{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/643 <br>KARAR NO\t: 2020/423<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/12/2018<br>NUMARASI\t: 2018/316 Esas - 2018/1237 Karar<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2020<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı  dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili tarafından   Beyoğlu .... Noterliğince düzenlenen 31/08/2007 tarih ve ... yevmiye sayılı taahhukkanemeye dayalı olarak tasfiye sonucu kapanın ...San ve Tic. Ltd. Şti hakkında İstanbul 21 Asliye Hukuk mahkemesinin 2017/357 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, yargılama aşamasında davalı şirketin usulsüz olarak tasfiyesi nedeniyle taraf teşkili sağlanamadığını belirterek, şirketin ihyası ile yeniden ticaret sicil müdürlüğüne kaydına karar verilmesi konusunda İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu ve ihyası istenilen şirketin tasfiye memuru aleyhine talepte bulunmuştu.<br>CEVAP : Davalı İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu vekili cevap dilekçesinde ve özetle; tasfiye memurları tarafından tasfiye prosödürünün eksik bırakılmasının tasfiye memurunun sorumluluğundan olduğunu, müvekkili sicil müdürlüğünün iddia edilen eksik işlemleri tespitinin mümkün olmadığını, yasal hasım konumunda olduklarından yargılama giderleri ile sorumlu  tutulmaları gerektiğini, tasfiye memurunun yasaya aykırı işlemleri ile şirket kayıtları terkin edilmiş ise terkin işleminin iptali ve şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, mahkemenin bu konuda vereceği karara sicil müdürlüğünün uyacağını bildirmiştir.Davalı  ... cevap dilekçesinde ve özetle; tasfiye memuru olan müvekkili tarafından tasfiye işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılarak sonuçlandırdığını, şirket genel kurulunca 02/05/2017 tarih, 2017/01 sayılı karar ile tasfiye sonu bilançosu kabul edilerek, müvekkilinin ibra edildiğini, buna ilişkin kararın 10/05/2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak kaydının silindiğini, somut olayda TTK 547.maddede belirtilen ek tasfiye koşullarının oluşmadığını, taahhütname tarihi itibarıyla davanın zaman aşımına uğradığını, davacıya arsa bedeli ödenip, taşınmazın devir ve temliki yapıldığından taühhütnamenin yok hükmünde olduğunu, 818 sayılı BK. 126/4 ve 6098 sayılı TBK 147/6 maddesi gereğince eser sözleşmesinden doğan haklar 5 yılda zamanaşımına uğradığından şirketin ihyasını gerektiren alacağın zaman aşımına uğradığını bulunmadığını belirterek, davanın haksızlığını savunmuş ve reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece;, İhyası istenilen şirket tasfiye suretiyle sicilden terkin edilmiş olduğu; Terkin işleminden sonra adı geçen şirket hakkında açılmış dava bulunduğu, bu durumda taraf teşkilinin sağlanması bakımından ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu ve bu nedenle şirketin belirtilen işlemlerle sınırlı olmak üzere ihyasının gerekli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin  İstanbul 21 Asliye HukukMahkemesinin 2017/357  E sayılı dosyasındaki işlemlerine münhasıran ihyasına karar karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasfiyenin usulüne uygun olarak yapıldığını, alacaklılara çağrı yapıldığını ancak davacı bir alacak kaydında bulunmadığını, ek tasfiyeyi gerektirecek gerekçelerin olayında mevcut olmadığını, taahhütnamenin varlığı kat karşılığı inşaat sözleşmesine bağlı olduğundan taahhütnamenin yok hükmünde olduğunu,  eser sözleşmesinden doğan alacakların beş yıl içinde zamanaşımına uğradıklarını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>GEREKÇE \t:Dava,, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru  tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince \"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri   düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran   fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda   bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına  imkan sağlayarak   tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir. Somut olayda ihyası talep edilen ...Sanayi ve  Tic. A.Ş 'nin  İstanbul  Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde   kayıtlı iken  tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının, 04/05/2017  tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan  İstanbul 21 Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin 2019/357 Esas sayılı dosyası ile talebe konu şirketin Beyoğlu .... Noterliği tarafından düzenlenen ... Y.No lu ve 31/08/2007 tarihli taahütnamesine istinaden açılan  alacak davasının derdest olduğu,bu hale göre davacının anılan mahkemede açtığı derdest dava nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki  hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve  şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde  ileri sürülen  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Buna göre  tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada  tasfiye sürecinden sorumlu olan  tasfiye memurunun    HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle istinaf sebepleri yerinde görülmeyen davaıl tasfiye memurunun  istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Yargıtay 11. HD nin yerleşik uygulaması gereği tüzel kişiliğin ihyası davalarında istinaf incelemesi neticesinde temyiz yolu açık olarak hüküm  verilmekte iken; Yargıtay HGKnun 2017/11-2924 esas 2018/1935 karar sayılı ve 13.12.2018 tarihli ilamı ile  şirket davalarında yargılama usulünün düzenlendiği TTK 1521. maddesin de açılacak davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağı, HMK nun 382. maddesinde bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tesbiti için belirtilen ölçütlerden \"ilgililer arasında ki uyuşmazlık olmayan haller\" ve \"ilgililerin ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı  haller\" şeklinde belirtilen ölçütler dikkate alındığında, ek tasfiyenin çekişmesiz yargı işi olduğu\" nun tesbit edilmesi ve bu tesbitlerin benimsenmesi nedeniyle,  çekişmesiz yargı işlerinde temyiz yolu açık bulunmadığından kesin olarak karar verilmiştir. <br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davalı tasfiye memurunun  istinaf başvurusunun HMK 'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tasfiye memuru  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar  harcının Hazineye irad kaydına,\t3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere   oy birliği ile karar verildi. 10/12/2020<br>\t\t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86ba44666ebd6a9f","SID":"898b196d5a9da5c1"}}