasına,davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilgili mahkemeye iadesine karar verilmiştir. Mahkemece, yeniden yapılan yargılama sonunda ,1-davanın kısmen kabulü ile a)Davacı tarafından ödemesi yapılan 40.664,44-TL borcun dava konusu edilen 10.000-TL tutarında ki kısmına ilişkin  8.815,48-TL tutarın istirdatı ile bu alacağının  davalıdan tahsil edilerek davacıya VERİLMESİNE b)Davacı tarafından  borçlu olmadığı gerekçesi ile tahakkuk ettirilen 35.349,15-TL tutarlı alacağın dava konusu edilen 10.000-TL  tutarında ki kısmına ilişkin  8.441,18-TL'lik davalı alacağı nedeni ile  borçlu olmadığının TESPİTİNE Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiştir. Kararı istinaf eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davada müvekkili şirkete husumet düşmediği,davanın ...'a karşı açılması gerektiği,mahkeme tarafından verilen kararın  eksik inceleme ile tesis edildiği,dosyadaki esasa ve özellikle mahkemece aldırılan 06.05.2019 tarihli ek bilirkişi raporuna ilişkin beyan ve itirazlarının  hiç dikkate alınmadığı, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm tesisinin hatalı olduğu, müvekkili şirketin elektrik tüketim bedeline esas faturaların zamanında ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi nedeniyle gecikme zammından veya faizden müterafik kusurlu olduğu görüşlerine katılmadıklarını , dava konusu borçların tahakkuk tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği nin \" Zamanında ödenmeyen borçlar\" başlıklı  24. maddesi  metninde \"elektriği kesilebilir\" denmekte olduğu, elektriğin mutlaka kesileceği yönünde emredici  bir düzenleme bulunmadığı ,bu durumda öncelikle davacının  kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği için % 100 kusurlu olduğu,bilirlkisi raporunda hesaplama hataları da bulunduğu   ileri sürülerek, kararın kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; Dava konusu edilen borç, dava dilekçesine ekli borç tablosuna göre ,2009/02 döneminden 2010/12 dönemine aittir. ( toplam 76.476,65 TL) , Ek 6. daki borç liştesine ait borcun dönemleri ise ,209/03-2010/08 dir. ( toplam 35.349,15 TL) .Davacı tarafça yapılan ödemeler ile ödenecek borca  ilişkin makbuzlar  ...tarafından  tanzim ve tahsil edilmiştir. Ancak,Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin benzer uyuşmazlık ile ilgili olarak  verdiği 8.10.2015 tarih ve 2014/18311 E.-2015/15438 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, tedarikçi ve pazarlayıcı konumunda bulunan  şirketlerin, dava konusu bedellerin iadesinden  müteselsilen sorumlu oldukları benimsenmiştir.  Bu sebeple, davalı şirketin,  bölünme sözkonusu ise de, perakende şirketi ile müteselsil sorumluluğu bulunduğu dikkate alındığında, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Diğer istinaf sebeplerinin incelenmesiyle,mahkemece yargılama sırasında bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmıştır. Mahkemece benimsenen ve hükme esas alınan  06.05.2019 tarihli raporu  ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalı şirket tarafından davacıya ait abonelik sözleşme tarihi 28.04.2011 olarak bildirilmiş ise de davalı kayıtları ve abone detay bilgilerinden davacının 30.12.2008 tarihli abonelik sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.. Davacının başkasına kiraladığı işyeri aboneliğini kiracı  üzerine geçirmemiş ise de, davacının da  aboneliğini sözleşmeye uygun şekilde  sonlandırmadığı,  davacının dava konusu borçtan dolayı sorumluluğu bulunmaktadır. Yargıtay 3. HD'nin 19.03.2018, 2016/13741 E., 2018/2639 K. Sayılı ilamında vurgulandığı üzere ödenmeyen faturalar nedeniyle,  mevzuat uyarınca  elektriği kesmesi gereken tarihte kesmeyen   davalının tutumunun müterafik kusur teşkil edeceği nazara alınarak, gecikme zammından indirim yapılması gerekeceği,  bu indirim ise en fazla yasal faize kadar olacağı gözetilerek, alınan rapor neticesinde davacı tarafından yapılan 40.664,44-TL tutara ilişkin ödemenin 8.815,48-TL'sinin istirdadı ile 35.349,15-TL tutar için yapılan ödemenin 8.441,18-TL'sinden borçlu olmadığının tespiti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde,vakıa ve hukuki denetim yönünden  usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı  anlaşılmakla ,davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 1.178,80 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 294,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 884,10 TL'nin davalıdan  alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/02/2021</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd3bc0cbbe9889fc","SID":"31257f5816293c11"}}